İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Hocam insanoğlu içindeki korkuları nasıl yener? Cesaret nasıl kazanılır? Allah’tan gayrısından korkmamayı istiyorum. Hz. Hamza gibi ‘Gözümün gördüğü hiçbir şeyden korkmam’ diye haykırmak istiyorum. Ali, Ömer, Halid -radıyallahu anhum- gibi ashabın hayatlarını okurken onurlanıyorum. Ben de en az onlar kadar ‘Allah bu işi yasak kıldı, ben bunu yapamam’ demek istiyorum. Ne yapmalıyım bunları yapabilmek için?

Cevap

Bir kere Allah ne verdi ise ona razı olmak gerekir. Herkes farklı yaratılıyor. Herkesin farklı üstünlükleri var, zafiyetleri var. Bu birinci konu. İkinci konu da şudur: Cesaret her şey değildir. Bunu sakın unutmayın. Asıl olan mü’min olmaktır. İyi mü’min olduktan sonra şu veya bu bölümün zayıf olması akıbeti değiştirmez. İmandaki eksikliği ise ne cesaret ne de başka bir şey doldurmaz. Buna göre değerlendirmeliyiz. Okuduğunuz kitaplar, sevdiğiniz şahsiyetler, dinlediğiniz hatipler, gördüğünüz rüyalar... Her şey sizin o yönünüzü geliştirmeye yöneliktir. Sonuç olarak da kaderinizde yazılandan ötesi olmaz. Siz sadece gayretinizi yapın.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İmtihanın en ateşli noktasındasınız. Sakın yılmayın; bin kere boğulma tehlikesi geçirseniz bile sahile doğru koşun. Bu, şu demektir: Allah sizi cennetine davet ediyor. Şeytan ise cehennemde kalmanız için hile yapıyor. Siz ise bir oraya bir buraya kayıyorsunuz. Yapılacak iş bellidir. Yılmak yok. Usanmak yok. Son nefese kadar mücadeleye devam edeceğiz. Özellikle hanımızla alakanızın iyi derecede olmasına çalışın. Onu da sizin için daha cazip hale getirin. Bilhassa yatak odası ilişkileriniz hararetli ve yoğun geçmelidir. Ondan başka kesin bir tedaviniz olamaz. Onunla beraberliğinizi artırın. Evde kaldığınız süre uzasın. Kendinize ilave meşguliyetler bulun. İmanınız canlı iken korkmayın; kazanan siz olacaksınız biiznillah.

Hocam, ben imam hatip lisesi mezunuyum, yaşım 30. Gençliğimi çok kötü şeylerle g
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

O'na itaat edelim diye yarattı. Bizim O'na ihtiyacımız olduğu için yarattı. Hoşumuza giden zevkleri de O verdi. Zorlanacağımız işleri de O emretti. Böylece kim samimi bir şekilde yaratıcısına vefa gösterecek kim de O'na nankörlük edecek bunu görmek istedi. Böylece hiç kimsenin mazeret hakkı kalmayacak ve herkes kendi işlediği amellerle cenneti ya da cehennemi hak edecek. Yaptıklarımız bizlerin şahidi olacak. Allah bunları biliyor ama bizim de mazeret etme hakkımızı kaldırıyor ve bu noktada hiç kimseyi zorlamıyor, kilitlemiyor. Her insan kendi özgür iradesiyle doğruyu ya da yanlışı tercih ediyor. İmanın hakikati de burada ortaya çıkıyor. Haramlardan kaçmak ve emredilen ibadetleri yapmak kendine zor gelen insanlar iman etmemekle çözüm bulacağını zannediyor. Gerçekten düşünen insanlar ise meseleyi idrak ediyor ve imanın tadını alıyor. Allah doğrudan ayırmasın.

