Fetva Meclisi
Soru
Hocam evlenmek maksadı ile görüştüğüm bir bayan arkadaş var şu an görücü usulü olarak görüşüyoruz. Bu bayanın babası gazinoda çalışıyormuş. Kız iyi bir kız, namazını kılıyor ama ben biraz detaylı düşünüyorum. Hocam eğer evlenirsem bu kişinin ailesi benim de ailem olacak ve çocuklarım olduğu vakit ister istemez ziyarete gideceğim. Bir kişinin haram kazandığını bilmek ve o kişinin evine gidip yemeğini yemek doğru olmaz diye düşünüyorum. Ailesine gitmeyeyim desem doğru olmaz. Hocam cevabınızı bekliyorum benim için çok önemli bir konu bu, iki tarafın da üzülmesine kalbim razı gelmiyor.
Cevap
Benzer fetvalar
Bir erkeğin veya kadının önüne konan eş adayını sevmesi mecburi değildir. Sizdeki bu hava ile evlilik kurulmaz. Şimdiden ve yol yakın iken bırakmalısınız. Aile beğendi diye evlilik yapılmaz.
Selamünaleyküm. Siz haram yememe, Allah'tan korkarak yaşama azminizi bozmayın. Eşiniz, haramı inkâr eden biri ise nikâhınız tehlikeye girer. Öyle değilse eşiniz ortada bir durumda demektir. Dua edeceksiniz, sabredeceksiniz. Eşinizle yüz yüze bu durumu açıkça konuşun, rica edin. Bir zaman sonra bunu tekrar edin. Tamamen haramla beslenmedikçe ayrılma zorunlu olmaz. Bu durumu tespit ettirmek için imanına itimat ettiğiniz bir akrabayı devreye sokun, ondan fikir almaya çalışın. Dua etmeyi unutmayın.
Boşanmayı düşünerek evlenmek caizdir. Zira hiçbir evlilik ölesiye değildir. Evlenme/boşanma konusunda insanın hürriyeti kalkmış olmaz. Bu bir ahlak eksikliği, şahsiyet bozukluğudur. Müslüman’a yakışmaz. Asla insani bir tutum olmaz bu. Buna rağmen çağdaş ifadesiyle hukuken geçerli bir evliliktir bu evlilik. Yapılan iş ise haramdır. Çünkü ortada bir aldatma, gizli hesap çevirme vardır. Sizin yapmanız gereken şey şudur: Tevbe edin, istiğfar edin. Şahsiyeti güçlü ve açık yürekli bir Müslüman olmaya çalışın. Evliliğinizde bir sakınca yoktur biiznillah. Kıymetini bilin.
Sadece onu düşünerek plan yapmayın, kendinizi de düşünün. Ne kadar başarılı olabileceksiniz onun üzerinde? Siz ne kadar etkilisiniz? O ne kadar size sadık kalabilecek? Bunları da düşünün ve dengeli bir karar verin. O geçmişine tevbe ettikten sonra saydığınız şeylerin hiç biri evlenmeye mani değildir.
Selamünaleyküm. Bu, açık bir haddi aşmaktır. Söyleyebileceğimiz bir söz yoktur. Umarım anlattıklarınız aktarmada abartılmış sözlerdir.
Aleykümselâm. Bazı yörelerimizde bu sözünü ettiğiniz kültür hâkimdir. Ne yazık ki böyle insanlarla bir noktada anlaşmak da mümkün değildir. Sizin evinize ailenizden olmayanları almamak dinen hakkınızdır ama bu kararınız sizin ailenize mal olacaksa elbette iyi düşünmeniz gerekmektedir. Size sabır tavsiye ederiz. Bir de bu durumu aile büyüklerinizle istişare ile çözmeniz sizi daha az yoracaktır. Allah yardımcınız olsun.
aile konusundaki diğer fetvalar
Müslüman bulunduğu yerde EN İYİ olmak durumundadır. Okulda isen okulun en iyisi olmayı hedefleyeceksin, işte isen işin en iyisi. Baban veya annen böyle istemese bile sen olmaya çalışacaksın. Elbette fıtratını yani Allah'ın sana ihsan ettiği kabiliyeti aşabilecek değilsin. Yeter ki sen gevşek tutma, elinden geleni yap, edebini bozma, nazik ol; gerisi önemli değildir.
Aşırı değil düşüncelerin ama sen kendini önce evlenmeye uygun hâle getir. Çalışıp para kazan. Dirayetli ol, böylece ailen senin ciddiyetine inansın.
