Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben plastik cerrahi dalında uzmanlık yapacağım Allah nasip ederse. Sizden ricam bir ön bilgi olarak dinimiz, insan derisinin onarılmasına, deri nakledilmesine ne kadar izin veriyor, yama caiz mi, nakil olur mu gibi soruların cevabı nedir?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Organ nakli hususunda, muasır fukahanın yapmış olduğu toplantılardan çıkan sonuçları şu şekilde özetlememiz mümkündür: 1- İnsanın kendi bünyesinden bir parçayı başka bir yere nakletmek caizdir. Bu tedavinin, daha ağır bir zarar oluşturmama şartı vardır. Meselâ, koldaki bir arızayı gidermek için ayağından nakil yaparken ayağın felç olmasına neden olma gibi bir durum olmamalıdır. 2- Bir insandan başka bir insana nakil yaparken yenilenen parçalar nakledilebilir. Kan yenilenen bir parça olduğu için nakli caizdir. Verenin bağış yapma ehliyetine haiz olması gerekir. 3- Yaşayan bir insandan organ almak, o organın alınması ile verene eksiklik getirecek bir alma ise bu haramdır. Yedeği bulunan bir organ ise birinin alınması hususunda fakihler arasında farklı görüşler vardır. 4- Ölümü gerçekleşmiş bir insandan diriye nakil yapmak ise varislerin izni veya ölmeden önce kişinin bunu vasiyet etmesi ile mümkündür. 5- Bütün bu işlemlerin hiç birinde ticari bir işlem bulunmamalıdır. İnsan üzerinden ticaret haramdır. Sadece tıbben gereken masraflar karşılanabilir, insan organına değer takdir edilemez.
Tıp baştan sona mübarek bir ilimdir. Bazı alanlarının caiz olmayacak şekilde kullanılabiliyor olması bu mübarek olmayı değiştirmez. Sizin sakıncalı bulduğunuz kimi uygulamalar caiz olarak da kullanılabilir. Siz mü'min bir doktor olarak kalıp Allah’ın hükümlerine sadık kalarak iş yaptığınız sürece bereket sizinledir. Haramın önünde dik durabildiğiniz sürece siz ibadet hâlindesinizdir. Konuya tıbbın o alanının hatalı kullanılması penceresinden bakmadan önce sizin imanınızın ve ciddiyetinizin sürekliliği ve sarsılmazlığı penceresinden bakın. Allah yardımcınız olsun, işiniz asan olsun. Âmîn.
Rabbimiz evlatlarınızı en güzel şekilde yetiştirmenizi nasip eylesin, anneliğinizi mübarek kılsın. Allah Teâlâ’nın yaratmış olduğu fıtratı bozmak caiz değildir. Birilerinin göğsüne kıyas ederek kendisini küçük ya da büyük göğüslü olarak nitelendirmesi de mümine yakışmayacaktır. Göğüslerde bir rahatsızlık, anormallik veya anne olduğunda emzirememe gibi bir durum olduğunda tedavi amaçlı müdahaleye dinimiz izin vermektedir. Bunun dışında kadının kendisini kötü hissetmesi, daha güzel görünmeyi istemesi gibi gerekçelerle bu operasyonu yaptırmak caiz değildir. Ancak ameliyat dışında sağlığa zarar vermediği sürece ilaç kullanımı, takviye gıdalar kullanabilir.
Selamünaleyküm. Bu tür malzemelerde şöyle bir kural belirleyebiliriz: a- Kullandığımız malzeme mesela domuz kemiği yüzde yüz kimyasal bir değişim gördü ise bu yani bir madde demektir. Kullanılması caizdir. Buradaki yüzde yüz kimyasal değişimle kastımız şudur: kemik tozu olarak bilinse de kimyasal bir inceleme yapılmadan domuz kemiğinden üretildiği anlaşılamayacak kadar değişmiş olmasıdır. b- Kullandığımız malzeme böyle bir değişim görmedi ise bu malzeme alternatifi bulunduğu sürece normal şartlarda kullanılamaz. Bilhassa domuz ve köpek ürünü olan kullanılamaz. Eğer hastamız için ikinci bir alternatif mümkün değilse veya tıp henüz böyle bir malzeme geliştirmedi ise zaruret dâhilinde bu malzeme kullanılabilir.
