Fetva Meclisi
Soru
Hocam evlilik ile ilgili görüşmeler yapıyorum ama olmuyor ve genelde karşı adayda görünüşü içime sinmediği için elemiş oluyorum. Çok korkuyorum yanlış bir şey yapıyor muyum diye ama beğenmediğim biriyle evlenmekten de çekiniyorum. Rabbimin yarattığı birine beğenmedim demek vebal midir?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Akıllı davranmalısınız, sevmediğiniz biriyle neden evleneceksiniz, yoksa siz gönül mü eğlendirmek istiyorsunuz?
Selamünaleyküm. Anormal şartlar dışında BEĞENİP SEVDİĞİMİZ biriyle evlenmeliyiz. Evlilik bin bir dikenli bir bahçe gibidir. Bir de sevmeden beğenmeden girildiğinde dikenleri yara bere eder evliyi. Ama beğenilip sevilirse dikenlerin bir bölümü hissedilmez. Mesele budur. Bizim sadece evliliğimiz değil; her nefesimiz bile kaderimizde sabittir, yazılıdır. Biz, bizim için ne yazıldığını bilmediğimizden yoğun bir taleple araştırırız. Sonunda da gittiğimiz aslında yazılı olan kaderimizdir. Allah'a emanet olun, işiniz asan olsun.
İnsan kalbinin ısınmadığı bir evliliği yapmamalıdır. Duygusal kararlar daha sonra problem olarak önünüze çıkar.
Böyle bir durum, ömür boyu sıkıntılı ve tarafların birbirlerini lanet ettiği bir hayat yaşamaktan iyidir. Kalp huzuru başlarken bulunmayan bir evlilik sıkıntıdır, nefretin daha fazla büyümesine fırsat verilmemelidir. Evlenmenin gerçekleşmeyeceği anlaşılınca da herkes birbirine karşı kırıcı olmamayı esas alarak ayrılmalıdır. Arada helalleşmeyi gerektirecek bir durum oldu ise onu da helalleşme sağlanarak gidermelidirler. Ortada mücerret bir hak söz konusu değilken erkeklerin kadınlara, kadınların erkeklere umumi manada kin beslemesi anlamlı bir tutum değildir, mümince de değildir.
Bir erkeğin veya kadının önüne konan eş adayını sevmesi mecburi değildir. Sizdeki bu hava ile evlilik kurulmaz. Şimdiden ve yol yakın iken bırakmalısınız. Aile beğendi diye evlilik yapılmaz.
İnsanın insana kul olması deliliktir. Sevmek haktır ama delirmek hak değildir. Seviyeli olup onur zedelemeyecek tavırlar göstermek gerekir. Bir bayan olarak istenmeyi beklemelisiniz. Sizin peşinde koştuğunuz bir kişi ile evliliğinizin nasıl süreceğini tahmin edemiyor musunuz? Mü'min bayan farkı gösterin lütfen.
dış görünüş konusundaki diğer fetvalar
Önce şunu bil: Sadece mü'min ile evleneceksin. Bu ilkeden sonra takip edeceğin yöntem de şudur - Evlenmen artık farz oldu diyeceğin zamana kadar keyfine ve zevkine en uygunu ara. Öncelikle bir bakışta seni kilitleyebilecek birini bul. Mesela kilo farkı engel sayılabilir bu durumda. Bunlara dikkat et. Durum artık farz düzeyine geldi ise yani harama düşme riski göründü ise o zaman kilodan ve renkten vazgeçebilirsin. Böyle bir ilke çizgisinde yürüyebilirsin. Allah yardımcın olsun.
Kızım, biraz kendini sıkıştırıyorsun, dert ettiğin için de üzerindeki baskısı daha ağır duruma geliyor. Kendini kaderin kanatlarına sal, rahat edersin. Üzerine üzerine gitme, o sana gelecektir biiznillah.
