Fetva Meclisi
Soru
Hocam, babamın evinin üstüne onun izni ile ilave bir kat yaptırdım. Oraya da yerleştim. Babamla aynı binayı kullanıyor olduk böylece. Evimi yaparken babam veya kardeşlerim bana yardım etmediler. Babam ölünce onun mirasını paylaşırken kardeşlerim benim yaptığım daireyi de paylaşacağız dediler. Ben şaşırdım. Dinen o daire benim değil midir?
Cevap
Benzer fetvalar
Babanın çocuklarının nafakasını/geçimini temin etmesi başka şey çocuklarına hibe yapması başka şeydir. Evlenen çocuğuna ev ihtiyacına yardım etsin diye oturacağı daire tahsis etmesi hibe değildir. O ölünce daire öyle veya böyle mirasa dâhil olacaktır. Baba çocuklarının ihtiyacına göre onlara destekte bulunursa bu geçinmelerine yardım etmektir. Hiçbir şekilde bu yardımında eşin olması gerekmez. Kimin neye ihtiyacı varsa onu verir vermelidir de. Malını çocuklarına hibe yoluyla dağıtacaksa o zaman aralarında adil bir taksimat yapar. Kardeşleriniz babanıza karşı yanlış yapmış sayılırlar, fırsat geçmeden babanızın gönlünü almalıdırlar. Tabii ki durum tam sizin anlattığınız gibi ise.
İnsan ölünce bıraktığı malında dört hak oluşur: • Cenazesinin hazırlanıp defnedilmesi • Varsa borçlarının ödenmesi • Varsa üçte biri aşmayan vasiyetinin yerine getirilmesi • Bu görevlerden sonra geriye kalan malının mirasçıları arasında taksim edilmesi Miras taksimi, ölümden sonra olur. Ölmüş olmak şarttır. Ölmeden önce malı taksim etmek ise miras bölüştürmek değil HİBE ETMEKTİR. Çocuklarının kendisinden sonra kavga edebileceklerini, kendisi hayatta iken başarmalarını görmek istemesi, çocuklarının şeriat dışında bir sistemle malı bölmeye kalkışacaklarını anlaması gibi nedenlerle sağlığında malını çocuklarına bölüştürebilir. Bu bir hibe etme işlemi olur. Hibe etmekte de hiçbir sakınca yoktur. İnsan yabancısı olanlara dahi hibe yapabilirken kendi çocuklarına çok rahat yapabilir. Kendi sağlığında malını çocuklarına taksim eden birisi mirasta olduğu gibi kıza bir erkeğe iki şeklinde vermez. Erkeklerle kızları eşit tutar. (Sadece Hanbelî mezhebi âlimleri mirastaki gibi yapar demişlerdir.) Baba hayatta iken çocuklarına yaptığı bu hibeden dönmek isterse bu hoş olmamakla beraber makul bir gerekçeye dayanarak mesela çocuklarının malı heba etmeye başladıklarını gördüğünde hibesinden dönebilir. Hanefi mezhebi âlimleri dışındaki ulema bunu caiz görmüşlerdir.
Baba evladına verirken adil olmak zorundadır. Adil olmazsa vebale girer. Çocuklar babanın farklı verme şeklindeki uygulamasından memnun iseler bir şikâyetleri yoksa bunun dinen de bir sakıncası olmaz. Çocuklardan birinin babaya veya anneye karşı asi olması gibi yaptığı haram bir durumu cezalandırmak için babanın yaptığı bu iş yapılan uygulamayı haram bir iş olmaktan çıkarır, baba yanlış iş yapmış olmaz. Böyle bir haklı cezalandırma olmadan babanın yapacağı farklı uygulamayı evlatları en azından babalarının vefatı üzerine yeniden mirasa göre paylaşmaları tavsiye edilen bir iş olur. Onların ve babalarının ahiret açısından doğru olan odur.
Allah babanıza rahmeti ile muamelede bulunsun, sizi de salihattan kılsın. Annenizin yaşayıp yaşamadığını bildirmemişsiniz. Dede ve ninenizin olmadığını kabul ettik. İki ihtimal var. Anneniz sağ ise ve anneniz ölmüş ise ihtimaline göre mirasınızın dinen değerlendirmesi şöyledir: Anneniz yaşıyorsa: Anneniz: % 12,49 Kızların her biri: % 22,22 Amcaların her biri: % 3,20 Halaların her biri: % 1,60 Anneniz yaşamıyorsa: Kızların her biri: % 22,22 Amcaların her biri: 5,128 Halaların her biri: % 2,564
Ölen birinin geride bıraktığı ne varsa TAMAMI onun dinen mirasçıları kim ise onlara kalır. Kalan terekenin bina veya para ya da özel eşya olması bu gerçeği değiştirmez. Eğer mirasçı olanlar (hepsinin reşit olması şartı ile) aralarında ittifak edip mesela elbiseleri şuna, bilezikleri buna gibi bir bölüşme yaparlarsa böyle bir ittifakta sakınca olmaz. Böyle bir ittifak sağlayamadıkları takdirde her şeyi paylarına göre bölüşmek zorundadırlar. Genel kural böyledir.
