Fetva Meclisi
Soru
Hocam insanlar ev alırken birinci kat parasına göre az ücret ödeyerek o daireyi alıyor asansörü kullanmıyor, en üstteki ise çatı katını alıyor, orta kattakiler ise ücreti fazla vererek sorun yaşamamak adına ara katları seçiyor. Böyle bir durumda alttaki asansörü kullanmadığı için para vermek istemiyor, üstteki çatı sorunu olduğu zaman para toplamak istiyor, ortadakiler ise karışmadıkları için uzlaşma yapılamıyor bu durumda dinimiz neyi emrediyor?
Cevap
Benzer fetvalar
Bir binanın çatı ve sonrası, o binada hakkı bulunan bütün mal sahiplerinin ortak malıdır. Onlardan biri izin vermedikçe ortaklardan biri orayı kendi özeli için kullanamaz. Siz ancak sizin hakkınız kadar kullanabilirsiniz. O hak oranınızı da belirlemek mümkün değildir. Zira size ait olan kısım sabit değildir, ortaklar toplanıp herkesin yerini tespit etmeli ve ona göre kullanmalıdır. Siz oraya iki minder koyunca tamamını kullanmış gibi olursunuz. Bütün maliklerin ortak şekillendirme yapması sonrasında o tür yerler kullanılabilir. Dolayısıyla sizin yaptığınız yanlıştı, bir kul hakkı ihlali idi. Sizin onlardan özür dilemeniz gerekir. Fıkhen durum böyledir.
Fıkıhtaki kural şöyledir: Bina kimin ise yukarı ve aşağı doğru uzantılar da onundur. Eğer bina bir kişinin ise o binanın göğe doğru olan uzantısı ve yerin altına doğru inildikçe altı onundur. Bina birkaç kişinin ise veya birkaç daire sahibinin ortak malı ise binanın altı ve üstünde de sahip olmadaki hisseleri oranında hakları vardır. Burada tek fark şudur: Daireleri satan kişi, satış akdine binanın çatı katının kendisine ait olacağını koymuş ve o şekilde anlaşma yapmış ise çatı katı onun olabilir. Böyle bir anlaşma olmadıkça binayı yapıp satanın çatı ve alt katta söz hakkı olamaz.
Selamünaleyküm. Yasalara aykırı iş yapmak için, HARAMDIR dememiz zordur ama HELALDİR dememiz de zordur. Kalbinizin rahat edeceği işi yapın, şüpheliden kaçının.
Meseleye şöyle bakarız: a. Baba ve annelerin çocuklarına bağışlarında, hediyelerinde adil olmalıdırlar. Özellikle de gayrimenkul hibelerinde bu daha da dikkatle korunmalıdır. Aksi takdirde bilmeden de olsa çocukları arasında kin ve nefretin tohumlarını atmış olabilirler. b. Baba veya anne böyle bir haksızlığa neden olup herkese adil davranmadan ölecek olursa, fazladan pay alanın elindeki maldaki fazlalığı diğer mirasçılarla paylaşmalıdır. Böylece kendisi ve kardeşleri için daha iyi ve faziletli olanı yapmış olur. c. Çocuklardan birinin babanın evinin üstüne bir daire yapması babanın çocuğuna hibesi sayılır. Ölmeden önce ilave daire ile alakalı hibe etme ve kabul etme işlemi tamamlandı ise tutum açısından uygun bulunmuyor olsa da hukuk olarak daire çocuğundur. Bu hibe mirasa dâhil olmaz. Bu hibe sadece o daire ile sınırlı olur. Yaptığı dairenin üstü mirasta ortaktır. Yani diğer mirasçılardan biri onun üstüne bir daire daha yapabilir. d. Böyle bir hibe yapacak baba veya annelerin yaptıklarını resmi dairelerde kayıt altına aldırmalıdırlar ki kendilerinden sonra tartışma kapısı açık bırakılmış olmasın.
Bu bilgiler için 'derme çatma' demek zorundayım. Uygun yere oturtulamamış bilgilerdir bunlar. Mevcut kat kat evler kalabalık olmanın getirdiği bir durumdur ve yasak değildir. Sadece insanlara tepeden bakmak için israf olarak yapılan evler için ise o kanaat geçerlidir.
Bu tür bölüşmelerde: a. Arada bir sözleşme/ittifak varsa ona uyulur. b. Bir sözleşme yoksa edinirken kullanılan sözlere bakılır. “Bir ev alalım” şeklinde genel bir söz kullanıldı ise böyle bir ortaklık yarı yarıya kabul edilir. c. Böyle bir söz de yoksa ortada herkes yaptığı harcamayı tespit eder. Ev satılınca ya da bir kişiye bırakılınca herkes harcadığının oluşturduğu yüzdeye göre sahip olur.
