İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Diyanet Fetva Kurulu

Soru

Domuz derisinden veya kılından ayakkabı veya giysi yapmak, fırça veya dikiş ipi imal etmek, bu tür ürünleri kullanmak ve alıp satmak caiz midir?

Cevap

Kur’ân-ı Kerim’de haram kılınan hayvan kökenli gıdalar içerisinde açıkça ismi belirtilen tek hayvan domuzdur (Bakara, 2/173; Mâide, 5/3; Enâm, 6/145; Nahl, 16/115). Ayetlerde “domuzun etinin” vurgulanması, bu hayvandan beklenilen en önemli yararın etine yönelik olması nedeniyledir. Fıkıh literatüründe domuzun yalnızca etinden değil, kemikleri ve yağı da dâhil bütün cüzlerinden faydalanmanın haram olduğu açıkça belirtilmiştir. Domuzdan kaçınmanın kapsamı konusunda ulaşılan görüş birliğini Cessâs, “ümmetin domuzla ilgili ayetlerin metninde ittifak ettiği gibi, muhtevası ve yorumlanmasında da ittifak ettiği” tespitiyle vurgulamaktadır. Yalnızca domuz kılının deri vb. mamullerin dikişi için kullanılabileceği, bazı fıkıhçılar tarafından bir takım çekincelerle birlikte kabul görmüştür (Cessâs, Ahkâmü’l-Kur’ân, I, 153; III, 296-297; Kâsânî, Bedâiu’s-sanâî, I, 63; İbn Kudâme, el-Muğnî, I, 109). Fıkıh kitaplarındaki açık ifadelerden anlaşıldığı üzere (Bedreddin el-Aynî, Minhatü’sülûk fi şerhi Tuhfeti’l-mulûk, s. 48; İbn Nüceym, el-Bahrü’r-râik, VI, 87-88) bu görüşler de o dönemde ilgili işler için alternatif malzeme sıkıntısı çekilmesinden kaynaklanmakta ve zaruret kavramıyla ilişkilendirilmektedir. Dolayısıyla bu ruhsatın da döneminin şartlarına bağlı olduğu dikkatten kaçmamalıdır. Domuz mahiyeti (aynı) itibarıyla necis kabul edildiği için, domuz derisinin de tabaklama ve benzeri işlemlerle temiz hale gelemeyeceği İslam âlimlerinin tamamına yakını tarafından benimsenmiştir (Zeylaî, Tebyînü’l-hakâik, I, 26; İbn Abdülber, el-İstizkâr, XV, 347, 349; Dusûkî, Hâşiyetü’d-Dusûkî ale’ş-Şerhi’l-Kebîr, I, 54). Günümüzde ise alternatif helal maddeler bulunduğu için domuz derisinden veya kılından; ayakkabı veya giysi yapmak, fırça veya dikiş ipi imal etmek ve bu tür ürünleri kullanmak, bunların alım satımını yapmak caiz değildir (DİYK’ın 2018-26 tarih ve sayılı kararı).
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kur’ân-ı Kerim’de haram kılınan hayvan kökenli gıdalar içerisinde açıkça ismi belirtilen tek hayvan domuzdur. (Bakara, 2/173; Mâide, 5/3; Enâm, 6/145; Nahl, 16/115) Ayetlerde “domuzun etinin” vurgulanması, bu hayvandan beklenilen en önemli yararın etine yönelik olması nedeniyledir. Literatürde domuzun yalnızca etinden değil, kemikleri