Diyanet Fetva Kurulu
Soru
Müzdelife vakfesi ne zaman yapılır ve asgari süresi ne kadardır?
Cevap
Benzer fetvalar
Şeytan taşlama vakti, Hanefî ve Mâlikîlere göre bayramın birinci günü fecr-i sâdıktan; Şâfiî ve Hanbelîlere göre ise arefe gününü bayrama bağlayan gece yarısından itibaren başlar. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/137; İbn Abdilber, el-Kâfî, 1/374, 410; Büceyrimî, Tuhfe, 2/445; Buhûtî, Keşşâfü’l-kınâ‘, 1/1001) Buna göre bayram gecesi, gece yarısından önce şeytan taşlamak, hiçbir mezhebe göre sahih/geçerli değildir. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/515; Dimyâtî, Hâşiye, 2/326; Haraşî, Şerhu Muhtasarı Halîl, 2/336-337; İbn Kudâme, el-Mukni‘, 128) Bu itibarla vaktinden evvel atılan taşların, en geç bayramın dördüncü günü güneş batıncaya kadar iade edilmesi gerekir. Şayet iade edilmezse ceza gerekir. (Serahsî, el-Mebsût, 4/65; Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 2/278-279)
Ziyaret tavafının vakti, Şâfiî ve Hanbelî mezheplerine göre Müzdelife vakfesinden sonra gece yarısından itibaren; Hanefî ve Mâlikî mezhebine göre ise fecr-i sâdıkın doğmasıyla başlar. Ebû Hanîfe’ye göre ziyaret tavafının bayramın ilk üç gününde yapılması vacip olduğundan mazeretsiz olarak bu günlerden sonraya ertelenmesi dem (koyun veya keçi kesmek) gerektirir. Ebû Yûsuf ve İmam Muhammed de dâhil fakihlerin çoğunluğuna göre ise ziyaret tavafının bayramın ilk üç gününden sonrasına ertelenmesi caiz olup bu durumda herhangi bir ceza gerekmez. (Mâverdî, el-Hâvî, 4/192; Kâsânî, Bedâ’i, 2/132; İbn Kudâme, el-Muğnî, 3/391) Fakat saç tıraşı olup ihramdan çıkma (birinci tahallül) gerçekleşmiş olsa da ziyaret tavafı yapılana kadar cinsel ilişki yasağının devam ettiği unutulmamalıdır. Sonuç olarak aşırı izdiham, yaşlılık, hastalık gibi nedenlerden dolayı ziyaret tavafının bayramın ilk üç günü sonrasına ertelenmesi herhangi bir ceza gerektirmez.
İmam Âzam Ebû Hanîfe’ye göre Akabe cemresine taş atma, kurban kesme ve saç tıraşı olma arasındaki sıralama vaciptir. Bu üç nüsük arasındaki tertibe uymayan kimseye dem (koyun veya keçi kesmek) gerekir. Ziyaret tavafının bu üç nüsükten sonra yapılması ise sünnet olup aksi durum ceza gerektirmez. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/470, 517; Mekkî, İrşâdü’s-sârî, 257) Mâlikî mezhebine göre ise Akabe cemresine taş atmanın, saç tıraşı olma ve ziyaret tavafından önce yapılması vaciptir. Kurban kesme, saç tıraşı olma ve ziyaret tavafını yapma görevleri arasındaki tertip ise menduptur. Dolayısıyla Mâlikîlere göre vacip olan tertibin ihlalinde dem (koyun veya keçi kesmek) gerekirken mendup olan tertibin ihlalinde ceza gerekmez. (Saîdî, Hâşiyetü’l-adevî, 1/544) Hanefîlerden Ebû Yûsuf ve İmam Muhammed ile Şâfiî ve Hanbelî mezheplerine göre ise taş atma, kurban kesme, saç tıraşı olma ve ziyaret tavafını yapma arasındaki tertip sünnet olduğundan bu tertibe uymayan kimseye herhangi bir ceza gerekmez. (Serahsî, el-Mebsût, 4/41-42; Mâverdî, el-Hâvî, 4/186; İbn Kudâme, el-Muğnî, 3/395) Günümüzde fetva ve uygulama bu yöndedir.
