Fetva Meclisi
Soru
Hocam merhaba; Yeni evliyim.Evleneli 26 gün oldu.Eşim benimle birlikte olmamak için bahaneler üretip duruyor.Ben hakkımı helal etmediğimi söyleyince helal et diye bana baskı yapıyor.Ben de kalbi kırılmasın diye helal ettiğimi söylüyorum.Hemen hergün böyle geçiyor!Ben bu durumun normal olmadığını, efendimiz (s.a.v)'in bu konudaki hadislerini ve benim bu durumdan hoşnut olmadığımı anlatınca "sen bana hakkını helal ettin, gerisi beni ilgilendirmez" şeklinde cevaplar veriyor. Benim hakkımı helal etmem (kalbi kırılmasın diye) eşimden bana karşı yapması gereken görevler konusunda sorumluluklarını kaldırır mı? Bu süreçte evliliğin amaçları yerine getiriliyor mu? Ne yapmalıyım? Eşime nasıl davranmalıyım? Teşekkür ederim.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Şu dünyada kimsenin istediği aynıyla olmuyor. Daha gerçekçi düşünmeli değil misiniz? Biraz daha makul düşünün. Evet, boşamanızdan ötürü kimsenin size hak koyma hakkı yoktur ama siz makul düşünmelisiniz. Bile bile huzurunuzla oynamayın.
Bu anlattığın eş profili ile sabrı birleştirmek zor. Bir psikoloğa gidip onunla karar vermeniz uygun olur. Belki o da kendisini toparlamayı düşünür. Bu kararı yani ne yapabileceğinizi sizi yüz yüze gören bir psikolog veya aile danışmanı vermelidir.
Selamünaleyküm. Şu anda asla böyle bir rezalete girmeyin, buna kararlı olun. Geçmişi de kesinlikle kimseye anlatmayın; yürekten bir tevbe yapın. Allah onu siler. Allah'ın bildiğini de kimseye açmaya gerek yok. Tevbenizde ciddi olun, gerisini bırakın.
Selamünaleyküm. Bir erkek, eşinden meşru olan her şeyi isteyebilir. Bu meşru şeyler ise sınırsız değildir. Cinsel organ üzerinden ilişki, sevişmek, öpmek meşru isteklerdir. Tarif ettiğiniz şeyi anlayamadım. Makul olmayan bir isteğe cevap vermek zorunda değilsiniz. Cevap vermeyin. Büyük ihtimalle durum doktora gitmeyi gerektirmektedir. Dua edin, Allah işinizi kolaylaştırsın.
Hak helal etmek, kişinin maddi veya manevi olarak uğradığı bir zararı karşı tarafa bağışlaması ve bu konuda artık bir talepte bulunmamasıdır. Bu, tamamen kişinin rızasına bağlıdır ve gönülden verilmesi gerekir. Kur'an-ı Kerim'de Allah şöyle buyurur: "Affetsinler ve hoş görsünler. Allah’ın sizi bağışlamasını istemez misiniz?" (Nur sûresi, 24/22) Affetmek ve helal etmek bir fazilettir ancak kişinin gönlünden gelmesi gerekir. İyi davranman, ona öfkelenmemiş olman, konuşman veya oturup bir şeyler yiyip içmen sadece insanî bir tavırdır, helallik anlamına gelmez. Helallik, kalbinin tamamen ferahlaması ve "Ben artık bu hakkı talep etmiyorum." demen ile gerçekleşir. Birine hakkını helal ettikten sonra, tekrar “Ben hakkımı geri istiyorum” diyemezsin. Çünkü helallik, geri dönüşü olmayan bir bağış gibidir. Ancak eğer gerçekten helal ettiysen ama sonradan içinde pişmanlık oluştuysa bu pişmanlık geçmiş bir eylemi değiştirmez. Ama gerçekten helal ettiğinden emin değilsen yani "Tam olarak helal ettim mi emin değilim" diyorsan o zaman zaten helal etmemiş olabilirsin ve hakkını hâlâ talep etme hakkın vardır. Kalbinde huzursuzluk varsa ve onu unutamıyorsan belki de helal etmek için henüz hazır değilsin. Kendine zaman tanı. Eğer içini rahatlatmak istiyorsan bir sadaka verip "Ya Rabbi, ben bu hakkımı almayı sana bırakıyorum." diye dua edebilirsin. Eğer gerçekten helal etmek istiyorsan ama içindeki kırgınlık geçmiyorsa “Ya Rabbi, ben helal ediyorum ama kalbim hâlâ üzgün, bana bunu unuttur.” diye dua edebilirsin. Sonuç olarak, helallik tamamen kalbinle verdiğin bir karardır. Allah sana en doğru yolu göstersin ve içini ferahlatsın kardeşim.
