Diyanet Fetva Kurulu
Soru
İzdiham, yaşlılık, hastalık gibi nedenlerden dolayı ziyaret tavafının bayramın ilk üç günü sonrasına ertelenmesi caiz midir?
Cevap
Benzer fetvalar
Birinci tahallül (tıraş olup ihramdan çıkma) gerçekleştikten sonra Hanefîlere göre ziyaret tavafını yapmadan veya dört şavtını tamamlamadan cinsel ilişkide bulunan kimseye dem (koyun veya keçi kesmek) gerekir. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/161; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/518) Şâfiî mezhebine göre ise birinci tahallülden sonra ziyaret tavafını tamamen bitirmeden cinsel ilişkide bulunan kimse, ceza olarak dem, üç gün oruç tutma veya altı fakire sadaka verme seçeneklerinden birini tercih eder. (Remlî, Nihâyetü’l-muhtâc, 3/358; Heytemî, Tuhfe, 4/197; Büceyrimî, Tuhfe, 2/466)
Ziyaret tavafı, haccın rükünlerinden olup yapılmadıkça kişi haccını tamamlamış ve tamamen ihramdan çıkmış sayılmaz. Hacca gidip Arafat’ta vakfe yaptığı hâlde bir sağlık problemi ile karşı karşıya kalanların, öncelikli olarak farz olan bu tavafı tekerlekli sandalye veya sedye üzerinde de olsa yapmaya gayret etmeleri gerekir. Ziyaret tavafının son vakti için bir sınırlama yoktur. Ömrün sonuna kadar yapılabilir. Dolayısıyla tavaf etmeden memleketine dönen kişi, sonradan geri döner ve tavafını yaparsa ziyaret tavafı farzı yerine gelmiş olur ve bu gecikmeden dolayı da cumhura göre herhangi bir ceza gerekmez. (Mâverdî, el-Hâvî, 4/192; Kâsânî, Bedâ’i, 2/132; İbn Kudâme, el-Muğnî, 3/391; Ali el-Kârî, Fethu bâbi’l-‘inâye, 3/85) Fakat ziyaret tavafını yapıncaya kadar ihramdan tamamen çıkmış olmayacağından, cinsel ilişki yasağı devam eder. Bazı âlimlere göre ise Arafat vakfesinden sonra müzmin yatalak hasta olan kişiler, hiçbir şekilde tavaf yapamayıp bu şekilde ülkelerine dönmek zorunda kalmışlarsa artık tavafı bizzat yapma imkânı kalmadığı ve zaruret durumu ortaya çıktığı için bir başkasına vekâlet vererek tavafı ve haccın geriye kalan menâsikini yaptırırlar. Böylece ihramdan tamamen çıkmış ve haclarını tamamlamış olurlar. (bk. Remlî, Fetâvâ, 2/93)
Ziyaret tavafının vakti, Hanefî ve Mâlikî mezhebine göre kurban bayramının ilk günü fecr-i sâdıkla birlikte; Şâfiî ve Hanbelî mezheplerine göre ise gece yarısından sonra başlar. Bu tavafın bayramın birinci günü ihramdan çıktıktan sonra yapılması daha faziletlidir. Bununla birlikte vakti girdikten sonra ziyaret tavafı, ihramdan çıkmadan yapılacaksa ihram örtüleriyle; sonrasında yapılacaksa normal elbiselerle edâ edilir. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/132; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/470; Mâverdî, el-Hâvî, 4/192; İbn Kudâme, el-Muğnî, 3/391)
Âdetliyken ihrama giren veya ihrama girdikten sonra âdet görmeye başlayan kadınlar, tavaf dışında haccın bütün vazifelerini yerine getirebilirler. Ancak tavaf edemezler. Çünkü Resûlullah (s.a.s.), Hz. Âişe’ye (r.anhâ), “Bu, Allah Teâlâ’nın, Hz. Âdem’in kızları üzerine yazdığı bir şeydir (senin elinde olan bir şey değildir). Hacıların, hacla ilgili yaptıklarını sen de yap. Ancak (âdet gördüğün sürece) Kâbe’yi tavaf etme.” (Buhârî, Hayız, 1, 7 [294, 305]; Müslim, Hac, 119-120 [1211]) buyurmuştur. Henüz ziyaret veya umre tavafını yapmadan âdet gören bir kadının öncelikle yapması gereken, temizleninceye kadar Mekke’de kalıp temizlendikten sonra tavafını yapmasıdır. Bu durumda ziyaret tavafını bayram günlerinden sonraya tehir etmesi bir ceza gerektirmez. Âdeti bitene kadar Mekke’de kalma imkânı olmayan kadınlar ise Hanefî mezhebine göre tavafta tahâret farz olmayıp vacip olduğu için âdetli olarak ziyaret veya umre tavafını yapar, ancak ceza olarak ziyaret tavafı için bir büyükbaş hayvan (bedene); umre tavafı için bir küçükbaş hayvan (dem) kurban ederler. İmkân bulunca bu tavaf iade edilirse ceza da düşer. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/129; İbn Nüceym, el-Bahr, 3/24) Şâfiî mezhebine göre bir kadının âdetli iken yapacağı tavaf hiçbir şekilde geçerli değildir. Bu durumdaki bir kadının, tavafını temizlendikten sonra yerine getirmesi gerekir. (Nevevî, el-Mecmû‘, 8/14, 17) Mâlikî ve Hanbelî mezhebine ait bazı kaynaklarda belirtildiğine göre âdetli kadının temizleninceye kadar Mekke’de kalma imkânı yoksa âdet sırasındaki kanamanın kesilip kanın gelmediği temizlik zamanını gözler; bu ara zamanda guslederek tavafını yapar. Bundan dolayı da herhangi bir ceza gerekmez. (Nefrâvî, el-Fevâkihü’d-devânî, 1/119-120; İlîş, Minehü’l-celîl, 1/170-171; Desûkî, Hâşiye, 1/170-171; İbn Kudâme, el-Muğnî, 1/226, 257, 260) Ahmed b. Hanbel’e nispet edilen bir görüşe göre âdet döneminin sonuna kadar Mekke’de kalma imkânı olmayan bir kadının âdetli olarak yaptığı tavaf geçerli olur ve zaruret meydana geldiği için ceza gerekmez. (İbn Teymiyye, el-Fetâva’l-kübrâ, 1/465) İhtiyaca göre bu görüşlerden biri ile amel edilebilir.
Âdetliyken ihrama giren veya ihrama girdikten sonra âdet görmeye başlayan kadınlar, tavaf dışında haccın bütün vazifelerini yerine getirebilirler. Ancak tavaf edemezler. Çünkü Resûlullah (s.a.s.), Hz. Âişe’ye (r.anhâ), “Bu, Allah Teâlâ’nın, Hz. Âdem’in kızları üzerine yazdığı bir şeydir (senin elinde olan bir şey değildir). Hacıların, hacla ilgili yaptıklarını sen de yap. Ancak (âdet gördüğün sürece) Kâbe’yi tavaf etme.” (Buhârî, Hayız, 1, 7 [294, 305]; Müslim, Hac, 119-120 [1211]) buyurmuştur. Henüz ziyaret veya umre tavafını yapmadan âdet gören bir kadının öncelikle yapması gereken, temizleninceye kadar Mekke’de kalıp temizlendikten sonra tavafını yapmasıdır. Bu durumda ziyaret tavafını bayram günlerinden sonraya tehir etmesi bir ceza gerektirmez. Âdeti bitene kadar Mekke’de kalma imkânı olmayan kadınlar ise Hanefî mezhebine göre tavafta tahâret farz olmayıp vacip olduğu için âdetli olarak ziyaret veya umre tavafını yapar, ancak ceza olarak ziyaret tavafı için bir büyükbaş hayvan (bedene); umre tavafı için bir küçükbaş hayvan (dem) kurban ederler. İmkân bulunca bu tavaf iade edilirse ceza da düşer. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/129; İbn Nüceym, el-Bahr, 3/24) Şâfiî mezhebine göre bir kadının âdetli iken yapacağı tavaf hiçbir şekilde geçerli değildir. Bu durumdaki bir kadının, tavafını temizlendikten sonra yerine getirmesi gerekir. (Nevevî, el-Mecmû‘, 8/14, 17) Mâlikî ve Hanbelî mezhebine ait bazı kaynaklarda belirtildiğine göre âdetli kadının temizleninceye kadar Mekke’de kalma imkânı yoksa âdet sırasındaki kanamanın kesilip kanın gelmediği temizlik zamanını gözler; bu ara zamanda guslederek tavafını yapar. Bundan dolayı da herhangi bir ceza gerekmez. (Nefrâvî, el-Fevâkihü’d-devânî, 1/119-120; İlîş, Minehü’l-celîl, 1/170-171; Desûkî, Hâşiye, 1/170-171; İbn Kudâme, el-Muğnî, 1/226, 257, 260) Ahmed b. Hanbel’e nispet edilen bir görüşe göre âdet döneminin sonuna kadar Mekke’de kalma imkânı olmayan bir kadının âdetli olarak yaptığı tavaf geçerli olur ve zaruret meydana geldiği için ceza gerekmez. (İbn Teymiyye, el-Fetâva’l-kübrâ, 1/465) İhtiyaca göre bu görüşlerden biri ile amel edilebilir.