Hocam Allah, doğmamızı, ölmemizi, cennet veya cehenneme gideceğimizi ve vereceği
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Babanız hakkında iyi niyetli bakışınız güzel. Siz de babanızın bir kastı olmadığını ama iyi olanı yapmaya çalışırken yanlış yaptığını itiraf etmiş oluyorsunuz. Bu güzel bir şeydir. Size tavsiye edebileceğim direkt bu konuyu anlatan Türkçe bir kitap bilemiyorum. Bütün ahlâk ve tasavvuf kitaplarında bu konu vardır ama özet olmayabilir. Ben sizin için kitaplığımdaki akademik bir çalışmayı özetliyeyim. Dilerim size de bize de faydası olur. (el-Meşakkatü Ala’n-Nefsi’s-Sadiretu Min Zati’l-Mükellef, Abdülaziz bin Muhammed el-Uveyd; 1437, Riyad) Allah Teâlâ, insanın gücü üstünde bir sorumluluk yüklemeyi koymamıştır. Rahmeti gereği kullarına kaldırabileceklerini emretmiştir. Özellikle de bu ümmete getirdiği budur. Mevcut emir ve yasaklarını da kulunun daralması ve zorlanmasına göre hafiflettiği de olmuştur. Bu en tabii uzantılarından biri de Allah Teâlâ böyle bir zorluk emretmediği gibi kulun kendisine zorluk çıkarmasını da yasaklamasıdır. Zorluk/meşakkat kavramını üç basamaklı olarak ele alabiliriz: - Ölüm veya organlara zarar gelmesi gibi ağır olanlar, Parmağının incinmesi gibi hafif olanlar ve Birinci ve ikinci durum arasında ortada olanlar. Bu üç durumdan birincisinde hükümler hafifletilir veya kaldırılabilir. İkincide ise hiçbir hüküm değiştirilemez. Üçüncüde ise şahıstan şahsa değişiklik olur. Birinci noktaya yakın ise birinci noktanın hükmünü alır, ikinci noktaya yakın ise onun hükmünü alır. İnsanın kendisine eziyet olan şeyleri yapması caiz olmaz. Kural böyledir. Bu tür eylemlere şu örnekleri verebiliriz: - Kulun, Allah’ın emretmediğini kendisine zorunlu yapması durumu: Gece teheccüd namazı terkedilemez bir farz durumuna getirmek, farz-ı ayın olmayan cihadı farz-ı ayın gibi kabullenmek, her türlü gidilebilir iken mesela hacca yürüyerek gitmeyi görev bilmek. Olmayan bir şeyi ibadet düzeyinde iş edinmek gibi uygulamalar buna örnek görülebilir. - Farz ve vacip olmayan işleri farz ve vacip düzeyinde görüp terkedilemez zannetme de hatadır. Allah Teâlâ’nın emrettiği işler arasında farz veya değil tasnifi yapmasının hikmeti kaldırılmış olmaktadır. Peygamber aleyhisselamın bile kimi zaman terk ettiği bazı nafileleri hiç terk edilemez görmek böyle bir uygulamadır. Yolculukta nafileleri hiç terk etmemek bunun örneğidir. Başka bir örnek de tavaf ederken neye mal olursa olsun Hacerulesved’i öpmeye çalışmak da başka bir örnektir. - Mubah olan şeyleri yasak gibi görmek de hatadır. Adeta mubahlarla meşgul olan cennete gidemez gibi kabul edilmiş olur ki aslında böyle bir anlayış dine karşı da bir cürettir. - Dinde var olan ruhsatları kullanmamak da yanlıştır. Emreden de Allah, ruhsat veren de Allah olduğuna göre kulun ruhsatları sakıncalı gibi görmesi temelden yanlıştır. Örnek olarak hasta olanın orucunu ertelemesi bir ruhsattır. Doktorun tavsiyesine rağmen bu ruhsatı hata gibi görmek gayet yanlış bir iş olur. - Farklı fetvalar ve hükümler bulunduğunda en ağır ve en zor olanı tercih etmek bir fazilet değildir. Müslüman insanın neden kendisine böyle bir “zoru arama” mantığı oluşturduğunu incelediğimizde şunlar dikkatimizi çeker: Dinin esasını bilememek, kör taklit ve özenti, kolayından sevap biriktirme emeli, yanlış zühd ve takva anlayışı, ihtiyatlı olma arzusu, eski hatalarından kurtulma takıntısı, çok ve gereksiz sorgulama, vesvese, riya ve şöhret hastalığı. Bu tür zorluğu tercih etme uygulamalarının kişinin dindarlığına ve Müslüman toplum yapısına getirebileceği muhtemel tehlikeler de vardır. Şu başlıkları örnek olarak kaydedebiliriz: Dinin yanlış anlaşılması, bidate kapı aralanması, önceki ümmetlerin dindarlarına benzeme riski, zoru aradıkça Allah’ın kuluna zorluk yaratması, kişinin esasen kendisini zayıf ve yetersizliğe itmesi, bunun sonucu olarak da daha az ibadet ve daha az etkili bir kişilik oluşması, başkalarının hakkının çiğnenmesi, erken bıkma ve terk etme oluşması, doğan bir sonuç olarak günahlara yol açma zikredilebilir. Bu tür uygulamaları yapanların genelde kendilerine özellikle ilk üç asırdaki kimi âbidlerin mesela bir rekâtta hatim yapmasını örnek almaları da dikkat çeker. Bu noktada deriz ki: - Bir kere o tür haberlerle dinimizin temel kurallarını karşılaştırdığımızda bize düşen dinimizin kurallarına sarılmaktır. Biz kişilere değil dinimize bağlıyız. - Bu tür nakillerin bir bölümü abartılı ve aslı ispat edilemez haberlerden oluşmaktadır. - İlk dönem âbidlerinden doğru olduğuna inandıklarımız için de söyleyeceğimiz bir söz vardır. O söz de şudur: O şahsiyetlerin bulunduğu zaman dilimi, çevreleri ve özel konumları onları bizim onlarla kıyas edilmemiz zor olarak bir seviyeye getirmiş olabilir. Bazı kulların keramet seviyesine gelmesi bunun açık bir örneğidir. Biz o noktaya gelmeyi, onların ulaştığı en üst seviyeden başlayan bir süreçle elde etmeye çalışırsak yanılırız. O noktaya şeriatın çizgileri ile yürüdüğümüz bir yolda gelmeyi hedeflemeliyiz. Allah yardımcımız olsun. Âmîn.

