Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben okula giden ve İslami konulara olabildiğince önem gösteren birisiyim. Üniversiteye dair çok üst düzey bir başarı hedefim yok ve okulda işlenen iğrenç haramları görünce okuldan soğudum. Derslerim de iyi değil. Babam derslerimde başarılı olmamı istiyor, dünyevi işlere biraz fazla ağırlık veriyor. Namaz kılıp temel şartları yerine getirmesine rağmen ben başarılı olmadığım için benden razı olmadığını söyledi, bu durum ahiretimi etkiler mi? Son günlerde çok derin üzüntü içerisindeyim, bana bir tavsiye verirseniz sevinirim.
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. Ailenizle sürtüşmeyin, okulu bırakacaksanız o da doğal bir bırakış olsun. Dersleriniz iyi olmadığı için bırakacaksanız bırakın. Ailenizin sizden beklentilerine karşı ezilebilirisiniz. Geniş düşünmeye çalışın, sabırlı olun. Allah'ın emirlerinden taviz vermeyin. Size dualar ederiz.
Selamünaleyküm. Önce mevcut namazlarını ihmal etme, rahatladığın zaman da kazalarını kılarsın. Anne babanın dediği doğru değil. Allah'ın rızasını kazanmadıktan sonra bütün üniversiteleri kazansan ne olacak?
Seni bu yazdığın ifadelerinin dışında tanımadığımdan dolayı yol göstermekte zorlanıyorum. Ama sen akıllı bir kız olduğundan sana birkaç sözüm olacak. Kızım, eğer örgün eğitimden daha kaliteli bir eğitim ortamı bulursan açıktan okumanı tavsiye ederim. Örgün bile okusan kendini özel okumalar yaparak geliştirmelisin. Ahlaka, namaza ve tesettüre önem veren arkadaşların olsun.
Gerçekçi olun; hiçbir anne baba kolay kolay doğurduğundan nasihat almak istemez. Bunu bilin. Sizdeki gelişmeyi onlardan belki yıllar sonra bekleyebilirsiniz. Kendinizi geliştirin, imanınızı ve ibadetinizi takviye edin. Bir noktaya geldikten sonra onların imrenip senin gibi olmaya çalıştıklarını göreceksin biiznillah. Kendindeki gelişme hızını onlarda ararsan sadece kaybedersin onları.
Şöyle yapabilirsin kızım, a- Evlilik için akraba veya değil yerine UYGUN VEYA DEĞİL kuralı getir kendin için. Uygunluk da din ve göz beğenisi üzerine kurulu olsun. Bunalır ve eleme kabiliyetini yitirecek olursan maazallah, kurallarını bir bir düşüreceğin bir evlilik yaparsın. b- Dine hizmet konusunda da önce kendi dinini ayakta tutacağın bir evlilik ilkesi peşinde ol. Sen iyi olursan din, bir kale kazanmış olur zaten ve senin bereketin sen göremeden bile çoğalır. c- Evlilik için yaşa değil de ihtiyaca takıl, ne kadar zarurettir senin için ne kadar da normaldir düzeyine bak. d- Memur olman için senin aile şartlarını bilemediğimden ne ol ne de olma diyebilirim sana. Ama bir harama bulaşmadığın sürece görev yapabilirsin derim. Allah yardımcın olsun.
Evlilik, karı-kocanın karşı tarafa kendi doğrularını dayatmaları değil birbirlerinde gördükleri hataları incitmeden ve incinmeden düzeltme işidir. Dolayısıyla eşinle değil yanlışlarıyla mücadelen olsun. Bu mücadeleni ne eylem ne de söylemle gerçekleştir. Yaşam tarzınla göster. Örneğin eşinin bir kusurdan dolayı gidil(e)mez gördüğü bir yere gitmenin daha doğru olduğunu düşünüyorsan eşini oraya gitmeye zorlama; kendin git. Misafir davet etmek istediğinde abartılı ikram olmamak şartıyla davet edebilirsin. Eşin ilgilenmek istemezse sen hizmet et. Basit ikramlarla bu sorunu da çözebilirsin. Ayrıca eşinle ilgili bahsettiğin konular boşanmayı gerektiren bir durum değildir. Hanımın sana, çocuklarına ve işe gittiğinde evine karşı vazifelerini yerine getiriyorsa evliliğe ait önemli derecede sorumluluğu yerine getiriyor demektir. Çevrenle ilişkilerini sağlam tutmak da seni ilgilendiren bir durumdur. Bildiğin doğrulardan vazgeçmeni tavsiye etmiyorum. Yalnızca duruş ve kararlılığınla kaba olmadan biraz da yeri geldiğinde esneterek bilinçli davranmanı söylüyorum.
aile konusundaki diğer fetvalar
İnsan kalbinin ısınmadığı bir evliliği yapmamalıdır. Duygusal kararlar daha sonra problem olarak önünüze çıkar.
