İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Hocam ben bir polis memuruyum. Trafik denetleme şubede çalışıyorum. İşim gereği vatandaşa denetimlerde tespit ettiğimiz eksikliklerden veya ihlallerden dolayı trafik idari para cezası yazıyorum. Ne kadar dikkat etsem de tespit ettiğim bir ihlalde veya eksiklikte her zaman ceza yazmam mümkün olmuyor. Her gün yasak parkta yüzlerce araç ve kural ihlali yapanları görüyorum. Vatandaşın maddi durumu ortada, merhamet gösteriyorum. Bazen de araçta hasta oluyor izin veriyorum. Böyle olunca da hem ceza yazdığımda hem de merhamet gösterdiğimde acaba yanlış mı yapıyorum diye düşünüyorum. Adalet herkese eşit olmalı ama özellikle maddi durumu iyi olmayanlara karşı merhametli davranmak durumunda hissediyorum. Aralarında mutlaka yalan söyleyenler de vardır. Ceza yazmadığımda devlet zarara uğradı tüyü bitmemiş yetimin hakkı gitti diyorum. Yazdığım insanlara haksızlık diyorum. Herkese yazmaya kalksam bu sefer kendimi merhametsiz, vicdansız ve robot gibi biri olarak göreceğim. Bu sefer de Rabbimden nasıl merhamet bekleyeceğim. Sizce benim durumumun fetvası nedir?

Cevap

Allah yardımcınız olsun. Mesleğiniz bıçak sırtı denebilecek bir zeminde duruyor. Kanaatim odur ki: Sizin mesleğinizde yüzde yüz adalet neredeyse mümkün değildir. Bu nedenle iki ölçüyü ve bir temel prensibi kaçırmayacaksınız. Bilerek yanlış yapmayın. Siz bir memur olduğunuza göre amirinizin emrine uyun. Bu iki ölçü sizin için biiznillah kurtuluştur. Temel prensibiniz de şu olacak: Allah’ın açık emirlerinden bir emri, yasaklarından bir yasağı çiğnemeyeceksiniz. Mesela masum olduğunu bildiğiniz bir insanı öldürmek, malına haksız yere el koymak gibi bir işi yapmayın. Bunların haricinde yaptığınız iş neticede bir memurluktur ve memurluğun hangi türü olursa olsun bir riskler yumağıdır. Allah Teâlâ sizi muhafaza buyursun.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bir üstünüzün sizi haksızlığa ya da yasal olmayan şeye sevk etmesi sizin için mazeret olamaz, işinizden olmak ya da sürülmek özürlü sayılmanızı sağlamaz. Haktan yana olacaksınız. Bedel ödemek gerekirse bedel de ödeyeceksiniz ki şahsiyetinizin maaşınızdan değerli olduğuna siz de inanmış olasınız.

Ben 15 yıllık trafik polisiyim. İşimi hakkıyla yapmaya çalışıyorum ama son yılla
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. İş ile merhametin kesiştiği yerde durmalısınız. İşe dair kuralları merhamet alanının dışına taşıyın. Merhametiniz işinizi ezerse, şeytan merhamet adı ile iki tarafa da işkence zemini oluşturur. İşe dair kullarınız şeffaf ve kesin kurallar olsun. O kurallarda merhamete gerek yoktur. Bunun dışında ise anne olun, arkadaş olun; rahat edeceksiniz, rahat ettireceksiniz. Size dualar ederiz.

Selamünaleyküm sayın hocam. Ben 25 yaşında Kendi işyerini yöneten bir bilgisayar
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

a- Meri yasalara uygun ve insana zulüm olmayan, Allah’ın Şeriat’ına muhalif olmayan her emre uymaya mecbursunuz. b- Sizin açınızdan net bir iyilik olmayan ama aykırılığını da belgeleyemediğiniz emirlere de uymak durumundasınız. c- Açık bir haram veya açık bir zulüm olan işlerde ise İKAZ ETMEK durumundasınız. İkazınız fayda vermiyorsa haram ve zulme maşa olmayacaksınız. Yasal haklarınızı ve benzeri fırsatları değerlendireceksiniz. Buna rağmen emir veriliyorsa itaat etmeyeceksiniz. İşinizden atılmanız aç kalmanız demek olmaz. Rızık Allah’ın elindedir.

