Fetva Meclisi
Soru
Hocam, uzun zamandır güldüğümde üst dudağım yukarı fazla kalkıyor ve bu nedenle diş etlerim çok belirgin bir şekilde görünüyor. Bu durumdan dolayı rahatsızlık duyuyorum, hatta bazen gülmek bile istemiyorum. Bu sorunu gidermek için "smile botoks" adı verilen işlemi yaptırmamda dinen bir sakınca var mıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
İslâm’da, yaratılıştan getirilen özellikleri (fıtrat) değiştirmeye yönelik tasarruf ve müdahaleler yasaklanmıştır. (en-Nisâ, 4/119; er-Rûm, 30/30) Hz. Peygamber (s.a.s.), güzelleşmek maksadıyla vücuda dövme yapmak, dişleri incelterek seyrekleştirmek gibi işlemleri, yaratılışı değiştirmek kapsamında değerlendirmiş ve bunu yapanların Allah’ın rahmetinden uzak olacağını ifade etmiştir. (Buhârî, Libâs, 83-87 [5935-5948]; Müslim, Libâs, 115-120 [2122-2125]) Bununla birlikte vücudun herhangi bir organında, diğer insanlar tarafından yadırganan, insanın psikolojik olarak etkilenmesine sebep olabilecek bir anormallik veya fazlalık bulunması durumunda bunun ameliyatla düzeltilmesi, fıtratı bozmak değil, bir tedavi işlemi olarak değerlendirilir. (Ebû Dâvûd, Hâtem, 7 [4232]; Tirmizî, Libâs, 31 [1770]) Yüzdeki kırışıklıkları gidermek için botulinum denilen zehirli (toksin) bir maddeden elde edilen sıvının, kırışıklıkların bulunduğu yere iğne ile az miktarda zerk edilmesini ifade eden “botoks” da genel amacı itibarı ile estetik müdahale niteliğindedir. Bu sebeple beden ya da ruh sağlığı açısından gerekli olmadıkça uygulanması caiz değildir.
İnsanı en güzel şekilde yaratan Yüce Allah, onun makul ve mutedil ölçüler içerisinde süslenmesine izin vermiştir. Buna karşılık dikkat çekmek, daha güzel görünmek amacıyla, doğuştan getirilmiş olan yaratılış özelliklerinin değiştirilmesi fıtratı bozma kabul edilerek yasaklanmıştır (Nisâ 4/119). Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s.), süslenmek maksadıyla vücuda dövme yapmak, dişleri incelterek seyrekleştirmek gibi işlemleri, yaratılışı değiştirmek, fıtratı bozmak kapsamında değerlendirerek, bunu yapanları ve yaptıranları kınamıştır (Buhârî, Libâs, 83-87; Müslim, Libâs, 33). Ancak vücudun herhangi bir organında, diğer insanlar tarafından yadırganan, insanın psikolojik olarak etkilenmesine sebep olabilecek bir anormallik bulunursa, bunun ameliyatla düzeltilmesi, fıtratı bozmak değil, bir tedavi işlemidir. Tedavi amaçlı olarak yapılan müdahalelere ise dinimizde izin verilmiştir. Nitekim Arfece adlı sahabi, bir savaşta burnu kopunca, gümüşten bir burun protezi yaptırmış, bunun koku yapması üzerine, Hz. Peygamber (s.a.s.) altından protez yaptırılmasını tavsiye etmiştir (Ebû Dâvûd, Hatem, 7; Tirmizî, Libâs, 31). Buna göre, doğuştan veya sonradan göğüslerinde anormallik bulunan bir kadının sağlığına zarar vermeyecekse tıbben uygun görülen tedavi yöntemleriyle göğüslerini düzelttirmesi caizdir. Bununla birlikte tedavi amacı taşımayan, daha güzel görünmek veya dikkat çekmek için göğse müdahale edilmesi caiz değildir.