ve yağı da dâhil bütün cüzlerinden faydalanmanın haram olduğu açıkça belirtilmiştir. Domuzdan kaçınmanın kapsamı konusunda ulaşılan görüş birliğini Cessâs, “ümmetin domuzla ilgili ayetlerin metninde ittifak ettiği gibi, muhtevası ve yorumlanmasında da ittifak ettiği” tespitiyle vurgulamaktadır. Yalnızca domuz kılının deri vb. mamullerin dikişi için kullanılabileceği, bazı fıkıhçılar tarafından bir takım çekincelerle birlikte kabul görmüştür. (Cessâs, Ahkâmü’l-Kur’ân, Beyrut 1992, I, 153; III, 296-297; Kâsânî, Bedâiu’s-sanâî, Beyrut 1986, I, 63; İbn Kudâme, el-Muğnî, Riyad 1997, I, 109) Fıkıh kitaplarındaki açık ifadelerden anlaşıldığı üzere (Bedreddin el-Aynî, Minhatü’sülûk fi şerhi Tuhfeti’l-mulûk, Katar 2007, s. 48; İbn Nüceym, el-Bahrü’r-râik, Beyrut 1993, VI, 87-88) bu görüşler de o dönemde ilgili işler için alternatif malzeme sıkıntısı çekilmesinden kaynaklanmakta ve zaruret kavramıyla ilişkilendirilmektedir. Dolayısıyla bu ruhsatın da döneminin şartlarına bağlı olduğu dikkatten kaçmamalıdır. Domuz mahiyeti (aynı) itibarıyla necis kabul edildiği için, domuz derisinin de tabaklama ve benzeri işlemlerle temiz hale gelemeyeceği İslam âlimlerinin tamamına yakını tarafından benimsenmiş ve bu ittifaka aykırı yaklaşımlar “şâz” olarak değerlendirilmiştir. (Zeylaî, Tebyînü’l-hakâik, Bulak 1313, I, 26; İbn Abdülber, el-İstizkâr, Kahire 1993, XV, 347, 349; Dusûkî, Hâşiyetü’d-Dusûkî ale’şŞerhi’l- Kebîr, Mısır ts., I, 54) Çoğunluğun bu yaklaşımına mukabil Zahirîler, “tabaklanan deri temiz olur” (Müslim, Hayz, 105; Ebu Davud, Libâs, 38) hadisinin kapsamına girdiği gerekçesiyle domuz derisinin de tabaklandığı takdirde kullanılabileceğini savunmuşlardır. (İbn Hazm, el-Muhallâ, Mısır 1347, I, 118, 123, 124; VII, 390) Bunun yanında Hanefî fakîh Ebu Yusuf’tan da tabaklandığı takdirde domuz derisinin temiz olacağına dair bir rivayet bulunmakla birlikte ilgili rivayet, “zâhirürrivâye” kapsamındaki mezhebin temel görüşü ile uyuşmamaktadır. (Serahsî, el-Mebsût, İstanbul 1983, I, 202; Kâsânî, Bedâiu’s-sanâî, I, 86; İbrahim el-Halebî, Gunyetü’lmütemellî (Halebî-i Kebîr), İstanbul 1295, s. 147-148; Tahtâvî, Hâşiyetü’t-Tahtâvî alâ merâkı’l-felâh, Kahire 1356, s. 90) Bu rivayetin “şâz” olduğu ve Ebu Yusuf’tan “zahirürrivâye” kapsamında aktarılan görüşle uyuşmadığı da Hanefi fıkıhçılarca tasrih edilmiştir. (İbn Emîr el Hâc, Halbetü’l-mücellî ve buğyetü’l-mübtedi fî şerhi Münyeti’l-musallî, Beyrut 2015, I, 560; İbrahim el-Halebî, Gunyetü’l-mütemellî (Halebî-i Kebîr), s. 197)

