Fetva Meclisi
Soru
Hocam benim bir genç kızım var. Kızım, olan günlük olayları ve iş yeri ve okul ortamını arkadaşlarını bana anlatıyor. Bende arkadaşları hakkında bilgi sahibi olmaya çalışıyorum kızım kimlerle beraber öğrenmek için. Bende ona söylüyorum ben buradayken böyle oldu diye. Kimsenin hakkında yalan yanlış konuşmadan olduğu gibi anlatıyoruz günah olmasından kaçınarak. Kızım bu konularda çok hassas çok üzülüyor ama konuşmak zorunda olduğumuz durumlar oluyor. Hocam bizim konuşmamız gıybete veya kul hakkına girer mi? Allah rızası için bizi bu konuda aydınlatabilir misiniz?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Kötülüğü yaymaya yarayacak sözleri kullanmak kötülüğü yaymaktır. Asla yapmayın. Elinizi bulaştırmadığınız bir pisliğe dilinizi de bulaştırmayın. Onu arkadaşlık çevrenizden silin yeter.
Bu tür karmaşık konularda tek taraflı anlatımların adil karar vermeye yeterli olmayacağını zannediyorum. Kızımız mağdur kimliği ile durumu savcılığa taşıyabileceğini karşı tarafa iletmeli ve bir kereliğine de olsa boşama sözünü duymalıdır. Aksi takdirde ömrünün sonuna kadar şeytan onu “…zaten sen…” diye kemirir durur. Nikâha gelince de anlatılan kadarı ile nikâh olmasında şöyle veya böyle bir sorun görülmüyor.
Selamünaleyküm. Bunu onun eşine anlatmanız doğru olmaz. Onunla irtibata geçmeniz de gerekmez. Siz günahınızdan tevbe edin. Tevbenizi canınız gibi koruyun. Kendinizi salih amellere verin. Kur'an okumaya yoğunluk verin. Namazlarınızı camilerde kılın. İnşaallah kurtulmuş olursunuz.
Selamünaleyküm. Doğru olmayan her iş hatadır elbette. Bu hatadan kimse zarar görmedi ise inşaallah sıkıntı olmaz.
Selamünaleyküm. Size sorulan sorunun doğru cevabını vermelisiniz. Bu cevap, o arkadaşınızın sizdeki hakkıdır.
Selamünaleyküm. Söylememeyi ilke edinme, gerektiğinde söylemeye hazır ol, günaha girmezsin.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Namaz ve oruç dışında her şeyi yapabilirler. Kitap okuyabilir, zikredebilir, Kur'an dinleyebilir, ders takip edebilir, sılayı rahim yapabilir, sohbet dinleyebilir, eşine karşı vazifelerini yaparak kendisini bakımlı yapabilir...
Selamünaleyküm. Duanın zevkine ulaşmak da tıpkı namaz kılmayı öğrenmek gibi bir seviye işidir. Namazı birkaç günde öğrenebilirsiniz ama dua adamı olmak yıllarınızı alabilir. Siz kendinizi bir eğitim parkurunda kabul edin, şeytan yolun sonunu size uzak göstererek yıldırmasın. Sabırlı olun, ciddi olun, gayretinizi eksiltmeyin. Yapamadıklarınız sizi üzsün ama yaptıklarınız için de şükreden bir kul olun. Dua ehli olmak için de dua etmeye çalışın.
Selamünaleyküm. Bu hususu irdeleyerek mide bulandırmamayı tercih edin. Çokça istiğfar edin, Rabbimiz pek Ğafûr'dur, merak etmeyin.
Selamünaleyküm. Size bu sözü söyleyenin sizin nezrinizdeki itimadına bağlı bir durumdur bu. İnsanlar bir sıradan Müslümanlık yaşıyorlar bir de derdi olan Müslüman olarak yaşıyorlar. Size bu sözü söyleyenin kimliğine bakın, imanını derdi edinmiş biri ise sözüne itimat edebilirsiniz.
Selamünaleyküm. Okuma yazma seviyeniz, okumaya ayıracağınız vakit gibi soruların cevabını bilmeden bir tavsiyede bulunmamız doğru olmaz. En temel tavsiye olarak Mahmut Toptaş Hoca efendinin Şifa Tefsirini okuyabilirsiniz.
Selamünaleyküm. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin Sünnet'lerini iki açıdan ele alabiliriz. Birinci açı, O'nun kimliğini ve bize vermek istediği mesajın genelini yansıtan açıdır ki, bu açıdan Sünnet'i basit görmenin ucu kâfir olmaya kadar gidebilir. İkinci açı ise, farz, vacip olmayan hükümler anlamına gelen Sünnet açısıdır. İkinci açıdan bakıldığında yani farz vacip olmayan hükümler açısından bakıldığında, bir Müslüman'ın Sünnet olan ibadetleri yapmadığı için 'farzlar gibi' hesaba çekileceğini söyleyemeyiz. Bu durum, onun ecir kaybetmeyeceği anlamına da gelmemektedir elbette.