Kur’an-ı Kerim’de insanın, yeryüzünde halife olmak üzere en güzel bir biçimde, ölçülü ve dengeli bir şekilde yaratıldığı çeşitli nimetler, imkanlar ve güzelliklerle donatıldığı bildirilmiştir (Bakara 2/30; Nahl 16/8, 12; Hac 22/65; Lokman 31/20; Mülk 67/23; Beled 90/4, 8-10; Tin 95/4). İnsanı en güzel şekilde yaratan Yüce Allah, onun makul ve mutedil ölçüler içerisinde süslenmesine, güzel görünmesine ve güzelliklerini korumasına da izin vermiştir (A’raf, 7/32). Dikkat çekmek, daha güzel görünmek amacıyla, yaratılıştan verilmiş olan özellik ve şekillerin değiştirilmesi İslam dininde, fıtratı bozma kabul edilerek yasaklanmıştır (Nisâ, 4/119; Rûm 30/30). Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s.), süslenmek maksadıyla vücuda dövme yapmayı, dişleri incelterek seyrekleştirmeyi, kaş aldırmayı, yaratılışı değiştirmek, fıtratı bozmak kapsamında değerlendirmiş ve bunu yapanları ve yaptıranları kınamıştır (Buhârî, Libâs, 83-87; Müslim, Libâs, 33). Buna karşılık vücudun herhangi bir organında, diğer insanlar tarafından aşırı derecede yadırganan, insanın psikolojik olarak etkilenmesine sebep olan bir anormallik veya fazlalık bulunursa, bunun ameliyatla düzeltilmesini fıtratı bozmak değil, bir tedavi, normalleştirme işlemi olarak görmek daha doğrudur. Tedavi amaçlı olarak yapılan estetik müdahalelere dinimizde izin verilmiştir. Nitekim Arfece adlı sahabi, bir savaşta burnu kopunca, gümüşten bir burun protezi yaptırmış, bunun koku yapması üzerine, altından bir burun protezi yaptırılmasına Hz. Peygamber (s.a.s.) izin vermiştir (Ebû Dâvûd, Hatem, 7; Tirmizî, Libâs, 31). Buna göre hastalık sebebiyle veya kaza sonucu burun, kulak, göz gibi organlarını kaybedenler veya vücudunda doğuştan ya da sonradan meydana gelen şekil bozuklukları bulunanların estetik ameliyat yaptırmaları bir tür tedavi olup, fıtratı bozmak kapsamında değerlendirilemez. Din İşleri Yüksek Kurulunun, 28. 11. 2002 tarihinde estetik ameliyatla ilgili aldığı karar da bu istikamettedir. Sonuç olarak; a) Estetik ameliyatın, düzgün ve salim olan fıtratı bozmak kastıyla yapılmamış olması, b) Ameliyatın yapılmasında, bir yarar sağlama veya mevcut bir zararı giderme ihtimalinin yüksek olması, c) Tedavi amaçlı yapılmış olması, d) Ameliyatın bir hile veya aldatma amacıyla ya da karşı cinse benzeme kastıyla yapılmamış olması şartlarıyla caizdir. Ayrıca estetik cerrahi doktorunun da yukarıdaki şartları taşıyan durumlarda estetik ameliyat yapmasında bir sakınca yoktur. Fakat fıtrata müdahale şeklinde nitelendirilebilecek bir ameliyatı yapmak doğru değildir. Zira hadislerde fıtratı bozmak kapsamında değerlendirilen müdahaleleri yapanlar kınandığı gibi yaptıranlar da kınamıştır (Buhârî, Libâs, 83-87; Müslim, Libâs, 33).
