Diyanet Fetva Kurulu
Soru
Tavaf veya sa‘y yaparken kaç şavt yaptığını unutan kimsenin ne yapması gerekir?
Cevap
Benzer fetvalar
Safa ile Merve arasında bir defa gitmeye “şavt” denir. Bir sa‘y için dört defa Safa’dan Merve’ye, üç defa da Merve’den Safa’ya gitmek gerekir. Hanefî mezhebine göre sa‘yin ilk dört şavtını yapmak farz, yediye tamamlamak ise vaciptir. Son üç şavtı terk eden kişinin, kalan şavtları tamamlaması lazımdır. Tamamlanmayan her şavt için “bir fitre miktarı sadaka” verilmesi gerekir. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/134; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/553) Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre ise yedi şavta tamamlamak rükündür. Bir şavt eksik olsa sa‘y geçerli olmaz. (Mâverdî, el-Hâvî, 4/155; İbn Rüşd, Bidâyetü’l-müctehid, 2/110-111; İbn Kudâme, el-Muğnî, 3/350-351)
Tavaf, İslâm âlimlerinin tamamına göre umrenin farzıdır. Dolayısıyla tavaf terk edilirse umre bâtıl olur ve yeniden yapılması gerekir. Sa‘y ise Hanefî mezhebine göre umrenin vâcibidir. Kişinin iradesi dışında gerçekleşen bir özür olmaksızın sa‘y terkedilirse -umre geçerli olmakla birlikte- dem gerekir. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/227; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/544) Şâfiî ve Mâlikî mezheplerine göre ise sa‘y, umrenin rüknü olduğundan umrenin tamamlanması için tavafla birlikte sa‘yin de mutlaka yapılması gerekir. (Nevevî, Ravza, 3/119; Büceyrimî, Tuhfe; 2/460; Hattâb, Mevâhib, 3/13)
Tavafın abdestli olarak yapılması ve sa‘yin de muteber bir tavaftan sonra yapılmış olması gerekir. Abdestsizliğin hangi şavtta meydana geldiği bilinmediğinde abdestsizlik hâli ilk şavta hamledilir. Bu durumda kişi, abdest alarak tavaf ve sa‘yi iade eder. Tavafı iade etmediği takdirde Hanefîlere göre dem; küçükbaş hayvan kesmesi gerekir. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/163; Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/162) Şâfiî mezhebine göre ise abdestsiz yapılan tavaf geçersiz olduğundan dolayı tavafın ve sa‘yin iadesi gerekir. (Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 2/243) Ancak abdestli olarak tavafı yaptıktan sonra abdesti bozulup o şekilde sa‘y yapmışsa yapılan sa‘y geçerlidir. Zira sa‘yde abdestli olmak sünnettir.
Hanefîlere göre ziyaret ve umre tavafının ilk dört şavtı farz, kalan üç şavtı ise vaciptir. Dolayısıyla ilk dört şavtı yapmayan kimsenin tavafı geçersizdir. Tavafın üç veya daha az şavtını terk edene ise dem (koyun veya keçi kesmek) gerekir. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/162) Vedâ, nezir veya başlanan kudüm tavaflarında şavtların tamamının veya çoğunun terk edilmesi halinde dem gerekir. Bu tavaflarda üç veya daha az şavtı terk edilmişse terk edilen her bir şavt için bir fıtır sadakası verilmesi gerekir. Hanefîlerdeki diğer bir görüşe göre ise kudüm veya nafile tavaflarda üç veya daha az şavtın terk edilmesi halinde hepsi için tek bir sadaka verilir. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/496; Mekkî, İrşâdü’s-sârî, 496-499) Bütün tavaflarda eksik kalan şavtlar daha sonra usulüne uygun olarak yapılırsa ilgili cezalar düşer. Diğer üç mezhepte ise farz/vacip tavafı yedi şavta tamamlamak farzdır. Aksi takdirde yapılan tavaf geçersiz olup mutlaka iade edilmelidir. (İbn Cüzey, el-Kavânîn, 89; Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 2/245-246) Şâfiî ve Hanbelî mezhebine göre şavtları eksik yapılan nâfile tavafın yeniden yapılması gerekmez, yapılan şavtların sevabı alınır. (Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 6/242; İbn Müflih, el-Fürû‘, 5/119)