Âdetliyken ihrama giren veya ihrama girdikten sonra âdet görmeye başlayan kadınlar, tavaf dışında haccın bütün vazifelerini yerine getirebilirler. Ancak tavaf edemezler. Çünkü Resûlullah (s.a.s.), Hz. Âişe’ye (r.anhâ), “Bu, Allah Teâlâ’nın, Hz. Âdem’in kızları üzerine yazdığı bir şeydir (senin elinde olan bir şey değildir). Hacıların, hacla ilgili yaptıklarını sen de yap. Ancak (âdet gördüğün sürece) Kâbe’yi tavaf etme.” (Buhârî, Hayız, 1, 7 [294, 305]; Müslim, Hac, 119-120 [1211]) buyurmuştur. Henüz ziyaret veya umre tavafını yapmadan âdet gören bir kadının öncelikle yapması gereken, temizleninceye kadar Mekke’de kalıp temizlendikten sonra tavafını yapmasıdır. Bu durumda ziyaret tavafını bayram günlerinden sonraya tehir etmesi bir ceza gerektirmez. Âdeti bitene kadar Mekke’de kalma imkânı olmayan kadınlar ise Hanefî mezhebine göre tavafta tahâret farz olmayıp vacip olduğu için âdetli olarak ziyaret veya umre tavafını yapar, ancak ceza olarak ziyaret tavafı için bir büyükbaş hayvan (bedene); umre tavafı için bir küçükbaş hayvan (dem) kurban ederler. İmkân bulunca bu tavaf iade edilirse ceza da düşer. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/129; İbn Nüceym, el-Bahr, 3/24) Şâfiî mezhebine göre bir kadının âdetli iken yapacağı tavaf hiçbir şekilde geçerli değildir. Bu durumdaki bir kadının, tavafını temizlendikten sonra yerine getirmesi gerekir. (Nevevî, el-Mecmû‘, 8/14, 17) Mâlikî ve Hanbelî mezhebine ait bazı kaynaklarda belirtildiğine göre âdetli kadının temizleninceye kadar Mekke’de kalma imkânı yoksa âdet sırasındaki kanamanın kesilip kanın gelmediği temizlik zamanını gözler; bu ara zamanda guslederek tavafını yapar. Bundan dolayı da herhangi bir ceza gerekmez. (Nefrâvî, el-Fevâkihü’d-devânî, 1/119-120; İlîş, Minehü’l-celîl, 1/170-171; Desûkî, Hâşiye, 1/170-171; İbn Kudâme, el-Muğnî, 1/226, 257, 260) Ahmed b. Hanbel’e nispet edilen bir görüşe göre âdet döneminin sonuna kadar Mekke’de kalma imkânı olmayan bir kadının âdetli olarak yaptığı tavaf geçerli olur ve zaruret meydana geldiği için ceza gerekmez. (İbn Teymiyye, el-Fetâva’l-kübrâ, 1/465) İhtiyaca göre bu görüşlerden biri ile amel edilebilir.