Kur’an-ı Kerim’de insanın, yeryüzünde halife olmak üzere en güzel bir biçimde, ölçülü ve dengeli bir şekilde yaratıldığı çeşitli nimetler, imkanlar ve güzelliklerle donatıldığı bildirilmiştir (Bakara 2/30; Nahl 16/8, 12; Hac 22/65; Lokman 31/20; Mülk 67/23; Beled 90/4, 8-10; Tin 95/4). İnsanı en güzel şekilde yaratan Yüce Allah, onun makul ve mutedil ölçüler içerisinde süslenmesine, güzel görünmesine ve güzelliklerini korumasına da izin vermiştir (A’raf, 7/32). Dikkat çekmek, daha güzel görünmek amacıyla, yaratılıştan verilmiş olan özellik ve şekillerin değiştirilmesi İslam dininde, fıtratı bozma kabul edilerek yasaklanmıştır (Nisâ, 4/119; Rûm 30/30). Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s.), süslenmek maksadıyla vücuda dövme yapmayı, dişleri incelterek seyrekleştirmeyi, kaş aldırmayı, yaratılışı değiştirmek, fıtratı bozmak kapsamında değerlendirmiş ve bunu yapanları ve yaptıranları kınamıştır (Buhârî, Libâs, 83-87; Müslim, Libâs, 33). Buna karşılık vücudun herhangi bir organında, diğer insanlar tarafından aşırı derecede yadırganan, insanın psikolojik olarak etkilenmesine sebep olan bir anormallik veya fazlalık bulunursa, bunun ameliyatla düzeltilmesini fıtratı bozmak değil, bir tedavi, normalleştirme işlemi olarak görmek daha doğrudur. Tedavi amaçlı olarak yapılan estetik müdahalelere dinimizde izin verilmiştir. Nitekim Arfece adlı sahabi, bir savaşta burnu kopunca, gümüşten bir burun protezi yaptırmış, bunun koku yapması üzerine, altından bir burun protezi yaptırılmasına Hz. Peygamber (s.a.s.) izin vermiştir (Ebû Dâvûd, Hatem, 7; Tirmizî, Libâs, 31). Buna göre hastalık sebebiyle veya kaza sonucu burun, kulak, göz gibi organlarını kaybedenler veya vücudunda doğuştan ya da sonradan meydana gelen şekil bozuklukları bulunanların estetik ameliyat yaptırmaları bir tür tedavi olup, fıtratı bozmak kapsamında değerlendirilemez. Din İşleri Yüksek Kurulunun, 28. 11. 2002 tarihinde estetik ameliyatla ilgili aldığı karar da bu istikamettedir. Sonuç olarak; a) Estetik ameliyatın, düzgün ve salim olan fıtratı bozmak kastıyla yapılmamış olması, b) Ameliyatın yapılmasında, bir yarar sağlama veya mevcut bir zararı giderme ihtimalinin yüksek olması, c) Tedavi amaçlı yapılmış olması, d) Ameliyatın bir hile veya aldatma amacıyla ya da karşı cinse benzeme kastıyla yapılmamış olması şartlarıyla caizdir. Ayrıca estetik cerrahi doktorunun da yukarıdaki şartları taşıyan durumlarda estetik ameliyat yapmasında bir sakınca yoktur. Fakat fıtrata müdahale şeklinde nitelendirilebilecek bir ameliyatı yapmak doğru değildir. Zira hadislerde fıtratı bozmak kapsamında değerlendirilen müdahaleleri yapanlar kınandığı gibi yaptıranlar da kınamıştır (Buhârî, Libâs, 83-87; Müslim, Libâs, 33).
Allah bu duyarlılığını artırsın, merhametle fıkhı bir arada düşünenlerden eylesin. Soruna birkaç başlıkla cevap vereceğim. Bu başlıkları birlikte düşünmeni istiyorum. 1. Hayvanları sırf süs eşyası veya ticari meta için öldürmek: Hayvanın eti, derisi, kemiği, dişi gibi parçalarından yararlanmak üzere ve yasal sınırlar içinde avlanması caizdir. Bu, fıtratın gereğidir ve İslam buna izin vermiştir. Kurban da bunun en açık örneğidir. Etinden, derisinden, kemiğinden, boynuzundan yahut dişinden faydalanmak üzere bir hayvanın kesilmesinde esasen bir beis yoktur. Bu konuda şu şartlara dikkat edilmelidir: İsraf veya sırf öldürme zevki için olmamalı, Yasal sınır ve düzenlemelere aykırı olmamalı, Hayvan nesli tükenme tehlikesi altında olmamalı. Buna göre bir gergedanı sadece boynuzu için, bir fili sadece dişi için öldürmek hem merhametsizlik hem de israftır. Bu da “malayani” kapsamında mekruh hatta tahrimen mekruh olur. Avlamak mubah olsa da niyet ve amaç haramsa, hüküm değişebilir. 2. Nesli tükenmekte olan hayvanların avlanması: Şeriatın temel ilkelerinden biri "zararı önlemek" ve "yeryüzünde bozgunculuk yapmamak"tır (Bakara sûresi 205. âyet). Bir hayvanın türü tehdit altındaysa, bu hayvanları avlamak, hele de zaruri olmayan tesbih, süs eşyası gibi lüks tüketim içinse haramdır. Bu, Allah’ın emanet ettiği yeryüzüne ihanet etmek demektir. Kur’an’da Firavun’un azgınlıklarından biri şöyle anlatılır: "Yeryüzünde bozgunculuk yapıyordu." (Kasas sûresi, 4. âyet) Bu bozgunculuğun bir boyutu da doğayı, canlıları ve türleri ifsat etmek olabilir. 3. Mevcut ürünlerin alım-satımı caiz midir? Fıkhen hayvanın derisi tabaklanmışsa, kemiği veya dişi temizse bu maddelerden yararlanmak caizdir. Ancak bu ürünlerin elde ediliş yolu haram ya da şüpheliyse (kaçak avcılık, nesli tehdit altına alma, israf vb.), Müslüman bunun ticaretinden ve teşvikinden uzak durmalıdır. Bu, doğrudan “maslahat temelli” fıkhın gereğidir. Hele ki bu ürünler zaruri değilse, uzak durmak evla değil, vebali azaltıcı bir davranış olur. 4. Tavsiye olarak ne yapılmalı? Bu tür ürünlerin alım-satımıyla uğraşan biriyseniz, helal yollardan elde edilip edilmediğini kesin bilmediğiniz sürece, böyle ürünlerden uzak durmanız en doğrusudur. Sırf gösteriş, süs, lüks için bir hayvanı öldürmek, İslam'ın ruhuyla bağdaşmaz. Müslüman, sadece kendisi için değil yaratılmış her canlının hayrını düşünmekle yükümlüdür. Emaneti israf etmek, tüketmek, neslini kurutmak bizim hakkımız değildir. Son söz olarak, bir hayvanı, sırf onun dişi süslü tesbihte güzel duracak diye öldürmek ne akla ne ahlâka ne de fıkha sığar.