Domuz Derisinin Dibagatla Temizlenmesinin Dini Hükmü
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Domuzun hiçbir ürününü imal edip satmak caiz değildir. Domuzun canlısı da ölüsü de necistir. Üretilmesi, ticaretinin yapılması ve tüketilmesi caiz değildir. Domuz derisi ile alakalı olarak iyi bir tabaklanmadan sonra kullanılabileceğine dair bir görüş de mevcut olsa da tercih edilen görüş kullanılmamasının gerekli olduğudur. Tıbben zorunlu olan durumlar dışında kullanılmamalıdır. Kullanılmayan bir şeyin imalatı ve ticareti de kendisi gibidir.

Selamünaleyküm. Domuz derisinden ayakkabı dikip satmanın hükmü nedir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Dinimiz, insanı maddî ve manevî zararlardan korumak için birtakım kurallar koymuş; bu amaçla necis, kötü ve zararlı olan şeyleri yasaklamış; temiz, güzel ve faydalı olanları da helal kılmıştır. (el-Bakara, 2/168, 173; el-A‘râf, 7/157) Kur’ân-ı Kerîm’de, “Allah, size ancak leş, kan, domuz eti ve Allah’tan başkası adına kesileni haram kıldı…” (el-Bakara, 2/173; el-Mâide, 5/3; el-En‘âm, 6/145; en-Nahl, 16/115) buyrularak domuzun necis olduğu ve etinin de haram kılındığı açıkça ifade edilmiştir. Her ne kadar bu âyet-i kerîmelerde, domuzun etinin haram kılındığından söz edilmiş ise de En‘âm sûresinin 145. âyetinde geçen “rics” kelimesi ile el-A’râf sûresinin 157. âyetinde yer alan “Peygamber onlara temiz şeyleri helâl, pis şeyleri haram kılar.” ifadelerini birlikte değerlendiren İslâm âlimleri, domuzun sadece etinin değil bütün cüzlerinin necis olduğunu ifade etmişlerdir. (Kâsânî, Bedâ’i, 5/142, 305) Hz. Peygamber (s.a.s.), içki, leş, put ve domuzun satımının Allah ve Resûlü tarafından kesinlikle yasaklandığını bildirmiştir. (Buhârî, Büyûʽ, 112 [2236]; Müslim, Müsâkât, 71 [1581]) Konuyla ilgili bu âyet ve hadislere dayanan İslâm âlimleri; domuzun Müslümanlar açısından mütekavvim (dinin mal kabul edip haram kılmadığı) bir mal olmadığını, mal olmayan bir şeyin Müslüman’ın mülkü olamayacağı gibi akde de konu olamayacağını, bu sebeple satışının geçersiz, ticaretinin haram olduğunu söylemişlerdir. (Kâsânî, Bedâ’i, 5/142, 305; Mevsılî, el-İhtiyâr, 2/23; İbn Abdilber, el-Kâfî, 2/675; İbn Rüşd, Bidâyetü'l-müctehid, 3/146) Buna göre domuzun yetiştirilmesi de satılması da haramdır. Dolayısıyla domuz üretimi veya ticaretinden elde edilen kazanç da haramdır.

Ticari amaçla domuz yetiştirip satmak caiz midir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allah bu duyarlılığını artırsın, merhametle fıkhı bir arada düşünenlerden eylesin. Soruna birkaç başlıkla cevap vereceğim. Bu başlıkları birlikte düşünmeni istiyorum. 1. Hayvanları sırf süs eşyası veya ticari meta için öldürmek: Hayvanın eti, derisi, kemiği, dişi gibi parçalarından yararlanmak üzere ve yasal sınırlar içinde avlanması caizdir. Bu, fıtratın gereğidir ve İslam buna izin vermiştir. Kurban da bunun en açık örneğidir. Etinden, derisinden, kemiğinden, boynuzundan yahut dişinden faydalanmak üzere bir hayvanın kesilmesinde esasen bir beis yoktur. Bu konuda şu şartlara dikkat edilmelidir: İsraf veya sırf öldürme zevki için olmamalı, Yasal sınır ve düzenlemelere aykırı olmamalı, Hayvan nesli tükenme tehlikesi altında olmamalı. Buna göre bir gergedanı sadece boynuzu için, bir fili sadece dişi için öldürmek hem merhametsizlik hem de israftır. Bu da “malayani” kapsamında mekruh hatta tahrimen mekruh olur. Avlamak mubah olsa da niyet ve amaç haramsa, hüküm değişebilir. 2. Nesli tükenmekte olan hayvanların avlanması: Şeriatın temel ilkelerinden biri "zararı önlemek" ve "yeryüzünde bozgunculuk yapmamak"tır (Bakara sûresi 205. âyet). Bir hayvanın türü tehdit altındaysa, bu hayvanları avlamak, hele de zaruri olmayan tesbih, süs eşyası gibi lüks tüketim içinse haramdır. Bu, Allah’ın emanet ettiği yeryüzüne ihanet etmek demektir. Kur’an’da Firavun’un azgınlıklarından biri şöyle anlatılır: "Yeryüzünde bozgunculuk yapıyordu." (Kasas sûresi, 4. âyet) Bu bozgunculuğun bir boyutu da doğayı, canlıları ve türleri ifsat etmek olabilir. 3. Mevcut ürünlerin alım-satımı caiz midir? Fıkhen hayvanın derisi tabaklanmışsa, kemiği veya dişi temizse bu maddelerden yararlanmak caizdir. Ancak bu ürünlerin elde ediliş yolu haram ya da şüpheliyse (kaçak avcılık, nesli tehdit altına alma, israf vb.), Müslüman bunun ticaretinden ve teşvikinden uzak durmalıdır. Bu, doğrudan “maslahat temelli” fıkhın gereğidir. Hele ki bu ürünler zaruri değilse, uzak durmak evla değil, vebali azaltıcı bir davranış olur. 4. Tavsiye olarak ne yapılmalı? Bu tür ürünlerin alım-satımıyla uğraşan biriyseniz, helal yollardan elde edilip edilmediğini kesin bilmediğiniz sürece, böyle ürünlerden uzak durmanız en doğrusudur. Sırf gösteriş, süs, lüks için bir hayvanı öldürmek, İslam'ın ruhuyla bağdaşmaz. Müslüman, sadece kendisi için değil yaratılmış her canlının hayrını düşünmekle yükümlüdür. Emaneti israf etmek, tüketmek, neslini kurutmak bizim hakkımız değildir. Son söz olarak, bir hayvanı, sırf onun dişi süslü tesbihte güzel duracak diye öldürmek ne akla ne ahlâka ne de fıkha sığar.

