Diyanet Fetva Kurulu
Soru
Arafat vakfesi Cuma gününe denk geldiğinde hacıların Arafat’ta cuma namazı kılmaları gerekir mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Allah Teâlâ niyetinizi kabul buyursun, sizi maksadınıza ulaştırsın. Âmin. Bugün arefe olduğuna göre yarınki sabah namazının giriş vaktine kadar Arafat’a bir yolla ulaşıp orada on on beş dakika kadar vakfe yapabilirseniz bu senenin haccına iştirak etmiş olursunuz yani hacı olursunuz biiznillah. Çünkü fakihler vakfe zamanını bayramdan önceki arefe gününün öğle vaktinden ertesi günkü sabah namazı vaktinin girişine kadar anlamışlardır.
Cuma namazı vakti girdikten sonra imam hutbeye çıkmadan önce nâfile namaz kılmak sünnettir. Ancak hutbe okunurken nâfile namaza başlamak caiz değildir. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/84; Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/84; Nevevî, Mecmû‘, 4/550; Saîdî, Hâşiyetü’l-adevî, 1/381; Nefrâvî, el-Fevâkihü’d-devânî, 1/266; İbn Kudâme, el-Muğnî, 2/237, 240-241) Bu nedenle hacıların Mekke ve Medine’de cuma günü hatip minbere çıktığı andan itibaren cumanın ilk sünneti veya nâfile namaz kılmakla meşgul olmayıp hutbeyi dinlemeleri gerekir. Bu durumda edâ edemedikleri ilk sünneti cumanın farzından sonra kılabilirler.
Şu Nasruddin hocanın misalindeki 'hiç mi hırsızın suçu yok!' sözünden hareketle bir şey sormak isterim: Cuma namazımızın kabul olmaması için mi çalışalım kabul olması için mi? Mesela sabah namazı için aynı titizliği gösterebiliyor muyuz? Sabah namazını evinde kılanların evlerini yakmayı isteyen peygamberimizin sünnetinden ne kadar nasibimiz var? Evet cuma namazının sıhhati ile ilgili bilhassa Hanefi mezhebi ulemasının ileri sürdüğü şartlar vardır. Bunlar da naslardan çıkarılmış dikkate alınması gereken hükümlerdir. Ama namazın terk edilmesini teşvik eder bir anlayış değildir onların anlayışı. Papaza kızıp yorgan yakmanın anlamı yoktur. Türkiye'de veya başka bir ülkede Cuma namazını kılmanın ittifak edilmiş bir engeli yoktur. Fukahanın ihtilafındaki rahmet de burada tecelli etmektedir. Allah'a emanet olunuz.
Kurban bayramında ve hac görevini ifa edenler için geçerli bir kural olarak doğrudur. Diğer Müslümanlar için böyle bir şey yoktur. Bilakis böyle değerli geceleri eşler birbirlerini memnun ederek geçirmelidirler. Allah'a emanet olunuz.
Selamünaleyküm. Yörenizdeki âlimlerin fetvasına göre hareket etmelisiniz.
Selamünaleyküm. Bu mesele üzerinde henüz bir birlik ne yazık ki oluşturulamadı. Müslümanlar olarak böyle bir meselede ittifak edememiş olmamız elbette esef vericidir. Müslümanların bir Hilafet'inin olmayışının en tabii sonuçlarından birini görmüş oluyoruz. Gayet üzgünüz. Herkes yaşadığı bölgedeki uygulamaya uyabilir. Fitnenin çıkması, müminlerin birbirlerini incitmeleri daha ağır bir hata olur. Cuma namazı hakkındaki mesele ise şöyledir: Hadislerde bayram namazı kılınan bir gün cumaya rastladığı için Peygamber aleyhisselam efendimiz, Cuma namazı kılamayacaklara izin vermiştir. Bu da Cuma kılmaya yasak getirme değildir, sadece izin vermiştir. Mesele budur, gerisi yanlış anlaşılmış olmalıdır kılamama diye bir şey yoktur.
HAC ve UMRE konusundaki diğer fetvalar
Arafat, Harem sınırları dışında olup Hill bölgesinde yer almaktadır. Mekkeli olsun veya olmasın Harem bölgesinde bulunanlar, hac için ihrama Harem bölgesinde girerler. Harem bölgesindeki kimseler, Harem’de değil de Hill bölgesinde ihrama girerlerse Hanefî ve Şâfiîlere göre ceza olarak bir dem (koyun veya keçi kesmek) gerekir. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/478-479; Nevevî, el-Mecmû‘, 7/196) Ancak Arafat vakfesini yapmadan önce Mekke’ye dönüp Harem sınırları içinde ihrama girecek olurlarsa ceza düşer. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/167; Nevevî, el-Mecmû‘, 7/196) Mâlikî ve Hanbelîlere göre ise Harem bölgesinde bulunanların, hac için ihrama Harem bölgesinde girmeleri esas olsa da Hill bölgesinde girmeleri hâlinde bir ceza gerekmez. (İbn Kudâme, el-Muğnî, 3/246-247; Hattâb, Mevâhib, 3/26) Buna göre Harem bölgesinde ihrama girme imkânı bulamadan Arafat’a çıkan kimseler, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerinin içtihadıyla amel edebilirler.