Apartman konusundaki diğer fetvalar
Bütün apartmana veriyor olması gerekmez. İkram, helal olsun diye herkese verilecek şeklinde bir şart yoktur. Siz bu konuda biraz abartıyorsunuz. Allah kabul etsin.
Türkiye'de veya başka bir yerde APARTMAN GÖREVLİSİ olmak bir iş akdidir. Sadece adı üzerinden bir işe olur/olmaz diyemeyiz. İşin icra ediliş tarzı veya sonuçları üzerinden olur/olmaz denebilir. Apartman görevlisi bir mü'min, işinin hakkını vererek helal dairede kazandığı para ile geçinebilir, bunda ilke olarak bir sakınca görmeyiz. Özellikle bu işte dikkat edilmesi gereken kurallar olarak da şunları tespit etmemiz gerekir: 1- İş akdi açık ve belli işler üzerinden olmalıdır. Neyi nasıl yapacağı, kendisinden neler beklendiği ve karşılığında ne verileceği açık olmalıdır. Üstün körü bir iş olarak başlamamalıdır. Yasal yönden de resmi olmayı tercih etmesi gerekir. Sigortalı olması gibi kanuni emirlere dikkat edilmelidir. Yerine getiremeyeceği vaatlere imza atmamalıdır. Belli bir yönetim veya kişi ile muhatap olarak işe başlamalıdır. 2- Apartman görevlisi bir anlamda “aileden biri gibi” görülebilecek bir iş yapmaktadır. “Aileden biri gibi görülmek” mü'min için bir ağırlık ve sorumluluktur. Para ilişkilerinde ve göz alanında EMİN İNSAN olma vasfını asla kaybetmemelidir. İnsanlar ona karşı esnek veya gevşek olsalar da o, mü'min vakarı ve ciddiyetini korumalıdır. Eli ve gözü güvenli mü'min vasfı onun kimliği niteliğinde kalmalıdır. 3- İş akdinde yer alan işler için ek bir beklenti içinde olmamalıdır. Bahşiş gibi hediyeleri kabul edebilir ama bunu zorunlu bir hediye gibi görmemelidir. 4- Harama hizmet etmek haramdır. Apartman görevlisinin hizmetleri arasında alkol ve benzeri haramlara ara servisçilik bulunuyorsa bunu baştan kabul etmemeli ve böyle taleplere cevap vermemelidir. 5- Eşi ve çocukları böyle bir işin sonucu olarak apartmandakilere karşı “ezilmiş kimlik” sahibi olma belirtisi gösteriyorsa işi değiştirmeyi tercih etmelidir. Apartman görevlisi olmayı çocuklarının ve eşinin eziklik gerekçesi olarak sürdüremez.
Bu konuda komşunuz haklıdır. Komşuluk ortamı sizin onun kapısının içini gözlemenizi size sağlamaz. İzin verirse koyabilirsiniz ama izin vermediği sürece kamera koymanız hata olur. İzin vermesi de yanlış olur. Evlerimizin içi bizim mahrem alanlarımızdır. Bu hassasiyeti siz gözetlemeliydiniz. Komşunuzdan özür dileyerek aranızı düzeltmeye bakınız.
Bu gibi meseleler küçük görünür ama komşuluk hukukunun zedelenmesi gibi büyük sonuçlar doğurur. Sorunuzun genel ilkeyle cevabı, “Bu konudaki ortak kullanım mevzuatı belirleyici olmakla birlikte bir apartmanın bahçesi veya benzeri alanlar, tapuda ve fiiliyatta ortak kullanım alanı olarak geçiyorsa, bu alan üzerindeki tasarruf hakkı tüm maliklerin ortak hakkıdır. Bu durumda bir kimse kendi suyunu ve emeğini kullanarak bile olsa, izin almadan bu alana bir ağaç dikmişse, o ağacın meyvesi veya yaprağı yalnızca onun özel malı sayılmaz” şeklindedir. Dolayısıyla sorunuzda geçen bu kimse üzüm asmasını dikmiş ve onunla bizzat kendisi ilgilenmiş olsa bile bu asma ortak kullanım alanında olduğundan dolayı diğer komşularını bu asmadan yararlanmasını engelleyemez. Ayrıca bu konuda hocamızın site yaşamında dini ölçü ve hassasiyetler fetvasına bakabilirsiniz. https://fetvameclisi.com/fetva/site-yasaminda-dini-olcu-ve-hassasiyetler