Diyanet Fetva Kurulu
Soru
Satın alınan kurbanlığın ölmesi durumunda ne yapılmalıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Satın alınırken kurbana engel bir kusuru olan hayvan kurban olarak kesilemez. Hayvan kusursuz olarak satın alındıktan sonra alıcının elinde iken kurban olmaya engel bir kusuru ortaya çıkarsa bu durumda kişi zenginse yeni bir hayvan alıp keser. Yoksulsa yeni bir hayvan alıp kesmesine gerek yoktur. (Merğînânî, el-Hidâye, 4/359; Kâsânî, Bedâ’i, 5/76) Kurbanlık hayvanın hasta olduğu, kesildikten sonra ortaya çıkmış ve sağlık sebebiyle etinin imha edilmesi gerekmiş ise bu durumda kurban ibadeti yerine getirilmiş olur. Bununla birlikte kurban kesiminden sonra satıcıya rücu edilip kurban bedelinin geri alınması hâlinde, alınan bedel tasadduk edilir. Şayet kurban bedeli satıcıdan geri alınamamışsa, kişinin yeniden bir kurban kesmesi gerekmez.
Satım işlemi tamamlandıktan sonra, malın teslim alınma imkânı verilmesine rağmen müşteri o anda teslim almayıp satıcının yanında kalmasını isterse söz konusu malı gerçekte kabzetmiş ve ardından satıcıya emanet bırakmış sayılır. Bu kural gereğince satın alınıp da korunmak veya beslenmek üzere Kurban Bayramı’na kadar satıcının yanında bırakılan kurbanlık hayvan onun yanında emanet hükmündedir. Emanet malın telef olması hâlinde, emaneti elinde tutanda kasıt, kusur veya ihmal bulunmadığı sürece sorumlu olmaz. Dolayısıyla, satıcı emanet malı, korunması gerektiği şekilde korur da buna rağmen mal telef olursa onu tazmin etmesi gerekmez; mal müşterinin malı olarak telef olur. (Merğînânî, el-Hidâye, 3/211) Bu durumda, kurbanlık hayvanın daha önce ücreti ödenmemişse, alıcının ödemesi gerekir. Ölen hayvanı satın alan kişi zenginse, yenisini alıp kesmek zorundadır. Yoksulsa yeniden hayvan alıp kesmesi gerekmez. (Merğînânî, el-Hidâye, 4/359) Kurbanlık hayvanı elinde emanet olarak bulunduran kimse, onu gerektiği şekilde korumaz veya ihmalkâr davranır ve bu yüzden hayvan telef olursa hayvanın değerini tazmin etmesi gerekir. Bu durumda da hayvan sahibi zenginse yenisini alıp keser. Yoksulsa kesmesine gerek yoktur. (Merğînânî, el-Hidâye, 4/359) Bununla birlikte satımı yapılan hayvanın müşteri tarafından Kurban Bayramı günlerinde teslim alınması tarzında yapılan bir satım akdinde, teslim-tesellüm akit anında gerçekleşmediğinden teslime kadar geçen zamanda meydana gelecek zarar, satıcıya ait olur. Zira teslim, müşteri hayvanı kurban etmek üzere götürmeye geldiği zaman gerçekleşmektedir. Teslim öncesi hayvanın helak olması hâlinde ise zarar satıcıya aittir. (Mecelle, md. 293) Buna göre alıcının yanında nakliye aracı ve yardımcı götürmeden hayvanı satın almış olması ve bayram gününe kadar hayvanın satıcının yanında kalması hususunda tarafların anlaşmış olmaları, satın alınan bir hayvanın satıcıya emanet bırakılmasından çok, hayvanın bayrama kadar satıcı tarafından bakılması şartıyla satışı mahiyetindedir. Bu durumda teslim gerçekleşmeden hayvan öldüğü takdirde zarar satıcıya ait olur. Ancak alıcı hayvanın yularını tutup teslim aldığını beyan eder ve ondan sonra da satıcıya emanet bıraktığını söylerse, hayvan emanet hükümlerine tâbi olur.
