İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Diyanet Fetva Kurulu

Soru

Haram yollardan elde edilen kazanç ile hac yapılır mı?

Cevap

İslâm dini, kişilerin meşru işlerle uğraşmalarını ve geçimlerini helal yollardan sağlamalarını emreder; haram yollara tevessül etmelerini ise yasaklar. Bu nedenle kişinin meşru olmayan bir yolla elde ettiği parayı kullanması haram olduğu gibi onu ibadet için kullanması da haramdır. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/456; Nevevî, el-Mecmû‘, 7/62) Dolayısıyla hac ibadeti, helal mal ile edâ edilmelidir.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İslâm dini, kişilerin meşru işlerle uğraşmalarını ve geçimlerini helal yollardan elde etmelerini emreder. İbadetler de helal kazanç ile ifa edilmelidir. Bankada vadeli hesapta bekleyen paranın aslı helal ise bu para ile hacca gidilebilir. Ancak bu yolla elde edilen faiz gelirlerinin sevap beklemeksizin fakirlere veya hayır kurumlarına dağıtılması ve tövbe edilmesi gerekir.

Bankada vadeli hesapta bekletilen para ile hac yapılır mı?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bir kimsenin geriye bıraktığı mirasın tamamı; gasp, hırsızlık gibi meşrû olmayan yollarla elde edilen mallardan oluşuyorsa, sahiplerinin bilinmesi hâlinde kendilerine, kendileri sağ değilse mirasçılarına, sahiplerinin bilinmemesi hâlinde ise fakirlere veya hayır kurumlarına verilmelidir. Çünkü İslâm’a göre haram yolla elde edilen malın sahibine verilmesi, bu mümkün değilse yoksullara verilmesi gerekir. Haram yollarla kazanılan para ve mallara gelince; mirasçıların fakir olmaları durumunda söz konusu mirastan yararlanmaları caiz ise de fakir olmayan mirasçıların yararlanmaları caiz değildir. Bu tür para ve malların, fakirlere veya hayır kurumlarına verilmesi gerekir. Bir kimsenin geriye bıraktığı miras; tümüyle haram kazanca dayanmayıp helal ile haram karışık vaziyette bulunur ve bunların birbirlerinden ayırt edilmeleri de mümkün olmazsa, mirasçıların bu tür malları paylaşmaları caizdir. Şu kadar var ki, maddî durumu elverişli olanların bu tür para ve malları almak yerine, fakirlere veya hayır kurumlarına vermeleri takvaya uygun bir davranış olur. (Alâüddîn, el-Hediyyetü’l-‘Alâ’iyye, 207)

Haram kazançlarla alınan mallar kişinin ölümünden sonra mirasçılara helal olur m
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İslâm dini, kişilerin meşru işlerle uğraşmalarını ve geçimlerini helal yollardan sağlamalarını emreder. Gayrimeşru ve haram yollarla elde edilen kazanç ile ibadetler yerine getirilemez. Dolayısıyla bu kazanç ile kurban ibadetini yerine getirmek caiz değildir. Malını haram yoldan kazanan kişi, eğer onun gerçek sahibini tespit edebiliyorsa bu malı ona iade etmelidir. Eğer tespit edemiyorsa bu durumda onu ihtiyaç sahiplerine vererek elinden çıkartmalıdır.

Gayrimeşru yolla kazanılan parayla kurban kesilebilir mi?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bir Müslümanın dinen meşru olmayan kaynak, iş ve işlemlerden gelir elde etmesi haram olduğu gibi bu yollarla kazanılan mal veya parayı kullanması da haramdır. Bu tür gelirler, alkol, domuz vb. şeylerin ticaretiyle elde edilmiş olabileceği gibi kumar, rüşvet, gasp, hırsızlık veya faiz gibi yollarla da elde edilmiş olabilir. Aynı şekilde bu gelirler zimmete geçirme, görevi ihmal veya suiistimal gibi kamu hakkının herhangi bir yolla ihlal edilmesi şeklinde de oluşabilir. Elde edilen haram gelirler, şayet sahipleri biliniyorsa kendilerine, ölmüşlerse mirasçılarına verilmelidir. Eğer haram kazanç kamu hakkı ihlali yoluyla elde edilmişse kamuya iade edilmelidir. Sahiplerine ya da mirasçılarına ulaşılamaması halinde ise bu gelirler gerçek sahipleri adına toplum yararına kullanılmalı veya fakirlere verilmelidir. Ayrıca bu şekilde gelir elde etmekten vazgeçilmesi ve işlenen günahtan dolayı tövbe edilmesi gerekir. (bk. Mevsılî, el-İhtiyâr, 4/135; Nevevî, el-Mecmûʿ, 9/351; Karâfî, ez-Zahîre, 13/322) Öte yandan herhangi bir yolla elde edilmiş meşru olmayan gelirlerin cami ve mescitlere sarf edilmesi caiz değildir.

