Diyanet Fetva Kurulu
Soru
İhramlıyken başa tutturulan şemsiye kullanmak bir ceza gerektirir mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Erkeklerin elbise giymeleri, başlarını veya yüzlerini örtmeleri, kadınların ise yüzlerini örtmeleri, ceza gerektiren ihram yasaklarındandır. (İbn Nüceym, el-Bahr, 3/8-9; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/547) Vücudun baş ve yüz dışındaki herhangi bir yerinin mazeretsiz olarak sargı ile sarılması mekruh olmakla birlikte ceza gerektirmez. (Serahsî, el-Mebsût, 4/127-128; el-Fetâva’l-Hindiyye, 1/242) Baş veya yüzde giyme ve örtme işlevi taşımayan bir şey kullanılması da ceza gerektiren durumlardan değildir. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/185; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/488) Buna göre ihramlı kimsenin gözlük, saat, kemer, toka vb. aksesuarları takması veya baş ve yüz dışındaki bir yerinde atel, bandaj gibi sargı malzemeleri kullanması ihram yasağı kapsamına girmediğinden herhangi bir ceza gerektirmez.
İhrama giren kimseye sair zamanlarda mubah olan bazı fiilleri yapmak, ihramlı olduğu müddetçe yasak hâle gelir. Bunlardan biri de elbise giymektir. Giyimle ilgili yasaklar, sırf erkekler içindir. Kadınların ise ihrama girdikten sonra bürünmesi gereken özel bir kıyafet yoktur; ancak yüzleri açık olmalıdır. Vücudun baş ve yüz dışındaki bir yerinin nevresim veya battaniye gibi giysi olarak kullanılmayan bir şeyle örtülmesi, elbise giymek anlamına gelmediğinden ihram yasakları kapsamında değerlendirilmez. (bk. Kâsânî, Bedâ’i, 2/184; Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 2/293) Bu itibarla yüzü ve başı örtmeden nevresim, battaniye vb. bir şey ile ayaklar da dâhil olmak üzere vücudu örtmek herhangi bir ceza gerektirmez.
Günümüzde hac ve umre ibadetleri esnasında bulaşıcı hastalıklar veya enfeksiyona sebep olabilecek toz, gaz vb. zararlı şeylerden korunmak gibi nedenlerle tıbbî maske takılmaktadır. Ayrıca ihramlı olarak görev yapan sağlık çalışanlarının da bu tür maske kullandıkları bilinmektedir. Tıbbî maske takmanın, ihram yasağı kapsamına girip girmediği hususunda farklı görüşler bulunmaktadır. Mutat giysilerle erkeklerin başlarını örtmesinin ihram yasağı oluşturduğunda fukaha arasında ittifak vardır. İhramlı erkek ve kadınların mutat giysilerle yüzlerini örtmesi de Hanefî ve Mâlikî mezheplerine göre ihram yasakları kapsamındadır. (Merğînânî, Hidâye, 1/136; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/547; İlîş, Minehu’l-celîl, 2/303) Şâfiî ve Hanbelîlere göre ise yüzün örtülmesi kadınlar için ihram yasağı olup erkekler için ihram yasağı değildir. (Nevevî, el-Mecmû‘, 7/268; İbn Kudâme, el-Muğnî, 3/300-302) Hanefilere göre ihramlı kimsenin mutat bir giysi ile bir gündüz veya bir gece süresince yüzünü örtmesi durumunda ceza olarak dem (koyun veya keçi kesmek) gerekir. Şayet bu süre, bir gündüz veya bir geceden az olursa sadaka-i fıtır verilir. Ayrıca yüzün dörtte birinden azının örtülmesi durumunda bir fitre miktarı sadaka verilmesi yeterli olur. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/547) Mâlikî, Şâfiî ve Hanbelî mezheplerine göre bu ihram yasağını işleyen kişi, süresine bakılmaksızın dem, üç gün oruç ve altı fakire sadaka vermekten birisini seçmekte muhayyerdir. (Nevevî, el-Mecmû‘, 7/250; İbn Kudâme, el-Muğnî, 3/300; İlîş, Minehu’l-celîl, 2/303) Yukarıda belirtilen hükümler mutat giysilerle yüzün veya başın örtülmesine dairdir. Fukahâ, mutat giysi olmayan şeyleri ise ihram yasağı kapsamında görmemiştir. Örneğin fakihlere göre mutat giysi olmadığından, başın üst tarafından terek yapılarak yüze sarkıtılan örtü (sedl) (İbn Kudâme, el-Muğnî, 3/302; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/527-528; İlîş, Minehu’l-celîl, 2/303; Bâcûrî, Hâşiye, 2/453) veya başın üzerinde taşınan kova, kasa vb. şeyler ihram yasağı ihlali oluşturmamakta ve herhangi bir ceza gerektirmemektedir. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/185; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/547; İbn Kudâme, el-Muğnî, 3/300; İlîş, Minehu’l-celîl, 2/304) İhramlı erkek ve kadınlar tarafından takılan tıbbî maske de mutat giysi olmadığından ihram yasağı ihlali oluşturmadığı gibi ceza da gerektirmez.
İhramlı kimsenin giydiği korse normal bir iç çamaşırı gibi olup bu şekilde kullanılıyorsa giysi olarak değerlendirileceğinden ceza gerektirir. (el-Fetâva’l-Hindiyye, 1/242) Böyle bir korse şayet bir mazerete binaen giyilmiş ise cezada muhayyerlik hakkı olur. Bu durumda Hanefîlere göre giyim süresi bir gündüz veya gece sürerse dem (koyun veya keçi kesmek), üç gün oruç tutma veya altı fakire birer fitre miktarı sadaka verme seçeneklerinden biri tercih edilerek ceza ödenir. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/159; Zeylaî, Tebyîn, 2/56) Bu süreden az giyilmesi durumunda ise bir fitre miktarı sadaka verme veya bir gün oruç tutma seçeneklerinden biri tercih edilir. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/488; Mekkî, İrşâdü’s-sârî, 472-473) Şayet korse, tam bir iç çamaşırı gibi olmayıp bele sarılarak kullanılıyorsa sargı hükmünde olacağından herhangi bir ceza gerektirmez. Çünkü ihramlı bir kimsenin baş ve yüzü dışındaki bir yere sardığı sargı, giysi olarak değerlendirilmez. (Serahsî, el-Mebsût, 4/127-128; İbnü’l-Hümâm, Fethu’l-kadîr, 3/31)
İhramlı erkeğin topuk ve aşık kemiklerinin açık olması, ayakların üst kısmının da tam örtülmemesi gerekir. Buna göre sandalet gibi ayakların üzerini tam kapatmayan ve arkası kayışlı terlik giyebilir. Diğer taraftan ayakkabı giyen ihramlı erkek, ihram yasağı işlemiş olur. Cezası da giyme süresine göre değişir. Bir gündüz veya geceden az giymiş ise sadaka, bir gündüz veya gece giymiş ise dem (koyun veya keçi kesmek) gerekir. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/490)
Bir mazereti olan ihramlı kimse hasta bezi kullanabilir. Ancak hasta bezi iç çamaşırı gibi giysi hâline sokulmuş ise ceza gerektirir. Çünkü mazeretli olmak, hasta bezi kullanmayı mubah kılsa da cezayı düşürmez. (İbn Nüceym, el-Bahr, 3/7) Bu durumdaki kimse, giyim süresi bir gündüz veya gece sürerse dem (koyun veya keçi kesmek), üç gün oruç tutma veya altı fakire birer fitre miktarı sadaka verme seçeneklerinden birini tercih ederek ceza öder. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/164; Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 2/309-310) Bu süreden az giyilmesi durumunda ise bir fitre miktarı sadaka veya bir gün oruç tutma seçeneklerinden birini tercih edebilir. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/488; Mekkî, İrşâdü’s-sârî, 472-473) Şayet hasta bezi, iç çamaşırı gibi giysi hâline sokulmamış olup yapıştırılıyor veya sarılıyorsa sargı hükmünde olacağından herhangi bir ceza gerektirmez.