Verdiğiniz bilgi karışık. Ayrıca miras konusu olduğundan daha doğru cevap alabilmek için en yakın müftülüğe giderek yüz yüze bilgi almanızı tavsiye ederim. Mal sebebiyle akrabalık ilişkilerinizi zedelemeyin. Dikkat edin; şeytana mağlup olmayın.
adalet konusundaki diğer fetvalar
Adalet bugün siyasi bir kavram olarak kullanılıyor olabilir. İnsanların adaletten beklentisi ekonomik ve sosyal menfaatleri olabilir. Biz iman edenler olarak adaleti daha farklı görürüz. Adalet göklerin ve yerin iki temel taşından biridir. En’am suresinin 115. âyeti Allah’ın bütün hükümlerinin iki temel üzerine oturduğunu haber vermektedir: “Rabbinin sözü hem doğruluk hem de adalet bakımından tamamlanmıştır.” Nahl suresinin 90. âyeti de adaleti emretmektedir. Hadid suresinin 25. âyeti peygamberlerin gönderiliş nedeninin adalet olduğunu bildiriyor. Bizim için adalet iki insan arasında dengeli olmanın çok ötesinde bir anlayışı yansıtıyor: Allah’ın rızasını kazanmamızın temel esaslarından biridir adalet. Biz, adaleti seçim kazanmak için gerçekleştiren siyasetçinin düzeyinde değiliz. Cenneti kazanma vesilesi gördüğümüz adalet kâfirlerin adaleti ile benzeşemez. Zamana ve mekâna göre değişmeyen, kişilere göre farklılık göstermeyen, zayıfa ve güçlüye aynı oranda uygulanan, savaş ve barışta, darda ve bollukta, ticaretten aileye kadar her alanda bizden istenen değerin adı adalettir. Kâfir bunu gerçekleştiremez. Ahirete inanmayan adalet sağlayamaz. O dengeleri korur, geleceğini garanti eder sadece. Müslüman kâfirin ona sağlayacağı adalete muhtaç olabilir ve ondan tatmin olabilir ama bu genelleme yapılabilir bir gerçek değildir.
Bankanın niteliğine göre bu cevap değişir. Avukatlık yapmak, müvekkilinizin hakkını (ya da talebini) savunmaktır. Savunduğunuz banka faizsiz bir banka ise bir sakıncası olmaz. Faizli bir bankanın talebini savunmanız ise Allah’ın en büyük haramlarından olan faizi savunmanızdır, bu nasıl helal bir iş olabilir?
1- Niyet işin aslıdır; neye niyet ederseniz onun ekseninde dönersiniz? Allah’ın rızasını samimi bir şekilde niyet ederseniz ekseniniz o olur, akıbetiniz de onun rızası olur. 2- Merhamet ve adaleti esas alın. 3- Yardımlaşmanız “iyilikte ve takvada” olmalıdır. Bu ilkeye ters düşen yerde bulunmayın. 4- İstişareye sadakat ilkeniz olsun. 5- Mü'min başkasını kendine tercih eden insandır prensibi her zaman gözünüzün önünde olsun. 6- İnsan, dini ve etniği ne olursa olsun insan olarak saygındır. Bunu unutmayın. 7- Fırsatları kullanma ve dağıtmada adaletten kopmayın. 8- Yaptığınız işin en iyisini yapmaya çalışın. Gözünüz “en iyi” de olsun. 9- Hangi işi yaparsanız yapın, o işi yaparken dininizin neresinde olduğunuzu sorgulayın. 10 -Kendi kendinizi denetlemeyi yeterli görmeyin. Dışınızdan birileri zaman zaman sizi denetlesin. Uyarılara da kulak verin.
Allah yardımcınız olsun. Mesleğiniz bıçak sırtı denebilecek bir zeminde duruyor. Kanaatim odur ki: Sizin mesleğinizde yüzde yüz adalet neredeyse mümkün değildir. Bu nedenle iki ölçüyü ve bir temel prensibi kaçırmayacaksınız. Bilerek yanlış yapmayın. Siz bir memur olduğunuza göre amirinizin emrine uyun. Bu iki ölçü sizin için biiznillah kurtuluştur. Temel prensibiniz de şu olacak: Allah’ın açık emirlerinden bir emri, yasaklarından bir yasağı çiğnemeyeceksiniz. Mesela masum olduğunu bildiğiniz bir insanı öldürmek, malına haksız yere el koymak gibi bir işi yapmayın. Bunların haricinde yaptığınız iş neticede bir memurluktur ve memurluğun hangi türü olursa olsun bir riskler yumağıdır. Allah Teâlâ sizi muhafaza buyursun.
Meleklerin varlığına iman ediyoruz. Bir kısım meleğin bizimle ilgili görevler icra ettiğini de biliyor, öyle iman ediyoruz. Hangi meleğin, ne zaman ve nasıl bir görev icra ettiğini ise ayrıntıları ile bilmiyoruz. Böyle gayba ait bir konuyu da ayrıntıları ile bilmemiz mümkün değildir. Bu konularla meşguliyetiniz size bir fayda getirmez. Daha faydalı bilgiler toplamaya çalışın. Allah yardımcımız olsun.
Baba, çocuklarından birine borç verdiğinde o borcu silebilmesi için diğer çocuklarının rızası gerekir. Çünkü bu bir hibedir, hibede adalet gerekir. Babanın dardaki çocuğuna yardımcı olması ise bir nafakadır. Nafaka ihtiyaca göre verilir. Mesela evlenen çocuğuna yardım etmesi babalığı gereğidir. Okula giden çocuğuna çanta alması gibi kabul ederiz. Ev almadaki borç ise sadece borçtur, geri alınacaktır, alınmazsa herkese aynısı verilmelidir.