Kurban kesme niyetiyle hayvan almış, fakat Kurban Bayramı günlerinde kurbanı kesememiş fakir kimse, bu hayvanı canlı olarak tasadduk eder. Bayram günlerinde kurban kesemeyen zengin kimsenin ise kurbanlık satın alıp almadığı dikkate alınmaksızın bir kurbanlık hayvanın kıymetini yoksullara sadaka olarak vermesi gerekir. (Merğînânî, el-Hidâye, 4/358)
Vakfın, kendisine verilen vekâletler adedince kurbanlık satın alması normaldir. Vakfın tahmin üzerinden kurbanlıkları satın alıp kendisine vekâlet verildikçe o kurbanlıklardan hisse ayırması da normaldir. Satın alma işinden sonra yeni vekâlet talepleri olması durumunda henüz sahiplendirilmemiş kurbanlıklardan birine o vekâletlerin yönlendirilmesi olabilir ama sahibi olmadan bir nedenle mecburen kesilmiş kurbanlıklara sonradan verilen bir vekâleti saymak caiz olmaz. Bu son maddeyi şöyle özetleyebiliriz: Vakıf mesela yüz kurbanlık almıştı. Seksen kurbanlık sahipleri belli olarak kesildi. Geriye kalan yirmi kurbanlık ise kurban kesme günleri bitiyor veya kasaplar gidecek gibi bir sebeple acele ile kesildikten sonra gelen bir vekâlet sahipsiz olarak önceden kesilmiş o kurbanlıklara sayılamaz. Bu, kurban kesecek olanın niyeti belirlenmeden kesilme demektir ki ibadette niyetin önceden olması şartı gereği caiz olmaz. Bu şekilde sahipsiz kalmış kurbanlıklar diğer adak ve benzeri sadaka içerikli kesimlere yönlendirilebilir.
Selamünaleyküm. Bir hayvanın KESİLİP KANININ AKITILMASI ibadet olan bölümün aslıdır. Bu asıl gerçekleştikten sonra yani hayvan fıkha uygun şekilde boğazlandıktan sonra eti veya derisi gibi kısımları ile alakalı hususlar, KURBAN AHKÂMI açısından ikinci derecede konular olur. Mesela vakıfta etlerin değerlendirilmesi, o vakıftaki diğer emanetlerin değerlendirilmesi ile aynı olur. Eğer kurbanlarının kesilmesi konusunda o vakfa vekalet verenlerin özel bir şartıyesi mesela 'filan yerdeki filancalara ulaştıracaksanız' tarzında özel bir isteği var ve bunu da vakıftakiler kabul etmişlerse bu müstesnadır. O şart yerine getirilecektir. Bu durum diğer eşya veya yardımlar için de aynıdır zaten. Bunun dışında bir mesele yoktur.
