Fetva Meclisi
Soru
Selam ile... Hocam az önce elime bir kitabınız geçti. İçeriğinde sualler ve cevapları vardı. Bu beni zihnimde dönüp duran iki meseleyi size danışmaya yönlendirdi. Birinci sualim: Beni seven bir adamla evli idim. Lakin ona hiç bir şekilde ısınamadım. Zamanla bunu aşacağımı düşünüyordum fakat tam tersi oldu ve ben gün gün kendisinden soğudum. Eve geldiği zaman kapıyı açmak dahi istemiyordum. Onu görmek ani bir sinir sağanağına sürüklüyordu beni. Sık sık ağlama nöbetleri geçirmeye başladım. Psikolojik danışmana gittim. Dindar bir bayandı. Bana, "sevmiyorsan sevmiyorsundur, bu kadar kendine yüklenme rahat bırak kendini" dedi. Aradan bir kaç ay geçti fakat ben rahat olamıyordum. Özür dileyerek şu ayrıntıyı da belirtmek isterim ki, yatak odamız tam bir cehennemdi benim için. İslamın hükümselrini biliyordum ama eşimin bana yaklaşması bana azap veriyordu. Bu yüzden sık sık geri çeviriyordum. Bu defa da helaliyim, Allah bunun hesabını soracak diye kendimi mahvediyordum. Sonraki zaman diliminde intiharı düşünür oldum. Hiç bir şeyden zevk almıyordum hayatta. Oysa sosyal biriyimdir. Etrafımca çok neşeli bilinirim. Namazlarımı da bıraktım bu süreçte. İçsel huzursuzluk beni bir nevi hasta etmişti. En sonunda ayrılık kararı verdim. Ve ayrıldım. Fakat babam sürekli "Allah bunun hesabını sana soracak. Meşru bir sebebin yok" diyor. Oysa ben Hz. Zeyneb ile Hz. Zeyd'e baktığımda bunun meşru bir sebep olduğunu görüyorum. Ki eşimden de helallik diledim defalarca. Bu konuda neler söyleyebilirsiniz? İkinci sualim de, oğlum dört yaşında şuan. Ve dönem dönem, çocuğu alırken vs babasıyla ayaküstü görüşüyoruz. Ya da telefonda çocuğa dair bir mevzuda istişare yapıyoruz. Babam bu konuda da takıntılı. Karşısında islami husulara dikkat ediyorum. Ki açık alanda oluyor çocuğu verip alma mevzu. Bu husustaki görüş nedir acaba? Allah razı olsun. Selametle...
Cevap
Benzer fetvalar
Sizin iki büyük hatanız var. Birinci hatanız, o saydığınız şeylerdir. İkinci hatanız da, şimdi şeytanın sizi onlarla meşgul etmesine izin vermenizdir. Zannederim siz, ikinci hatayı sürdürmekle ağırı daha ağır duruma getiriyorsunuz. Size şunu tavsiye ederiz: a- Müthiş bir tevbe ile o geçmişe tevbe edin. Bu tevbeniz adeta yeniden doğmak gibi olsun. b- Ebediyyen o hatalara bir daha dönmeyin. Tevbe de budur zaten. c- Eşiniz dahil kimseye o geçmişten bahsetmeyin! Hatta kendinize bile bahsetmeyin. Kendinize bile! d- Kendinizi ibadete verin, namaza sarılın. Kur'an okuyun. Zikirler yapın. e- Tevbenizi koruduğunuz sürece eskinin sizi ezmeyeceğini göreceksiniz. Böyle bir tevbe yapmazsanız, yapamazsanız o zaman siz halinizden memnunsunuz da sahte gözyaşı akıtıyorsunuz demektir.
Selamünaleyküm. Babanıza itaat etmekle iyi olanı yaptınız. Nikâh akdinden önceki bütün ayrılıklara 'ayrılık' denmez. 'Anlaşmamak, birleşememek' denir. O süreçte nikâhlı olmayı gerettirecek bir iş yaptı iseniz o başka. Onun dışında gereksiz bir abartı
Selamünaleyküm. Şu hâle bak; helallik denen şey de namaz gibi Allah'ın emirlerinden biri değil mi? Ne helalliği, sakın dert etme onu. Etmeyiversin. Sen diğer işlerde kusur etme yeter. Sahabilerden biri de, 'açlık boykotuna girerim, bırak Muhammed'i' dediğinde annesi o da cevap olarak: 'Bin canın olsa binini de versen ben Muhammed'i bırakmam' demişti. Üzülme sen. İnşaallah o da senin gibi ibadete döner bir gün.
