İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Diyanet Fetva Kurulu

Soru

Şeytan Taşlama, Kurban Kesme, Saç Tıraşı Olma Ve Ziyaret Tavafını Yapma Görevleri Arasındaki Tertibin Hükmü Nedir?

Cevap

İmam Âzam Ebû Hanîfe’ye göre Akabe cemresine taş atma, kurban kesme ve saç tıraşı olma arasındaki sıralama vaciptir. Bu üç nüsük arasındaki tertibe uymayan kimseye dem (koyun veya keçi kesmek) gerekir. Ziyaret tavafının bu üç nüsükten sonra yapılması ise sünnet olup aksi durum ceza gerektirmez. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/470, 517; Mekkî, İrşâdü’s-sârî, 257) Mâlikî mezhebine göre ise Akabe cemresine taş atmanın, saç tıraşı olma ve ziyaret tavafından önce yapılması vaciptir. Kurban kesme, saç tıraşı olma ve ziyaret tavafını yapma görevleri arasındaki tertip ise menduptur. Dolayısıyla Mâlikîlere göre vacip olan tertibin ihlalinde dem (koyun veya keçi kesmek) gerekirken mendup olan tertibin ihlalinde ceza gerekmez. (Saîdî, Hâşiyetü’l-adevî, 1/544) Hanefîlerden Ebû Yûsuf ve İmam Muhammed ile Şâfiî ve Hanbelî mezheplerine göre ise taş atma, kurban kesme, saç tıraşı olma ve ziyaret tavafını yapma arasındaki tertip sünnet olduğundan bu tertibe uymayan kimseye herhangi bir ceza gerekmez. (Serahsî, el-Mebsût, 4/41-42; Mâverdî, el-Hâvî, 4/186; İbn Kudâme, el-Muğnî, 3/395) Günümüzde fetva ve uygulama bu yöndedir.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Hacda Akabe cemresine taş atmak, kurban kesmek ve saç tıraşı olmak arasında sırayı gözetmenin hükmü ihtilaflıdır. Bu sıraya uymak, İmam Ebû Hanîfe’ye göre vaciptir; dolayısıyla sıralamanın bozulması dem (koyun veya keçi kesmek) gerektirir. İmam Ebû Yûsuf, İmam Muhammed ve diğer mezhep imamlarına göre ise sünnettir. Bu sıraya uyulmaması hâlinde herhangi bir ceza gerekmez. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/154) Günümüzdeki zorluklar dikkate alındığında bu görüşle amel etmenin uygun olacağı söylenebilir.