Âdetliyken ihrama giren veya ihrama girdikten sonra âdet görmeye başlayan kadınlar, tavaf dışında haccın bütün vazifelerini yerine getirebilirler. Ancak tavaf edemezler. Çünkü Resûlullah (s.a.s.), Hz. Âişe’ye (r.anhâ), “Bu, Allah Teâlâ’nın, Hz. Âdem’in kızları üzerine yazdığı bir şeydir (senin elinde olan bir şey değildir). Hacıların, hacla ilgili yaptıklarını sen de yap. Ancak (âdet gördüğün sürece) Kâbe’yi tavaf etme.” (Buhârî, Hayız, 1, 7 [294, 305]; Müslim, Hac, 119-120 [1211]) buyurmuştur. Henüz ziyaret veya umre tavafını yapmadan âdet gören bir kadının öncelikle yapması gereken, temizleninceye kadar Mekke’de kalıp temizlendikten sonra tavafını yapmasıdır. Bu durumda ziyaret tavafını bayram günlerinden sonraya tehir etmesi bir ceza gerektirmez. Âdeti bitene kadar Mekke’de kalma imkânı olmayan kadınlar ise Hanefî mezhebine göre tavafta tahâret farz olmayıp vacip olduğu için âdetli olarak ziyaret veya umre tavafını yapar, ancak ceza olarak ziyaret tavafı için bir büyükbaş hayvan (bedene); umre tavafı için bir küçükbaş hayvan (dem) kurban ederler. İmkân bulunca bu tavaf iade edilirse ceza da düşer. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/129; İbn Nüceym, el-Bahr, 3/24) Şâfiî mezhebine göre bir kadının âdetli iken yapacağı tavaf hiçbir şekilde geçerli değildir. Bu durumdaki bir kadının, tavafını temizlendikten sonra yerine getirmesi gerekir. (Nevevî, el-Mecmû‘, 8/14, 17) Mâlikî ve Hanbelî mezhebine ait bazı kaynaklarda belirtildiğine göre âdetli kadının temizleninceye kadar Mekke’de kalma imkânı yoksa âdet sırasındaki kanamanın kesilip kanın gelmediği temizlik zamanını gözler; bu ara zamanda guslederek tavafını yapar. Bundan dolayı da herhangi bir ceza gerekmez. (Nefrâvî, el-Fevâkihü’d-devânî, 1/119-120; İlîş, Minehü’l-celîl, 1/170-171; Desûkî, Hâşiye, 1/170-171; İbn Kudâme, el-Muğnî, 1/226, 257, 260) Ahmed b. Hanbel’e nispet edilen bir görüşe göre âdet döneminin sonuna kadar Mekke’de kalma imkânı olmayan bir kadının âdetli olarak yaptığı tavaf geçerli olur ve zaruret meydana geldiği için ceza gerekmez. (İbn Teymiyye, el-Fetâva’l-kübrâ, 1/465) İhtiyaca göre bu görüşlerden biri ile amel edilebilir.
Hanefî mezhebine göre tavafın abdestli yapılması vaciptir. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/129) Kudüm veya nâfile tavafın cünüp veya âdetli olarak yapılması hâlinde dem (koyun veya keçi kesmek), abdestsiz yapılması durumunda ise her şavt için bir sadaka gerekir. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/550, 556; Mekkî, İrşâdü’s-sârî, 497-498) Ancak diğer bir görüşe göre kudüm ve nâfile tavaflar abdestsiz olarak yapılırsa tek bir sadaka gerekir. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/130; Merğînânî, el-Hidâye, 1/161; İbnü’l-Hümâm, Fethu’l-kadîr, 3/49-50; İbn Nüceym, el-Bahr, 3/21; Bilmen, İlmihâl, 390) Cünüp, âdetli veya abdestsiz olarak yapılan tavaf daha sonra iade edilirse ceza düşer. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/162) Şâfiî mezhebine göre ise hadesten tahâret, tavafın sıhhat şartı olduğundan cünüp, âdetli veya abdestsiz yapılan bütün tavaflar geçersiz olup nâfile dışındaki tavaflar yeniden yapılmalıdır. (Mâverdî, el-Hâvî, 4/144; Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 2/243)
HAC ve UMRE konusundaki diğer fetvalar
Harem sınırları içerisinde bulunan bir kimse, herhangi bir sebeple Ten‘îm, Arafat, Cidde gibi Hill bölgesine çıkıp tekrar Harem bölgesine dönmesi hâlinde hac veya umre yapma kastı olmadıkça ihrama girmek zorunda değildir. Zira Hill bölgesinde bulunan kimseler, eğer hac veya umre yapma niyetleri yoksa ihramsız bir şekilde Harem bölgesine girebilirler. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/478)
İslâm dini, kişilerin meşru işlerle uğraşmalarını ve geçimlerini helal yollardan sağlamalarını emreder; haram yollara tevessül etmelerini ise yasaklar. Bu nedenle kişinin meşru olmayan bir yolla elde ettiği parayı kullanması haram olduğu gibi onu ibadet için kullanması da haramdır. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/456; Nevevî, el-Mecmû‘, 7/62) Dolayısıyla hac ibadeti, helal mal ile edâ edilmelidir.
