Fetva Meclisi
Soru
Hocam umre yapmak hac gibi zorunlu mudur? Ömürde bir kere de olsa umreye gitmek mi gerekir?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Umreye gidenin hacca da gitmesi gerekir diye bir şey yoktur. Sadece hac günlerinde oraya gidip umre yapanın geri dönmesi caiz olmaz.
Umre farz bir ibadet değildir. Nafiledir. Adak yapılırsa o zaman vacip olur. Öyle olmayınca da 'gidecektim' diyen biri 'gitmiyorum' diyerek iptal edebilir. Bunun için Gazze gibi bir mesele olması da gerekmez.
Selamünaleyküm. Arafat vakfesi günlerine yakın zamanda Mekke'de olanların, hac yoğunluğunda bitkin düşecekleri işleri yapmamaları uygundur. Bunun dışında TEMETTÜ HACCI için niyetlenenler umre yapabilirler.
Hac, belli zaman ve mekânlarda haccetme niyeti ile edâ edilmesi gereken farz bir ibadettir. Hac ibadetinin geçerli olabilmesi için kendisine mahsus şart ve rükünlerin yerine getirilmesi gerekir. Umre ve tavaf yaparak bu şart ve rükünler yerine getirilmiş olmaz. Bu itibarla sayısı ne kadar çok olursa olsun yapılacak umre ve nâfile tavaflar, hac ibadeti yerine geçmez.
Namazın farzları veya sünnetleri arasında Fatiha okumak yoktur. Allah'a emanet olun.
Böyle bir gitmeme fırsat kaçırma değildir, emre itaat etmektir. Gitmeyin, umreyi gerekiyorsa değerlendirin. Allah Teâlâ kabul buyursun.
farz konusundaki diğer fetvalar
Tıp derslerinizin hakkını vermelisiniz. Onlara iyi çalışın. Tıp dersi dışındaki FARZ işleri aksatmayın. Nafilelerden ise yapabildiğiniz kadarını yapın. Haramlardan da kesinlikle uzak durun. Bu hâliniz biiznillah mü'mincedir ve ecir kazanma durumundasınız. Allah yardımcınız olsun.
Birinci rekâtı idrak etmiş olmanızla biiznillah namaz kılınmış olur. Kalbiniz rahat etsin istiyorsanız onu tekrar kılın yani kaza edin.
Sadece farzları kılarak dar zamanda kendini sıkıştırmamış ol. Peygamber aleyhisselam efendimizin izini sürenin günahları affolur.
Bizim için teheccüd namazı NAFİLE bir ibadettir. Değeri pek yüksek olmakla beraber neticede nafile bir ibadettir. Peygamber aleyhisselamın durumunun ona ait olduğunu unutmayalım. Onun “bu bana ve size” niteliğindeki bir beyanı olmadığı sürece ona ait işleri ona mahsus görmeliyiz. Teheccüd namazı ağırlığı itibariyle önemli bir namazdır. Kim ne kadar kılarsa o kadar sevap kazanır. Şu kadar günde şu kadar diye bir belirleme yapmak doğru değildir. Günlük hayatı olumsuz etkilenmeyecek olanlar mesela ağır işlerde çalışmayanlar bu namazı ihmal etmemelidirler. Zira hiçbir zaman teheccüd namazını bir sabah namazı ile karşılaştıramayız bile. Farzlar ve üzerimizdeki haklar etkilenecekse teheccüdü daha rahat bir zamana erteleriz.
İkindi ve yatsı namazlarının öncesindeki sünnetlere bu şekilde bakamayız yani muhakkak terk edilecek şeklinde bakılması yanlıştır. Şu şekilde bakalım: İkindi ve yatsının önceki sünneti, öğlenin önceki sünneti ile karşılaştırıldığında öğlenin sünnetini TERK ETMEMEK gerekir deriz. İkindi ve yatsının sünneti ise TERK EDİLSE VEBAL OLMAZ, EKSİKLİK OLUŞMAZ. Doğru bakış budur. İkindi ve yatsının ön sünnetleri için muhakkak terk edilmesi gereken süre yerine ARASIRA TERK EDİLSE SAKINCA OLMAZ demek daha doğrudur. Hususi terk programı gereksizdir.
Yatsı namazının ilk sünneti, farz namazların öncesinde veya sonrasında kılınan sünnet namazların en zayıfı yani kılınma emri en az olanıdır. Kılınmaması günah olmaz ama kılınınca da sevap açısından kazanç olur. Sahih/sarih bir hadis ise yoktur.