Allah seni dertli, diri ve dirişken bir mümin olarak sabit kılsın. Yazdıkların gönlümün derinliklerine kadar ulaştı. Allah seni kendine yakın tutuyor ki böyle bir dertle mücadele ediyorsun. Bu bir azaptan değil, tam aksine Rabbimizin “Ben kulumu unutmuyorum” deme şeklidir. Önce şunu bil: Allah’ın seni yarattığı hâl kusur değil, seçilmişliktir. Kur’an’da geçen şu ayeti dikkatlice oku: "O sizi en güzel surette yaratmıştır." (Teğâbûn sûresi, 3. âyet) Senin kısa boyun, genç gösteren yüzün, seyrek saçın-sakalın... hepsi bir sanatın parçası. İnsanlar bunu “kusur” gibi görebilir ama Allah, kusurla değil, hikmetle yaratır. O hikmeti biz her zaman göremeyiz. Ama şuna emin ol: Her farklılığın bir hikmeti vardır. Senin derdin dış görünüş değil, anlaşılma arayışıdır. Aslında seni yoran sadece dış görünüşün değil. İnsanlar seni “ciddiye almaması”, “hafife alması”, “yaşıtların gibi davranmaması”... Bunlar yorar insanı. Ama bu da bir hakikati gösterir: Sen bu çağın sıradan bir genci değilsin. Senin yükün, derdin, hedefin farklı. Ve herkes ağır yük taşıyamaz. Allah, seni kendi katında değerli kıldığı için, halk içinde biraz geri plana alıyor olabilir. “Sabır mı Göstermek Gerekir”, “Çıkış mı Aramak?” Sabır göstermeye çalışıyor ama bazen başaramadığını söylüyorsun. Bu çok insani bir şey. Sabır, hissizleşmek demek değildir. Bilakis sabır, yürekte yangın varken dilini ve davranışını güzelleştirme gayretidir. Senin yazdıkların sabırsızlık değil, "sabırda zorlanmak"tır. Bu da kıymetlidir. Ayrıca “Rabbim imtihan ediyor deyip sabrediyorum ama içimden hiçbir şeye heves kalmadı” diyorsun. Kardeşim, bu bir tıkanmışlık hâlidir ve normaldir. Nefes almak istiyorsun. Sabır elbette ama birlikte bir çıkış planı da olmalı. Sana bazı tavsiyelerim olacak: Manevî Gelişim: Günlük Zikir ve Dua Programı Yap Günde 100 defa: “La havle ve la kuvvete illa billah” Günde 100 defa: “Hasbiyallahu la ilahe illa Hu” Sabah/akşam tesbihatını bırakma. Dua: “اللَّهُمَّ زَيِّنِّي بِزِينَةِ الْإِيمَانِ، وَاجْعَلْنِي هَادِيًا مَهْدِيًّا "Allah’ım! Beni iman ziynetiyle süsle ve beni doğru yola ileten, hidayete erdirilmiş kullarından eyle." İlim Programı: Kendini Donat. Her gün 1 sayfa Kur’an meali Haftada 2 gün siyer veya sahabe hayatı Psikolojik Dayanıklılık: “Bu da geçecek” Telkinini Kullan. Kendine “Ben bu görünüşle değil, bu gönülle değerliyim” de. Unutma: Yusuf (aleyhisselam) güzelliğiyle imtihan edildi, Eyyub (aleyhisselam) bedeniyle. Sosyal Alan Aç: Dışa Açıl ama Seçerek Gençlik merkezleri, vakıf çalışmaları, kitap halkaları… Dış dünyaya gönlünü değil, duruşunu aç. Her ortam seni bozmaz; bazı ortamlar seni onarır. Kardeşim, son sözüm, “Sen Değerlisin”. Senin gibi bir gencin “beş vakit cemaate gitmekten başka hevesim kalmadı” demesi aslında bir manevî tevazudur. Çünkü insanlar eğlenmek isterken sen secdeye çekiliyorsun. O yüzden, görünüşün değil bu hâlin seni Cennet’in yıldızı yapar. Rabbim seni sahabe ahlâkıyla donatsın.