Aşırı değil düşüncelerin ama sen kendini önce evlenmeye uygun hâle getir. Çalışıp para kazan. Dirayetli ol, böylece ailen senin ciddiyetine inansın.
Sen kendin bu değerlendirmeyi yapmalısın; senin iffetin mi öncelikli ev geçindirmen mi? Bugün sen yarın o geçindirir sonuçta... Bu bakışı meseleye haram ve helal penceresinden bakınca isabetli bulmadım.
Bildiğim şudur ki, böyle bir durum ancak soğutularak düzeltilebilir. Bunu bir yıl gerekiyorsa unutmasını sağlayın. Üzerine gittikçe inatlaştırırsınız.
Allah senden razı olsun kardeşim, sebep oldun biz de bu mübarek hadisleri hatırlamış olduk. Allah Teâlâ size, bize ve diğer okuyan kardeşlerimize gereğini yapmayı nasıp etsin. Hadis okurken bir noktaya dikkat etmeliyiz: Peygamber aleyhisselam efendimiz konuşurken Allah’ın elçisi olarak konuşur, kendi kişisel kanaatlerini açıklamaz. Biz anlasak da anlamasak da o hakkı ve gerekeni söylemektedir. Birikimimiz onun hadisini anlamaya müsait değilse, onu değil kendimizi eksik göreceğiz ve bilen birine muhakkak soracağız. Bu ince noktaya çok dikkat edelim. Allah Teâlâ yardımcımız olsun. Bir başka husus da şu noktadır: Hadisleri küçük bebekler hariç herkes dinleyecek şekilde okuyun. Okumak için uygun zaman seçmeye çalışın. Uzun uzun okumalar yapmayın. Mesela yarım saati hiç geçmesin. Önce hamd edin, salavat getirin okumaya öyle başlayın. Evdeki herkesin aynı oranda anlamasını beklemeyin. Sadece okumuş olmanız ve onların kulaklarına bu sözlerin girmesi bile nimet olarak yeter biiznillah. Bilgi kadar bereket de beklediğiniz şey olsun. Okumayı bitirince de yine hamd edin, salavat getirin. Rabbim yardımcınız olsun. Bizi de duanızdan unutmayınız. Birinci Hadis Abdullah bin Abbas radıyallahu anhuma anlatıyor: Bir gün Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin arkasında idim. Bana buyurdu ki: “Delikanlı, sana bazı sözler öğreteceğim. Allah’ı koru ki Allah da seni korusun. (Sen onun dinini koru ki o da seni korusun.) Allah’ı korursan onu yanında bulursun. İsterken Allah’tan iste. Yardım ararken Allah’tan yardım ara. Şunu bil: Bütün insanlar sana bir yarar vermek için bir araya gelseler, Allah’ın yazdığından başkasını yapamazlar. Sana zarar vermek için bir araya gelseler, Allah’ın sana yazdığından başkasını yapamazlar. Kalem kaldırıldı, mürekkep kurudu. (Allah kaderi yazdı, o değişmez.)” Tirmizî, 2516 İkinci Hadis Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Allah Teâlâ’nın şöyle buyurduğunu söyledi: “Ben, kulumun beni umduğu gibiyim.” (İyi olmayı hak edecek işleri yapıp benden karşılığını bekleyenin umduğu gibiyim.) Buhari, 7405; Müslim,2675 Üçüncü Hadis Ebu Hureyre radıyallahu anh diyor ki: Peygamber aleyhisselam şöyle buyurdu: “Taûn (salgın hastalık) sebebiyle ölen şehittir.” (Taûn/veba, ağır bir ölüm çeşididir, şehidin ağır bir ölüm sonucu ölmesi ona farklı bir makam kazandırdığı gibi, imanı sarsılmadan vebadan ölen mümin de bir nevi şehidin yaptığını yaptığı için öyle bir makama sahip olmuştur.) Müslim, 1915 Dördüncü Hadis Esved diyor ki: Aişe radıyallahu anhaya, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem evde ne yapardı, diye sordum. Dedi ki: “Ailesinin işi ile meşgul olurdu.” (Evinde bir aile bireyi gibi idi, nübüvvet makamının ağırlığını aile içi işlerde hissettirmiyordu.) Buhari, 767 Beşinci Hadis Ebu Said el Hudri dedi ki: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “İnsanlara teşekkür etmeyen Allah’a da şükretmez.” Tirmizî, 1955 Altıncı Hadis Abdullah bin Amr radıyallahu anhüma Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin şöyle buyurduğunu nakletti: “Kim kardeşinin ihtiyacını görürse Allah da onun ihtiyacını görür. Kim bir müminin sıkıntısını