Fetva Meclisi
Soru
Ben öğrenciyim, aynı zamanda spor yapıyorum. Elhamdülillah beş vakit namazımı hiç kaçırmıyorum. Ancak spora başladıktan sonra, akşam namazı kısa vakitli olduğu için onu yatsı vaktinde cem ederek kılmaya başladım. Spora kendi isteğimle gitmedim; ailemin zorlamasıyla gitmek mecburiyetinde kaldım. Namaz kıldığım için ailemle zaman zaman, “Sen hep namaz mı kılacaksın?” gibi tartışmalar yaşadık. Sanırım ibadetlerimi yoğun şekilde yapmam -teheccüd, Kur’an okuma vb.- ve onların namaz ehli olmamaları sebebiyle, namaza karşı dahi saygısız ifadeler kullanabilecek bir hâle geldiler. Ben hiçbir iş yapmayıp sadece ibadet edeceğimi söylemedim. Ancak sporun namazlarımı aksatacağından endişe ettiğim için gitmek istemediğimi söyledim. Fakat bunu açıkça, “Namazlarımı kaçırmamak için gitmek istemiyorum.” şeklinde ifade edemedim. Şahsıma yapılan hakaretler bir yere kadar; ancak İslam’a yapılan saygısızlıkları kaldıramıyorum. Anne ve babam da olsalar bazen karşılık veriyorum. Bu durumda nasıl davranmam gerekir? Ayrıca cem etmek de içime sinmiyor. Çünkü ortada zaruret sayılabilecek bir durum olmadığını düşünüyorum. Akşam namazını yatsı vaktinde cem ederek kılmak, namazı bir nevi kazaya bırakmak gibi olmaz mı? Ben namazlarımı tam vaktinde kılmak istiyorum. Namazlarımı aksatacak bir duruma daha fazla karşı çıkmayıp boyun eğmem sizce doğru mu oldu?
Cevap
Benzer fetvalar
Kızım, asla namazı bırakma alternatifini düşünme. Belki de senin kılacağın namazlar çok daha sevaplı olacak. Anne ve babanı karşına alacağın bir söz ve davranışa da yanaşma. Allah'ın sana emrini kimse ile pazarlık etme. Kimseyi de incitme. Arada biraz yorulabilirsin ama kazancın çok olur. Sabırlı ol. Tamamını kılamadığın zaman kılabildiğini kaçırma sakın. Sonunda kazanacağın bir mücadele içindesin. Yılma sakın. Allah yardımcın olsun.
1- Anne babanızın size karşı tutumu ne olursa olsun sizin onlara EN İYİ EVLAT muamelesi yapmanız gerekiyor. 2- Bu yaptığınız ibadettir. Nasıl ibadetler bizim zevklerimize göre belirlenmiyorsa bu da sizin hoşlanmadığınız şekilde yürüyebilir ama siz ecir kazanacaksınız. Muhakkak kazanacaksınız. 3- Sıkıntınız artarak devam edebilir. bu ecrinizin de artacağını gösterir. Ecrinizin artacağı sürece girmeniz, bir önceki süreçten kazandığınızın işaretidir. 4- Böyle bir süreci yaşamasanız Allah Teala, muhakkak sizi başka bir şeyle imtihan edecekti. Çünkü hayat imtihandır. Asla yılmayın, sabredin kazanın. Allah işinizi kolay etsin.
Yavrum, bu ikisini bir arada pek az insan görebilmiştir. Böyle bir boş temenni ile vakit geçirme sen. Aksine şöyle yap: 1- Anne babanın önünde mükemmel bir evlat ol. 2- Din hususunda onlara tepeden öğüt veren durumda olma. Zamana yay, sabırlı ol. 3- Emelini beslediğin gayen uğrunda onların desteği ile değil kendi aşkınla ve heyecanınla yol almaya bak. Onlar da seninle olursa ne ala, olmazsa sen kazanırsın. 4- Netice olarak sen ve ailen iki ayrı grup olsanız da sen iki grubu da yürütmek zorundasın. İmtihan böyle bir şeydir güzel kardeşim. Allah yardımcın olsun.
Aleykümselam. Bir kere şu andaki namazlarınızı ihmal etmeme ciddiyetiniz güzel, bunu sakın bozmayın.İkinci olarak da teheccüd yerine kaza namazı kılın. O vakti kazalarla geçirin. Biliyorsunuz sadece farzları ve vitri kaza edeceksiniz.Üçüncü olarak da program sürdürmekte zorlanıyorsanız şöyle yapın: Programsı olarak kılabildiğiniz kadar kılın. Ara sıra da olsa kaza borcunuzu unutmayın. Elinizdeki borç cetvelini de kaybetmeyin. Kıldıkça ondan düşün. Gerekiyorsa bir süre kaza kılmayın ama sakın umudunuzu yitirmeyin. Onun kazası olmaz dikkat edin.
İman eden her insan, namazın karşısına hiçbir engeli çıkarmayacağına söz vermiş sayılır. Rabbimizin kuluna ilk hesabı namazdan olacaktır. Namazın hesabı verilmeden de diğer amellerimiz ne kadar iyi olursa olsun geçilmeyecektir. Namaza karşı gevşekliğin, -Allah korusun- dinden soğumaya bile götürebileceğini unutmamak gerekir. Kaldı ki yabancı bir ülkedesiniz ve bu sizin daha da hassas ve ciddi olmanızı gerektirir. Ortam ve çevre olarak namaz ehli olanların daha az bulunduğu hayatı yaşıyor olabilirsiniz. Ancak bu asla bir mazeret ve gereçle değildir. Çok acil olarak tevbe edip geçmişi de kaza etmeye karar verin. Namaz üzerinden tartışmaya bile yanaşamayız. Zaten her genç namazını kılar, ihmal etmez diye bakarız. Çünkü iman ettik, namazı da kılmaya söz verdik demektir. Bu hassasiyeti kazanabilmek için; 1.Namazlı arkadaş grubu: Böyle arkadaşlar size hatırlatıcı ve toparlayıcı olacaktır. Eğer böyle bir kişi etrafınızda yoksa bile Allah’tan bunun için yardım isteyin. 2.İlim Meclisi: Muhakkak iyilerle, namaz ehli insanlarla beraber olup haftalık hadisi şeriflerle ihya olmak iyi gelecektir. 3.Dillendirmemek: “Namazımı kılamıyorum, aksatıyorum” gibi sözleri kendinize bile itiraf etmeyin. Bunu zihninizde normalleştirmekten de Allah’a sığının. 4.Dua: Şeytanla girilen her mücadelede düştüğümüz yerden kalkmayı becermek zorundayız. Yılmadan, usanmadan bu mücadeleye devam edeceğiz. Allah-u Teâla’dan namazda ölene kadar devamlı olmak için bolca dua edin. Çünkü her ibadet ancak Rabbimizin dilemesiyle gerçekleşecektir. 5.Tevbe: Düştüğünüz bu hatadan dolayı mümkün olduğunca kendinize hatırlatmada bulunun ki bu durum sizi tevbeye sevk etsin. İhmalkârlık ve kazaya bırakmış olmak en büyük tevbeyi gerektiren önemli hususlardandır. Rabbim namazı dosdoğru kılanlardan eylesin bizleri.
Baban sana bir kız çocuğu olarak namaz kılmanı yasaklarsa asla ona itaat etme, namazını kıl. Baban camiye gitmeni men ederse ona hakkı vardır. Camiye gitmeyin evde kılacaksın. Annen olmadan tek başına gitmen de yanlıştır.