Diyanet Fetva Kurulu
Soru
İhrama Giren Çocuğun İhram Yasaklarını İhlâl Etmesi Durumunda Ceza Gerekir Mi?
Cevap
Benzer fetvalar
İhram, Mekke’ye girip umre veya hac ibadetinin gereklerini yerine getirmeye niyet etme durumudur. Bunu (erkekler) üzerindeki kıyafetlerin tamamını çıkarıp iki bez parçası ile tesettür yaparak da dış görünüşe yansıtırlar. İhrama şartlarına uygun olarak niyetlenen birisi asla hac veya umresini bitirmeden ihramdan çıkamaz. Çıktım zannederek rahat etmesi durumunda ise ihramlıya yasak olan her şey onun için devam eder. Ülkesine geri dönmüş olsa bile durum böyledir. Şu bilinmelidir ki: İhram, ona niyet edenin üstündeki o iki bez parçasının adı değildir. Onların çıkarılması ile ihramdan çıkılmış olmaz… Bir düşman saldırısı veya o anlama gelecek engel ortaya çıkarsa ihramlı bir kurban keserek ihramından çıkabilir. Hanefi fukahasına göre hastalık ve harçlığını yitirmek gibi bir durum oluşursa da a şıkkındaki gibi hareket eder. Bunun dışında ihrama girerken “olmazsa çıkarım ihramdan” demiş olsa veya olmasa hiçbir türlü ihram terk edilemez. Edilirse ihram yasaklarının her biri için bir ceza ödemesi gerekir. Zaman ne kadar geçerse geçsin bu hüküm değişmez.
Hac veya umre yapmak için İHRAMA GİRMEK veya İHRAMLI OLMAK bir kıyafetin adı değildir. Normal zamanlarda yapabileceğin bazı şeyleri yapmamaya niyet etmeye (kendine harem getirme anlamında) ihrama girmek denmektedir. Dilimizde “ihrama girmek” erkekler açısından dikişsiz elbise giymek için kullanılan iki parça havluya bürünmek olarak anlaşılmıştır. Kullanılan o kumaşlara da ihramlık adı verilmektedir. İhram bir ibadet değildir. Hac ve umre ibadetinin yapılmasında gereken bir araçtır. İhrama girmek niyet etmek ve telbiye getirmektir. Hac veya umre için niyet eden ve telbiye getiren kişi ihrama girmiş olur. Bu kişi erkek ise üzerindeki dikişli elbiseleri çıkarması gerekir. Çıkarmazsa hata etmiş olur. Hatanın durumuna göre de cezası olur. İhrama giren kimseye şu durumlar yasaktır: İhrama niyet etmiş biri ihramdan çıkana kadar bedeninden tüy alamaz. Saç, bıyık, sakal veya herhangi bir kılı alamaz. Makyaj malzemesi olan bir şeyi kullanamaz. Koku bile süremez. Erkekler dikişli bir elbise giyemez. Takke bile kullanamaz. Ayakkabı giyemez. Eşiyle cinsel ilişki veya onu çağrıştıracak hareketler yasaktır. Kara avı hayvanı avlamak, insanlarla tartışmak, çirkin konuşmak yasaktır. Yıkanmak, kokusuz sabun kullanmak, diş çektirmek, kan aldırmak, iğne yaptırmak, çiçek koklamak, kemer bağlamak, kol saati kullanmak, çanta kullanmak, baş açık kalacak şekilde battaniye ile örtünmek, zararlı hayvanları öldürmek yasak değildir. İhram yasaklarından biri işlendiğinde yasağın durumuna göre de cezaları vardır: İhramlı iken Arafat vakfesinden önce cinsel ilişkiye girmek haccı bozar. O hac tamamlanır ama ileriki yıllarda yeniden yapılması gerekir. Bu yanlıştan dolayı da küçükbaş hayvan kurban edilir. Arafat vakfesinden sonra ama tıraş olmadan önce cinsel ilişkiye girilirse hac iptal olmaz ama büyükbaş hayvan kurban edilmesi gerekir. Umre için ihram giyen biri tavafı yapmadan cinsel ilişkiye girerse umresi boş olur. O umreyi tamamlar ama sonra da küçükbaş bir kurban keser. Süslenme, koku kullanma, elbise giyme, tıraş olma gibi bir suç işlendiğinde ise kurban veya sadaka gerekir. Mesela başını gün boyu örttü ise küçükbaş hayvan kurban eder. Kısa bir zaman örttü ise sadaka verir. İhramda iken bu yasakların unutarak veya ihmal gibi bir sebeple yapılması cezayı değiştirmez, hata işlendi ise ceza ne ise onu yerine getirir.
