Fetva Meclisi
Soru
Bir camide namaz kılmıştım. Farzı kıldıktan sonra, tesbihatı ve duayı beklemeden camiden çıktım. Daha sonra o camide beni gören bir beyefendi, duayı beklemeden camiden çıkmamın büyük hata olduğunu söyledi. Ücret almadan giden işçi gibi sayılmış olduğumu vurguladı. Söylediği doğru mudur?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Bu şikayette biz de varız. İmamlarımızın 'imam' vasfını hak edip etmediklerini düşünmeleri gerekmektedir. Bu hususta hepimizin namaza sahip çıkması gerekir. Başta diyanet olmak üzere sesimizi yükselterek gerçek namaz kalitesine ulaşmak için istekte bulunmalıyız. Muhatabınız biz değiliz ama biz size destekçiyiz. Kırıp dökmeden ikaz etme vazifemizi de unutmayalım. Yine bereket versin ki siz, farzları düzgün kılabiliyorsunuz. Bereket...
1- Kesinlikle namazların camide kılınması gerekmektedir. Ama bu kesinlik farzlar içindir. Eğer daha müsait bir yeriniz varsa sünnetleri orada kılın ya da camide kılın cemaate bağlı kalmayın. İmam selam verdikten sizin cemaate bağlı kalmanız gerekmiyor. 2- Ne yazık ki, imamlarımız ve müezzinlerimiz umumen, bulundukları noktanın kıymetini takdir etmekte zorlanmaktadırlar. Onlar da insan olarak irşad edilmeye, ikaz edilmeye muhtaçtırlar; incitmeden, kırmadan, bilgiçlik taslamadan, hocaları birbirine kırdırmadan ikaz etmek, emri bilmaruf yapmak kaçamayacağımız görevlerimizdendir. ona da dikkat edelim. Allah'a emanet olunuz.
Camiden vazgeçme. Ön sünnetleri farzdan sonra kılabilirsin. Bu konuyu imamlarla veya diğer insanlarla konuşmaya gerek yok, şevkin kırılır. İYİ BİR NAMAZ İÇİN İYİ BİR MÜCADELE GEREKEBİLİR. Allah yardımcımız olsun.
Hayır. Sünnet namazların yeri ile farz namazların yeri aynı değildir. Farz namaz, sadece sevap elde etmek için eda edilen bir ibadet değildir. Farz namazda ana maksat, Allah’ın kesin bir emrini yerine getirmektir. Bu emir yerine getirilirken de sevap elde edilmiş olmaktadır. Sünnet namazlarda ise durum böyle değildir. Sünnet namazlar daha çok sevap kazanmak için kılınmaktadır. Terk edildiğinde sevaptan mahrumiyet söz konusudur. Genel olarak sünnet namazların kılınmasını şu çerçevede değerlendirmemiz uygundur: a- Fıkıhtaki adıyla nafile namazlar (halk dilinde sünnet namazlar ifadesi de aynı anlamındadır) her şeyden önce, Allah adına tavsiyelerde bulunan Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin tavsiye ettiği ibadetlerdendir. Yani nafileler ibadettir. İbadet bizim yaratılış maksadımızdır. Emredilmemiş, tavsiye ve teşvik noktasında tutulmuş olması, Allah’ın kullarına rahmetinden dolayıdır. ‘Emir’ dairesinde olmamaları, değersiz görülmelerine neden değildir. Rabbimiz lütfedip, onları da kılacaksınız dememiştir. Deseydi, namaz yükümüz kat kat olacaktı. Belki de o yükün altında ezilecektik. b- Nafile namazlar, farz namazların öncesinde ve sonrasında kılındığında farzlar için ‘namaza giriş/çıkış’ görüntüsünde oldukları için adeta bir hazırlık ve farzı daha uygun bir ortamda eda etmeye yardımcıdırlar. Bu anlamda, nafileleriyle namaz kılanla, nafilelerden tecrit edilmiş olarak namaz kılan arasında belki gözle görülemeyecek çapta, ama bir fark muhakkak vardır. Ve bu fark namaz kılanın aleyhine bir farktır. c- Farzların önünde ve ardındaki nafilelerin dışında kalan nafilelerde ise durum daha farklıdır. Sadece farz namaz zaviyesinden yirmi dört saati incelerken günü beşe bölebiliriz. Nafile uygulamasıyla beraber bu bölme daha yüksek rakamlarla olur. Namaz gibi huşu gerektiren bir ibadet ciddiyetiyle günün taksim edilmesi ve edilmemesi arasında önemli farklar vardır. Bu fark kulun, günü değerlendirmesine muhakkak yansıyacaktır. d- Nafile namazların ‘Sünnet’ sınıfında anılmaları, ilk anda Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemi çağrıştırmaktadır. Bir namazın, Sünnet adıyla anılması, ihmal edilmesinde sakıncasızlığı çağrıştırıyorsa bu nübüvvet makamına karşı algılama hatasına neden olur. Aslında hiçbir Müslüman bu hatayı kabullenmez. Bu nedenle, kılınmasında ihmalkârlık yapılsa bile, bazı namazların Sünnet adıyla anılmasını, hafife alma nedeni olarak görmek yanlıştır. e- Mümkün olduğu kadar nafile namaz kılmayı hedef olarak benimsemek en doğru olanıdır. Hedef fazlaca kılmak olmalıdır. Ancak nafile namaz kılma hedefi, bir farzın ihmaline, ertelenmesine neden olmamalıdır. Çünkü farzlar, nafilelerden öncedir ve önemlidir. f- Nafile namazlar, Şeriat’ın temel ilkeleri dışına taşamaz. Nafile, kulların da belirleyebileceği kurallar anlamında değildir. Dolayısıyla bid’at olan hiçbir ibadet görüntülü eylemin değeri yoktur. Bunu da bilmek gerekir. Bilhassa, belirli gecelerde ihdas edilen namaz türlerinin ne kadar Sünnet asıllı olduğu titizlikle araştırılmalıdır. Din ilave kabul etmez. En az eksiltme kabul etmediği kadar, ilave de kabul etmez.
Bu saydığınız şeyleri yapan, İslam dışı bir şey yapmış olmaz. En az sizin kadar o da İslam’a ait olanı yapmıştır. Onların aşırılığı, bu yaptıklarını “tek doğru gerisini batıl” görmeleri olur. Sizin yanlışınız da onlara “Müslüman olmayan birine bakar gibi” bakıyor olmanız olur. Onlar bildiğini yapsın, siz, biz bildiğimizi yapalım. Allah Teâlâ ise kim daha iyi iş yaptı ise kim ihlaslı yaptı ise onu kabul edecek. Değerlendirmeyi Allah’a bıraksak hiçbir sıkıntı olmaz.
Selamünaleyküm. Düzeltme gayreti içinde olduğunuz sürece namazınızda bir sakınca yoktur. Siz bilerek yapmıyorsunuz bu hataları, kılmaya devam edin, öğrenmeye de devam edin.