Fetva Meclisi
Soru
Çocuğa konulacak isim hakkının, kimisi babada kimisi de annede olduğunu söylüyor. Bir dini sitede peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemi çocuklarının ismini kendisinin koyduğu yazıyor ama açıkça isim koymak babanın sorumluluğu altında demiyor veya öbür dünyada çocuk babasından şikayetçi olacak demiyor. Kimileri ise çocuğa isim koyma hakkının annede olduğunu ve bu konuda anne hakkımı helal etmiyorum derse kabul olacağını söylüyor. Hangisi doğru? Bir de Kur’anı Kerim'de duyduğum kadarıyla şöyle bir ayet varmış; erkek isterse ikinci evliliğini yapabilir ancak eşitliği sağlamak zorunda. Ama eşitliği sağlayamaz. Bu durumda ikinci evliliği yapmak uygun mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Bir erkeğin dört kadınla nikâhlanması, Allah'ın erkeğe verdiği bir ruhsattır. Erkeğin, bu ruhsatı kullanmada belli bir özrü olması gerekmez. Gereken, erkeğin böyle bir ruhsatı kullanmada adaleti yerine getirebilecek kapasitede olmasıdır. Sizin sorunuzdaki erkeğin durumu, onunla Rabbi arasında bir durumdur. O erkeğin evlenme nedenini başkalarına izah etmesi gerekmez. Bir erkek, ikinci bir eşle evlendiğinde birinci eşe sağladığı her imkânı ikinci eşe de sağlamak zorundadır. Bu hususta eşit davranmaması durumunda ikinci eşle nikâhlanma hakkını zedeler. İki eşin bir araya getirilmesi ise caiz değildir. İki kadının da rızası olmadıkça bir araya getirmezi zulümdür. Bu zulme eşlerinden biri itiraz edebilir. İtirazı muteberdir. Birinci eşin ileri sürdüğü, 'çocukları görme' düzeyinde bir beraberlik ise muteber değildir.
Baba, doğumuna sebep olduğu çocuğun velisidir. Bu velilik onun kendi kazanımı değil Allah’ın onun üzerindeki hakkıdır. Bu hak ona belli sorumluluklar yükler. İstediği zaman bu hakkı iptal edemez, o veya çocuk yaşadıkça bu hak onun üzerinde sabittir. Bu hakkın mahkeme kararı gibi beşeri bir müdahale ile ispatı da gerekmez. Çocuk, çocuk olarak yaşadığı sürece veliye muhtaç olduğu her işte baba onun velisi olmaya mecburdur. Hastalık ve tedavi de buna dahildir. Babanın bu velilik görevi Müslüman, akıllı olduğu sürece geçerlidir. Gücü yetmediği bir durum söz konusu olursa dinimiz hiçbir insana zaten gücünün yetmeyeceği şeyi yüklemez. Bir de farklı bir konu olarak günahları açık bir şekilde işleyen ve çevresinde ‘acaba Müslüman mıdır?’ sorusunun sorulmasına sebep olan fasık bir babanın da velilik hakkı düşebilir. Çocuk reşit oluncaya kadar ya da akli melekesinde bir eksiklik olmadığı sürece babanın veliliği zorunlu olarak devam eder. Bugünkü rüşt çağı olan on sekiz yaşını son nokta olarak kabul edebiliriz ve o yaştan sonra babanın görevi beter deriz. Sadece kız çocuğu baba kız evlenene kadar himayesinde tutmak zorundadır. Zorunlu aşılar, erkeğin sünnet ettirilmesi, doktor, ilaç temin edilmesi, ilacın kullanılması esnasında gerekebilecek yardım, ameliyat gibi olağanüstü durumlar bir yandan babanın sorumluluğunda bir yandan da yetkisi sınırları içindedir. Mesela bir ameliyata o izin verir ve gerekeni yapar. Baba sorumlu olmakla beraber annenin baba ile beraber olması, babanın anneyi yok kabul etmemesi Kur'an’ımızın ‘güzel geçim’ olarak koyduğu üstün İslam ahlâkının gereklerindendir.
Annelerin çocuklarının çocuklarına isim koyma hakkı gibi bir hakları “hak” olarak yoktur. Bu aile içi bir sevgi ve alaka meselesidir. Buna göre de sizin annenize onu incitmeyecek bir nezaketle çocuğunuza başka biri isim koyacağınızı söyleyebilirsiniz. Beytullah sakıncalı olmamakla beraber KÂ'BE/Cami anlamlarına geldiği için insan ismi olarak çok da anlamlı değildir. SELMAN ismi daha uygun bir isim olur. Mübarek olsun.
Selamünaleyküm. Bu afetten sonra ikinci bir afete bulaşmamalısınız. Eşinize durumu bildirip sizi boşamasını isteyebilirsiniz. Ailenizden güvendiğiniz biri ile istişare ederek karar verin. Bu ve bundan daha büyük günahları bile Allah affeder, yeter ki siz, tevbenizde samimi olun. Ne kendinize ne de karnınızdakine bir zarar vermeyin. Bataklığı derinleştirmiş olursunuz. Muhakkak istişare edeceğiniz biri olsun.
Ailede böyle bir konu iddialaşmaya kaydı ise aile rahatsız demektir. Keşke bir tartışma ortamı oluşmadan bunu çözmüş olsa idiniz. Zira bu tartışmanın ne haklısı vardır ne de haksızı; iki taraf da haklıdır, ikisinin de muhatabı alacaklıdır. İki elin bir araya gelince ses vermeleri gibi bir durumdur bu. Netice olarak erkek, eşi istemese bile ona hizmetçi tutmalıdır. Yeter ki, gücü buna yetsin. Kadın da şu fani dünyada onun için en büyük şeref olan doğurup anne olmayı eşine baskı yaparak istiyor olmalıdır. İkisi de tartışarak kaybediyor bunların. Acilen bir adım geri gelmeliler ve eve yeni bir bebek ve bir hizmetçi getirmelidirler.
Akıllıca bir düşünce değil bu.