HAC ve UMRE konusundaki diğer fetvalar
İster farz isterse nâfile olsun her tavaftan sonra iki rek‘at tavaf namazı kılmak, Hanefî ve Mâlikîlere göre vacip; Şâfiî ve Hanbelîlere göre sünnettir. (Serahsî, el-Mebsût, 4/12; Râfiî, el-‘Azîz, 3/396; İbn Kudâme, el-Muğnî, 3/348; Hattâb, Mevâhib, 3/111) Bu namazın kılınmaması hâlinde Mâlikîlere göre dem (koyun veya keçi kesmek) gerekirken (Karâfî, ez-Zahîre, 3/242) diğer mezheplere göre herhangi bir ceza gerekmez. (Aynî, el-Binâye, 4/201) Şâfiî ve Hanbelîlere göre tavaftan sonra kılınan farz namaz, tavaf namazının yerine geçerken Hanefî ve Mâlikîlere göre tavaf namazının müstakil olarak kılınması gerekir. (Nevevî, el-Mecmû‘, 8/52; İbn Kudâme, el-Muğnî, 3/348; el-Fetâva’l-Hindiyye, 1/226; Sahnûn, el-Müdevvene, 1/426) Öte yandan tavaf namazının Makām-ı İbrâhim’de kılınması efdal olmakla birlikte tavaf edenlere eziyet vermemek bakımından Mescid-i Harâm’ın içinde müsait bir yerde kılınması daha uygundur. Buna da imkân bulunamazsa tavaf namazı Harem’in dışında da kılınabilir.
İmam Âzam Ebû Hanîfe’ye göre Akabe cemresine taş atma, kurban kesme ve saç tıraşı olma arasındaki sıralama vaciptir. Bu üç nüsük arasındaki tertibe uymayan kimseye dem (koyun veya keçi kesmek) gerekir. Ziyaret tavafının bu üç nüsükten sonra yapılması ise sünnet olup aksi durum ceza gerektirmez. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/470, 517; Mekkî, İrşâdü’s-sârî, 257) Mâlikî mezhebine göre ise Akabe cemresine taş atmanın, saç tıraşı olma ve ziyaret tavafından önce yapılması vaciptir. Kurban kesme, saç tıraşı olma ve ziyaret tavafını yapma görevleri arasındaki tertip ise menduptur. Dolayısıyla Mâlikîlere göre vacip olan tertibin ihlalinde dem (koyun veya keçi kesmek) gerekirken mendup olan tertibin ihlalinde ceza gerekmez. (Saîdî, Hâşiyetü’l-adevî, 1/544) Hanefîlerden Ebû Yûsuf ve İmam Muhammed ile Şâfiî ve Hanbelî mezheplerine göre ise taş atma, kurban kesme, saç tıraşı olma ve ziyaret tavafını yapma arasındaki tertip sünnet olduğundan bu tertibe uymayan kimseye herhangi bir ceza gerekmez. (Serahsî, el-Mebsût, 4/41-42; Mâverdî, el-Hâvî, 4/186; İbn Kudâme, el-Muğnî, 3/395) Günümüzde fetva ve uygulama bu yöndedir.