İhram, hac ve umre ibadetini yapmaya niyet etmek ve telbiye getirmektir. Hanefîlere göre niyet ve telbiye, ihramın rüknüdür. Mâlikî, Şâfiî ve Hanbelîlere göre ise niyet, ihramın rüknü olup telbiye getirmek sünnettir. Dolayısıyla bu mezheplere göre hac veya umreye niyet eden fakat telbiye getirmeyen kişi ihrama girmiş sayılır. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/135; İbn Cüzey, el-Kavânîn, 87; İbn Kudâme, el-Kâfî, 1/483; Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 2/233) Niyette esas olan, kalben yapılması olmakla birlikte dil ile söylemek evlâdır. Telbiyeyi zaman zaman tekrarlamak ise sünnettir. (İbnü’l-Hümâm, Fethu’l-kadîr, 2/434; Şeyhîzâde, Mecma‘u’l-enhur,1/267-268, 270) İhrama giren kimseye sair zamanlarda mubah olan bazı fiilleri yapmak, ihramlı olduğu müddetçe yasak hâle gelir. Bunlara ihram yasakları denir. İhrama girdikten sonra erkekler için elbise giyme yasağı başladığından erkeklerin izâr ve ridâ denilen ihram örtülerine bürünmeleri gerekir. Kadınların ihrama girdikten sonra bürünmesi gereken özel bir kıyafet bulunmayıp sadece yüzlerini açık tutmaları yeterlidir.
Muhsar, ihrama girdikten sonra iradesi dışında gerçekleşen bir engel dolayısıyla hacda Arafat vakfesini veya umrede tavafı yapamayan kimsedir. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/590; el-Fetâva’l-Hindiyye, 1/255) Bu durumdaki kişi, Hanefîlere göre hac veya umre yapamayacağına kanaat getirdikten sonra kurbanını keser ve ihramdan çıkmış olur. Henüz ihsâr hedyi kesilmeden ihramdan çıkılması veya ihram yasaklarının ihlal edilmesi durumunda ceza gerekir. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/175; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/592) Şâfiîlere göre ise kurban kesmenin yanında ihramdan çıkmaya niyet edilmesi ve saç tıraşı olunması gerekir. (Zekeriyyâ el-Ensârî, Esne’l-metâlib, 1/52; Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 2/316) Ayrıca Hanefîlere göre ihsâr sebebiyle yapılamayan hac veya umre, daha sonra kazâ edilmelidir. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/176) Hac için ihrama girenler, bir hac ve bir umre; kırân haccı için ihrama girenler, bir hac ve iki umre; umre için ihrama girenler sadece bir umre kazâ ederler. (Serahsî, el-Mebsût, 4/109) Şâfiîlere göre ise hangi ibadet için ihrama girilmişse yalnızca onun kazâsı gerekir. Ancak nâfile hac veya umrenin kazâ edilmesi gerekmez. (Mâverdî, el-Hâvî, 4/352; Kalyûbî, Hâşiye, 2/189)
Kırân haccı için ihrama giren kimse, ihram yasaklarından herhangi birini işlemesi hâlinde Hanefîlere göre birisi hac, diğeri umre ihramının ihlalinden dolayı iki ceza öder. Mesela bir kimse, bir gündüz veya gece elbise giyerek ihram yasağı işlese ceza olarak iki dem (iki koyun veya iki keçi kesmek) gerekir. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/219; Merğînânî, el-Hidâye, 1/171; Serahsî, el-Mebsût, 4/119; İbnü’l-Hümâm, Fethu’l-kadîr, 3/10) Şâfiî mezhebine göre ise kırân haccı için ihrama giren kişinin ihram yasağı işlemesi hâlinde tek bir ceza ödemesi yeterlidir. Bu durumdaki kişi, ceza olarak bir dem (koyun veya keçi kesmek), üç gün oruç tutma veya altı fakire sadaka verme seçeneklerinden birini tercih edebilir. (Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 2/291; Mâverdî, el-Hâvî, 4/319) Bunun yanında kırân haccına niyet eden kişi, umrenin tavaf ve sa‘yini yaptıktan sonra saçını tıraş etmekle ihramdan çıkmış olmaz; ihram yasağı işlemiş olur. Zira Hanbelîler dışındaki üç mezhebe göre kırâna niyet eden kişi, bu haccını temettu‘ haccına dönüştüremez. (bk. İbn Rüşd, Bidâyetü'l-müctehid, 2/98-99)
Din İşleri Yüksek Kurulu, 28.02.2024 tarihinde Kurul Başkanı Prof. Dr. Abdurrahman HAÇKALI başkanlığında toplandı. Hac’da Sıkça Sorulan Sorularla ilgili hazırlanan ve gündem ekinde sunulan fetvalar görüşüldü. Yapılan müzakereler neticesinde, “Hac için ihrama girdikten sonra henüz birinci tahallül gerçekleşmeden mazeretsiz olarak bir gündüz veya gece süresince elbise giyen kişiye ne gerekir?” başlıklı sorunun ve cevabının aşağıdaki şekilde değiştirilmesine oy birliğiyle karar verildi: Hac için ihrama girdikten sonra henüz birinci tahallül gerçekleşmeden elbise giyen kimseye ne gerekir? Hac için ihrama girdikten sonra henüz birinci tahallül gerçekleşmeden bir gündüz veya gece süresince elbise giyen kimse, öncelikle elbiselerini çıkarıp ihram örtülerine bürünmelidir. İhramlıyken elbise giydiği için de ceza ödemesi gerekir. Hanefî mezhebine göre bir gündüz veya gece süresince hastalık vb. özür olmaksızın elbise giyen kimseye ceza olarak dem (koyun veya keçi kesmek); daha az bir süre giyen kişiye ise sadaka gerekir. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/488) Şâfiî ve Mâlikî mezhebine göre ise bu durumdaki kimse, süreye bakılmaksızın ceza olarak bir dem, üç gün oruç tutma veya altı fakire sadaka verme seçeneklerinden birini tercih edebilir. (Nevevî, el-Mecmû‘, 7/383; İbn Kudâme, el-Muğnî, 3/429-430)
HAC ve UMRE konusundaki diğer fetvalar
Abdestsiz, cünüp veya âdetli olarak yapılan şeytan taşlama geçerlidir; herhangi bir ceza gerekmez. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/127)
Sa‘y, müstakil bir ibadet olmayıp öncesinde yapılan tavafa bağlı bir ibadettir. Bu itibarla sa‘y, ancak geçerli/muteber bir tavaftan sonra yapılabilir. Dolayısıyla haccın sa‘yi, ancak hac için ihrama girdikten sonra yapılan geçerli bir tavafın akabinde yapılabilir. Umrenin sa‘yi de umre için ihrama girdikten sonra yapılan geçerli bir tavafın akabinde yapılır. Sa‘y, geçersiz bir tavaftan sonra yapılmışsa hem tavaf hem de sa‘yin yeniden yapılması gerekir. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/163; İbn Cüzey, el-Kavânîn, 89; Nevevî, Mecmû‘, 8/14) Hanefîler dışındaki üç mezhebe göre tavafın geçerli olabilmesi için yedi şavtında abdestli olarak yapılması şarttır. (İbn Cüzey, el-Kavânîn, 89; Nevevî, Mecmû‘, 8/14) Hanefîlere göre tavafın geçerli olabilmesi için asgari dört şavtının yapılmış olması gerekir. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/517-518) Ayrıca Hanefîlere göre hadesten tahâret, tavafın vaciplerindendir. Dolayısıyla bu mezhebe göre abdestsiz, cünüp, hayız veya nifas hâlinde yapılan tavaflar iade edilmediği takdirde ceza gerektirse de geçerlidir. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/129; Zeylaî, Tebyîn, 2/60) Bu itibarla tavafını abdestsiz, cünüp, hayız veya nifas hâlinde yapan kimse, öncelikle şartlarına uygun olarak tavafı ve sa‘yi iade etmelidir. Bu durumda herhangi bir ceza gerekmez. Tavafı iade etmemesi hâlinde ise gereken cezayı öder. Bununla birlikte bir kimse, tavafını abdestsiz, cünüp veya âdetli olarak yaptıktan sonra tavafı iade edip sa‘yi iade etmezse bir ceza gerekmez. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/129, 135; Merğînânî, el-Hidâye, 1/163; Zeylaî, Tebyîn, 2/60; Aynî, el-Binâye, 4/362; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/518; el-Fetâva’l-Hindiyye, 1/247; İbn Nüceym, el-Bahr, 3/23-24; Mekkî, İrşâdü’s-sâri, 490)
Uykunun abdesti bozmasındaki ölçü, yere sağlam bir surette oturup oturmamaktır. Buna göre yatarak veya sağlam bir şekilde makadını yere koymadan bir şeye dayanarak uyumak abdesti bozar. Ancak kişi, uyku ile uyanıklık arasında olursa veya makadını sağlam bir şekilde yere koyarak uyursa abdesti bozulmaz. (el-Fetâva’l-Hindiyye, 1/12; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 1/141-143) Dolayısıyla bu durumdaki kişi tavaf yapabilir.
Asıl vatanından geçici olarak 90 km veya daha uzak bir mesafeye gitmek üzere yola çıkan kimse, gideceği yerde Hanefî mezhebine göre on beş gün veya daha fazla; diğer mezheplere göre giriş ve çıkış günleri hariç dört gün veya daha fazla kalmaya niyet ederse mukîm; bu sürelerden daha az kalmaya niyet ederse seferî olur. Bu itibarla umreye gidenler, Mekke’de veya Medine’de on beş günden daha az kalacaklarsa Hanefîlere göre seferî sayıldıklarından, dört rek‘atlı farz namazlarını iki rek‘at olarak kılarlar. Ancak cemaatle kılmaları durumunda mukîm olan imama uyduklarında namazlarını tam olarak edâ ederler. Mekke’de veya Medine’de on beş gün veya daha fazla kalacaklarsa namazlarını tam olarak kılarlar.
Temettu‘ haccı yapmak üzere umre ihramına niyet eden kimsenin, umresini yapıp ihramdan çıktıktan sonra hac için ihrama girinceye kadarki sürede eşiyle cinsel ilişkide bulunmasında bir sakınca yoktur.
Mekke’ye ihramlı girmelerine izin verilmeyen şoför vb. kimselerin, mikât mahallinde elbiselerini çıkarmadan hac veya umre yapmak amacıyla niyet edip telbiye getirerek Harem bölgesine girmeleri durumunda ihram yasağı işlediklerinin farkında olarak bir an önce elbiselerini çıkarıp ihram örtülerine bürünmeleri gerekir. Ancak niyet ve telbiye ile ihrama girdikten sonra bir gündüz veya gece elbiseli olarak kalmışlarsa Hanefî mezhebine göre ceza olarak dem (koyun veya keçi kesmek), bundan daha az bir süre kalmışlarsa bir fitre miktarı sadaka vermeleri gerekir. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/161) Şâfiî mezhebine göre ise cezanın gerekmesi için belirli bir sürenin geçmesi şart olmayıp bu durumdaki kişi ceza olarak bir dem, üç gün oruç tutma veya altı fakire sadaka verme seçeneklerinden birini yerine getirir. (Nevevî, el-Mecmû‘, 7/383; Remlî, Nihâyetü’l-muhtâc, 3/358)