Hükmü itibarıyla tavaf farz, vacip, sünnet ve nâfile kısımlarına ayrılır. Ziyaret ve umre tavafı farz iken nezir ve veda tavafı vaciptir. Kudüm tavafı sünnet, nâfile ve tahiyye tavafı ise menduptur. Hükümlerine bakılmaksızın tavafların tamamında abdestli olmak Hanefîlere göre vacip, diğer mezheplere göre farzdır. Dolayısıyla Hanefîler dışındaki mezheplere göre abdestsiz yapılan bütün tavaflar geçersiz olduğundan nâfile dışındaki tavaflar yeniden yapılmalıdır. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/129; Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 2/243; Tetâî, Cevâhirü’d-dürer, 3/258; Hattâb, Mevâhib, 3/68; Haraşî, Şerhu Muhtasarı Halîl, 2/314; İbn Kudâme, eş-Şerhu’l-kebîr, 3/398; İbn Müflih, el-Mübdi‘, 3/200; Merdâvî, İnsâf, 9/114) Hanefîlere göre ise herhangi bir sebepten dolayı tavafı abdestsiz yapan kişi, Mekke’den ayrılmamışsa tavafını iade eder. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/130; Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/162) Tavaf esnasında abdesti bozulan kişi ise abdest alarak kaldığı yerden tavafa devam eder; dilerse tavafı baştan başlayarak yeniden yapar. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/497-498) Hanefîlere göre cünüp, âdetli veya abdestsiz olarak yapılan tavaflar iade edilmelidir. İade edilmediği takdirde ceza olarak: a. Ziyaret tavafının tamamını veya çoğunu cünüp ya da âdetli olarak yapan kimseye bedene (deve veya sığır kesmek); üç veya daha az şavtını bu şekilde yapan kimseye dem (koyun veya keçi kesmek); yine ziyaret tavafının çoğunu abdestsiz yapan kimseye dem; üç veya daha az şavtını abdestsiz yapan kimseye ise her bir şavt için bir sadaka gerekir. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/129; İbn Nüceym, el-Bahr, 3/24; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/550, 551) b. Umre tavafının tamamını veya bir kısmını abdestsiz, cünüp veya âdetliyken yapan kimseye dem gerekir. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/129-130; Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/162; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/550, 551) Ancak Hanefîlerdeki diğer bir görüşe göre umre tavafının üç veya daha az şavtı abdestsiz olarak yapılırsa her şavt için bir sadaka gerekir. (İbn Nüceym, el-Bahr, 3/24; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/551) c. Veda ve nezir tavaflarının tamamını veya çoğunu cünüp ya da âdetliyken yapan kimseye dem; üç veya daha az şavtını bu şekilde yapana ise her bir şavt için sadaka gerekir. Bu tavafların tamamını veya bir kısmını abdestsiz yapan kimse her şavt için bir sadaka verir. d. Kudüm ve nâfile tavaflar cünüp veya âdetli olarak yapılırsa dem, abdestsiz olarak yapılırsa her şavt için bir sadaka gerekir. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/550, 556; Mekkî, İrşâdü’s-sârî, 497-498) Ancak diğer bir görüşe göre kudüm ve nâfile tavaflar abdestsiz olarak yapılırsa tek bir sadaka gerekir. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/130; Merğînânî, el-Hidâye, 1/161; İbnü’l-Hümâm, Fethu’l-kadîr, 3/49-50; İbn Nüceym, el-Bahr, 3/21; Bilmen, İlmihâl, 390) Abdestsiz, cünüp veya âdetli olarak yapılan ziyaret, umre, nezir, veda, kudüm ve nâfile tavafları, şartlarına riayet edilerek iade edilirse yukarıda zikredilen cezalar düşer. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/162)
HAC ve UMRE konusundaki diğer fetvalar
Bir mazereti olan ihramlı kimse hasta bezi kullanabilir. Ancak hasta bezi iç çamaşırı gibi giysi hâline sokulmuş ise ceza gerektirir. Çünkü mazeretli olmak, hasta bezi kullanmayı mubah kılsa da cezayı düşürmez. (İbn Nüceym, el-Bahr, 3/7) Bu durumdaki kimse, giyim süresi bir gündüz veya gece sürerse dem (koyun veya keçi kesmek), üç gün oruç tutma veya altı fakire birer fitre miktarı sadaka verme seçeneklerinden birini tercih ederek ceza öder. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/164; Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 2/309-310) Bu süreden az giyilmesi durumunda ise bir fitre miktarı sadaka veya bir gün oruç tutma seçeneklerinden birini tercih edebilir. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/488; Mekkî, İrşâdü’s-sârî, 472-473) Şayet hasta bezi, iç çamaşırı gibi giysi hâline sokulmamış olup yapıştırılıyor veya sarılıyorsa sargı hükmünde olacağından herhangi bir ceza gerektirmez.