Tesbih sektöründe hayvan uzuvları kullanılabiliyor, fil dişi, gergedan boynuzu..
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Etlerinin yenmesinin helal olduğu hususunda görüş birliği bulunan hayvanlar şunlardır: a) Sığır, manda, koyun, keçi, deve, tavşan, tavuk, kaz, ördek, hindi türünden evcil hayvanlar, b) Geyik, ceylan, dağ keçisi, yabanî sığır ve zebra gibi otçul yabani hayvanlar, c) Güvercin, serçe, bıldırcın, sığırcık, balıkçıl gibi yırtıcı olmayan kuşlar. Bu hayvanların etlerinin helal olduğunda fakihler görüş birliğindedir. Bu sayılanların bir kısmının helalliği Kur'ân’da tasrih edilmiş, diğerleri de Kur'ân’ın “yiyiniz” dediği iyi ve temiz şeyler (bk. el-Mâide, 5/1; el-Hac, 22/28, 30) “mübah” kapsamında görülmüştür. Etlerinin yenmesinin haram olduğunda görüş birliği bulunan hayvanlar ise şunlardır: a) Domuzun haram olduğu, Kur'ân’ın açık hükmüyle sabittir. (el-Mâide, 5/3) Kur'ân’da ismi anılarak yasaklanan tek hayvan domuzdur. İslâm âlimleri, En‘âm sûresinin 145. âyetinde domuzla ilgili olarak geçen “rics” ifadesi ile A‘râf sûresi 157. âyetindeki “... onlara pis ve murdar olan şeyleri haram kılar.” ifadelerini birlikte değerlendirmişler ve domuzun her şeyinin haram olduğunda ittifak etmişlerdir. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 6/133) b) Allah’tan başkası adına kesilen hayvanların etlerinin haram olduğu da yine Kur'ân’ın hükmüne dayanır: “…Allah'tan başkasının adı anılarak kesilen hayvanı haram kılmıştır.” (el-Bakara, 2/173), Bu ilke, İslâm’ın tevhid akidesine verdiği önemin ve şirke karşı aldığı kesin tavrın bir göstergesidir. c) Dinî usûllere uygun olarak kesilmemiş veya kendiliğinden ölmüş olan hayvanın etinin haram olduğu da yine Kur'ân’ın açık hükmüne dayanır: “Allah, size ancak leş, kan, domuz eti ve Allah’tan başkası adına kesilen hayvanı haram kıldı.” (el-Bakara, 2/173); “Ölmüş hayvan, kan, domuz eti, Allah’tan başkası adına boğazlanan; (henüz canı çıkmamış iken) kestikleriniz hariç olmak üzere boğulmuş, darbe sonucu ölmüş, yüksekten düşerek ölmüş, boynuzlanarak ölmüş ve yırtıcı hayvan tarafından parçalanmış hayvanlar ile fal oklarıyle kısmet aramanız size haram kılındı.” (el-Mâide, 5/3) Yukarıda zikri geçenler dışında kurt, aslan, kaplan gibi köpek dişleriyle veya doğan, şahin, kartal gibi pençesiyle avlanan hayvanların; ayrıca sinek, örümcek, akrep gibi haşeratın yenilmesi İslâm âlimleri tarafından caiz görülmemiştir.