Hacda kurban kesmeden önce saç tıraşı olana ceza gerekir mi?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Hükmü itibarıyla tavaf farz, vacip, sünnet ve nâfile kısımlarına ayrılır. Ziyaret ve umre tavafı farz iken nezir ve veda tavafı vaciptir. Kudüm tavafı sünnet, nâfile ve tahiyye tavafı ise menduptur. Hükümlerine bakılmaksızın tavafların tamamında abdestli olmak Hanefîlere göre vacip, diğer mezheplere göre farzdır. Dolayısıyla Hanefîler dışındaki mezheplere göre abdestsiz yapılan bütün tavaflar geçersiz olduğundan nâfile dışındaki tavaflar yeniden yapılmalıdır. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/129; Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 2/243; Tetâî, Cevâhirü’d-dürer, 3/258; Hattâb, Mevâhib, 3/68; Haraşî, Şerhu Muhtasarı Halîl, 2/314; İbn Kudâme, eş-Şerhu’l-kebîr, 3/398; İbn Müflih, el-Mübdi‘, 3/200; Merdâvî, İnsâf, 9/114) Hanefîlere göre ise herhangi bir sebepten dolayı tavafı abdestsiz yapan kişi, Mekke’den ayrılmamışsa tavafını iade eder. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/130; Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/162) Tavaf esnasında abdesti bozulan kişi ise abdest alarak kaldığı yerden tavafa devam eder; dilerse tavafı baştan başlayarak yeniden yapar. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/497-498) Hanefîlere göre cünüp, âdetli veya abdestsiz olarak yapılan tavaflar iade edilmelidir. İade edilmediği takdirde ceza olarak: a. Ziyaret tavafının tamamını veya çoğunu cünüp ya da âdetli olarak yapan kimseye bedene (deve veya sığır kesmek); üç veya daha az şavtını bu şekilde yapan kimseye dem (koyun veya keçi kesmek); yine ziyaret tavafının çoğunu abdestsiz yapan kimseye dem; üç veya daha az şavtını abdestsiz yapan kimseye ise her bir şavt için bir sadaka gerekir. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/129; İbn Nüceym, el-Bahr, 3/24; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/550, 551) b. Umre tavafının tamamını veya bir kısmını abdestsiz, cünüp veya âdetliyken yapan kimseye dem gerekir. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/129-130; Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/162; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/550, 551) Ancak Hanefîlerdeki diğer bir görüşe göre umre tavafının üç veya daha az şavtı abdestsiz olarak yapılırsa her şavt için bir sadaka gerekir. (İbn Nüceym, el-Bahr, 3/24; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/551) c. Veda ve nezir tavaflarının tamamını veya çoğunu cünüp ya da âdetliyken yapan kimseye dem; üç veya daha az şavtını bu şekilde yapana ise her bir şavt için sadaka gerekir. Bu tavafların tamamını veya bir kısmını abdestsiz yapan kimse her şavt için bir sadaka verir. d. Kudüm ve nâfile tavaflar cünüp veya âdetli olarak yapılırsa dem, abdestsiz olarak yapılırsa her şavt için bir sadaka gerekir. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/550, 556; Mekkî, İrşâdü’s-sârî, 497-498) Ancak diğer bir görüşe göre kudüm ve nâfile tavaflar abdestsiz olarak yapılırsa tek bir sadaka gerekir. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/130; Merğînânî, el-Hidâye, 1/161; İbnü’l-Hümâm, Fethu’l-kadîr, 3/49-50; İbn Nüceym, el-Bahr, 3/21; Bilmen, İlmihâl, 390) Abdestsiz, cünüp veya âdetli olarak yapılan ziyaret, umre, nezir, veda, kudüm ve nâfile tavafları, şartlarına riayet edilerek iade edilirse yukarıda zikredilen cezalar düşer. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/162)

Tavafın abdestsiz, cünüp veya âdetli olarak yapılması hâlinde hangi ceza gerekir
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Ziyaret tavafının vakti, Şâfiî ve Hanbelî mezheplerine göre Müzdelife vakfesinden sonra gece yarısından itibaren; Hanefî ve Mâlikî mezhebine göre ise fecr-i sâdıkın doğmasıyla başlar. Ebû Hanîfe’ye göre ziyaret tavafının bayramın ilk üç gününde yapılması vacip olduğundan mazeretsiz olarak bu günlerden sonraya ertelenmesi dem (koyun veya keçi kesmek) gerektirir. Ebû Yûsuf ve İmam Muhammed de dâhil fakihlerin çoğunluğuna göre ise ziyaret tavafının bayramın ilk üç gününden sonrasına ertelenmesi caiz olup bu durumda herhangi bir ceza gerekmez. (Mâverdî, el-Hâvî, 4/192; Kâsânî, Bedâ’i, 2/132; İbn Kudâme, el-Muğnî, 3/391) Fakat saç tıraşı olup ihramdan çıkma (birinci tahallül) gerçekleşmiş olsa da ziyaret tavafı yapılana kadar cinsel ilişki yasağının devam ettiği unutulmamalıdır. Sonuç olarak aşırı izdiham, yaşlılık, hastalık gibi nedenlerden dolayı ziyaret tavafının bayramın ilk üç günü sonrasına ertelenmesi herhangi bir ceza gerektirmez.

