Diyanet Fetva Kurulu
Soru
Kurbanlık olarak alınan büyükbaş hayvana birden fazla hisse ile ortak olan birinin, kendisine ait hisselere sonradan bir başkasını dâhil etmesi caiz midir?
Cevap
Benzer fetvalar
Kurban kesecek ortakların her birinin, hayvanın en az yedide birine sahip olması gerekir. Bu itibarla bir büyükbaş hayvana hissedar olan kişiler, kendileri adına kesilen kurbandan hisselerini belirlemelidirler. Buna göre iki büyükbaş hayvan, yediden fazla kişi tarafından hisseleri belirlenmeksizin kurban olarak kesilir de etleri karışık bir şekilde mesela dokuz eşit parçaya bölünerek hissedarlara dağıtılırsa, bu kurban caiz olmaz. Ancak iki büyükbaş hayvanı kurban eden ortakların sayısının yedi veya daha az kişi olmaları durumunda bu işlem caiz olur. Zira ortakların herbiri her iki hayvanda en az bir hisse kesmiş olur.
Kurban kesmek isteyen kişiler, büyükbaş hayvanlara yedi kişiye kadar ortak olabilirler. Böyle bir hayvan, yedi kişiye kadar ortak olarak satın alınabileceği gibi alındıktan sonra veya elde bulunan büyükbaş hayvana yedi kişiyi geçmemek kaydıyla başkaları da ortak edilebilir. (İbn Nüceym, el-Bahr, 8/198) Ancak ortak olunan büyükbaş hayvanın her bir hissesinin, yedide birden az olmaması gerekir. (el-Fetâva’l-Hindiyye, 5/304)
Selamünaleyküm. Bir hayvan, kurban edilmek üzere satın alındığından BİR KİŞİ VEYA YEDİYE KADAR KAÇ KİŞİ OLURSA OLSUN o kurbanlık o hâliyle Allah için hasedilmiş olur. Artık onun üzerindeki her değişiklik en azından mekruh olur. Buna göre de geri kalan arkadaşlar onu kendi aralarında üstlensinler yeni bir ortak almayın.
Öncelikle bu durumun kesin yaşandığıyla ilgili bir bilgiye sahip olmak gerekir. Şayet kesinse bir hisseye iki kişi girerse tüm kurban hissedârlarının ibadetine zarar verir. Kurbanlarını yeniden kesmeleri gerekir. Fakat kurban bayramı günleri dışında bu olay öğrenildiyse diğer hisse sahiplerinin kurbanları farklı içtihatlar dikkate alınarak (Şâfii mezhebi gibi) kurbanlarının zarar görmediği şeklinde fetvayla amel edilebilir.
Bir kimsenin/kuruluşun mülkiyetindeki bir malın eşit hisselerini, her biri farklı fiyatlar üzerinden olmak üzere satması caizdir. Bu hüküm, büyükbaş kurbanlık hayvanlar için de geçerlidir. Bu itibarla söz konusu kuruluşların, bazı müşterilerine aynı büyükbaş hayvanın hisselerini farklı fiyatlarla satması kesilen kurbana zarar vermez.
Üçte birinin dağıtılması mecburi değildir. İhtiyaç görülür, fırsat bulunur ve benzeri durumlar dikkate alınarak dağıtılır ama mecburi bir dağıtma değildir bu.
KURBAN konusundaki diğer fetvalar
Kurbana engel olan ayıplar, hayvanın emsali arasında kıymetini azaltan kusurlardır. Zararsız şekilde ve daha iyi gelişmesi maksadıyla boynuzlarını özel olarak yapılan ameliyelerle köreltmek, hayvanların kıymetini düşüren ayıplardan değildir. Bu itibarla, doğuştan boynuzsuz hayvanların kurban olarak kesilmesi caiz olduğu gibi (Merğînânî, el-Hidâye, 4/359), küçükken yapılan müdahale ile boynuzlan kesilerek, elektrik veya kimyasal yolla boynuzu yakılarak ya da benzeri işlemlere tâbi tutularak boynuzsuzlaştırılan hayvanların kurban olarak kesilmesinde de bir sakınca yoktur.
Kurban kesmekle mükellef olan bir kimse bir şahsa para verip “Bununla kurbanlık hayvan al ve benim adıma kes.” dese; ancak parayı alan şahıs kurbanlık almayıp parayı harcasa; parayı veren kişi de bu durumu kurban kesim günlerinde öğrenirse yeni bir kurbanlık alıp kesmesi gerekir. Parayı alan kişi de aldığı parayı tazmin eder. Eğer kişi bu durumu kurban kesim günleri geçtikten sonra öğrenirse, kendisinin kurban yükümlülüğü düşmez. Bu durumda kurban bedelini fakirlere vermesi gerekir. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 6/320)
Satın alınan kurbanlığın kesilmeden önce ölmesi hâlinde satın alan kişinin maddî durumuna göre farklı hüküm uygulanır. Şayet kişi varlıklı ise başka bir hayvanı kurban olarak keser. Çünkü kendisine vâcip olan kurbanı kesmiş değildir. Fakat yoksulsa yenisini almasına gerek yoktur. Çünkü yoksula kurban vâcip değildir, satın almakla, satın aldığı hayvanı kesmeyi kendisine vâcip kılmıştır. Aldığı hayvan ölünce, vücûbiyet düşer ve yenisini almak gerekmez. (Merğînânî, el-Hidâye, 4/359; Kâsânî, Bedâ’i, 5/66)
Kurban edilecek hayvanın, sağlıklı, organları tam ve besili olması, hem ibadet açısından hem de sağlık bakımından önem arz eder. Bu nedenle, kötürüm derecesinde hasta, zayıf ve düşkün, kesileceği yere gidemeyecek derecede topal, bir veya iki gözü kör, boynuzlarının biri veya ikisi kökünden kırık, dili, kuyruğu, kulakları ve memelerinin yarısı kesik, dişlerinin tamamı veya çoğu dökük hayvanlardan kurban olmaz. Ancak hayvanın doğuştan boynuzsuz olması, şaşı, hafif topal, hafif hasta, bir kulağı delik veya yırtılmış olması, memelerinin yarıdan daha azının olmaması, kurban edilmesine engel değildir. (Kâsânî, Bedâ’i, 5/75-76) Buna göre hayvanın değerini düşürücü nitelikteki kusurlar kurbana engeldir. Şâfiî mezhebinde, genel olarak yukarıda sayılan kusurlardan birinin bulunması, bir hayvanın kurban olmasına engel teşkil ettiği gibi uyuz olan hayvanlar ile yem yemesini engelleyecek derecede dişlerinin bir kısmı dökülmüş olan hayvanların da kurban edilmesi caiz değildir. (Nevevî, el-Mecmû‘, 8/399-404)
Kurban kesme şartlarını taşıdığı hâlde unutma, ihmal vb. sebeplerle kurban kesmeyen kimsenin, Hanefîlere göre o yıla mahsuben, bir kurban bedelini fakirlere vermesi (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 6/315-316; Merğînânî, el-Hidâye, 4/358), ayrıca tevbe ve istiğfar etmesi gerekir.