Diyanet Fetva Kurulu
Soru
Kurban bayramı gecesi, gece yarısından önce şeytan taşlamak geçerli midir?
Cevap
Benzer fetvalar
Hanefîlere göre Müzdelife vakfesinin zamanı, kurban bayramı günü fecr-i sâdık ile güneşin doğuşu arasındaki zamandır. Bu zaman zarfında bir an bile Müzdelife’de bulunan kimsenin vakfesi geçerlidir. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/136) Şâfiî ve Hanbelîlere göre vakfenin zamanı, arefeyi bayrama bağlayan gece yarısından itibaren başlar ve fecr-i sâdıka kadar devam eder. Bu süre zarfında bir an orada bulunmakla vakfe yapılmış olur. (Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 2/264-266; İbn Kudâme, el-Muğnî, 3/375-377) Mâlikîlere göre ise vakfenin zamanı, arefe günü güneşin batmasından itibaren başlar (İbn Rüşd, Bidâyetü’l-müctehid, 2/114-115) ve güneşin doğuşuna kadar devam eder. Bu süre zarfında kısa bir müddet orada bulunmakla vakfe yapılmış olur. (Nefrâvî, el-Fevâkihü’d-devânî, 1/362) Mâlikî mezhebine göre şeytan taşlamanın fecr-i sâdıktan sonra; ziyaret tavafının da şeytan taşlamadan sonra yapılması gerekir. Şeytanı taşlamadan ziyaret tavafının yapılması durumunda ise tavaf iade edilmelidir. Aksi takdirde dem (koyun veya keçi kesmek) gerekir. (Hattâb, Mevâhib, 3/131; İlîş, Minehü’l-celîl, 2/285) Şâfiî ve Hanbelî mezhebine göre ise Müzdelife vakfesi, şeytan taşlama ve ziyaret tavafı gece yarısından itibaren yapılabilir. (Nevevî, Mecmû‘, 8/125, Ravza, 3/99; Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 2/264; İbn Kudâme, el-Muğnî, 3/374; Buhûtî, Keşşâfü’l-kınâ‘, 2/497) İhtiyaç durumunda bu görüşle amel edilir. Ancak bütün mezheplere göre izdiham, yaşlılık, hastalık gibi mazeretler nedeniyle Müzdelife’den gece yarısından önce ayrılmak durumunda kalan kimselere herhangi bir ceza gerekmez. Bu durumda ziyaret tavafı, Hanefîlere göre imsaktan; Şâfiî ve Hanbelîlere göre gece yarısından sonra yapılır. ( Ali el-Kârî, Menâsikü’l-hac, 310-311; Nevevî, Muğni’l-muhtâc, 2/264-265; İbn Kudâme, el-Muğnî, 3/437; Haraşî, Şerhu Muhtasarı Halîl, 2/332-333)
Akabe cemresini taşlamanın zamanı, Hanefî mezhebine göre bayramın birinci günü fecr-i sâdıktan itibaren başlar, ikinci gün fecr-i sâdıka kadar devam eder. Buna göre fecr-i sâdıktan önce yapılan taşlama geçerli olmayıp vakti içerisinde iadesi gerekir. Taşlar bu zaman diliminde atılmazsa dem (koyun veya keçi kesmek) gerekir. İmam Ebû Yûsuf ile İmam Muhammed’e göre vaktinde atılamayan taşlar, bayram sonuna kadar kazâ olarak atılabilir ve bundan dolayı ceza da gerekmez. (Serahsî, el-Mebsût, 4/64) Şâfiî ve Hanbelî mezheplerine göre ise Akabe cemresine taş atma, arefe gününü bayramın birinci gününe bağlayan gece yarısından itibaren başlar, aynı gün güneşin batışına kadar devam eder. Bu zaman diliminde atılması gereken taşlar bayramın dördüncü günü güneş batıncaya kadar atılsa geçerli olur ve herhangi bir ceza da gerekmez. (Remlî, Nihâyetü’l-muhtâc, 3/307-308) Günümüzde organizasyon gereklilikleri, yaşanan izdiham ve diğer zorluklar sebebi ile bu görüşle amel edilebilir.
Bayramın ilk üç gününde şeytan taşlamayı terk eden veya eksik bırakan kimse, vaktinde atamadığı taşları dördüncü gün atmalıdır. Hanefîlere göre bayramın dördüncü günü fecr-i sâdıktan, Şâfiîlere göre ise bayramın üçüncü günü güneş battıktan sonra Mina’da bulunan kimseye, bayramın dördüncü günü her üç cemreyi de taşlamak vacip olur. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/138; Nevevî, el-Mecmû‘, 8/283) Dolayısıyla dördüncü günü daha önce atmadığı taşları atmak üzere Mina’ya giden kişinin dördüncü gün için de her üç cemreye taş atması gerekir. Aksi hâlde terk edilen veya eksik bırakılan taşlar için ceza ödenmelidir.
Bayramın ilk üç gününde şeytan taşlamayı terk eden veya eksik bırakan kimse, vaktinde atamadığı taşları dördüncü gün atmalıdır. Hanefîlere göre bayramın dördüncü günü fecr-i sâdıktan, Şâfiîlere göre ise bayramın üçüncü günü güneş battıktan sonra Mina’da bulunan kimseye, bayramın dördüncü günü her üç cemreyi de taşlamak vacip olur. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/138; Nevevî, el-Mecmû‘, 8/283) Dolayısıyla dördüncü günü daha önce atmadığı taşları atmak üzere Mina’ya giden kişinin dördüncü gün için de her üç cemreye taş atması gerekir. Aksi hâlde terk edilen veya eksik bırakılan taşlar için ceza ödenmelidir.