Sa‘y, müstakil bir ibadet olmayıp öncesinde yapılan tavafa bağlı bir ibadettir. Bu itibarla sa‘y, ancak geçerli/muteber bir tavaftan sonra yapılabilir. Dolayısıyla haccın sa‘yi, ancak hac için ihrama girdikten sonra yapılan geçerli bir tavafın akabinde yapılabilir. Umrenin sa‘yi de umre için ihrama girdikten sonra yapılan geçerli bir tavafın akabinde yapılır. Sa‘y, geçersiz bir tavaftan sonra yapılmışsa hem tavaf hem de sa‘yin yeniden yapılması gerekir. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/163; İbn Cüzey, el-Kavânîn, 89; Nevevî, Mecmû‘, 8/14) Hanefîler dışındaki üç mezhebe göre tavafın geçerli olabilmesi için yedi şavtında abdestli olarak yapılması şarttır. (İbn Cüzey, el-Kavânîn, 89; Nevevî, Mecmû‘, 8/14) Hanefîlere göre tavafın geçerli olabilmesi için asgari dört şavtının yapılmış olması gerekir. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/517-518) Ayrıca Hanefîlere göre hadesten tahâret, tavafın vaciplerindendir. Dolayısıyla bu mezhebe göre abdestsiz, cünüp, hayız veya nifas hâlinde yapılan tavaflar iade edilmediği takdirde ceza gerektirse de geçerlidir. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/129; Zeylaî, Tebyîn, 2/60) Bu itibarla tavafını abdestsiz, cünüp, hayız veya nifas hâlinde yapan kimse, öncelikle şartlarına uygun olarak tavafı ve sa‘yi iade etmelidir. Bu durumda herhangi bir ceza gerekmez. Tavafı iade etmemesi hâlinde ise gereken cezayı öder. Bununla birlikte bir kimse, tavafını abdestsiz, cünüp veya âdetli olarak yaptıktan sonra tavafı iade edip sa‘yi iade etmezse bir ceza gerekmez. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/129, 135; Merğînânî, el-Hidâye, 1/163; Zeylaî, Tebyîn, 2/60; Aynî, el-Binâye, 4/362; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/518; el-Fetâva’l-Hindiyye, 1/247; İbn Nüceym, el-Bahr, 3/23-24; Mekkî, İrşâdü’s-sâri, 490)
Hanefîlere göre tavafın abdestli olarak yapılması vaciptir. Umre tavafının tamamını veya bir kısmını, hatta bir şavtını cünüp, abdestsiz, lohusa veya âdetli olarak yapmak dem gerektirir. Ancak abdestli olarak yeniden tavaf yapılması hâlinde ceza ortadan kalkar. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/162) Hanefîlerdeki diğer bir görüşe göre umre tavafının üç veya daha az şavtı abdestsiz olarak yapılırsa her şavt için bir sadaka gerekir. (İbn Nüceym, el-Bahr, 3/24; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/551) Şâfiî mezhebine göre ise abdestsiz yapılan tavaf geçersiz olup bu şekilde yapılan tavaf mutlaka iade edilmelidir. (Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 2/243)
HAC ve UMRE konusundaki diğer fetvalar
Yatarak veya sağlam bir şekilde makadını yere koymadan bir şeye dayanarak uyumak abdesti bozar. Zira uykunun abdesti bozmasındaki ölçü, yere sağlam bir surette oturup oturmamaktır. Ancak kişi uyku ile uyanıklık arasında olursa veya makadını sağlam bir şekilde yere koyarak uyursa abdesti bozulmaz. (el-Fetâva’l-Hindiyye, 1/12; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 1/141-143) Dolayısıyla kişinin tekerlekli sandalye vb. araçlar üzerinde belirtilen şekilde uyuması abdesti bozmayacağından yaptığı tavaf geçerli olur. Öte yandan bir araç üzerinde abdestin bozulacağı şekilde uyunması hâlinde Hanefî mezhebine göre yapılan tavaf geçerli olmakla birlikte ceza gerektirir. Söz konusu tavaf iade edilirse ceza düşer. Diğer mezheplerde ise abdest, tavafın sıhhat şartı olduğu için abdesti bozacak şekilde uyuyan kimsenin tavafı geçerli olmaz. (İbn Rüşd, Bidâyetü’l-müctehid, 2/108-109; Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 2/243)