Sen kendin bu değerlendirmeyi yapmalısın; senin iffetin mi öncelikli ev geçindirmen mi? Bugün sen yarın o geçindirir sonuçta... Bu bakışı meseleye haram ve helal penceresinden bakınca isabetli bulmadım.
Bildiğim şudur ki, böyle bir durum ancak soğutularak düzeltilebilir. Bunu bir yıl gerekiyorsa unutmasını sağlayın. Üzerine gittikçe inatlaştırırsınız.
Allah senden razı olsun kardeşim, sebep oldun biz de bu mübarek hadisleri hatırlamış olduk. Allah Teâlâ size, bize ve diğer okuyan kardeşlerimize gereğini yapmayı nasıp etsin. Hadis okurken bir noktaya dikkat etmeliyiz: Peygamber aleyhisselam efendimiz konuşurken Allah’ın elçisi olarak konuşur, kendi kişisel kanaatlerini açıklamaz. Biz anlasak da anlamasak da o hakkı ve gerekeni söylemektedir. Birikimimiz onun hadisini anlamaya müsait değilse, onu değil kendimizi eksik göreceğiz ve bilen birine muhakkak soracağız. Bu ince noktaya çok dikkat edelim. Allah Teâlâ yardımcımız olsun. Bir başka husus da şu noktadır: Hadisleri küçük bebekler hariç herkes dinleyecek şekilde okuyun. Okumak için uygun zaman seçmeye çalışın. Uzun uzun okumalar yapmayın. Mesela yarım saati hiç geçmesin. Önce hamd edin, salavat getirin okumaya öyle başlayın. Evdeki herkesin aynı oranda anlamasını beklemeyin. Sadece okumuş olmanız ve onların kulaklarına bu sözlerin girmesi bile nimet olarak yeter biiznillah. Bilgi kadar bereket de beklediğiniz şey olsun. Okumayı bitirince de yine hamd edin, salavat getirin. Rabbim yardımcınız olsun. Bizi de duanızdan unutmayınız. Birinci Hadis Abdullah bin Abbas radıyallahu anhuma anlatıyor: Bir gün Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin arkasında idim. Bana buyurdu ki: “Delikanlı, sana bazı sözler öğreteceğim. Allah’ı koru ki Allah da seni korusun. (Sen onun dinini koru ki o da seni korusun.) Allah’ı korursan onu yanında bulursun. İsterken Allah’tan iste. Yardım ararken Allah’tan yardım ara. Şunu bil: Bütün insanlar sana bir yarar vermek için bir araya gelseler, Allah’ın yazdığından başkasını yapamazlar. Sana zarar vermek için bir araya gelseler, Allah’ın sana yazdığından başkasını yapamazlar. Kalem kaldırıldı, mürekkep kurudu. (Allah kaderi yazdı, o değişmez.)” Tirmizî, 2516 İkinci Hadis Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Allah Teâlâ’nın şöyle buyurduğunu söyledi: “Ben, kulumun beni umduğu gibiyim.” (İyi olmayı hak edecek işleri yapıp benden karşılığını bekleyenin umduğu gibiyim.) Buhari, 7405; Müslim,2675 Üçüncü Hadis Ebu Hureyre radıyallahu anh diyor ki: Peygamber aleyhisselam şöyle buyurdu: “Taûn (salgın hastalık) sebebiyle ölen şehittir.” (Taûn/veba, ağır bir ölüm çeşididir, şehidin ağır bir ölüm sonucu ölmesi ona farklı bir makam kazandırdığı gibi, imanı sarsılmadan vebadan ölen mümin de bir nevi şehidin yaptığını yaptığı için öyle bir makama sahip olmuştur.) Müslim, 1915 Dördüncü Hadis Esved diyor ki: Aişe radıyallahu anhaya, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem evde ne yapardı, diye sordum. Dedi ki: “Ailesinin işi ile meşgul olurdu.” (Evinde bir aile bireyi gibi idi, nübüvvet makamının ağırlığını aile içi işlerde hissettirmiyordu.) Buhari, 767 Beşinci Hadis Ebu Said el Hudri dedi ki: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “İnsanlara teşekkür etmeyen Allah’a da şükretmez.” Tirmizî, 1955 Altıncı Hadis Abdullah bin Amr radıyallahu anhüma Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin şöyle buyurduğunu nakletti: “Kim kardeşinin ihtiyacını görürse Allah da onun ihtiyacını görür. Kim bir müminin sıkıntısını giderirse Allah da onun kıyamet günkü sıkıntılarından birini giderir. Kim