Kara hayvanlarından eti yenilip yenilmeyenler hangileridir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İslam dininde takı kullanımına belirli ölçü ve kurallar dâhilinde izin verilmiştir. Buna göre kadınların mahremiyet ve tesettür ölçülerine riayet etmek kaydıyla altın ve gümüş ile akik, yakut gibi kıymetli taşlardan yapılmış yüzük ve zînet eşyalarını takmaları; erkeklerin ise gümüş ile akik, yakut gibi kıymetli taşlardan yapılan yüzükleri kullanmaları caizdir. (Mevsılî, İhtiyâr, 4/159; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 6/360; Nevevî, Mecmû,4/464-466; Buhûtî, Keşşâfü’l-kınâ, 2/236-237) Hz. Peygamber’in (s.a.s.) demir, bakır, çelik vb. madenlerden imal edilen takı ve zînet eşyalarının kullanımını hoş görmediğine dair rivayetler mevcuttur. (Ebû Dâvûd, Hatem, 4 [4223]; Nesâî, Zînet, 46 [5195]; Tirmîzî, Libas, 43 [1785]) Bu rivayetlere binaen Hanefî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerinde tercih edilen görüşe göre demir, bakır vb. madenlerden yapılan takıları takmak mekruhtur. (Kâsânî, Bedâ’i, 5/133; Mevsılî, İhtiyâr, 4/159; Desûkî, Hâşiye,1/63; Buhûtî, Keşşâfü’l-kınâ, 2/236-237) Şafiîler ise Hz. Peygamber’in, maddi imkânı olmayan birine, mehir olarak vermesi için “Haydi git, araştır ve demir bir yüzük de olsa bul getir.” (Buhârî, Nikâh, 32 [5121]) şeklindeki beyanı vb. delillerden hareketle, zikredilen madenlerden üretilen takıları takmayı mubah görmüşlerdir. (Nevevî, Mecmû, 4/465; Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 1/586-587) Konuyla alakalı rivayetlerin farklılık göstermesi, doğrudan yasaklayıcı bir nass bulunmaması, Müslümanlar arasında söz konusu takıları kullanmanın yaygınlık kazanmış (umûmü’l-belvâ) olması ve bunun yadırganmaması sebebiyle demir, bakır, çelik vb. takıların kullanılmasının caiz olmadığı söylenemez. Ancak diğer ziynetlerde olduğu gibi bu nevi takıların da diğer dinlerin simgelerini içermemesi, israf ve gösterişten uzak olması ve sağlığa zararlı olmaması gerekir. Ayrıca bu hususta fıtratın muhafazasına özen gösterilmeli, karşı cinse benzememe prensibine de hassasiyetle dikkat edilmelidir.

Demir, bakır, çelik vb. takıların kullanılması caiz midir?