Dinen meşru olmayan yollardan elde edilen gelirler ne yapılmalıdır?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Babanızdan size intikal eden ve birinin üzerinde hak talebinde bulunmadığı mekândan elde ettiğiniz kazanç sizin için haram kazanç değildir. Allah'a emanet olun.

Babam yıllar önce helal olmayan bir yoldan kazanç elde ederek şu anda oturduğum
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Eve haram para getiren babanın karşısında kız çocuğuna çalışması gerektiğini söyleyemeyiz. Evlenene kadar babasının getirdiğine bir tür mecburdur. Reşit bir erkek çocuk ise helal kazanmayı ibadet kabul etmeli ve kazanmalıdır.

Bir baba eve haram para getiriyorsa, çocuğu (bilhassa oğlu) çalışmaya yatkın yaş

HAC ve UMRE konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Hanefî mezhebine göre umre yapmak üzere niyet edip ihrama giren bir kadın, umre tavafını tamamladıktan sonra sa‘y yapmadan ihramdan çıkmak amacıyla saçını kısaltırsa ihramdan çıkmış olur. Bu kişinin yine de umrenin sa‘yini yapması gerekir. Ancak vacip olan sa‘yi saç tıraşından sonraya bıraktığı için kendisine dem (koyun veya keçi kesmek) gerekir. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/163; Haddâd, el-Cevhera, 1/172; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/473, 553) Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre ise sa‘y, umrenin rükünlerindendir. Dolayısıyla sa‘y yapmadan saç kısaltmakla ihramdan çıkılmış olmaz; ihram yasağı işlenmiş olur. Bu kişi, umre sa‘yini yapar ve saçını kısaltarak ihramdan çıkar. Ayrıca ihramdan çıkma vakti gelmeden önce saçını kısalttığı için kendisine ceza gerekir. Ceza konusunda ise dem, üç gün oruç veya altı fakire sadaka verme seçeneklerinden birini tercih eder. (bk. Mâverdî, el-Hâvî, 4/156; Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 2/297, 312 İbn Rüşd, Bidâyetü’l-müctehid, 2/110, 129-130)

Bir kadın, umrenin sa‘yini yapmadan saçını kısaltırsa kendisine ne gerekir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Arafat vakfesi cuma gününe denk geldiğinde orada bulunan hacıların cuma namazı kılmaları gerekmez. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s.), Vedâ haccında arefe günü cumaya denk geldiği hâlde Arafat’ta cuma namazı kılmamıştır. (bk. Beyhakī, es-Sünenü’l-kübrâ, 3/257 [5622]; Serahsî, el-Mebsût, 4/55; Nevevî, el-Mecmû‘, 4/502, 8/89)

Arafat vakfesi Cuma gününe denk geldiğinde hacıların Arafat’ta cuma namazı kılma
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Hanefîlere göre Müzdelife vakfesinin zamanı, kurban bayramı günü fecr-i sâdık ile güneşin doğuşu arasındaki zamandır. Bu zaman zarfında bir an bile Müzdelife’de bulunan kimsenin vakfesi geçerlidir. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/136) Şâfiî ve Hanbelîlere göre vakfenin zamanı, arefeyi bayrama bağlayan gece yarısından itibaren başlar ve fecr-i sâdıka kadar devam eder. Bu süre zarfında bir an orada bulunmakla vakfe yapılmış olur. (Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 2/264-266; İbn Kudâme, el-Muğnî, 3/375-377) Mâlikîlere göre ise vakfenin zamanı, arefe günü güneşin batmasından itibaren başlar (İbn Rüşd, Bidâyetü’l-müctehid, 2/114-115) ve güneşin doğuşuna kadar devam eder. Bu süre zarfında kısa bir müddet orada bulunmakla vakfe yapılmış olur. (Nefrâvî, el-Fevâkihü’d-devânî, 1/362) Mâlikî mezhebine göre şeytan taşlamanın fecr-i sâdıktan sonra; ziyaret tavafının da şeytan taşlamadan sonra yapılması gerekir. Şeytanı taşlamadan ziyaret tavafının yapılması durumunda ise tavaf iade edilmelidir. Aksi takdirde dem (koyun veya keçi kesmek) gerekir. (Hattâb, Mevâhib, 3/131; İlîş, Minehü’l-celîl, 2/285) Şâfiî ve Hanbelî mezhebine göre ise Müzdelife vakfesi, şeytan taşlama ve ziyaret tavafı gece yarısından itibaren yapılabilir. (Nevevî, Mecmû‘, 8/125, Ravza, 3/99; Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 2/264; İbn Kudâme, el-Muğnî, 3/374; Buhûtî, Keşşâfü’l-kınâ‘, 2/497) İhtiyaç durumunda bu görüşle amel edilir. Ancak bütün mezheplere göre izdiham, yaşlılık, hastalık gibi mazeretler nedeniyle Müzdelife’den gece yarısından önce ayrılmak durumunda kalan kimselere herhangi bir ceza gerekmez. Bu durumda ziyaret tavafı, Hanefîlere göre imsaktan; Şâfiî ve Hanbelîlere göre gece yarısından sonra yapılır. ( Ali el-Kârî, Menâsikü’l-hac, 310-311; Nevevî, Muğni’l-muhtâc, 2/264-265; İbn Kudâme, el-Muğnî, 3/437; Haraşî, Şerhu Muhtasarı Halîl, 2/332-333)