İzdiham, yaşlılık, hastalık gibi nedenlerden dolayı ziyaret tavafının bayramın i
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Hanefî mezhebine göre umre yapmak üzere niyet edip ihrama giren bir kadın, umre tavafını tamamladıktan sonra sa‘y yapmadan ihramdan çıkmak amacıyla saçını kısaltırsa ihramdan çıkmış olur. Bu kişinin yine de umrenin sa‘yini yapması gerekir. Ancak vacip olan sa‘yi saç tıraşından sonraya bıraktığı için kendisine dem (koyun veya keçi kesmek) gerekir. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/163; Haddâd, el-Cevhera, 1/172; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/473, 553) Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre ise sa‘y, umrenin rükünlerindendir. Dolayısıyla sa‘y yapmadan saç kısaltmakla ihramdan çıkılmış olmaz; ihram yasağı işlenmiş olur. Bu kişi, umre sa‘yini yapar ve saçını kısaltarak ihramdan çıkar. Ayrıca ihramdan çıkma vakti gelmeden önce saçını kısalttığı için kendisine ceza gerekir. Ceza konusunda ise dem, üç gün oruç veya altı fakire sadaka verme seçeneklerinden birini tercih eder. (bk. Mâverdî, el-Hâvî, 4/156; Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 2/297, 312 İbn Rüşd, Bidâyetü’l-müctehid, 2/110, 129-130)

Bir kadın, umrenin sa‘yini yapmadan saçını kısaltırsa kendisine ne gerekir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Henüz tavaf yapmadan sa‘y yapan ve tıraş olan kimsenin sa‘yi geçerli değildir. Zira sa‘yin geçerli olabilmesi için muteber bir tavaftan sonra yapılmış olması gerekir. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/134) Dolayısıyla bu durumdaki kişi, ihramdan çıkmış olmaz; ihram yasağı işlemiş olur. Böyle bir kimse önce tavafını yapar, sonra sa‘yini tekrarlar, daha sonra ihramdan çıkar. Ayrıca ihramdan çıkma vakti gelmeden tıraş olarak ihram yasağı işlediğinden dolayı da kendisine dem (koyun veya keçi kesmek) gerekir. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/162) Şâfiî mezhebine göre küçükbaş hayvan kurban etme, üç gün oruç tutma veya altı fakire sadaka verme seçeneklerinden birini tercih edebilir. (Nevevî, el-Mecmû‘, 7/247, 367-368) Öte yandan bu süreç içerisinde ihlal edilen diğer ihram yasakları için de ayrıca ceza ödenir.

Tavaf yapmaksızın sa‘y yapan ve saç tıraşı olan kimsenin ne yapması gerekir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Hanefîlere göre Müzdelife vakfesinin zamanı, kurban bayramı günü fecr-i sâdık ile güneşin doğuşu arasındaki zamandır. Bu zaman zarfında bir an bile Müzdelife’de bulunan kimsenin vakfesi geçerlidir. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/136) Şâfiî ve Hanbelîlere göre vakfenin zamanı, arefeyi bayrama bağlayan gece yarısından itibaren başlar ve fecr-i sâdıka kadar devam eder. Bu süre zarfında bir an orada bulunmakla vakfe yapılmış olur. (Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 2/264-266; İbn Kudâme, el-Muğnî, 3/375-377) Mâlikîlere göre ise vakfenin zamanı, arefe günü güneşin batmasından itibaren başlar (İbn Rüşd, Bidâyetü’l-müctehid, 2/114-115) ve güneşin doğuşuna kadar devam eder. Bu süre zarfında kısa bir müddet orada bulunmakla vakfe yapılmış olur. (Nefrâvî, el-Fevâkihü’d-devânî, 1/362) Mâlikî mezhebine göre şeytan taşlamanın fecr-i sâdıktan sonra; ziyaret tavafının da şeytan taşlamadan sonra yapılması gerekir. Şeytanı taşlamadan ziyaret tavafının yapılması durumunda ise tavaf iade edilmelidir. Aksi takdirde dem (koyun veya keçi kesmek) gerekir. (Hattâb, Mevâhib, 3/131; İlîş, Minehü’l-celîl, 2/285) Şâfiî ve Hanbelî mezhebine göre ise Müzdelife vakfesi, şeytan taşlama ve ziyaret tavafı gece yarısından itibaren yapılabilir. (Nevevî, Mecmû‘, 8/125, Ravza, 3/99; Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 2/264; İbn Kudâme, el-Muğnî, 3/374; Buhûtî, Keşşâfü’l-kınâ‘, 2/497) İhtiyaç durumunda bu görüşle amel edilir. Ancak bütün mezheplere göre izdiham, yaşlılık, hastalık gibi mazeretler nedeniyle Müzdelife’den gece yarısından önce ayrılmak durumunda kalan kimselere herhangi bir ceza gerekmez. Bu durumda ziyaret tavafı, Hanefîlere göre imsaktan; Şâfiî ve Hanbelîlere göre gece yarısından sonra yapılır. ( Ali el-Kârî, Menâsikü’l-hac, 310-311; Nevevî, Muğni’l-muhtâc, 2/264-265; İbn Kudâme, el-Muğnî, 3/437; Haraşî, Şerhu Muhtasarı Halîl, 2/332-333)