Muhsar, ihrama girdikten sonra iradesi dışında gerçekleşen bir engel dolayısıyla umrede tavafı veya hacda Arafat vakfesini yapamayan kimsedir. Bu durumdaki kişi, o sene hac yapamayacağına kanaat getirdikten sonra hemen kurbanını keser ve ihramdan çıkar. Hanefîlere göre bu durumda ihramdan çıkmak için kurbanın kesilmesi yeterli iken Şâfiîlere göre kurbanın kesilmesi yanında, kişinin ihramdan çıkmaya niyet etmesi ve saç tıraşı olması gerekir. İmam Ebû Hanîfe ve İmam Şâfiî’ye göre ihsâr kurbanı, bayramdan önce de kesilebilir. Hanefîlere göre ihsâr kurbanının Harem bölgesinde kesilmesi zorunluyken Şâfiîlere göre muhsar kalınan yerde de kesilebilir. (İbnü’l-Hümâm, Fethu’l-kadîr, 3/129-130; Aynî, el-Binâye, 4/447-450; Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 2/316)
Vedâ tavafı, âfâkî (mikât sınırları dışından gelen) hacıların Mekke’den ayrılmadan yapmaları gereken son tavaftır. Buna sader (ayrılma) tavafı da denir. Bu tavaf, Hanefî ve Şâfiîlere göre vacip, Mâlikîlere göre ise müstehaptır. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/148; Mevvâk, et-Tâc, 4/90; Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 2/280) Hanefî mezhebine göre ziyaret tavafından sonra yapılan her nâfile tavaf, vedâ tavafı yerine geçer. Vedâ tavafının Mekke’den ayrılma gününde yapılması ise müstehaptır. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/523) Şâfiî mezhebine göre hac görevlerini tamamladıktan sonra Mekke’den ayrılmak isteyen kişinin vedâ tavafını yapması hâlinde namaz kılma, dua etme veya yol hazırlığı yapma gibi bir durum dışında Mekke’den hemen ayrılması gerekir. Şayet bu kişi, herhangi bir ihtiyaç olmadan bir müddet daha Mekke’de kalırsa vedâ tavafını iade eder. (Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 2/280) İhtiyaç hâlinde Hanefî mezhebinin görüşüyle amel edilmesi yerinde olur.
Ziyaret tavafının vakti, Şâfiî ve Hanbelî mezheplerine göre Müzdelife vakfesinden sonra gece yarısından itibaren; Hanefî ve Mâlikî mezhebine göre ise fecr-i sâdıkın doğmasıyla başlar. Ebû Hanîfe’ye göre ziyaret tavafının bayramın ilk üç gününde yapılması vacip olduğundan mazeretsiz olarak bu günlerden sonraya ertelenmesi dem (koyun veya keçi kesmek) gerektirir. Ebû Yûsuf ve İmam Muhammed de dâhil fakihlerin çoğunluğuna göre ise ziyaret tavafının bayramın ilk üç gününden sonrasına ertelenmesi caiz olup bu durumda herhangi bir ceza gerekmez. (Mâverdî, el-Hâvî, 4/192; Kâsânî, Bedâ’i, 2/132; İbn Kudâme, el-Muğnî, 3/391) Fakat saç tıraşı olup ihramdan çıkma (birinci tahallül) gerçekleşmiş olsa da ziyaret tavafı yapılana kadar cinsel ilişki yasağının devam ettiği unutulmamalıdır. Sonuç olarak aşırı izdiham, yaşlılık, hastalık gibi nedenlerden dolayı ziyaret tavafının bayramın ilk üç günü sonrasına ertelenmesi herhangi bir ceza gerektirmez.
Bir mazereti olan ihramlı kimse hasta bezi kullanabilir. Ancak hasta bezi iç çamaşırı gibi giysi hâline sokulmuş ise ceza gerektirir. Çünkü mazeretli olmak, hasta bezi kullanmayı mubah kılsa da cezayı düşürmez. (İbn Nüceym, el-Bahr, 3/7) Bu durumdaki kimse, giyim süresi bir gündüz veya gece sürerse dem (koyun veya keçi kesmek), üç gün oruç tutma veya altı fakire birer fitre miktarı sadaka verme seçeneklerinden birini tercih ederek ceza öder. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/164; Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 2/309-310) Bu süreden az giyilmesi durumunda ise bir fitre miktarı sadaka veya bir gün oruç tutma seçeneklerinden birini tercih edebilir. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/488; Mekkî, İrşâdü’s-sârî, 472-473) Şayet hasta bezi, iç çamaşırı gibi giysi hâline sokulmamış olup yapıştırılıyor veya sarılıyorsa sargı hükmünde olacağından herhangi bir ceza gerektirmez.
Harem sınırları içerisinde bulunan bir kimse, herhangi bir sebeple Ten‘îm, Arafat, Cidde gibi Hill bölgesine çıkıp tekrar Harem bölgesine dönmesi hâlinde hac veya umre yapma kastı olmadıkça ihrama girmek zorunda değildir. Zira Hill bölgesinde bulunan kimseler, eğer hac veya umre yapma niyetleri yoksa ihramsız bir şekilde Harem bölgesine girebilirler. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/478)