Fetva Meclisi
Soru
Peygamber efendimiz bizim sünnet niyetiyle kıldığımız namazlara nasıl niyet ederdi?
Cevap
Benzer fetvalar
Niyet, namazın şartlarından biridir. Niyet, kalbe ait bir iş olup, kişinin bir şeye karar vermesi, hangi işi ne maksatla yaptığını bilmesi demektir. Namazda muteber olan, kalpteki niyettir. Niyetin dil ile söylenmesi müstehap olmakla birlikte söylenmediğinde de namaz geçerli olur. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/46) Farz ya da vâcip namaz kılan bir kişinin hangi namazı kıldığını tayin etmesi gerekir. Sünnet namazlarda ise hangi vaktin sünneti olduğunu belirlemesi şart değildir.(Şürünbülâlî, Merâkı’l-felâh, 85)
Aleykümselam.Böyle bir şeye gerek yoktur. Bütün nafileler, önce veya sonra gibi ayrıntılara gerek olmadan 'nafile' niyeti ile kılınabilirler.
Evet, dille niyet yoktur. Ama yapılmasının sakıncası da yoktur.
Selamünaleyküm. Kaza olarak niyet edilen namaz Sünnet namaz yerine geçmez.
Namaza niyet, kişinin hangi namazı kıldığını bilerek namaza durmasıdır. Sizin zikrettiğiniz şekilde sesli yapılan niyet, niyetin esası değildir. Şöyle de diyebiliriz: Namaza durduğunuzdan itibaren herhangi bir an, hangi namazdasınız sorusuna hemen şu namaz diyebiliyorsak namaz ve niyet tamam demektir. Allah kabul etsin.
Evet, yatsı namazının ilk sünneti öğlen namazının ilk sünneti gibi sabit değildir. Ama yatsıdan önce sünnet kılınmaz diye de bir kural yoktur. Zaten ilmihal kitaplarımızda o sünnet için GAYR-I MÜEKKED yani daha zayıf bir sünnet diyebileceğimiz ifade kullanılmıştır. Neticede bir sevap toplama yarışında olduğumuza göre böyle bir tartışma gayet yersizdir. Kılan kılsın, kılmayan kılmasın ama birbirimizle uğraşmamızı gerektirecek konu olmamalıdır.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Teheccüdü uyuduktan sonra uyanıp kılmak esas olandır. İmsaktan önce ne zaman kılınsa yine teheccüd olur inşaallah.
Önce kendini iyi bir mü'min olarak yetiştirmeyi düşünmelisin. Kendini yetiştirmen işi aslıdır. Sen iyi yetişmiş biri olunca işler senin etrafında kendiliğinden yığılacak zaten. Sen vakit ve gündem sıkıntısı çekmeyeceksin. Şu anda adeta tepeden inmeye çalıştığın için önün karıştı. Kendini yetiştirmen şöyledir: - Haramlardan korunmuş olarak yetiş. Hiçbir harama bulaşma. - Üzerinde Allah'ın farzlarından bir farzın esikliği bulunmasın. Bütün farzları yerine getir. - Başta anne baba olmak üzere insanlarla sorunlu olma. - Bulunduğun alanda vasıflı biri olarak yetiş. - Mü'min kardeşlerinle ilişkilerin güzel olsun. Bir kardeş grubun muhakkak bulunsun. - Din ilimlerinden zorunlu denen ilimleri öğren.
Dediğiniz gibi bir durum, yapmanız gerekendi.
Eş adayınızı böyle bir konuyu önceden görüşme ve görüşünü belirtme hakkı vardır. Sakın bu konuda net bir karar vermeden evlenmeyin, sonradan anlaşma yapamazsınız, şimdi ne konuşursanız o kalır. Bizim kanaatimiz, aile mutluluğuna sahip çıkmanın ilimden de önce geleceği şeklindedir.
Kastınız tam anlaşılamamıştır. Eğer 'okulda öğrendiklerimizi özel vakıfta ders olarak vermek' ise kastınız bunun yapılmasında bir sakınca olmaz. Aldığınız bilgi size, onu kimseye öğretmeyeceksiniz diye verilmiyor. Sizin de onu başkalarına öğretmenizde sakınca yoktur.
Esasen bu hoş bir şeydir. Bu sizde ilerlerse bir çeşit evham olabilir. Zaman zaman meal okuyun ama okuduğunuz üzerinde keşifler yapmış havasına girmeyin. Okuyun bir şeyler hissettiğinizde o bölümün tefsirini okuyun. Tefsir okumadan zihninizde oluşturduğunuz keşif ve rahatlamalar sizi aleyhinize olacak neticelere sevk edebilir. Kur'an'ımız hacmi ağır bir kaynaktır, usulsüz kullanıldığında umulmayan ve beklenmeyen sonuçlara da sevk edebilir.