Müzdelife vakfesi ne zaman yapılır ve asgari süresi ne kadardır?

HAC ve UMRE konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Hz. Peygamber (s.a.s.), ihramlı erkeğin başını örtmesini yasaklamıştır. (Buhârî, Hac, 21 [1543]) Fakihler, söz konusu yasağın takke, sarık, şal, şapka vb. başı örten eşyalar hakkında geçerli olduğunu; çadır ve şemsiye gibi başa temas etmeyen veya kova vb. giysi özelliği olmayan eşya hakkında ise geçerli olmadığını ifade etmişlerdir. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/185) Buna göre ihramlıyken başa tutturulan şemsiye, mûtat giysi veya örtü özelliği taşımadığından bir ceza gerektirmez.

İhramlıyken başa tutturulan şemsiye kullanmak bir ceza gerektirir mi?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Mazereti olan ihramlı kimsenin giydiği varis çorabı, normal bir çorap gibi ayağa giyiliyorsa giysi olarak değerlendirileceğinden ceza gerektirir. (el-Fetâva’l-Hindiyye, 1/242) Çünkü mazeretli olmak, bu çorabı giymeyi mubah kılsa da cezayı düşürmez. (İbn Nüceym, el-Bahr, 3/7) Hanefî mezhebine göre bu durumda olan kimse, giyim süresi bir gündüz veya gece sürerse dem (koyun veya keçi kesmek), üç gün oruç tutma veya altı fakire birer fitre miktarı sadaka verme seçeneklerinden birini tercih ederek fidye öder. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/159; Zeylaî, Tebyîn, 2/56) Bu süreden az giyilmesi durumunda ise bir fitre miktarı sadaka verme veya bir gün oruç tutma seçeneklerinden birini tercih edebilir. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/488; Mekkî, İrşâdü’s-sârî, 472-473) Şayet varis çorabı tam bir çorap gibi giyilmeyip ayağın veya bacağın bir kısmını örtüyorsa sargı hükmünde olacağından herhangi bir ceza gerektirmez. Çünkü ihramlı bir kimsenin baş ve yüzü dışındaki bir yere sardığı sargı, giysi kapsamında değerlendirilmez. (Serahsî, el-Mebsût, 4/127-128; İbnü’l-Hümâm, Fethu’l-kadîr, 3/31)