Hanefî mezhebine göre umre yapmak üzere niyet edip ihrama giren bir kadın, umre tavafını tamamladıktan sonra sa‘y yapmadan ihramdan çıkmak amacıyla saçını kısaltırsa ihramdan çıkmış olur. Bu kişinin yine de umrenin sa‘yini yapması gerekir. Ancak vacip olan sa‘yi saç tıraşından sonraya bıraktığı için kendisine dem (koyun veya keçi kesmek) gerekir. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/163; Haddâd, el-Cevhera, 1/172; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/473, 553) Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre ise sa‘y, umrenin rükünlerindendir. Dolayısıyla sa‘y yapmadan saç kısaltmakla ihramdan çıkılmış olmaz; ihram yasağı işlenmiş olur. Bu kişi, umre sa‘yini yapar ve saçını kısaltarak ihramdan çıkar. Ayrıca ihramdan çıkma vakti gelmeden önce saçını kısalttığı için kendisine ceza gerekir. Ceza konusunda ise dem, üç gün oruç veya altı fakire sadaka verme seçeneklerinden birini tercih eder. (bk. Mâverdî, el-Hâvî, 4/156; Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 2/297, 312 İbn Rüşd, Bidâyetü’l-müctehid, 2/110, 129-130)
İslâm dini, kişilerin meşru işlerle uğraşmalarını ve geçimlerini helal yollardan sağlamalarını emreder; haram yollara tevessül etmelerini ise yasaklar. Bu nedenle kişinin meşru olmayan bir yolla elde ettiği parayı kullanması haram olduğu gibi onu ibadet için kullanması da haramdır. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/456; Nevevî, el-Mecmû‘, 7/62) Dolayısıyla hac ibadeti, helal mal ile edâ edilmelidir.
Hanefî ve Şâfiî mezhebine göre sa‘yin tavafın ardından ara vermeden yapılması sünnettir. Aynı şekilde tavaf veya sa‘yin şavtlarının peş peşe yapılması (muvâlât) da sünnettir. Namaz kılmak, abdesti tazelemek gibi durumlar ise muvâlâtı bozmaz. (Serahsî, el-Mebsût, 4/48; Kâsânî, Bedâ’i, 2/130; Nevevî, el-Mecmû‘, 8/47-48; Kalyûbî, Hâşiye, 2/132-137) Öte yandan yaşlılık, hastalık, izdiham gibi bir mazeret olmaksızın tavafın ve sa‘yin şavtları arasında uzun süre fasıla verilmesi mekruh olmakla birlikte bu şekilde yapılan tavaf ve sa‘y geçerlidir.
Kırân haccına niyet eden bir kimsenin, umre yaptıktan sonra ikinci bir umre yapması caiz değildir. Bu kimse, haccını tamamladıktan sonra umre yapabilir. Kırân haccına niyet eden bir kişinin umre (tavaf ve sa‘y) yaptıktan sonra ikinci bir umre yapması hâlinde Hanefî mezhebine göre ceza olarak dem (koyun veya keçi kesmek) gerekir. Ayrıca bu umrenin iade edilmesine gerek yoktur. Kırân haccı yapan kimse, ikinci umreye sadece niyet etmiş ise bu umresini iptal eder ve hacdan sonra kazâ eder. Bu kimseye de umresini iptal ettiği için dem (koyun veya keçi kesmek) gerekir. (bk. İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/587) Mâlikî, Şâfiî ve Hanbelîlere göre ise kırân haccı yapan kimsenin hac menâsikini tamamlamadan başka bir umre için ihrama girmesi geçerli değildir. Bu nedenle ikinci bir ihrama giren kişiye kazâ ve ceza gerekmez. (İbn Kudâme, el-Muğnî, 3/269; Nevevî, el-Mecmû‘, 7/143; Hattâb, Mevâhib, 3/48)
Aynı ihram yasağının aynı mekân ve zamanda birden fazla işlenmesi hâlinde tek bir ceza yeterlidir. Farklı mekân ve zamanda işlenmesi hâlinde ise İmam Ebû Hanîfe, Ebû Yûsuf ve Şâfiîlere göre her bir ihlal için ayrı ayrı ceza gerekir. İmam Muhammed’e göre aynı ihram yasağının farklı mekân ve zamanda da olsa birden fazla ihlal edilmesi hâlinde henüz bir ceza ödenmediyse bütün ihlaller için tek bir ceza yeterlidir. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/188-190, 217-218; Zeylaî, Tebyîn, 2/55-56; Aynî, el-Binâye, 4/341-342; Zekeriyyâ el-Ensârî, Esne’l-metâlib, 1/523)