Kurban, Allah’a yaklaşmak ve O’nun rızasına ermek için ibadet maksadıyla, belirli şartları taşıyan hayvanı usûlüne uygun olarak kesmektir. Kurbanlık hayvanı veya bedelini bir hayır kurumuna veya yoksul kişilere bağışlamakla bu vecibe yerine getirilmiş olmaz. Ancak kurbanın sahih olması için kişinin keseceği kurbanı bizzat satın alması, kendisinin kesmesi veya kesilirken yanında bulunması şart değildir. Bu işlemler vekâlet yoluyla da yaptırılabilir. Vekâlet, sözlü veya yazılı olarak verilebildiği gibi telefon, internet ve benzeri iletişim araçları vasıtasıyla da verilebilir. Vekil tayin edilen kişi veya kurum, üstlendiği vekâleti gereği gibi yerine getirmekle yükümlüdür. Kurban ibadetinin hikmetlerinden biri, toplumun bütün kesimlerinin bayrama iştirak etmelerinin sağlanmasıdır. Kurban etlerinin başta ihtiyaç sahipleri olmak üzere aile efradı, dostlar ve komşular ile paylaşılmasının istenmesi bu amaca yöneliktir. Bu kapsamda kurban etlerinin bir an önce ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması da esastır. Kurban etlerinin satılıp başka amaçlar doğrultusunda kullanılması bu hikmetlere aykırılık teşkil eder. Bu nedenle bazı kişi ve kuruluşlar tarafından kesim öncesi henüz organize aşamasında kurban etlerinin satımının planlanması doğru değildir. Dolayısıyla, vekâletle kurban kesen kuruluşların kapasitelerini dikkate alarak kesip dağıtabilecekleri sayıda kurban vekâleti almaları, kesim işlemini mutlaka gerçekleştirmeleri ve buradan elde edilen etleri satışa konu etmeden öncelikle muhtaçlara dağıtmaları gerekir. Bununla birlikte kurban etlerinin ihtiyaç sahiplerine dağıtılması yönünde gerekli çaba gösterildiği hâlde farklı nedenlerle fakirlere ulaştırılma imkânı sağlanamamış ve elde kalan etlerin telef olma ihtimali ortaya çıkmışsa satılarak bedeli, kurban sahiplerinin niyetleri doğrultusunda muhtaçlara ulaştırılabilir. Bu şekilde elde edilen gelir, hiçbir şekilde organizasyon ve kesim masrafları için mahsup edilemez.
KURBAN konusundaki diğer fetvalar
Kurban kesmekle mükellef olan bir kimse bir şahsa para verip “Bununla kurbanlık hayvan al ve benim adıma kes.” dese; ancak parayı alan şahıs kurbanlık almayıp parayı harcasa; parayı veren kişi de bu durumu kurban kesim günlerinde öğrenirse yeni bir kurbanlık alıp kesmesi gerekir. Parayı alan kişi de aldığı parayı tazmin eder. Eğer kişi bu durumu kurban kesim günleri geçtikten sonra öğrenirse, kendisinin kurban yükümlülüğü düşmez. Bu durumda kurban bedelini fakirlere vermesi gerekir. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 6/320)
Kurban kesme şartlarını taşıdığı hâlde unutma, ihmal vb. sebeplerle kurban kesmeyen kimsenin, Hanefîlere göre o yıla mahsuben, bir kurban bedelini fakirlere vermesi (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 6/315-316; Merğînânî, el-Hidâye, 4/358), ayrıca tevbe ve istiğfar etmesi gerekir.
Kurbanlık olarak alınan büyükbaş hayvana ortak olanlardan birinin, sonradan bir başkasını kendi hisselerine ortak edebilmesi için iki veya daha fazla hisseye sahip olması gerekir. Bu durumda kendi hisselerinden birini bir başkasına devredebilir. Eğer bu kişi, iki veya daha fazla hisseye sahip değilse bir başkasını kendi hissesine ortak alamaz. Zira kurbanın geçerli olması için her bir hissedarın, kurbanın en az yedide birine sahip olması gerekir. (el-Fetâva’l-Hindiyye, 5/304-305)
Kurbana engel olan ayıplar, hayvanın emsali arasında kıymetini azaltan kusurlardır. Zararsız şekilde ve daha iyi gelişmesi maksadıyla boynuzlarını özel olarak yapılan ameliyelerle köreltmek, hayvanların kıymetini düşüren ayıplardan değildir. Bu itibarla, doğuştan boynuzsuz hayvanların kurban olarak kesilmesi caiz olduğu gibi (Merğînânî, el-Hidâye, 4/359), küçükken yapılan müdahale ile boynuzlan kesilerek, elektrik veya kimyasal yolla boynuzu yakılarak ya da benzeri işlemlere tâbi tutularak boynuzsuzlaştırılan hayvanların kurban olarak kesilmesinde de bir sakınca yoktur.
Oğlu veya başkası tarafından kendisine bağış yapılan kimse bu paranın sahibidir. Bağışlanan bu parayı dilediği gibi harcayabilir. İster başka ihtiyaçları için sarf eder, isterse kurbanlık alıp kesebilir. Kesilen bu hayvan, kurban yerine geçer.