bir Müslüman’ın ayıbını örterse Allah da onu kıyamet günü örter.” Buhari, 2442; Müslim,2580 Yedinci Hadis Numan bin Beşir radıyallahu anh diyor ki: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Müminlerin birbirlerine sevgisi, merhameti alakası bir cesedin organları gibidir; o cesedin bir organı acı hissedince cesedin diğer organları da uykusuz kalır sıtma olur.” (Müminlerin kardeşlikleri bu kadar canlı ve gerçekçidir.) Buhari, 6011; Müslim, 2586 Sekizinci Hadis Aişe radıyallahu anha diyor ki: Resûlullah sallallahu aleyhi ve selleme taunu/vebayı sordum. Bana dedi ki: “O, Allah’ın eski ümmetlerden dilediğine gönderdiği bir azabı idi. Allah onu müminlere rahmet kıldı. Ona yakalanıp (gerekli tedbirleri aldıktan sonra) yerinde kalan, Allah’ın yazdığından başkasının başa gelmeyeceğini bilen ve karşılığını Allah’tan bekleyen birine şehit sevabı gibi bir sevap vardır.” Buhari, 3474 Dokuzuncu Hadis Suhayb Rumi, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin şöyle buyurduğunu söylemiştir: “Müminin işi ne güzeldir; her işi hayırdır. (Onun için her alternatif, imanına göre oluştuğu için kazançlı olur.) Müminden başkasının da böyle bir durumu yoktur. Ona bir iyilik gelse şükreder ve kazanmış olur. Başına bir zarar gelse sabreder yine kazanmış olur.” Müslim, 2999 Onuncu Hadis Ebu Hureyre radıyallahu anh diyor ki: Peygamber aleyhisselam şöyle buyurdu: “Müslüman’a gam, keder, sıkıntı, üzüntü, eziyet, tasa ne gelirse gelsin hatta bir diken bile ona batsa, onunla muhakkak ki Allah hatalarını temizler.” (Müslüman, gerekli tedbirleri aldıktan sonra başına gelen büyük küçük ne varsa onların boşa gitmeyeceğini bilir. İbadetlerinden sevap umduğu gibi bunlardan da ecir umar.) Buhari, 5641; Müslim, 2572 On birinci Hadis Üsame bin Zeyd radıyallahu anh Peygamber aleyhisselamın şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: “Bir yerde taun/salgın hastalık olduğunu duyduğunuzda oraya gitmeyin. Siz bir yerde iken orada çıkarsa siz de oradan çıkmayın.” (Kendinizi düşünmeyin, bütün insanları düşünen biri olun.) Buhari, 5728; Müslim, 2218 On ikinci Hadis Üsame bin Şerik radıyallahu anh diyor ki: Peygamber aleyhisselam şöyle buyurdu: “Allah’ın kulları! Tedavi olun. Allah, şifasını yaratmadığı bir hastalık yaratmamıştır.” (Hastalığa karşı bir kenara çekilip kalmayın. Allah çabalamanızı istiyor.) İbni Hibban, 6061 On üçüncü Hadis Ebu Hureyre radıyallahu anh, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin şöyle buyurduğunu söylemiştir: “Hastayı sağlıklının yanına sokmayın.” (Tıbbi bulaşma ilkelerine dikkat edin.) Buhari, 5771; Müslim, 2221 On Dördüncü Hadis Ebu malik el-Eş’ari, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin şöyle buyurduğunu nakletmiştir: “Temizlik imanın yarısıdır.” (İman cennet demektir. O zaman da bütün çeşitleri ile temizlik abdestten el yıkamaya kadar cennetin yarısı demektir.) Müslim, 223 On beşinci Hadis Ukbe bin Amir radıyallahu anh diyor ki, Resûlullah sallallahu aleyhi ve selleme “Kurtuluş nedir?’ diye sordum. Buyurdu ki: Diline sahip ol, Evin sana yetsin (evinin kıymetini bil), Günahlarına ağla (tevbe et, istiğfar et.) Tirmizî, 2406 On beşinci Hadis Amr bin As radıyallahu anh, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemden şöyle nakletmiştir: “Tıpla önceden bir ilgisi olmadığı halde bir hastayı yönlendiren zararı öder.” (Uzmanlığı olmayan hastayı yönlendirmemelidir, yönlendiren bir hataya sebep olursa hem vebale girer hem maddi ziyanı öder.) Nesaî, 4830; Ebu Davud, 4586
Kurban olmaz ama ON AİLEYE verilecek şekilde erzak verebilirsiniz. Allah Teâlâ mağfiret buyursun.