Fetva Meclisi
Soru
Diş hekimliğinde kullanılan halk arasında kemik tozu diye bilinen kemik greftleri caiz midir? Bu greftlerden bazıları başka bir insan kemiğinden elde edilen greftler bunun dini hükmü nedir? Diğerleri de hayvan kaynaklı elde edilen greftler. Hayvanda da domuz ve sığır diye ikiye ayrılıyor. Bunları kullanmak caiz mi hastalarda ya da hangileri caizdir?
Cevap
Benzer fetvalar
Kemiğin malzeme olarak kullanılmasında bir sakınca yoktur. Sadece domuz ürünü olması bir sorun olabilir. Onda da kemik tam bir kimyasal dönüşümden sonra kullanılıyor ki, bu da sakınca riskini kaldırır zannederiz. Bu konuda daha önceki bir cevabımızı inceleyebilirsiniz: https://www.fetvameclisi.com/fetva-kemik-tozundan-uretilen-porselenleri-kullanmak-caiz-mi-79455.html
Deri tedavisi genel hastalık tedavisi gibidir. Tedavi ise dinimizin önünü açtığı hatta teşvik ettiği bir iştir. Allah Teâlâ işinizi kolay etsin, rızasını kazanmaya sizi muvaffak etsin. Bulunduğunuz alanın en iyisi olmaya çalışın. Sizin için bu konuda fıkıh konseyleri başta olmak üzere ulemanın görüşlerini maddeler şeklinde özetleyebilirim: a. İnsanın sıhhatine kavuşmasına yönelik bütün çalışmalar mübarektir. Sebebi ile para kazanılıyor olsa bile durum böyledir. Cildiye/dermatoloji, plastik cerrahi gibi alanlar güzel bir tıp alanı olarak insanlığın hizmetindedir. Böyle kabul ederiz. b. Helal olan bütün malzemeler ve yöntemlerle cildiye tedavisi yapılabilir. Alternatifi bulunmadığında kati şifa umudu bulunan haram nesnelerle bile tedavi yapılabilir. c. Deri yaması yapılması (greft, deri nakli, greftleme) tedavi amaçlı veya güzellik amaçlı yapılabilmektedir. Tedavi amaçlı olduğunda yapılmasında hiçbir sıkıntı olmayacağı bellidir. Güzellik amaçlı yapıldığında ise hiçbir sorun yokken kör bir taklit ve daha güzel olma gibi basit nedenlere, komplekslere dayalı deri nakilleri, ameliyatları caiz olma sınırlarını aşar. d. Deri naklinde/tedavisinde yapay malzeme kullanılması caizdir. Hayvanlardan dönüştürülmüş malzemeler de kullanılabilir. Necis hayvanlar kullanılacak olursa elimizde başka bir alternatif bulunmuyor olmasını ararız. Örnek olarak koyun derisi varken domuz derisi kullanamayız. Henüz sadece domuz derisi kullanılabiliyorsa o takdirde kullanılabilir deriz. e. İnsanın kendi derisinden arızalı yere nakil yapılması caizdir. f. Ölünün vasiyeti varsa veya varisleri izin veriyorsa ya da sahipsiz ölüler için devlet onaylıyorsa başka bir insandan deri nakli caiz görülmüştür. g. Deri bankası kurulması ticaretinin yapılmaması şartıyla caizdir. h. İnsan derisinden geri kalanlara çöp muamelesi yapılamaz. En azından tıbbi atık olarak görülmelidir. i. Mesleğinizi ibadet heyecanı ile yapın ki Allah size yardım etsin.
Kullanılan kemikler tabak olacak şekilde yeni bir maddeye dönüşmüş olmaktadır. Yeni bir maddeye dönüşmüş madde için ‘kemik’ dememiz mümkün değildir. O malzemeden üretilen tabak da porselen niteliğinde kabul edilebilir. Şu kadar ki, mü'min insan sadece kırılmıyor diye kalbini rahatsız eden bir tabağı, ortada zaruret yokken mutfağına koymayarak takvaya daha yakın olanı yapmalıdır.