TİCARÎ HAYAT konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Aslen helal olan bir şeyin, harama dönüştüreceği ya da kötüye kullanacağı bilinen bir kimseye satışı konusunda İslam âlimleri farklı görüşler ortaya koymuşlardır. Konu, ilgili kaynaklarda genel olarak üzüm örneğinde ele alınmıştır: İmam Ebu Hanîfe’ye göre alıcının maksadına bakılmaksızın şarap üreticisine üzüm satmak caizdir. İmam Ebu Yusuf, İmam Muhammed ve İmam Şafiî, bu tür satışları mekruh görmüşlerdir (Şafiî,el-Ümm, III, 75; Serahsi, el-Mebsut, XXIV, 26; el-Fetâvâ’l-Hindiyye, III, 210). Mâlikî, Şafiî ve Hanbelî mezheplerine göre ise böyle bir satış haramdır. Çünkü bu tür bir satış; Allah’ın yasakladığı bir şeye destek anlamı taşımaktadır (Şirbini, Muğni’l-muhtac, II, 392; İbn Rüşd el-Ced, el-Beyan ve’t-tahsil, IX, 394-395; İbn Kudame, el-Kafi, II, 12). Görüldüğü gibi konu hakkında İslam âlimleri birbirinden farklı görüşler ortaya koymuşlardır. Bu durum, söz konusu satışın helal olup olmadığı konusunda en azından bir şüphenin var olduğunu göstermektedir. Şüpheli şeylerden kaçınmak ise ihtiyata uygun olur. Zira Hz. Peygamber (s.a.s.), müslümanların şüpheli şeylerden uzak durması gerektiğini ifade etmiştir (Tirmizi, Kıyamet, 60; Buhari, İman, 37; Müslim, Müsakat, 20). Bu itibarla, doğru ve ihtiyatlı olan, aslen helal olan bir şeyin harama dönüştüreceği ya da kötüye kullanacağı bilinen kişi veya kurumlara satılmamasıdır. Bu çerçevede üzüm gibi helal ürünleri üreten müslümanların alternatif pazar aramaları ihtiyat açısından uygun olur.

Şarap fabrikasına üzüm satmak gibi helal olan bir ürünü, harama dönüştüreceği ya
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İslam’da altın, gümüş, döviz ve TL gibi para cinsinden olan bedellerin değişiminin (sarf) peşin olması gerekir (Mevsılî, el-İhtiyâr, II, 39; Mergınânî, el-Hidâye, III, 81). Bedellerden birinin vadeli olması halinde yapılan işlem faize dönüşür (Buharî, Büyu’, 74-82; Müslim, Müsâkât, 79-104; Tirmizî, Büyu’, 23). Günümüzde internet üzerinden yapılan altın ve gümüş alım/satım işlemlerinde yapılan ödemeler havale, EFT, kredi kartı ve banka kartıyla yapılmakta, ancak altın veya gümüş emtia ise anında müşteriye teslim edilmemektedir. Bu tür alışveriş şekilleri sarf akdinin şartlarından biri olan her iki bedelin peşin olması kuralını ihlal ettiğinden dinen caiz değildir. Ancak her iki bedelin kapıda peşin olarak teslim edilmesiyle gerçekleştirilecek olan altın veya gümüş alım-satımı caizdir. Bu alışverişte malın peşin teslim edilmesi karşılığında bedel ya nakden veya anında satıcının hesabına geçecek şekilde kart ile tek çekim olarak ödenmelidir. Para cinsinden olmayan değerli taşlar (elmas, pırlanta vb.) ve ayarı düşük (çoğunluğu karışım olan) altın veya gümüşün ise vadeli olarak satışında dinen bir beis yoktur.

Kapıda teslim almak üzere internet üzerinden altın ve gümüş satın almak caiz mid
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İslam hukukunun genel prensiplerine aykırı olmamak kaydıyla örf haline gelen şartlarla alışveriş yapmak caizdir (Mevsılî, el-İhtiyâr, II, 57; İbn Nüceym el-Bahru’r-Râik, VI, 195; İbn Mâze, el-Muhîtu’l-Burhânî, VI, 389). Ancak alım satım akdinin gereği olmayan, taraflardan birine zarar veren veya üçüncü şahıslara menfaat sağlayan her türlü şart batıl olmakla birlikte bu şekilde yapılan alışveriş sahih olur. Fakihler bu durumu “şart batıl, akit sahihtir” cümlesiyle ifade ederler. Yani koşulan böyle şartlar taraflar arasında kabul edilse bile geçersiz olduğundan, riayet mecburiyeti doğurmadığı gibi akde de zarar vermez. Buna göre, bir mal satılırken, müşterinin ondan belli bir süreliğine yararlanmaması, o malı bir başkasına satmaması veya hibe etmemesi yahut o malın başkasına satılması, borç verilmesi veya hibe edilmesi gibi müşterinin zarar görmesine sebep olabilecek bir şeyin şart koşulması halinde şart batıl (geçersiz), yapılan alışveriş ise sahih olur (Merğînânî, el-Hidâye, V, 120; İbn Rüşd, Bidâyetü’l-Müctehid, II, 161; İbn Kudâme, el-Muğnî, VI, 325; Mevsılî, el-İhtiyâr, II, 57-58). Dolayısıyla müşteri satın almış olduğu malda dilediği gibi tasarrufta bulunabilir.

