Fetva Meclisi
Soru
Biz şu an bir binanın üçüncü katındayız ki bir müslümanın diğer müslümanın üst katında oturması şer'an uygun değil. Ebu Zer'e, Rasulüllah, ‘Mekke'de evler iki katlı olmaya başladığı zaman, sen bu şehirden git.’ demiş. Ve biliyorsunuz Rasulüllah birisine selâm vermemiş, adam çok olumsuz bir şekilde etkilenmiş bundan. Sebebini öğrenmek için araya adam sokmuş. Öğrenmiş ki evinin üzerine bir kat çıktığı için Rasulüllah ona selâm vermemiş. Bunu öğrendikten sonra adam bağırmış etrafındakilere: ‘Gelin ey müslümanlar, yardım edin de şu katı yıkalım.’ Hocam bu olay doğru mu ve bu durum sizce nasıl anlaşılmalı, yani bir müslümanın üst katında oturmak doğru değil mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Bir binanın çatı ve sonrası, o binada hakkı bulunan bütün mal sahiplerinin ortak malıdır. Onlardan biri izin vermedikçe ortaklardan biri orayı kendi özeli için kullanamaz. Siz ancak sizin hakkınız kadar kullanabilirsiniz. O hak oranınızı da belirlemek mümkün değildir. Zira size ait olan kısım sabit değildir, ortaklar toplanıp herkesin yerini tespit etmeli ve ona göre kullanmalıdır. Siz oraya iki minder koyunca tamamını kullanmış gibi olursunuz. Bütün maliklerin ortak şekillendirme yapması sonrasında o tür yerler kullanılabilir. Dolayısıyla sizin yaptığınız yanlıştı, bir kul hakkı ihlali idi. Sizin onlardan özür dilemeniz gerekir. Fıkhen durum böyledir.
Aleykümselam. Dinimizin hiçbir ek kaynağa ihtiyacı yoktur. Kur'an, beşerin anlayabileceği ve beşer için inmiş bir kitaptır. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin Sünnet'i de onun anlaşılması için yeterlidir. Bu ümmetin en iyi Müslümanları olan ashabı kiram ve onların yetiştirdiği talebeleri sözünü ettiğiniz şeyleri duymadılar bile ama Allah için şehadete çağrıldıklarında, sabah ezanı onları camiye çağırdığında o sesi duydular. Sözünü ettiğiniz ilimlere vakıf olanlar ise çok şeyler bildiler lakin sabah namazını camide kılmaya çağıran ezan sesini duyamadılar. Şehitliği, Allah için infakı emreden ayetleri anlamadılar. Dinimizin hiçbir ek bilgiye ihtiyacı yoktur. Dinden kafa karışıklığını anlayanlar için ise elbette felsefe ve her karıştırıcı şarttır. İslam, karıştırmak için değil itaat etmek için vardır. Zorunlu olarak okutulduğunda da imtihandan geçecek kadar öğrenin yeter.
Ortak dairelerin bulunduğu binalardan daire alanlar, ortak alan yönetmedeki örfü ve yasal kuralları da kabul etmiş sayılmaktadır. Dolayısıyla binadan daire alan örfe uymak zorundadır. Uymadığında vebale girer.
Selamünaleyküm. Bir vebale girmezsiniz, Allah huzurunuzu daim etsin.
Bu bakış ve düşünce tarzı doğru değildir. Müslümanların birbirine bakışı hüsnüzan esasına dayanmalıdır. Bir Müslüman’ın aksi bilinmedikçe iyi olduğuna inanmak zorundayız. Bilhassa bidat gibi kişinin imanına zarar verecek kadar hassas bir konuda karar vermek ve verilen kararı uygulamak hatadır, böyle düşünmemelisiniz. Elimizde o kişinin açık bir itirafı veya açık bir uygulaması olmadıkça bir Müslüman için böyle diyemeyiz. Bir başka nokta da bidat tek çeşit değildir. Kişiyi imansız denebilecek bir bataklığa çekebilecek bidat var, o derece olmayan mekruh denebilecek düzeyde bidat var. Üçüncü bir nokta da şudur: Camiler imamların değil Allah’ın evleridir. O iyi bu kötü diye seçmeye kalkarsak tek bir camimiz bile olmayabilir. Kendimizi evliya makamında görüp imamları tenkit ederek bir yere gidemeyiz. Camiye devam edeceğiz. İmamlardaki eksiklikleri birbirimize nasihat mantığı ile gidermeye çalışacağız. Gerekirse resmi makamları yani imamların üstlerini devreye sokacağız ama camiyi terk etmeyeceğiz. Cami üzerinden fitne, fitnelerin en yıkıcısı olabilir maazallah. Şeytana el kaptırmaya karşı dikkatli olalım.
Selamünaleyküm. On beş günden az kalacağınız bir yer Mekke de olsa orada seferisiniz. Fakat, Mekke ve Medine'de yol şartları hariç sakın Haremler dışında bir yerde namaz kılmayasınız. Aynı zamanda birden fazla umre yapılabir, caizdir. Fakat, makul bir düzeyin ötesinde bir haftada beş umre gibisi fazla olabilir. Bitkin düşecek bir işi de yapmamalısınız.