Kur’ân-ı Kerim’de haram kılınan hayvan kökenli gıdalar içerisinde açıkça ismi belirtilen tek hayvan domuzdur (Bakara, 2/173; Mâide, 5/3; Enâm, 6/145; Nahl, 16/115). Ayetlerde “domuzun etinin” vurgulanması, bu hayvandan beklenilen en önemli yararın etine yönelik olması nedeniyledir. Fıkıh literatüründe domuzun yalnızca etinden değil, kemikleri ve yağı da dâhil bütün cüzlerinden faydalanmanın haram olduğu açıkça belirtilmiştir. Domuzdan kaçınmanın kapsamı konusunda ulaşılan görüş birliğini Cessâs, “ümmetin domuzla ilgili ayetlerin metninde ittifak ettiği gibi, muhtevası ve yorumlanmasında da ittifak ettiği” tespitiyle vurgulamaktadır. Yalnızca domuz kılının deri vb. mamullerin dikişi için kullanılabileceği, bazı fıkıhçılar tarafından bir takım çekincelerle birlikte kabul görmüştür (Cessâs, Ahkâmü’l-Kur’ân, I, 153; III, 296-297; Kâsânî, Bedâiu’s-sanâî, I, 63; İbn Kudâme, el-Muğnî, I, 109). Fıkıh kitaplarındaki açık ifadelerden anlaşıldığı üzere (Bedreddin el-Aynî, Minhatü’sülûk fi şerhi Tuhfeti’l-mulûk, s. 48; İbn Nüceym, el-Bahrü’r-râik, VI, 87-88) bu görüşler de o dönemde ilgili işler için alternatif malzeme sıkıntısı çekilmesinden kaynaklanmakta ve zaruret kavramıyla ilişkilendirilmektedir. Dolayısıyla bu ruhsatın da döneminin şartlarına bağlı olduğu dikkatten kaçmamalıdır. Domuz mahiyeti (aynı) itibarıyla necis kabul edildiği için, domuz derisinin de tabaklama ve benzeri işlemlerle temiz hale gelemeyeceği İslam âlimlerinin tamamına yakını tarafından benimsenmiştir (Zeylaî, Tebyînü’l-hakâik, I, 26; İbn Abdülber, el-İstizkâr, XV, 347, 349; Dusûkî, Hâşiyetü’d-Dusûkî ale’ş-Şerhi’l-Kebîr, I, 54). Günümüzde ise alternatif helal maddeler bulunduğu için domuz derisinden veya kılından; ayakkabı veya giysi yapmak, fırça veya dikiş ipi imal etmek ve bu tür ürünleri kullanmak, bunların alım satımını yapmak caiz değildir (DİYK’ın 2018-26 tarih ve sayılı kararı).
Çıkan bir diş bile olsa insana ait şeylerin ticari malzeme yapılması caiz olmaz ama tıp talebesinin yetişmesi için yapılacak çalışmalara verilebilir.
Bir husus bir mezhebe göre caiz olduktan sonra, filan mezhepten destek alarak abdest alınması, namaz kılınması ne fıkıh kaidelerine ne de mantık kurallarına uygun değildir. Dişe dolgu yaptırılması caizdir, bunun için bir mezhepten diğerine intikal de gerekmez. Dişlerin kök bölgesine kadar yıkanmasının gusül için gerektiğine kail olan görüşe göre diş içindeki boşlukların yıkanması şarttır. Diş içine giren yemek ve benzeri şeylerin suyun ulaşmasına mani olması halinde gusül yerini bulmaz. Bu durum, dişlerin tabii halini korumaları halindedir. Eğer dişe, kalıcı bir müdahale yapılmış ise mesela kaplanmış veya doldurulmuş ise bu durumda olduğu gibi iken yıkanması yani suyun kaplanan veya doldurulan kısmın altına ulaşmaması gusle mani olmaz. Çünkü tıbben bir tedaviye izin verildikten sonra gusülden ötürü o tedavinin sökülüp altının yıkanması istemek, katlanılması zor bir meşakkattir. Şeriatta ise meşakkat yoktur. Dişin kaplanmasına veya doldurulmasına izin verilmesi, tabii olarak kaplamanın ya da doldurmanın sonucuna da izin vermektir.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Sözünü ettiğiniz hadis sahihtir, en muteber kaynaklarımızda bulunmaktadır. Yalnız bu kaynaklar tarandığında, hadisin içinde dikkatten kaçmaması gereken bir gerekçe vardır. O gerekçe de şudur: 'Allah'ın Peygamberinin kızı ile Allah'ın düşmanının kızı bir arada olmaz!' bu gerekçe meseleyi izah etmektedir. Evlendirilmek istenen kız, Ebu Cehil'in kızı idi. Fatıma ile onun bir evde olması ne kadar olabilir bir şeydi? Hadiste vurgulanan budur.Hadisin rivayetlerinde yine dikkat edilmesi gereken bir ayrıntı daha vardır, o da sizin sorunuzu izah etmektedir: 'Dikkat edin. Ben helali haram, haramı helal yapmıyorum!' undan da anlaşılıyor ki, buradaki yasaklama çok özel bir durumla sınırlıdır.
Selamünaleyküm. O parayı sadaka olarak vermeniz gerekiyor. Yapacak başka bir şey yok, iyi düşünmüşsünüz.
Bir hediye, kime verildi ise o, onun malı olur. Kişi malını istediği gibi kullanır; hediye de edebilir, başka bir şekilde de kullanabilir. Özel bir kural yoktur.
Selamünaleyküm. Sabah ve gece namazlarının iki rekât olanlarında Sünnet’tir.
Selamünaleyküm. Evet, onun haram bir mal ile gelmesi sizin derdiniz değil ama bereketsiz bir işe girmiş olursunuz
Selamünaleyküm. Aç kalmadıkça Müslüman böyle işlere germemelidir. Birinin sırtından kazanmak yoktur bizde. Adının ne olduğu önemli değildir. Niteliği şüpheli bir iş olarak yapmamanızı tavsiye ederiz.