Alım-satım akdi yapılırken, satın alınan maldan yararlanmamak, onu başkasına sat
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kuyumcular arasındaki yaygın teamüle göre, ücreti daha sonra ödenmek üzere atölye veya toptancıdan ziynet eşyası satın alınabilmektedir. Uygulama bu şekilde olsa da altın veya gümüşün veresiye olarak satın alınması caiz değildir. Nitekim Hz. Peygamber altın ve gümüşün veresiye satışını yasaklamıştır (Buhari, Büyu’, 74-82; Müslim, Müsakat, 81; Tirmizi, Büyu’, 23). Zira altın ve gümüş para kabul edildiğinden veresiye satışı faizdir. Dolayısıyla kuyumcu satın aldığı ziynet eşyasının bedelini peşin ödemek zorundadır. Öte yandan kuyumcu, atölye veya toptancıya yaptırdığı ziynet eşyasının işçilik ücretini peşin veya veresiye ödeyebilir.

Kuyumcuların, atölye veya toptancıdan veresiye olarak altın veya gümüş ziynet eş
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Hanefilere göre satılan arazideki ekin ve sebze yahut ağaçtaki meyveler, arazi veya ağaca doğrudan bağlı olmadığı için satıcıya aittir. Bu bakımdan satıcının, ürünlerini toplayıp, arazi veya ağacı müşteriye teslim etmesi gerekir. Ancak akit esnasında ekin ve meyvelerin de satışa dâhil edilmesi şart koşulursa, bunlar müşteriye aittir (Mevsılî, el-İhtiyâr, II, 11). Maliki ve Şafiilere göre bu tür ürünler olgunlaşmamışsa müşteriye, olgunlaşmışsa aksi şart koşulmadıkça satıcıya aittir (İbn Rüşd, Bidâyetü’l-Müctehid, II, 189; Şirbini, Muğni’l-muhtâc, II, 113). Günümüzde bu konuda yerleşik bir örf olması halinde, örfe göre hareket edilmesi de uygun olur.

Satılan bir arazi veya ağaç üzerindeki ürünler kime aittir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Fukahaya göre akdin aslî unsurlarının dışında ayrıca sıhhat şartları da vardır. Malın fiyatının ve niteliğinin belli olması, vadeli satışta sürenin belirtilmesi, örfe uymayan veya akdin muktezası olmayan ilave şartların koşulmaması ve faiz içermemesi gibi hususlar bu şartlar arasında sayılır. Hanefilere göre söz konusu sıhhat şartlarından birinin eksikliği de akdi fasit hale getirir. Bu tür eksikliklerin giderilmesi durumunda ise akit sahih hale dönüşür (Merğînânî, el-Hidâye, V, 9; Mevsılî, el-İhtiyâr, II, 59). Fesat sebeplerinin giderilememesi durumunda ise müşteri satın aldığı malı teslim almakla ona malik olsa da, söz konusu akdin feshi gerekir. Ancak müşteri bu malda satış, hibe, tüketim gibi herhangi bir tasarrufta bulunursa, artık taraflar bu akdi feshedemezler. Dolayısıyla akit esnasında konuşulan bedel yerine mal mislî ise mislinin, değilse kıymetinin ödenmesi gerekir (Mevsılî, el-İhtiyâr, II, 50-51; İbnü’l-Hümâm, Fethu’l-Kadîr, VI, 367-368). Diğer mezheplere göre ise, malda veya fiyattaki belirsizlik giderilemeyecekse akit batıl olur ve hüküm ifade etmez. Ancak mal telef olmuşsa bedelinin ödenmesi gerekir. (Desûkî, Hâşiye, III, 15-16; Şirbînî, Muğni’l-Muhtâc, II, 16-23, 126).

Malın vasfında, fiyatında veya vadedeki belirsizlik, alım-satım akdinin geçerlil

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.