giderirse Allah da onun kıyamet günkü sıkıntılarından birini giderir. Kim bir Müslüman’ın ayıbını örterse Allah da onu kıyamet günü örter.” Buhari, 2442; Müslim,2580 Yedinci Hadis Numan bin Beşir radıyallahu anh diyor ki: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Müminlerin birbirlerine sevgisi, merhameti alakası bir cesedin organları gibidir; o cesedin bir organı acı hissedince cesedin diğer organları da uykusuz kalır sıtma olur.” (Müminlerin kardeşlikleri bu kadar canlı ve gerçekçidir.) Buhari, 6011; Müslim, 2586 Sekizinci Hadis Aişe radıyallahu anha diyor ki: Resûlullah sallallahu aleyhi ve selleme taunu/vebayı sordum. Bana dedi ki: “O, Allah’ın eski ümmetlerden dilediğine gönderdiği bir azabı idi. Allah onu müminlere rahmet kıldı. Ona yakalanıp (gerekli tedbirleri aldıktan sonra) yerinde kalan, Allah’ın yazdığından başkasının başa gelmeyeceğini bilen ve karşılığını Allah’tan bekleyen birine şehit sevabı gibi bir sevap vardır.” Buhari, 3474 Dokuzuncu Hadis Suhayb Rumi, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin şöyle buyurduğunu söylemiştir: “Müminin işi ne güzeldir; her işi hayırdır. (Onun için her alternatif, imanına göre oluştuğu için kazançlı olur.) Müminden başkasının da böyle bir durumu yoktur. Ona bir iyilik gelse şükreder ve kazanmış olur. Başına bir zarar gelse sabreder yine kazanmış olur.” Müslim, 2999 Onuncu Hadis Ebu Hureyre radıyallahu anh diyor ki: Peygamber aleyhisselam şöyle buyurdu: “Müslüman’a gam, keder, sıkıntı, üzüntü, eziyet, tasa ne gelirse gelsin hatta bir diken bile ona batsa, onunla muhakkak ki Allah hatalarını temizler.” (Müslüman, gerekli tedbirleri aldıktan sonra başına gelen büyük küçük ne varsa onların boşa gitmeyeceğini bilir. İbadetlerinden sevap umduğu gibi bunlardan da ecir umar.) Buhari, 5641; Müslim, 2572 On birinci Hadis Üsame bin Zeyd radıyallahu anh Peygamber aleyhisselamın şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: “Bir yerde taun/salgın hastalık olduğunu duyduğunuzda oraya gitmeyin. Siz bir yerde iken orada çıkarsa siz de oradan çıkmayın.” (Kendinizi düşünmeyin, bütün insanları düşünen biri olun.) Buhari, 5728; Müslim, 2218 On ikinci Hadis Üsame bin Şerik radıyallahu anh diyor ki: Peygamber aleyhisselam şöyle buyurdu: “Allah’ın kulları! Tedavi olun. Allah, şifasını yaratmadığı bir hastalık yaratmamıştır.” (Hastalığa karşı bir kenara çekilip kalmayın. Allah çabalamanızı istiyor.) İbni Hibban, 6061 On üçüncü Hadis Ebu Hureyre radıyallahu anh, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin şöyle buyurduğunu söylemiştir: “Hastayı sağlıklının yanına sokmayın.” (Tıbbi bulaşma ilkelerine dikkat edin.) Buhari, 5771; Müslim, 2221 On Dördüncü Hadis Ebu malik el-Eş’ari, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin şöyle buyurduğunu nakletmiştir: “Temizlik imanın yarısıdır.” (İman cennet demektir. O zaman da bütün çeşitleri ile temizlik abdestten el yıkamaya kadar cennetin yarısı demektir.) Müslim, 223 On beşinci Hadis Ukbe bin Amir radıyallahu anh diyor ki, Resûlullah sallallahu aleyhi ve selleme “Kurtuluş nedir?’ diye sordum. Buyurdu ki: Diline sahip ol, Evin sana yetsin (evinin kıymetini bil), Günahlarına ağla (tevbe et, istiğfar et.) Tirmizî, 2406 On beşinci Hadis Amr bin As radıyallahu anh, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemden şöyle nakletmiştir: “Tıpla önceden bir ilgisi olmadığı halde bir hastayı yönlendiren zararı öder.” (Uzmanlığı olmayan hastayı yönlendirmemelidir, yönlendiren bir hataya sebep olursa hem vebale girer hem maddi ziyanı öder.) Nesaî, 4830; Ebu Davud, 4586
Kurban olmaz ama ON AİLEYE verilecek şekilde erzak verebilirsiniz. Allah Teâlâ mağfiret buyursun.