Müzdelife vakfesi ne zaman yapılır ve asgari süresi ne kadardır?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Arafat, Harem sınırları dışında olup Hill bölgesinde yer almaktadır. Mekkeli olsun veya olmasın Harem bölgesinde bulunanlar, hac için ihrama Harem bölgesinde girerler. Harem bölgesindeki kimseler, Harem’de değil de Hill bölgesinde ihrama girerlerse Hanefî ve Şâfiîlere göre ceza olarak bir dem (koyun veya keçi kesmek) gerekir. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/478-479; Nevevî, el-Mecmû‘, 7/196) Ancak Arafat vakfesini yapmadan önce Mekke’ye dönüp Harem sınırları içinde ihrama girecek olurlarsa ceza düşer. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/167; Nevevî, el-Mecmû‘, 7/196) Mâlikî ve Hanbelîlere göre ise Harem bölgesinde bulunanların, hac için ihrama Harem bölgesinde girmeleri esas olsa da Hill bölgesinde girmeleri hâlinde bir ceza gerekmez. (İbn Kudâme, el-Muğnî, 3/246-247; Hattâb, Mevâhib, 3/26) Buna göre Harem bölgesinde ihrama girme imkânı bulamadan Arafat’a çıkan kimseler, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerinin içtihadıyla amel edebilirler.

Harem bölgesinde bulunanların hac için Arafat’ta ihrama girmeleri caiz midir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Hanefî ve Şâfiî mezhebine göre sa‘yin tavafın ardından ara vermeden yapılması sünnettir. Aynı şekilde tavaf veya sa‘yin şavtlarının peş peşe yapılması (muvâlât) da sünnettir. Namaz kılmak, abdesti tazelemek gibi durumlar ise muvâlâtı bozmaz. (Serahsî, el-Mebsût, 4/48; Kâsânî, Bedâ’i, 2/130; Nevevî, el-Mecmû‘, 8/47-48; Kalyûbî, Hâşiye, 2/132-137) Öte yandan yaşlılık, hastalık, izdiham gibi bir mazeret olmaksızın tavafın ve sa‘yin şavtları arasında uzun süre fasıla verilmesi mekruh olmakla birlikte bu şekilde yapılan tavaf ve sa‘y geçerlidir.

Tavaf ve sa‘yi peş peşe yapmak şart mıdır?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kırân haccına niyet eden bir kimsenin, umre yaptıktan sonra ikinci bir umre yapması caiz değildir. Bu kimse, haccını tamamladıktan sonra umre yapabilir. Kırân haccına niyet eden bir kişinin umre (tavaf ve sa‘y) yaptıktan sonra ikinci bir umre yapması hâlinde Hanefî mezhebine göre ceza olarak dem (koyun veya keçi kesmek) gerekir. Ayrıca bu umrenin iade edilmesine gerek yoktur. Kırân haccı yapan kimse, ikinci umreye sadece niyet etmiş ise bu umresini iptal eder ve hacdan sonra kazâ eder. Bu kimseye de umresini iptal ettiği için dem (koyun veya keçi kesmek) gerekir. (bk. İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/587) Mâlikî, Şâfiî ve Hanbelîlere göre ise kırân haccı yapan kimsenin hac menâsikini tamamlamadan başka bir umre için ihrama girmesi geçerli değildir. Bu nedenle ikinci bir ihrama giren kişiye kazâ ve ceza gerekmez. (İbn Kudâme, el-Muğnî, 3/269; Nevevî, el-Mecmû‘, 7/143; Hattâb, Mevâhib, 3/48)

Kırân haccına niyet eden bir kimsenin, umre yaptıktan sonra ikinci bir umre yapm

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.