Diyanet Fetva Kurulu
Soru
İki büyükbaş hayvanın yediden fazla kişi tarafından hisseleri belirlenmeksizin kurban edilmesi ve kesildikten sonra etlerin karışık bir şekilde bölünerek hissedarlara dağıtılması hâlinde, yapılan bu işlem caiz olur mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Kurbanlık olarak alınan büyükbaş hayvana ortak olanlardan birinin, sonradan bir başkasını kendi hisselerine ortak edebilmesi için iki veya daha fazla hisseye sahip olması gerekir. Bu durumda kendi hisselerinden birini bir başkasına devredebilir. Eğer bu kişi, iki veya daha fazla hisseye sahip değilse bir başkasını kendi hissesine ortak alamaz. Zira kurbanın geçerli olması için her bir hissedarın, kurbanın en az yedide birine sahip olması gerekir. (el-Fetâva’l-Hindiyye, 5/304-305)
Öncelikle bu durumun kesin yaşandığıyla ilgili bir bilgiye sahip olmak gerekir. Şayet kesinse bir hisseye iki kişi girerse tüm kurban hissedârlarının ibadetine zarar verir. Kurbanlarını yeniden kesmeleri gerekir. Fakat kurban bayramı günleri dışında bu olay öğrenildiyse diğer hisse sahiplerinin kurbanları farklı içtihatlar dikkate alınarak (Şâfii mezhebi gibi) kurbanlarının zarar görmediği şeklinde fetvayla amel edilebilir.
Kurban kesmek isteyen kişiler, büyükbaş hayvanlara yedi kişiye kadar ortak olabilirler. Böyle bir hayvan, yedi kişiye kadar ortak olarak satın alınabileceği gibi alındıktan sonra veya elde bulunan büyükbaş hayvana yedi kişiyi geçmemek kaydıyla başkaları da ortak edilebilir. (İbn Nüceym, el-Bahr, 8/198) Ancak ortak olunan büyükbaş hayvanın her bir hissesinin, yedide birden az olmaması gerekir. (el-Fetâva’l-Hindiyye, 5/304)
Kurban ibadetinin olmazsa olmaz şartı, besmele ile kesilerek kanının akıtılmasıdır. Bunun dışındaki kurallar kurbanın kurban olmasına değil de ecrinin azalmasına veya artmasına sebep olur. Ortak kesilen hayvanlarda ise, ortaklar arasında bir tartışma veya 'gözü kalma' olmamasına dikkat edilir. Bunun için de hayvanın ortak sayısı kadar eşit parçaya bölünmesi emredilir. Sizin önerdiğiniz taksime göre her organın eşit bir şekilde bölünmesi gerçekleşiyorsa mesele yok demektir. Allah kabul etsin.
Bir kimsenin/kuruluşun mülkiyetindeki bir malın eşit hisselerini, her biri farklı fiyatlar üzerinden olmak üzere satması caizdir. Bu hüküm, büyükbaş kurbanlık hayvanlar için de geçerlidir. Bu itibarla söz konusu kuruluşların, bazı müşterilerine aynı büyükbaş hayvanın hisselerini farklı fiyatlarla satması kesilen kurbana zarar vermez.
Aleykümselam. 'Et istemek' başka şey 'eti daha fazla olsun' demek başka şeydir. Birincisinde Allah rızası yoktur. İkincisinde ise Allah rızası yanında zaten helal olan bir şeyi daha fazla istemek vardır. Bunun da kurban ibadetine sakıncası yoktur.
KURBAN konusundaki diğer fetvalar
Kurban edilecek hayvanın, sağlıklı, organları tam ve besili olması, hem ibadet açısından hem de sağlık bakımından önem arz eder. Bu nedenle, kötürüm derecesinde hasta, zayıf ve düşkün, kesileceği yere gidemeyecek derecede topal, bir veya iki gözü kör, boynuzlarının biri veya ikisi kökünden kırık, dili, kuyruğu, kulakları ve memelerinin yarısı kesik, dişlerinin tamamı veya çoğu dökük hayvanlardan kurban olmaz. Ancak hayvanın doğuştan boynuzsuz olması, şaşı, hafif topal, hafif hasta, bir kulağı delik veya yırtılmış olması, memelerinin yarıdan daha azının olmaması, kurban edilmesine engel değildir. (Kâsânî, Bedâ’i, 5/75-76) Buna göre hayvanın değerini düşürücü nitelikteki kusurlar kurbana engeldir. Şâfiî mezhebinde, genel olarak yukarıda sayılan kusurlardan birinin bulunması, bir hayvanın kurban olmasına engel teşkil ettiği gibi uyuz olan hayvanlar ile yem yemesini engelleyecek derecede dişlerinin bir kısmı dökülmüş olan hayvanların da kurban edilmesi caiz değildir. (Nevevî, el-Mecmû‘, 8/399-404)
Kurbana engel olan ayıplar, hayvanın emsali arasında kıymetini azaltan kusurlardır. Zararsız şekilde ve daha iyi gelişmesi maksadıyla boynuzlarını özel olarak yapılan ameliyelerle köreltmek, hayvanların kıymetini düşüren ayıplardan değildir. Bu itibarla, doğuştan boynuzsuz hayvanların kurban olarak kesilmesi caiz olduğu gibi (Merğînânî, el-Hidâye, 4/359), küçükken yapılan müdahale ile boynuzlan kesilerek, elektrik veya kimyasal yolla boynuzu yakılarak ya da benzeri işlemlere tâbi tutularak boynuzsuzlaştırılan hayvanların kurban olarak kesilmesinde de bir sakınca yoktur.
Bir hayvanın kurban edilebilmesi için o hayvanda insanlar arasında kusur sayılan ayıplardan birinin bulunmaması gerekir. Hz. Peygamber (s.a.s.), kurbanlıkların göz ve kulaklarının sağlam olmasına dikkat edilmesini istemiştir. (Ebû Dâvûd, Edâhî, 6 [2802-2803]) Buna göre, kulağının yarıdan fazlası kesik olan hayvan, kurban olmaya elverişli değildir. Hayvanın bir kulağının delik veya yırtılmış olması durumunda; eğer delikler ve yırtıklar kulağın yarıdan fazlasını teşkil ediyorsa, böyle bir hayvan kurban edilemez. Bu ölçüye varmayan kesikler, delikler ve yırtıklar ise hayvanın kurban olmasına engel değildir. (Merğînânî, el-Hidâye, 4/358; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 6/323-324)
Kurbanlık hayvanların yaş sınırı, Hz. Peygamber’in (s.a.s.) sünneti ile tespit ve tayin edilmiştir. (Müslim, Edâhî, 13, 15-16 [1963, 1965]) Buna göre kamerî yıl esasına uygun olarak, devede 5; sığır ve mandada 2; koyun ve keçide ise 1 yaşını doldurma şartı aranır. Bunun yanında, 6 ayını tamamlayan koyun, bir yaşını doldurmuş gibi gösterişli olması hâlinde kurban edilebilir. Koyunlardaki bu istisna bizzat Hz. Peygamber (s.a.s.) tarafından yapılmıştır. (Müslim, Edâhî, 13 [1963]) Bunun yanında deve, sığır ve keçinin, koyuna kıyaslanarak besili olması hâlinde söz konusu yaşları doldurmadan kurban olabileceği söylenemez. Nitekim bir yaşına varmamış ama yetişkin olan oğlağını kurban etmek isteyen bir kimseye Hz. Peygamber (s.a.s.), “Sen onu kurban et! Fakat senden başkası için yeterli olmaz.” (Buhârî, Edâhî, 8 [5556-5557]) buyurmuştur.