Hocam, benim babam bir tarikata bağlı ve kendisi çok değerli bir insandır. Bizi
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Hedefinizi 'önce mü'min olarak kalmak' şeklinde belirleyin. İnsanlıkla uğraşırken eldekini de kaybetmeye götürmesin sizi hedefiniz. Bunun için de muhakkak bir grup içinde bulunun; şeytan yalnızları pek sever. Sağlık veya siyaset, biri diğerinden önemsiz değildir. İnsanla ilgili ne varsa o önemlidir. Kabiliyetinizi keşfettirin, ehil kimselerle görüşün, size 'sende şu kabiliyet var' desinler. O alanı tercih edin. Allah yardımcınız olsun, size dua ederiz. Siz ümmetimizin umudusunuz. Sizi melekler korusun.

Selamünaleyküm hocam. Ben üniversite sınavına giren bir gencim. Şu anda tercih d
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Tevbe et. Tevbende ciddi ol. Tekrar etmemeye azimli ol. Sabırlı ol, dirayetini göster. Allah’ın affına güven. İçini doldurduğun bir gün yaşa. Boş vaktin olmasın. Ve bil ki, hayat böyle bir mücadeledir. Bunu kazananlar cennete girecektir.

Hocam ben karşı cinsten birçok kişiyle arkadaş oldum. İnternet üzerinden seneler
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Bu saydıklarınız da kibir gibi bir sorundur. Şeytan siz bu başlıklarla meşgul ederken asıl kimliğinizi eritiyor olabilir. Bunun adı evham veya kuruntudur. Terk edin bunları ve asıl işinize bakın. Derslerinizi iyi çalışın, çevrenizde Allah'a davet vazifenizi yapın. İbadetlerinize sarılın.

Selamün Aleyküm çok kıymetli hocam, Allah razı olsun sizden ve sizin gibilerin s

cesaret konusundaki diğer fetvalar

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.