Vedâ tavafı, âfâkî (mikât sınırları dışından gelen) hacıların Mekke’den ayrılmadan yapmaları gereken son tavaftır. Buna sader (ayrılma) tavafı da denir. Bu tavaf, Hanefî ve Şâfiîlere göre vacip, Mâlikîlere göre ise müstehaptır. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/148; Mevvâk, et-Tâc, 4/90; Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 2/280) Hanefî mezhebine göre ziyaret tavafından sonra yapılan her nâfile tavaf, vedâ tavafı yerine geçer. Vedâ tavafının Mekke’den ayrılma gününde yapılması ise müstehaptır. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/523) Şâfiî mezhebine göre hac görevlerini tamamladıktan sonra Mekke’den ayrılmak isteyen kişinin vedâ tavafını yapması hâlinde namaz kılma, dua etme veya yol hazırlığı yapma gibi bir durum dışında Mekke’den hemen ayrılması gerekir. Şayet bu kişi, herhangi bir ihtiyaç olmadan bir müddet daha Mekke’de kalırsa vedâ tavafını iade eder. (Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 2/280) İhtiyaç hâlinde Hanefî mezhebinin görüşüyle amel edilmesi yerinde olur.
Hanefî mezhebine göre umre yapmak üzere niyet edip ihrama giren bir kadın, umre tavafını tamamladıktan sonra sa‘y yapmadan ihramdan çıkmak amacıyla saçını kısaltırsa ihramdan çıkmış olur. Bu kişinin yine de umrenin sa‘yini yapması gerekir. Ancak vacip olan sa‘yi saç tıraşından sonraya bıraktığı için kendisine dem (koyun veya keçi kesmek) gerekir. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/163; Haddâd, el-Cevhera, 1/172; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/473, 553) Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre ise sa‘y, umrenin rükünlerindendir. Dolayısıyla sa‘y yapmadan saç kısaltmakla ihramdan çıkılmış olmaz; ihram yasağı işlenmiş olur. Bu kişi, umre sa‘yini yapar ve saçını kısaltarak ihramdan çıkar. Ayrıca ihramdan çıkma vakti gelmeden önce saçını kısalttığı için kendisine ceza gerekir. Ceza konusunda ise dem, üç gün oruç veya altı fakire sadaka verme seçeneklerinden birini tercih eder. (bk. Mâverdî, el-Hâvî, 4/156; Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 2/297, 312 İbn Rüşd, Bidâyetü’l-müctehid, 2/110, 129-130)
Arafat vakfesi cuma gününe denk geldiğinde orada bulunan hacıların cuma namazı kılmaları gerekmez. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s.), Vedâ haccında arefe günü cumaya denk geldiği hâlde Arafat’ta cuma namazı kılmamıştır. (bk. Beyhakī, es-Sünenü’l-kübrâ, 3/257 [5622]; Serahsî, el-Mebsût, 4/55; Nevevî, el-Mecmû‘, 4/502, 8/89)
Yatarak veya sağlam bir şekilde makadını yere koymadan bir şeye dayanarak uyumak abdesti bozar. Zira uykunun abdesti bozmasındaki ölçü, yere sağlam bir surette oturup oturmamaktır. Ancak kişi uyku ile uyanıklık arasında olursa veya makadını sağlam bir şekilde yere koyarak uyursa abdesti bozulmaz. (el-Fetâva’l-Hindiyye, 1/12; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 1/141-143) Dolayısıyla kişinin tekerlekli sandalye vb. araçlar üzerinde belirtilen şekilde uyuması abdesti bozmayacağından yaptığı tavaf geçerli olur. Öte yandan bir araç üzerinde abdestin bozulacağı şekilde uyunması hâlinde Hanefî mezhebine göre yapılan tavaf geçerli olmakla birlikte ceza gerektirir. Söz konusu tavaf iade edilirse ceza düşer. Diğer mezheplerde ise abdest, tavafın sıhhat şartı olduğu için abdesti bozacak şekilde uyuyan kimsenin tavafı geçerli olmaz. (İbn Rüşd, Bidâyetü’l-müctehid, 2/108-109; Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 2/243)