Diyanet Fetva Kurulu
Soru
Aynı yasağı birden fazla işleyen ihramlı bir kimseye ne gerekir?
Cevap
Benzer fetvalar
Kırân haccı yapan bir kimseye ihram yasaklarından birini işlemesi hâlinde Hanefî mezhebine göre biri umrenin, diğeri de haccın ihramı için iki ceza gerekir. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/171) Şâfiîlere göre tek ceza yeterlidir. (Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 2/291)
Kırân haccı için ihrama giren kimse, ihram yasaklarından herhangi birini işlemesi hâlinde Hanefîlere göre birisi hac, diğeri umre ihramının ihlalinden dolayı iki ceza öder. Mesela bir kimse, bir gündüz veya gece elbise giyerek ihram yasağı işlese ceza olarak iki dem (iki koyun veya iki keçi kesmek) gerekir. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/219; Merğînânî, el-Hidâye, 1/171; Serahsî, el-Mebsût, 4/119; İbnü’l-Hümâm, Fethu’l-kadîr, 3/10) Şâfiî mezhebine göre ise kırân haccı için ihrama giren kişinin ihram yasağı işlemesi hâlinde tek bir ceza ödemesi yeterlidir. Bu durumdaki kişi, ceza olarak bir dem (koyun veya keçi kesmek), üç gün oruç tutma veya altı fakire sadaka verme seçeneklerinden birini tercih edebilir. (Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 2/291; Mâverdî, el-Hâvî, 4/319) Bunun yanında kırân haccına niyet eden kişi, umrenin tavaf ve sa‘yini yaptıktan sonra saçını tıraş etmekle ihramdan çıkmış olmaz; ihram yasağı işlemiş olur. Zira Hanbelîler dışındaki üç mezhebe göre kırâna niyet eden kişi, bu haccını temettu‘ haccına dönüştüremez. (bk. İbn Rüşd, Bidâyetü'l-müctehid, 2/98-99)
Erkeklerin elbise giymeleri, başlarını veya yüzlerini örtmeleri, kadınların ise yüzlerini örtmeleri, ceza gerektiren ihram yasaklarındandır. (İbn Nüceym, el-Bahr, 3/8-9; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/547) Vücudun baş ve yüz dışındaki herhangi bir yerinin mazeretsiz olarak sargı ile sarılması mekruh olmakla birlikte ceza gerektirmez. (Serahsî, el-Mebsût, 4/127-128; el-Fetâva’l-Hindiyye, 1/242) Baş veya yüzde giyme ve örtme işlevi taşımayan bir şey kullanılması da ceza gerektiren durumlardan değildir. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/185; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/488) Buna göre ihramlı kimsenin gözlük, saat, kemer, toka vb. aksesuarları takması veya baş ve yüz dışındaki bir yerinde atel, bandaj gibi sargı malzemeleri kullanması ihram yasağı kapsamına girmediğinden herhangi bir ceza gerektirmez.
Din İşleri Yüksek Kurulu, 28.02.2024 tarihinde Kurul Başkanı Prof. Dr. Abdurrahman HAÇKALI başkanlığında toplandı. Hac’da Sıkça Sorulan Sorularla ilgili hazırlanan ve gündem ekinde sunulan fetvalar görüşüldü. Yapılan müzakereler neticesinde, “Hac için ihrama girdikten sonra henüz birinci tahallül gerçekleşmeden mazeretsiz olarak bir gündüz veya gece süresince elbise giyen kişiye ne gerekir?” başlıklı sorunun ve cevabının aşağıdaki şekilde değiştirilmesine oy birliğiyle karar verildi: Hac için ihrama girdikten sonra henüz birinci tahallül gerçekleşmeden elbise giyen kimseye ne gerekir? Hac için ihrama girdikten sonra henüz birinci tahallül gerçekleşmeden bir gündüz veya gece süresince elbise giyen kimse, öncelikle elbiselerini çıkarıp ihram örtülerine bürünmelidir. İhramlıyken elbise giydiği için de ceza ödemesi gerekir. Hanefî mezhebine göre bir gündüz veya gece süresince hastalık vb. özür olmaksızın elbise giyen kimseye ceza olarak dem (koyun veya keçi kesmek); daha az bir süre giyen kişiye ise sadaka gerekir. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/488) Şâfiî ve Mâlikî mezhebine göre ise bu durumdaki kimse, süreye bakılmaksızın ceza olarak bir dem, üç gün oruç tutma veya altı fakire sadaka verme seçeneklerinden birini tercih edebilir. (Nevevî, el-Mecmû‘, 7/383; İbn Kudâme, el-Muğnî, 3/429-430)
Hanefîlere göre abdestsiz, cünüp ya da âdetli olarak yapılan veya üç ya da daha az şavtı eksik olup iade edilen tavaflarda kişi ihramdan çıkmamışsa tavafı ihramlı olarak iade eder; ihramdan çıkmış ise iade için yeniden ihrama girmesi gerekmez. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/163; Zeylaî, Tebyîn, 2/60; Aynî, el-Binâye, 4/362) Umre tavafı geçersiz olarak yapıldığında, saç tıraşı olmakla ihramdan çıkılmış olmaz. Bu nedenle tavaf ve sa‘y yeniden yapılırken ihramlı olarak edâ edilir. (bk. İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/517-518; İbn Cüzey, el-Kavânîn, 89; Zekeriyyâ el-Ensârî, Esne’l-metâlib, 1/478) Ancak saç tıraşı olmakla ihram yasağı işlenmiş olduğundan ceza gerekir.
