Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben avukatım, bankalara avukatlık yapabilir miyim?
Cevap
Benzer fetvalar
Faiz konusunda şunu bilmelisiniz: Direkt veya dolaylı, faize destek olan herkes vebal altındadır. Bu nedenle sadece faizli işleri yürüterek yaptığınız işten elde ettiğiniz kazanç da helal olmayı kaybeder. Bazı dosyalar itibariyle işlemin adı veya yürütülmesi faiz hükmü dışına kayabilir ama bu bir istisna dairesinde kalır. Alternatifsiz kaldığınızda o işi bırakmalısınız. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Allah'ı tercih eden anlayışınızdan ötürü sizi tebrik ederim. Ne mutlu size ki meleklerin lanetinden kurtuldunuz. Faizli bir kurumla ilişkide olmanın, ne kadarı haramlaştıracağından önce, o ilişkinin getireceği strateji hatasının vebalini düşünmek zorundayız. Geçmişteki kazancınızı tüktebilirsiniz. Bir daha faize destek olan bir işi almayın yeterlidir. Allah işinizi kolay etsin, hayatınıza bereket versin.
Faizli bir bankada çalışılamaz. Ailenizin de sizi haram olan bir işe sevk etmesini kabul etmemelisiniz. Onların bu baskısını durdurmak için de daha helal bir iş bulup çalışmalısınız.
Avukatlık sadece faizli işlem üzerine yürütülen bir meslek değildir. Ama faiz kadar ağır olan bazı günahlar açısından kaygan bir zeminde icra edilebilen bir meslektir. Bu nedenle avukatlık için tanım yapıp 'icra edilemez' şeklinde bir kural koymayalım da, 'riskli alanlarda dikkat edilmesi gereken bir meslektir.' diyelim; daha adil davranmış oluruz. Çünkü faiz kadar yalan da ağır bir günahtır ve avukatlık açısından her adımda Müslüman'ı riske sokan bir tehlikedir. Ama sırf tehlike açısından bir karşılaştırma yapılacaksa imamlık bile sorunsuz bir meslek değildir bu düzen içinde. Kaçarak halledebileceğimiz bir iş yoktur aslı zatında. İmanımızı ve kişiliğimizi muhafaza ederek yangının ortasına dalmamız gerekebileceğini unutmayalım. Allah yardımcımız olsun.
Aleykümselam. Paranızın aslı sizindir. O asıl parayı kullanabilirsiniz.
Bu asırda bankasız hayat sürdürmek neredeyse mümkün olmuyor. Bu nedenle bir hesap açtırın elbette ama oradaki paranıza kâr getirecek bir işlem yapmayın orada. Muhakkak olursa da o kârı oradan alıp bir fakire verin.
adalet konusundaki diğer fetvalar
Adalet bugün siyasi bir kavram olarak kullanılıyor olabilir. İnsanların adaletten beklentisi ekonomik ve sosyal menfaatleri olabilir. Biz iman edenler olarak adaleti daha farklı görürüz. Adalet göklerin ve yerin iki temel taşından biridir. En’am suresinin 115. âyeti Allah’ın bütün hükümlerinin iki temel üzerine oturduğunu haber vermektedir: “Rabbinin sözü hem doğruluk hem de adalet bakımından tamamlanmıştır.” Nahl suresinin 90. âyeti de adaleti emretmektedir. Hadid suresinin 25. âyeti peygamberlerin gönderiliş nedeninin adalet olduğunu bildiriyor. Bizim için adalet iki insan arasında dengeli olmanın çok ötesinde bir anlayışı yansıtıyor: Allah’ın rızasını kazanmamızın temel esaslarından biridir adalet. Biz, adaleti seçim kazanmak için gerçekleştiren siyasetçinin düzeyinde değiliz. Cenneti kazanma vesilesi gördüğümüz adalet kâfirlerin adaleti ile benzeşemez. Zamana ve mekâna göre değişmeyen, kişilere göre farklılık göstermeyen, zayıfa ve güçlüye aynı oranda uygulanan, savaş ve barışta, darda ve bollukta, ticaretten aileye kadar her alanda bizden istenen değerin adı adalettir. Kâfir bunu gerçekleştiremez. Ahirete inanmayan adalet sağlayamaz. O dengeleri korur, geleceğini garanti eder sadece. Müslüman kâfirin ona sağlayacağı adalete muhtaç olabilir ve ondan tatmin olabilir ama bu genelleme yapılabilir bir gerçek değildir.