İhramlı erkeğin varis çorabı giymesinin hükmü nedir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İhramlı kimsenin giydiği korse normal bir iç çamaşırı gibi olup bu şekilde kullanılıyorsa giysi olarak değerlendirileceğinden ceza gerektirir. (el-Fetâva’l-Hindiyye, 1/242) Böyle bir korse şayet bir mazerete binaen giyilmiş ise cezada muhayyerlik hakkı olur. Bu durumda Hanefîlere göre giyim süresi bir gündüz veya gece sürerse dem (koyun veya keçi kesmek), üç gün oruç tutma veya altı fakire birer fitre miktarı sadaka verme seçeneklerinden biri tercih edilerek ceza ödenir. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/159; Zeylaî, Tebyîn, 2/56) Bu süreden az giyilmesi durumunda ise bir fitre miktarı sadaka verme veya bir gün oruç tutma seçeneklerinden biri tercih edilir. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/488; Mekkî, İrşâdü’s-sârî, 472-473) Şayet korse, tam bir iç çamaşırı gibi olmayıp bele sarılarak kullanılıyorsa sargı hükmünde olacağından herhangi bir ceza gerektirmez. Çünkü ihramlı bir kimsenin baş ve yüzü dışındaki bir yere sardığı sargı, giysi olarak değerlendirilmez. (Serahsî, el-Mebsût, 4/127-128; İbnü’l-Hümâm, Fethu’l-kadîr, 3/31)

İhramlı erkeğin korse giymesinin hükmü nedir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İster farz isterse nâfile olsun her tavaftan sonra iki rek‘at tavaf namazı kılmak, Hanefî ve Mâlikîlere göre vacip; Şâfiî ve Hanbelîlere göre sünnettir. (Serahsî, el-Mebsût, 4/12; Râfiî, el-‘Azîz, 3/396; İbn Kudâme, el-Muğnî, 3/348; Hattâb, Mevâhib, 3/111) Bu namazın kılınmaması hâlinde Mâlikîlere göre dem (koyun veya keçi kesmek) gerekirken (Karâfî, ez-Zahîre, 3/242) diğer mezheplere göre herhangi bir ceza gerekmez. (Aynî, el-Binâye, 4/201) Şâfiî ve Hanbelîlere göre tavaftan sonra kılınan farz namaz, tavaf namazının yerine geçerken Hanefî ve Mâlikîlere göre tavaf namazının müstakil olarak kılınması gerekir. (Nevevî, el-Mecmû‘, 8/52; İbn Kudâme, el-Muğnî, 3/348; el-Fetâva’l-Hindiyye, 1/226; Sahnûn, el-Müdevvene, 1/426) Öte yandan tavaf namazının Makām-ı İbrâhim’de kılınması efdal olmakla birlikte tavaf edenlere eziyet vermemek bakımından Mescid-i Harâm’ın içinde müsait bir yerde kılınması daha uygundur. Buna da imkân bulunamazsa tavaf namazı Harem’in dışında da kılınabilir.

Tavaf Namazını Kılmanın Hükmü Nedir, Terk Edilmesi Halinde Ceza Gerekir Mi?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Hanefî mezhebine göre: Şâfiî mezhebindeki bir görüşe göre Arafat vakfesinden önce veya sonra vefat eden kişinin yerine hemen birisi tayin edilir ve bu kimse ihrama girerek onun adına geriye kalan hac menâsikini tamamlar. (Nevevî, el-Mecmû‘, 7/135)

Hac İçin Yola Çıkan Kişinin Arafat Vakfesi Öncesi Veya Sonrasında Ölmesi Halinde
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Hanefîlere göre kişi kendi adına yaptığı umrenin sevabını başkasına bağışlayabilir. Bununla birlikte başkası adına yapılan umre de geçerlidir. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/215; İbn Nüceym, el-Bahr, 3/63) Mâlikîlere göre başkası yerine umre yapmak caiz olmakla birlikte mekruhtur. (Hattâb, Mevâhib, 3/3) Şâfiîlere göre ise umre yapmak farz olduğundan, umre yapmadan ölen ya da yaşlılık, müzmin hastalık gibi sebeplerle umre yapamayan kimse adına onun malından umre yapılması gerekir. (Râfiî, el-‘Azîz, 3/300; Nevevî, el-Mecmû‘, 7/101; Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 2/219) Ayrıca Şâfiîlere göre başkası adına nâfile hac yapmak caiz olduğu gibi nâfile umre yapmak da caizdir. (Mâverdî, el-Hâvî, 4/20; Zekeriyyâ el-Ensârî, Esne’l-metâlib, 1/457)

Başkası Adına Umre Yapılabilir Mi?

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.