Muhsar, ihrama girdikten sonra iradesi dışında gerçekleşen bir engel dolayısıyla umrede tavafı veya hacda Arafat vakfesini yapamayan kimsedir. Bu durumdaki kişi, o sene hac yapamayacağına kanaat getirdikten sonra hemen kurbanını keser ve ihramdan çıkar. Hanefîlere göre bu durumda ihramdan çıkmak için kurbanın kesilmesi yeterli iken Şâfiîlere göre kurbanın kesilmesi yanında, kişinin ihramdan çıkmaya niyet etmesi ve saç tıraşı olması gerekir. İmam Ebû Hanîfe ve İmam Şâfiî’ye göre ihsâr kurbanı, bayramdan önce de kesilebilir. Hanefîlere göre ihsâr kurbanının Harem bölgesinde kesilmesi zorunluyken Şâfiîlere göre muhsar kalınan yerde de kesilebilir. (İbnü’l-Hümâm, Fethu’l-kadîr, 3/129-130; Aynî, el-Binâye, 4/447-450; Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 2/316)
Kaç şavt yaptığına karar veremeyen kimse, mesela “Altı şavt mı, yedi şavt mı yaptım?” diye tereddüt ederse az olan sayıyı esas alarak tavafını veya sa‘yini tamamlar. (Kâsânî, Bedâ’i, 1/166; İbn Kudâme, el-Muğnî, 3/344; Remlî, Ġāyetü’l-beyân, 169) Hanefî mezhebine göre eğer bu tereddüt hac veya umre tavafında söz konusu olmuşsa bu tavafların yeniden yapılması gerekir. Ancak kişi, bu konularda sık sık şüpheye düşen biriyse emin olduğu asgari sayıyı esas alır. (İbn Nüceym, el-Bahr, 2/356; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/95,496-497) Tavaf ve sa‘yi tamamladıktan sonra şavtların sayısında ortaya çıkacak tereddüde ise itibar edilmez.
Temettu‘ veya kırân haccı sebebiyle kesilen şükür kurbanının vacip olması için kişinin akıllı ve ergen olması gerekir. (Mekkî, İrşâdü’s-sârî, 369) Bu nedenle ergenlik çağına girmemiş çocuk, temettu‘ veya kırân haccına niyet etmesi durumunda kurban (hedy) kesmekle yükümlü olmadığı gibi velîsinin de çocuk için hedy kesmesi gerekmez.
Hanefî mezhebine göre: Şâfiî mezhebindeki bir görüşe göre Arafat vakfesinden önce veya sonra vefat eden kişinin yerine hemen birisi tayin edilir ve bu kimse ihrama girerek onun adına geriye kalan hac menâsikini tamamlar. (Nevevî, el-Mecmû‘, 7/135)
Yatarak veya sağlam bir şekilde makadını yere koymadan bir şeye dayanarak uyumak abdesti bozar. Zira uykunun abdesti bozmasındaki ölçü, yere sağlam bir surette oturup oturmamaktır. Ancak kişi uyku ile uyanıklık arasında olursa veya makadını sağlam bir şekilde yere koyarak uyursa abdesti bozulmaz. (el-Fetâva’l-Hindiyye, 1/12; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 1/141-143) Dolayısıyla kişinin tekerlekli sandalye vb. araçlar üzerinde belirtilen şekilde uyuması abdesti bozmayacağından yaptığı tavaf geçerli olur. Öte yandan bir araç üzerinde abdestin bozulacağı şekilde uyunması hâlinde Hanefî mezhebine göre yapılan tavaf geçerli olmakla birlikte ceza gerektirir. Söz konusu tavaf iade edilirse ceza düşer. Diğer mezheplerde ise abdest, tavafın sıhhat şartı olduğu için abdesti bozacak şekilde uyuyan kimsenin tavafı geçerli olmaz. (İbn Rüşd, Bidâyetü’l-müctehid, 2/108-109; Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 2/243)