Bir kişinin kanından elde edilen sıvının, muhtelif yöntemlerle kendisine geri uygulanması şeklinde yapılan işleme PRP tedavisi denilir. Bu yöntem, ciltteki kırışıklık ve çatlakların, lekelerin, sivilce ve yara izlerinin giderilmesi, saç dökülmelerinin önlenmesi vb. işlemlerde uygulanmaktadır. Bilindiği üzere İslam’da, yaratılıştan getirilen özellikleri (fıtrat) değiştirmeye yönelik tasarruf ve müdahaleler yasaklanmıştır (Nisâ, 4/119; Rûm, 30/30). Hz. Peygamber (s.a.s.), güzelleşmek maksadıyla vücuda dövme yapmak, dişleri incelterek seyrekleştirmek gibi işlemleri, yaratılışı değiştirmek kapsamında değerlendirmiş ve bunu yapanların Allah’ın rahmetinden uzak olacağını ifade etmiştir (Buhârî, Libâs, 83-87; Müslim, Libâs, 33). Bununla birlikte, vücudun herhangi bir organında, insanlar tarafından yadırganan, kişinin psikolojik olarak etkilenmesine sebep olabilecek bir anormallik bulunması durumunda bunun düzeltilmesi, fıtratı bozmak değil, bir tedavi işlemi olarak değerlendirilir (Ebû Dâvûd, Hatem, 7; Tirmizî, Libâs, 31). Netice olarak, insanlar tarafından yadırganan, kişinin psikolojik olarak olumsuz etkilenmesine sebep olan, vücuttaki bir anormalliğin giderilmesi veya tedavisi için söz konusu uygulamanın yaptırılmasında dinen bir sakınca yoktur. Bununla birlikte tedavi amacı taşımayan, başkalarına daha güzel görünmek veya dikkat çekmek gibi estetik kaygılarla yapılan PRP uygulaması ise caiz değildir.
Sağlığınızı etkileyen bir durum olmadıkça ya da yüz hatlarınız normalin dışında bulunmadıkça fıkhen estetik operasyon yaptırmanız caiz değildir. Hastalıkların tedavisi dışında bedene müdahale yasaktır. Toplum normları, çevre baskısı, sosyal medyanın etkisi Allah'ın rızasının karşısında durmamalı/durdurulmamalıdır. Bunu imtihanınız olarak düşünün. Rabbimiz sizi bu konu ile imtihan ediyor. Toplum normlarını değil kendisini tercih etmenizi istiyor. Elbette kolay olmayacaktır bu süreç ama cennet, nefse zor gelen şeylere tahammül edildikçe yakınlaşacaktır. - Bakış açınızı değiştirin. - Dini hassasiyetler olan arkadaşlar edinin. - Önce Rabbiniz ne diyecek onu hayal edin.
Botoks estetik amaçlı yapıldığında caiz olmaz. Tıbben gerekli bir nedenle yapılabilir. Ağır psikolojik takıntıları gidermek için doktorun önermesi ile yapılabilir. Bunun dışında caiz olmaz.
botoks konusundaki diğer fetvalar
Botox, bütün çeşitleri ile haram değildir. Tedavi gerektiren boyutu ile caizdir. Güzel görünme yani estetik boyutu ile caiz değildir. Bu nedenle, sizin tedavi merkezi kurmanız ilk etapta haram kazanmanız anlamına gelmez. Prensip olarak siz tedavi ediyor durumdasınız. İleri derecede keyfi bir durumu tedaviyi kabul etmeyerek bu sakıncadan uzak kalabilirsiniz.
Botoks ve oruç ilişkisinden önce botoksun yapılması ile alakalı şunu bilmeliyiz: Bu uygulama bir TEDAVİ amaçlı yapıldığında caiz olur. Daha güzel olma, yapıyı değiştirme maksatlı yapıldığında ise caiz olmaz. Genel kural olarak bunu bilmiş olalım. Oruçlu iken botoks yaptırmaya gelince: Uzmanları ile yaptığımız istişare neticesinde botoks ile vücuda bir gıda ilavesi yapılmadığı, bir krem kullanmaya benzer işlem yapıldığı anlaşılmıştır. Buna göre de oruç açısından sakınca oluşturmamaktadır. Yine de Ramazan günlerinde yapılmaması daha evladır deriz.
Selamünaleyküm. Allah'ın yarattığı şekli, tıbbî bir neden olmadıkça değiştirmek caiz değildir. Tıbbî neden ise sağlıkla ilgili sıkıntının adıdır.