Şeytan taşlamada, her günün taşının kendi vakti içinde atılması esastır. Ancak herhangi bir sebeple vaktinde atılmayan taşların taş atma süresi içinde kazâ edilmesi vaciptir. Taş atma süresi, bayramın dördüncü günü, güneşin batması ile son bulur. İmam Ebû Hanîfe ve İmam Mâlik’e göre vaktinde atılmayan taşlar, şeytan taşlama günleri içinde kazâ edilse bile cezası düşmez. Mazeretsiz olarak şeytan taşlamayı tamamen terk etmek veya bir günde atılması gereken taşların yarıdan çoğunu atmamak, İmam Ebû Hanîfe’ye göre dem (koyun veya keçi kesmek) gerektirir. Bir veya daha çok günün taşının atılması terk edilse bile hepsi için bir dem yeterlidir. Her gün için atılması gereken taşların yarıdan fazlası atılmış ise eksik bırakılan her bir taş için sadaka gerekir. İmam Ebû Yûsuf ve İmam Muhammed’e göre taş atma süresi içinde kazâ edildiği takdirde cezası düşer. (Serahsî, el-Mebsût, 4/64-65) Şâfiî ve Hanbelîlere göre ise vaktinde atılmayan taşlar, bayramın dördüncü günü güneş batmadan önce atıldığı takdirde kazâ değil edâ sayılır. Bu gecikmeden dolayı ceza da gerekmez. (Remlî, Nihâyetü’l-muhtâc, 3/307-308)
Haccın kabul olmasına mani bir durum yoktur bu uygulamada.
HAC ve UMRE konusundaki diğer fetvalar
Hanefî mezhebine göre avret mahallinin örtülmesi (setr-i avret), tavafın vaciplerindendir. Bu nedenle tavaf esnasında örtülmesi gereken bir uzvunun dörtte biri veya daha fazlası, namazın bir rüknü yerine gelecek kadar (üç defa “sübhânellāhi’l-azîm” diyecek kadar) açılan kimseye dem (koyun veya keçi kesmek) gerekir. Ancak bu tavaf, Mekke’den ayrılmadan şartlarına uygun olarak iade edilmelidir; iade edilirse ceza düşer. Söz konusu tavaf nâfile ise -iade edilmesi daha uygun olmakla birlikte- Mekke’den ayrılmadan iade edilmemesi hâlinde bir fitre miktarı sadaka verilmesi gerekir. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/129-130; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 1/409; 2/469) Şâfiî mezhebine göre ise tavafta setr-i avret, namazda olduğu gibi şarttır. Dolayısıyla avret mahalli açık olarak yapılan tavaf geçersizdir. Şayet tavaf esnasında kişinin avret mahalli açılacak olursa derhâl açılan yerini örter ve tavafına devam eder. Bu kişinin söz konusu tavafını baştan yapması müstehap olur. (Nevevî, Ravza, 3/79; Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 2/243; Zekeriyyâ el-Ensârî, Esne’l-metâlib, 1/477)
Muhsar, ihrama girdikten sonra iradesi dışında gerçekleşen bir engel dolayısıyla hacda Arafat vakfesini veya umrede tavafı yapamayan kimsedir. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/590; el-Fetâva’l-Hindiyye, 1/255) Bu durumdaki kişi, Hanefîlere göre hac veya umre yapamayacağına kanaat getirdikten sonra kurbanını keser ve ihramdan çıkmış olur. Henüz ihsâr hedyi kesilmeden ihramdan çıkılması veya ihram yasaklarının ihlal edilmesi durumunda ceza gerekir. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/175; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/592) Şâfiîlere göre ise kurban kesmenin yanında ihramdan çıkmaya niyet edilmesi ve saç tıraşı olunması gerekir. (Zekeriyyâ el-Ensârî, Esne’l-metâlib, 1/52; Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 2/316) Ayrıca Hanefîlere göre ihsâr sebebiyle yapılamayan hac veya umre, daha sonra kazâ edilmelidir. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/176) Hac için ihrama girenler, bir hac ve bir umre; kırân haccı için ihrama girenler, bir hac ve iki umre; umre için ihrama girenler sadece bir umre kazâ ederler. (Serahsî, el-Mebsût, 4/109) Şâfiîlere göre ise hangi ibadet için ihrama girilmişse yalnızca onun kazâsı gerekir. Ancak nâfile hac veya umrenin kazâ edilmesi gerekmez. (Mâverdî, el-Hâvî, 4/352; Kalyûbî, Hâşiye, 2/189)
Bayramın birinci günü Akabe cemresine atılacak yedi taşın Müzdelife’den toplanması müstehaptır. Diğer günlerde ise atılacak taşların toplanacağı özel bir yer yoktur. Kişi, bu günlerde atacağı taşları dilediği yerden toplayabilir. (Nevevî, el-Mecmû‘, 8/137; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/515; İbn Kudâme, el-Muğnî, 3/379)
Bir kimse, abdest aldığından emin olduğu hâlde abdestini bozup bozmadığı konusunda şüpheye düşerse o kimse abdestli sayılır. Ancak abdestini bozduğunu bildiği hâlde sonradan abdest alıp almadığından şüphe eden kimse abdestsiz sayılır. Çünkü kesin olarak bilinen bir şey, şüphe ile ortadan kalkmaz. (Serahsî, el-Mebsût, 1/86; Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/11; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 1/150; Nevevî, el-Mecmû‘, 2/63) Buna göre abdest aldığından emin olup tavaf esnasında veya tavaf tamamlandıktan sonra abdesti hakkında şüphe duyan kimsenin tavafı geçerlidir.