1- Niyet işin aslıdır; neye niyet ederseniz onun ekseninde dönersiniz? Allah’ın rızasını samimi bir şekilde niyet ederseniz ekseniniz o olur, akıbetiniz de onun rızası olur. 2- Merhamet ve adaleti esas alın. 3- Yardımlaşmanız “iyilikte ve takvada” olmalıdır. Bu ilkeye ters düşen yerde bulunmayın. 4- İstişareye sadakat ilkeniz olsun. 5- Mü'min başkasını kendine tercih eden insandır prensibi her zaman gözünüzün önünde olsun. 6- İnsan, dini ve etniği ne olursa olsun insan olarak saygındır. Bunu unutmayın. 7- Fırsatları kullanma ve dağıtmada adaletten kopmayın. 8- Yaptığınız işin en iyisini yapmaya çalışın. Gözünüz “en iyi” de olsun. 9- Hangi işi yaparsanız yapın, o işi yaparken dininizin neresinde olduğunuzu sorgulayın. 10 -Kendi kendinizi denetlemeyi yeterli görmeyin. Dışınızdan birileri zaman zaman sizi denetlesin. Uyarılara da kulak verin.
Meseleye şöyle bakarız: a. Baba ve annelerin çocuklarına bağışlarında, hediyelerinde adil olmalıdırlar. Özellikle de gayrimenkul hibelerinde bu daha da dikkatle korunmalıdır. Aksi takdirde bilmeden de olsa çocukları arasında kin ve nefretin tohumlarını atmış olabilirler. b. Baba veya anne böyle bir haksızlığa neden olup herkese adil davranmadan ölecek olursa, fazladan pay alanın elindeki maldaki fazlalığı diğer mirasçılarla paylaşmalıdır. Böylece kendisi ve kardeşleri için daha iyi ve faziletli olanı yapmış olur. c. Çocuklardan birinin babanın evinin üstüne bir daire yapması babanın çocuğuna hibesi sayılır. Ölmeden önce ilave daire ile alakalı hibe etme ve kabul etme işlemi tamamlandı ise tutum açısından uygun bulunmuyor olsa da hukuk olarak daire çocuğundur. Bu hibe mirasa dâhil olmaz. Bu hibe sadece o daire ile sınırlı olur. Yaptığı dairenin üstü mirasta ortaktır. Yani diğer mirasçılardan biri onun üstüne bir daire daha yapabilir. d. Böyle bir hibe yapacak baba veya annelerin yaptıklarını resmi dairelerde kayıt altına aldırmalıdırlar ki kendilerinden sonra tartışma kapısı açık bırakılmış olmasın.
Meleklerin varlığına iman ediyoruz. Bir kısım meleğin bizimle ilgili görevler icra ettiğini de biliyor, öyle iman ediyoruz. Hangi meleğin, ne zaman ve nasıl bir görev icra ettiğini ise ayrıntıları ile bilmiyoruz. Böyle gayba ait bir konuyu da ayrıntıları ile bilmemiz mümkün değildir. Bu konularla meşguliyetiniz size bir fayda getirmez. Daha faydalı bilgiler toplamaya çalışın. Allah yardımcımız olsun.
Allah yardımcınız olsun. Mesleğiniz bıçak sırtı denebilecek bir zeminde duruyor. Kanaatim odur ki: Sizin mesleğinizde yüzde yüz adalet neredeyse mümkün değildir. Bu nedenle iki ölçüyü ve bir temel prensibi kaçırmayacaksınız. Bilerek yanlış yapmayın. Siz bir memur olduğunuza göre amirinizin emrine uyun. Bu iki ölçü sizin için biiznillah kurtuluştur. Temel prensibiniz de şu olacak: Allah’ın açık emirlerinden bir emri, yasaklarından bir yasağı çiğnemeyeceksiniz. Mesela masum olduğunu bildiğiniz bir insanı öldürmek, malına haksız yere el koymak gibi bir işi yapmayın. Bunların haricinde yaptığınız iş neticede bir memurluktur ve memurluğun hangi türü olursa olsun bir riskler yumağıdır. Allah Teâlâ sizi muhafaza buyursun.
Baba, çocuklarından birine borç verdiğinde o borcu silebilmesi için diğer çocuklarının rızası gerekir. Çünkü bu bir hibedir, hibede adalet gerekir. Babanın dardaki çocuğuna yardımcı olması ise bir nafakadır. Nafaka ihtiyaca göre verilir. Mesela evlenen çocuğuna yardım etmesi babalığı gereğidir. Okula giden çocuğuna çanta alması gibi kabul ederiz. Ev almadaki borç ise sadece borçtur, geri alınacaktır, alınmazsa herkese aynısı verilmelidir.