Muhsar, ihrama girdikten sonra iradesi dışında gerçekleşen bir engel dolayısıyla hacda Arafat vakfesini veya umrede tavafı yapamayan kimsedir. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/590; el-Fetâva’l-Hindiyye, 1/255) Bu durumdaki kişi, Hanefîlere göre hac veya umre yapamayacağına kanaat getirdikten sonra kurbanını keser ve ihramdan çıkmış olur. Henüz ihsâr hedyi kesilmeden ihramdan çıkılması veya ihram yasaklarının ihlal edilmesi durumunda ceza gerekir. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/175; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/592) Şâfiîlere göre ise kurban kesmenin yanında ihramdan çıkmaya niyet edilmesi ve saç tıraşı olunması gerekir. (Zekeriyyâ el-Ensârî, Esne’l-metâlib, 1/52; Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 2/316) Ayrıca Hanefîlere göre ihsâr sebebiyle yapılamayan hac veya umre, daha sonra kazâ edilmelidir. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/176) Hac için ihrama girenler, bir hac ve bir umre; kırân haccı için ihrama girenler, bir hac ve iki umre; umre için ihrama girenler sadece bir umre kazâ ederler. (Serahsî, el-Mebsût, 4/109) Şâfiîlere göre ise hangi ibadet için ihrama girilmişse yalnızca onun kazâsı gerekir. Ancak nâfile hac veya umrenin kazâ edilmesi gerekmez. (Mâverdî, el-Hâvî, 4/352; Kalyûbî, Hâşiye, 2/189)
HAC ve UMRE konusundaki diğer fetvalar
İhrama giren kimseye sair zamanlarda mubah olan bazı fiilleri yapmak, ihramlı olduğu müddetçe yasak hâle gelir. Bunlardan biri de elbise giymektir. Giyimle ilgili yasaklar, sırf erkekler içindir. Kadınların ise ihrama girdikten sonra bürünmesi gereken özel bir kıyafet yoktur; ancak yüzleri açık olmalıdır. Vücudun baş ve yüz dışındaki bir yerinin nevresim veya battaniye gibi giysi olarak kullanılmayan bir şeyle örtülmesi, elbise giymek anlamına gelmediğinden ihram yasakları kapsamında değerlendirilmez. (bk. Kâsânî, Bedâ’i, 2/184; Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 2/293) Bu itibarla yüzü ve başı örtmeden nevresim, battaniye vb. bir şey ile ayaklar da dâhil olmak üzere vücudu örtmek herhangi bir ceza gerektirmez.