Aleykümselam. Kalbinizin ısınmadığı biri iyi biri olsa da sizin onunla evlenmemeniz doğru olanı ortaya koymuştur. Böylesi daha iyidir. Evlenmenin zorlaştığı bir zamanda değiliz ama evliliği sürdürebilmenin çok zor olduğu bir zamandayız. Rahat olun bunu dert etmeyin, kaderiniz sizi gelip bulacaktır meraklanmayın. Okulda açık bir haramla burun buruna olmak gibi bir tehlike ile karşı karşıya değilseniz yani haram bir zeminde bulunmuyorsanız sonunu getirin. Ortada bırakırsanız şeytan sizi yıllar sonra bile ezmeye çalışır. Dert üretirsiniz. Mü'min olmak imtihan içinde yaşamak demektir. Elbette herkes bir şeyler yapacak, haram helal önemsemeyecek. Siz mü'minsiniz, imanınızın gereğini yapacaksınız. Sakın gevşemeyin. Sabırlı olun. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Size Allah'ın tanıdığı hakları eşinizin koruması şarttır. Bu durumu eşinize iletin. Sizi koruyamayacaksa eşi olarak neden tutuyor? Anne baba hakkına sığınması yanlıştır. Sizin anlattığınız gibi ise eğer siz diretebilirsiniz. Ne kadar duygusal olup olmadığınızı ise yakınlarınızla istişare ederek kararlaştırın.
Aleykümselam. Aile büyüklerinizden biriyle konuyu ele alın. Hayatınızın geri kalan bölümünü değerlendirmede büyüklerinizin görüşleri ile karar verin. Böylesi sizin için daha hayırlı olur.
ayrılık konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Boşama eylemi sözlü veya yazılı gerçekleşmedikçe uzak kalma gibi bir nedenle boşanma gerçekleşmez.
Selamünaleyküm. Sizin bu durumunuz, bu hâliyle bir daha sorunsuz günlere dönmesi zor gibi duruyor. En önemli sorun da eşinizin dirayetsizliğidir. Her şeyden önce sizin en azından bir talakınız gitmiş bulunuyor. Mahkemeye verdiğiniz dilekçe onun açısından bir talakın gitmesi anlamına geliyor. Geriye kalan iki talakla evliliğiniz sürebilir. Size tavsiyemiz şudur: Eşinizle oturun, ezilmeye büzülmeye gerek olmadan, iki hanımlı biri olarak yaşamayı benimsesin. Siz de bunu kabullenin. Eğer böyle olmaz da büyü, etki, duygu gibi kelimelerle oyalanırsanız ikiniz de hastanelik olabilirsiniz. Öyle bir hayat sürmez. Eşiniz, geri dönüşü olmayan bir yola girdi, bedelini de ödesin.
Selamünaleyküm. Mehir nikâhla beraber devreye girer.
Selamünaleyküm. Ondaki aşırılıktan bir nebze de sizde var; erkeğin eşine sorması gerekmez. Bilakis eşini de ezemeyeceği bir yol izler. Eş adayınızın tutumunu siz dışarıdan tespit etmeye çalışmışsınız. Tam dediğinizi gibi ise onunla evlenmenizde bir hayır olmaz. En baştan bırakmanız gerekir. Allah size sabırlar versin.
Selamünaleyküm. Ebeveyninizi üzmemeye gayret edin. Eğer evlilik sizin için farz durumunda ise (farz olması cinsel bir ihtiyaç olarak atamayacağınız seviyeye gelmesi demektir) bu durumu ailenize iletin. Buna rağmen reddederlerse ve bir alternatif de göstermezlerse evlenin.
Selamünaleyküm. İşi tabii seyrine bırakın. Siz önce kendinizi ve kendi durumunuzu düşünün. O da kendi durumunu değerlendirsin. Ailelerinizi yok sayacak bir iş yapmayın.