Mazereti olan ihramlı kimsenin giydiği varis çorabı, normal bir çorap gibi ayağa giyiliyorsa giysi olarak değerlendirileceğinden ceza gerektirir. (el-Fetâva’l-Hindiyye, 1/242) Çünkü mazeretli olmak, bu çorabı giymeyi mubah kılsa da cezayı düşürmez. (İbn Nüceym, el-Bahr, 3/7) Hanefî mezhebine göre bu durumda olan kimse, giyim süresi bir gündüz veya gece sürerse dem (koyun veya keçi kesmek), üç gün oruç tutma veya altı fakire birer fitre miktarı sadaka verme seçeneklerinden birini tercih ederek fidye öder. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/159; Zeylaî, Tebyîn, 2/56) Bu süreden az giyilmesi durumunda ise bir fitre miktarı sadaka verme veya bir gün oruç tutma seçeneklerinden birini tercih edebilir. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/488; Mekkî, İrşâdü’s-sârî, 472-473) Şayet varis çorabı tam bir çorap gibi giyilmeyip ayağın veya bacağın bir kısmını örtüyorsa sargı hükmünde olacağından herhangi bir ceza gerektirmez. Çünkü ihramlı bir kimsenin baş ve yüzü dışındaki bir yere sardığı sargı, giysi kapsamında değerlendirilmez. (Serahsî, el-Mebsût, 4/127-128; İbnü’l-Hümâm, Fethu’l-kadîr, 3/31)
Hanefîlere göre kişi kendi adına yaptığı umrenin sevabını başkasına bağışlayabilir. Bununla birlikte başkası adına yapılan umre de geçerlidir. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/215; İbn Nüceym, el-Bahr, 3/63) Mâlikîlere göre başkası yerine umre yapmak caiz olmakla birlikte mekruhtur. (Hattâb, Mevâhib, 3/3) Şâfiîlere göre ise umre yapmak farz olduğundan, umre yapmadan ölen ya da yaşlılık, müzmin hastalık gibi sebeplerle umre yapamayan kimse adına onun malından umre yapılması gerekir. (Râfiî, el-‘Azîz, 3/300; Nevevî, el-Mecmû‘, 7/101; Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 2/219) Ayrıca Şâfiîlere göre başkası adına nâfile hac yapmak caiz olduğu gibi nâfile umre yapmak da caizdir. (Mâverdî, el-Hâvî, 4/20; Zekeriyyâ el-Ensârî, Esne’l-metâlib, 1/457)
Hanefî mezhebine göre hac ayları içinde hedy kurbanını (temettu‘ veya kırân kurbanı) yanında getirmemiş veya kurban bedelini ilgili kuruma ödememiş kimsenin umre yapıp ihramdan çıktıktan sonra mikât sınırları dışındaki ailesinin yaşadığı yere dönmesi durumunda temettu‘ niyeti iptal olur. (bk. İbn Nüceym, el-Bahr, 2/397) Bu kimse, tekrar hac için ihrama girdiğinde ifrad haccı yapmış olur; dolayısıyla hedy kurbanı kesmesi gerekmez. Ancak hedy kurban bedelini ilgili kuruma teslim etmişse veya dönüşte yeni bir umre yapmışsa temettu‘ haccı yapmış olur. Hac mevsimi içinde umre yaptıktan sonra ailesinin yaşadığı yere dönmeyip Medine gibi mikât sınırı dışındaki bir yere çıkarak tekrar hac için ihrama giren kişi, İmam Ebû Hanîfe’ye göre temettu‘, Ebû Yûsuf ve İmam Muhammed’e göre ise ifrad haccı yapmış sayılır. Bu durumda olan kişi, İmam Ebû Hanîfe’ye göre kurban kesmekle sorumlu iken İmameyn’e göre sorumlu değildir. (Aynî, el-Binâye, 4/320-321; Zeylaî, Tebyîn, 2/50) Şâfiî mezhebine göre ise temettu‘ umresinden sonra mikât mahallinin dışına çıkarak oradan hac için ihrama giren kimse, her hâlükârda ifrad haccı yapmış olur. (Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 2/289-290; Dimyâtî, Hâşiye, 2/332)