Kırân haccına niyet eden bir kimsenin, umre yaptıktan sonra ikinci bir umre yapması caiz değildir. Bu kimse, haccını tamamladıktan sonra umre yapabilir. Kırân haccına niyet eden bir kişinin umre (tavaf ve sa‘y) yaptıktan sonra ikinci bir umre yapması hâlinde Hanefî mezhebine göre ceza olarak dem (koyun veya keçi kesmek) gerekir. Ayrıca bu umrenin iade edilmesine gerek yoktur. Kırân haccı yapan kimse, ikinci umreye sadece niyet etmiş ise bu umresini iptal eder ve hacdan sonra kazâ eder. Bu kimseye de umresini iptal ettiği için dem (koyun veya keçi kesmek) gerekir. (bk. İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/587) Mâlikî, Şâfiî ve Hanbelîlere göre ise kırân haccı yapan kimsenin hac menâsikini tamamlamadan başka bir umre için ihrama girmesi geçerli değildir. Bu nedenle ikinci bir ihrama giren kişiye kazâ ve ceza gerekmez. (İbn Kudâme, el-Muğnî, 3/269; Nevevî, el-Mecmû‘, 7/143; Hattâb, Mevâhib, 3/48)
Hanefî ve Şâfiî mezhebine göre sa‘yin tavafın ardından ara vermeden yapılması sünnettir. Aynı şekilde tavaf veya sa‘yin şavtlarının peş peşe yapılması (muvâlât) da sünnettir. Namaz kılmak, abdesti tazelemek gibi durumlar ise muvâlâtı bozmaz. (Serahsî, el-Mebsût, 4/48; Kâsânî, Bedâ’i, 2/130; Nevevî, el-Mecmû‘, 8/47-48; Kalyûbî, Hâşiye, 2/132-137) Öte yandan yaşlılık, hastalık, izdiham gibi bir mazeret olmaksızın tavafın ve sa‘yin şavtları arasında uzun süre fasıla verilmesi mekruh olmakla birlikte bu şekilde yapılan tavaf ve sa‘y geçerlidir.
Hac ibadeti, sağlık, malî imkân ve yol emniyeti yönünden haccetme imkânına sahip, hür, akıl sağlığı yerinde ve bulûğ çağına erişmiş Müslümanlara farzdır. Bu şartları taşıyanların, imkân bulduklarında geciktirmeden bu farzı yerine getirmeleri gerekir. Kur‘ada adı çıkan kimsenin, kendisi için resmî işlem yaptırıp başkası adına vekâleten hac yapması doğru değildir. Zira bu, gerçekliğe aykırıdır ve insanları yanıltmadır. Oysa Müslümanın her hâl ve şartta dürüstlükten ayrılmaması, toplumu yanıltıcı tutum ve tavırlardan uzak durması gerekir. Dolayısıyla bu tür yollara tevessül edilmemeli ve kur‘ada adı çıkan kimse, kendi adına hacca gitmelidir.
Hac için ihrama girdikten sonra arefe günü zeval vaktinden bayramın birinci günü fecr-i sâdık arasında Arafat’ta vakfe yapmayan kimse, o sene haccı kaçırmış (fevât) olur. Zira vakfe, haccın rüknüdür. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/177; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/527) Bu durumdaki kimse, umre (tavaf, sa‘y ve saç tıraşı) yaparak ihramdan çıkar. Ancak kırân haccı için ihrama girip umre yapmadan fevât durumu oluşursa önce umrenin tavaf ve sa‘yi yapılır; daha sonra ikinci defa tavaf ve sa‘y yapılıp saç tıraş edilerek ihramdan çıkılır. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/220-221; İbn Nüceym, el-Bahr, 2/377; el-Fetâva’l-Hindiyye, 1/256) Bu durumda temettu‘ veya kırân haccına niyet edilmiş olsa bile şükür kurbanı kesmek gerekmez. Bununla birlikte kaçırılan haccın sonraki yıllarda kazâ edilmesi gerekir. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/220-221; Merğînânî, el-Hidâye, 1/177)
Arafat, Harem sınırları dışında olup Hill bölgesinde yer almaktadır. Mekkeli olsun veya olmasın Harem bölgesinde bulunanlar, hac için ihrama Harem bölgesinde girerler. Harem bölgesindeki kimseler, Harem’de değil de Hill bölgesinde ihrama girerlerse Hanefî ve Şâfiîlere göre ceza olarak bir dem (koyun veya keçi kesmek) gerekir. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/478-479; Nevevî, el-Mecmû‘, 7/196) Ancak Arafat vakfesini yapmadan önce Mekke’ye dönüp Harem sınırları içinde ihrama girecek olurlarsa ceza düşer. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/167; Nevevî, el-Mecmû‘, 7/196) Mâlikî ve Hanbelîlere göre ise Harem bölgesinde bulunanların, hac için ihrama Harem bölgesinde girmeleri esas olsa da Hill bölgesinde girmeleri hâlinde bir ceza gerekmez. (İbn Kudâme, el-Muğnî, 3/246-247; Hattâb, Mevâhib, 3/26) Buna göre Harem bölgesinde ihrama girme imkânı bulamadan Arafat’a çıkan kimseler, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerinin içtihadıyla amel edebilirler.