Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm muhterem hocam. Size bir konuda danışmak istiyorum."Ortaokul yıllarında iken abim yurtdışında çalışıyordu, yengemde bizle birlikte kalıyordu. Akşamları yengemle birlikte yatıyordum. Bir gün abimin yengeme yazıp yollamış olduğu bir mektubu okudum. Mektup da abimin yengeme yazdıklarını anneme söyledim. Annemde yengemle mektup yüzünden ciddi bir tartışma yaşamışlar."Bu olayın üstünden 37 yıl geçti. Bu geçen yıllarda hep vicdan azabıyla yaşadım. Bir türlü cesaret edip yengemden helallik isteyemedim, yaptığım şeyin doğru olmadığını biliyordum, söylemeye utandım. Bu sene memleket de aile arası mal davası olunca yengem bu mektup olayını "mektubumu okuyana hakkımı helal etmiyorum" diyerek dile getirmiş. Muhtemelen benim olduğumu biliyor. Sorum şu ki: Yengemi illa aramam gerekli mi? Eğer gerekliyse yengemi helallik almak için aradığımda hakkını helal etmezse bunda bana vebal var mıdır? Bu konu beni çok düşündürüyor, çok rahatsız ediyor, huzurum kalmadı, Allah'tan korkuyorum, hesap gününden korkuyorum, kul hakkından korkuyorum. Kendi kendimle hesaplaşmam hiç bitmiyor hocam, her gün vicdan azabı yaşıyorum, çocuk yaştaydım deyip teselli olmaya çalışıyorum ama yine olmuyor, içim bir türlü rahat değil. Helal etmezse benim ne yapmam gerekir?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Şu hâle bak; helallik denen şey de namaz gibi Allah'ın emirlerinden biri değil mi? Ne helalliği, sakın dert etme onu. Etmeyiversin. Sen diğer işlerde kusur etme yeter. Sahabilerden biri de, 'açlık boykotuna girerim, bırak Muhammed'i' dediğinde annesi o da cevap olarak: 'Bin canın olsa binini de versen ben Muhammed'i bırakmam' demişti. Üzülme sen. İnşaallah o da senin gibi ibadete döner bir gün.
Aleykümselam. Gönlünü alacak işler yapmaya devam et, gerekenden fazlasını yap ki, açığı kapatabilesin.
Selamünaleyküm. Şu dünyada kimsenin istediği aynıyla olmuyor. Daha gerçekçi düşünmeli değil misiniz? Biraz daha makul düşünün. Evet, boşamanızdan ötürü kimsenin size hak koyma hakkı yoktur ama siz makul düşünmelisiniz. Bile bile huzurunuzla oynamayın.
Selamünaleyküm. Babanız pek haklı söylüyor. Şu anda yapacak bir şeyiniz yoktur. İstiğfar ile geçmişinizi kapmaya çalışın. Eski eşiniz de size hakkını helal etti ise inşaallah sıkıntıya düşmezsiniz. Çok istiğfar etmelisiniz. Şeytanın size ikinci tuzağı, yaptığınızın yorumu ile sizi yıllarca harap etmesi olmasın. Eski eşinizle, normal bir yabancı ile görüşür gibi görüşebilirsiniz. Kendinizi test edin ve uygun bir durum görürseniz en kısa zamanda evlenin. Bu sizin keffaretiniz olur.
Selamünaleyküm. Önce hayatta kalan babanızın kıymetini bilin, ona sarılın. Ellerini, ayaklarını öpüp helalliğini alarak birinci sorunu çözün. Annenizin sizden beklentisinin en yakını ne ise onu yaparak da annenizin manen gönlünü alın. Anneniz için çok istiğfar edin, sadakalar verin, teyzelerinizi ziyaret edin, onun dostlarını ziyaretler edin. İnşaallah ahiretiniiz yakmazsınız.
Aktarmış olduğun bilgiler dâhilinde şu hususlarda düşünmeni tavsiye ederim. Baba, çocuğuna ve eşine zulmetmişse, kul hakkına girmiştir. Kul hakkı da helalleşmeden affedilmez. Eğer baban gerçekten büyük haksızlıklar yaptıysa senin ona hakkını helal etmeme hakkın vardır. Ancak kin tutmak, dua etmeyi bırakmak ve tamamen nefret etmek, dinimizce olarak doğru görülmez. Babanın size yaşattıklarından dolayı hakkını helal etmeme konusunda kendini baskı altında hissetme. Fakat öfke ve kinin de seni tüketmesine de fırsat verme. Yaşadıklarını Allah'ın adaletine havale et. Korkma, Allah kimsenin hakkını kimsede bırakmaz. https://fetvameclisi.com/fetva/zalim-bir-babaya-da-mi-saygi-gostermek-zorundayiz
cesaret konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Allah Teâlâ hangimize nerede rızık yazdı ise bizim elde edeceğimiz odur. Ticaret, işçilik, memurluk bu açıdan aynıdır. Hangisi daha iyidir yerine soruyu şöyle anlayabiliriz: a- Daha helal hangisi ise, b- Bizim yaratılışımıza hangisi uygun ise, c- Hangisinde daha iyi mü'min ve dahi iyi bir aile reisi olabileceksek, onu tercih etmeliyiz.
Bir kere Allah ne verdi ise ona razı olmak gerekir. Herkes farklı yaratılıyor. Herkesin farklı üstünlükleri var, zafiyetleri var. Bu birinci konu. İkinci konu da şudur: Cesaret her şey değildir. Bunu sakın unutmayın. Asıl olan mü’min olmaktır. İyi mü’min olduktan sonra şu veya bu bölümün zayıf olması akıbeti değiştirmez. İmandaki eksikliği ise ne cesaret ne de başka bir şey doldurmaz. Buna göre değerlendirmeliyiz. Okuduğunuz kitaplar, sevdiğiniz şahsiyetler, dinlediğiniz hatipler, gördüğünüz rüyalar... Her şey sizin o yönünüzü geliştirmeye yöneliktir. Sonuç olarak da kaderinizde yazılandan ötesi olmaz. Siz sadece gayretinizi yapın.