Ben kamu görevlisi olarak çalışıyorum. As üst ilişkisi içerisinde amirlerimizin
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Zulme ve harama kaymadığınız sürece değerli bir mesleğiniz vardır. Allah yardımcınız olsun. - Sizin bu durumunuzu ve mesleğinizin gereklerini bilen bir adayla evlenmelisiniz. - Evleneceğiniz hanımın sizden doğacak boşlukları doldurma kabiliyeti olmalıdır. - Kendinizi yalnız hissetmeyeceğiniz bir mü'min kardeş çevresi muhakkak bulmalısınız. Bunun da kıymetini bilmelisiniz. - Asla umutsuz olmayın, imkânsız değildir aradığınız. Şeytan sizi ürkütmesin. Sabredin ama ihmal etmeyin. Dikkatli olun ama ürkmeyin. Umutla ve ciddi bir arayışla yola devam edin. Allah yardımcınız olsun.

İstanbul’da polis memuruyum ve meslekten dolayı yoğun bir çalışma tempomuz var.
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Yazını okudum. Allah Teâlâ içine ferahlık indirsin, afiyetini daim kılsın. Sayılı günler çabuk geçer merak etme. Biiznillah huzurlu olacağın yere de geçersin ama dertler bitmez, göğsünü geniş tut, sabrını artır ve sürekli kazan. Şeytana karşı da kazanmaya bak. Geldiğinde daha rahat görüşeceğimizi umarım. Allah’a emanet olasın.

Hocam ben Hakkâri’de görev yapan polis özel harekâtta olan bir kardeşinizim. İnş
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Böyle bir durumda hakkınızı aramanız makuldür. Hakkınızı arayın, devletin ona vereceği ceza olarak size verilecek tazminattan yaptığınız masrafları düşün. Bedensel bir zararınız yani organlarda bir eksiklik oluşmadı ise sizde manevi tazminat olarak alacağınız parayı kullanmasanız daha iyi edersiniz. Bir hayır kurumuna verin. Bedeninizde bir eksiklik oluştu ise mesela parmağınız koptu ise zaten maddi tazminat hakkınızdır. Fıkıh kitaplarımızda manevi zararlar için maddi tazminat alma şeklinde bir tazminat yoktur. Muasır ulemanın bir bölümü böyle bir tazminatı kabul ediyorsa da alınmaması yönündeki görüş daha takvaya yakındır. Öte yandan trafik canavarlığı yapan birini terbiye etmenin de başka bir yolu bulunamadığı için böyle bir cezalandırmanın yapılması gerekmektedir. Bunun için 'alın, masrafları düşün, gerisini bir fakire veya hayra verin' görüşünü size tavsiye ettik. Geçmiş olsun, Allah Teâlâ beterinden muhafaza buyursun.

Bir trafik kazası geçirdik. Karşı taraf yüzde doksan dokuz suçlu idi. Biz de şik

adalet konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Baba, çocuklarından birine borç verdiğinde o borcu silebilmesi için diğer çocuklarının rızası gerekir. Çünkü bu bir hibedir, hibede adalet gerekir. Babanın dardaki çocuğuna yardımcı olması ise bir nafakadır. Nafaka ihtiyaca göre verilir. Mesela evlenen çocuğuna yardım etmesi babalığı gereğidir. Okula giden çocuğuna çanta alması gibi kabul ederiz. Ev almadaki borç ise sadece borçtur, geri alınacaktır, alınmazsa herkese aynısı verilmelidir.

Hocam ev alabilmek için babamdan borç aldım. Bir zaman sonra babam bu borcu silm
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Dinimize göre hediyeleşmek mendub bir iştir yani hoş görülmüş ve teşvik edilmiştir. Hediyeleşmenin ana gayesi de insanlar arasındaki muhabbet ve sosyal ilişkilerin güçlenmesi olmalıdır. Hediyeleşmeye mahsus hükümler de vardır. Hediyeleşmek bir veren bir de alanın bulunması ile mümkündür. Kendisine hediye verilen verileni almadıkça hediye gerçekleşmez. Çağdaş teslim yöntemleri ile de hediyeleşme gerçekleşebilir. İnsan kendisine ait olanı hediye edebilir. Başkasının malından veya kamu malından hediye verilemez. Hediyenin de dinen mal kabul edilebilir bir şey olması gerekir. Borçlu alacaklıya hediye veremez, aksi olabilir yani alacaklı borçluya hediye verebilir. Baba ve annenin çocuklarına vereceği hediyelerde adaleti gözetmesi gerekir. Müslüman kâfire kâfir Müslüman’a dinen sakıncalı olmayan bir nesne olmak kaydı ile hediye verebilir. Kâfirlerin dini bayram ve günlerinde onlara hediye vermek veya o güne mahsus hediyelerini kabul etmek caiz değildir. Ancak onlardan gelecek bir hediye de din ve itikatlarına teşvik nitelikle bir durum oluşmuyorsa hediyeleri alınabilir. Nişanlılar arasındaki hediyeler ayrılma durumunda geri istenebilir. Tüketilen bir şey ise o istenmez. Eşlerin birbirlerine verdikleri hediyelerde daha sonra geri almak yoktur. Belli bir imza yetkisi taşıyan memur ve yöneticilerin makamlarında bulundukları sürece hediye alması genel olarak sakıncalı görülmüştür.