Bu durumu muhakkak bir aile danışmanı ile bizzat görüşün. Aile danışmanından sonra da eşinizi karşınıza alın ve onu incitmeden elinizden gelmeyen nedenle kabalık yapabildiğinizi izah edin. Eşiniz “ben böylesine de razıyım” derse devam edin. Zamanında kalma kararı vermeyecektiniz. Siz de anlıyorsunuz ki iş çok geç. Sabredip sevap kazanmaya çalışın. Eşiniz size ayrılma yönünde bir karar belirtirse o zaman da yine bir aile danışmanı ya da yaşlı bir aile büyüğünüz nezaretinde karar verin.
birliktelik konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Ateş çukurunun içindesiniz, yanıyorsunuz, yakıyorsunuz, yanıyorsunuz, yanıyorsunuz.Önce silkinin ve müthiş bir tevbe ile Allah'a dönün.Sonra da oturun arkadaşınızla nikâhlanmayı teklif edin. Normal bir ev düzeni kurun. O tövbeyi de ölünceye kadar canlı tutun.Gözünüz hiç kurumasın, hep yaşlı kalsın ki rahmete eresiniz.
Selamünaleyküm. Hemen acilen nikâhlanın ya da kendinizi kurtarın; ateşle oyunuyorsunuz. Dünyanızı da ahiretinizi de tehlikeye soktunuz. Erkekçe tavrınız olsun; uçkuruna karşı erkekliğini feda edebilecek bir zafiyet içinde olmayın. Sonra da büyük bir tevbe ile Allah'a dönün.
Selamünaleyküm. Bir:Ailesinin izni olmadan sizinle görüşebilen biri ile siz nasıl 'iyi bir hayat' kurabileceğinizi vehmediyorsunuz ki? O, yirmi yıldır onu büyüten ebeveynini ezdi, sizi ezmesi için kaç yıl gerekir zannediyorsunuz? Anne baba ezip geçenden kimseye hayır gelmez! Bu kural dünya kurulduğundan beri böyledir. Siz elbette şimdiki lezzete bakıp aldanıyorsunuz. Alkol de kullanılırken pek lezzet verir, ya sonrası! İki:Sizin evlilik vaktiniz geldi ise iki yıl beklemeniz hiç doğru değildir, hemen evlenip kendinizi kurtarın. Üç:Milyon haram işleseniz dahi, namazı ve diğer ibadetleri terk etmemelisiniz. Zaten o haramlardan kurtulmanız ancak namaz sayesinde mümkün olacaktır. Şeytan son kurtuluş umudunuzu da size tükettirmek istiyor. Açın gözünüzü, açın! Dört: Nikâhın imamı müezzini mi olur; ya vardır nikâh ya da yoktur. Yarın, düğün yapmayacaksanız nikâhı zinanıza alet etmeyin.
Selamünaleyküm.Ateşle oynuyorsunuz. Bile bile yanlış yapılmaz.Hemen evlenin. Evlenemeyecekseniz, birbirinizden uzaklaşın. Zamanı gelince görüşür evlenirsiniz.
İnsan bir belaya uğrar, büyük bir hata işler; insan olması buna uygundur. Bu, şaşılacak bir şey değildir. Niceleri böyle hatalara düştü. Fakat insan hiç, katilini özler mi? Geçmiş altı yılını harap eden bir sistemin içinde olmak için çırpınılır mı? Aklını mı yitirdin? Dikkat et, bak göreceksin: Bedenin üzerinden bir hataya düştün. Sonra Allah sana rahmet etti, aklın seni sıkıştırdı. Yaptığının yanlış olduğunu idrak ettin. Bu sefer sinsi bir şekilde 'bir daha' deyip duruyorsun! Bu ne büyük çelişki! Hemen Rabbine dön. Hiç gecikme. Ve iki şeye büyük bir karar ver: Birincisi, seni harap eden o insanla bir daha ebediyen buluşmama kararı olsun. Ama ebediyen. O bir veli, sen de bir veli olarak şöhret bulsan bile kararın bu olsun. Bu kararında da samimi ol, ciddi ol. İkincisi de bundan sonrasını Allah'ın rızasına göre yaşamaya karar ver. Bu kararları ver ki Allah seni samimi görsün ve sana yardım etsin. Göreceksin, bu sefer kötülükten güzellikler çıkacak, kalbin huzur dolacak. Kaçırma bu fırsatı. Allah kalbine huzur versin. İyi haberlerinizi bekliyoruz.
Ne biçim soruyorsunuz, nasıl soruyorsunuz! Nikâh var ve bu din üzerinden yapılmış, bunu nasıl zina olarak adlandırırsınız? Siz dini ne zannediyorsunuz?