Hocam hediyeleşmenin dinimize göre durumu nedir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Meseleye şöyle bakarız: a. Baba ve annelerin çocuklarına bağışlarında, hediyelerinde adil olmalıdırlar. Özellikle de gayrimenkul hibelerinde bu daha da dikkatle korunmalıdır. Aksi takdirde bilmeden de olsa çocukları arasında kin ve nefretin tohumlarını atmış olabilirler. b. Baba veya anne böyle bir haksızlığa neden olup herkese adil davranmadan ölecek olursa, fazladan pay alanın elindeki maldaki fazlalığı diğer mirasçılarla paylaşmalıdır. Böylece kendisi ve kardeşleri için daha iyi ve faziletli olanı yapmış olur. c. Çocuklardan birinin babanın evinin üstüne bir daire yapması babanın çocuğuna hibesi sayılır. Ölmeden önce ilave daire ile alakalı hibe etme ve kabul etme işlemi tamamlandı ise tutum açısından uygun bulunmuyor olsa da hukuk olarak daire çocuğundur. Bu hibe mirasa dâhil olmaz. Bu hibe sadece o daire ile sınırlı olur. Yaptığı dairenin üstü mirasta ortaktır. Yani diğer mirasçılardan biri onun üstüne bir daire daha yapabilir. d. Böyle bir hibe yapacak baba veya annelerin yaptıklarını resmi dairelerde kayıt altına aldırmalıdırlar ki kendilerinden sonra tartışma kapısı açık bırakılmış olmasın.

Hocam, babamın evinin üstüne onun izni ile ilave bir kat yaptırdım. Oraya da yer
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Size arkadaşlarınızı terk edin veya etmeyin dememize gerek yok, siz ateşin eteklerinizi nasıl kavradığını görmüşsünüz. Allah Teâlâ sizi de bizi de cennetlik kullarından etsin. Samimi ifadelerinize binaen size cennet ve kadın ifadelerinin nasıl kesiştiğini maddeler halinde özetlemeye çalışayım: Mü'min şuna iman eden insandır: Allah’ın adaleti tamdır. Allah kullarına asla zulmetmez, hiç zulmetmez. Allah HAKÎMDİR/her şeyi yerli yerinde yapar. Allah RAHÎMDİR/kullarına onların hak ettiğinden fazlası ile rahmet eder. Allah Teâlâ cenneti mü'min olan erkek ve kadın kullarına vaat etti. Cennet erkek ve kadın için ortak vaat ise cennetteki bütün nimetler de erkek ve kadına ortak vaattir. Âl-i İmran, 195; Nisa, 124; Nahl, 97; Ğafir,40; Tevbe72; Ahzab, 35; Feth, 5; Hadid, 12 âyetleri incelendiğinde bu büyük hakikat çok rahat anlaşılacaktır. Cennette en büyük nimet, nimetlerin sultanı Allah Teâlâ’yı görmektir. Bunda da mü'min cennetlik kadınlar erkeklerle aynıdırlar. Asıl olan cennete girebilmektir. Mü'min, cennet gibi bir nimete erdikten sonra oradaki bir meyve ağacına, kime ne fazla verildiğine takılıp kalabilir mi? Ebedi cennet hayatının yanında nedir konuşulmaya değer olabilecek? Şeytanın insanı imandan çıkarma hamlesinin bu kadar açık başka bir örneği olabilir mi? Mesela erkeklere huriler vaat edildi; huri vaadi olmasa idi erkekler ibadet etmeyecek, şehit olmak için gayret etmeyecek miydi? Cennete girmek, Allah’tan razı olmak için yeterlidir. Allah razı olmuş cennete koymuştur, kul da cennete girince razı olmuştur. Bunun ötesinde hangi söz konuşmaya değer bir söz olabilir? Üzüntünün olmadığı diyar olan cennette kime ne verildiği mi dert olacak mü'min kadına? Eyvahlar olsun ki, mü'min kadınlar cennette bulaşık yıkayacaklarını, çamaşırları onların kurutacağını, misafirleri gelince yorulacaklarını, erkeklerin onları ezebileceğini zannediyorlar! Eyvahlar olsun, mü'min kadınlar cenneti yazlık yeri zannediyorlar, eyvahlar olsun! Şu da bilinmelidir ki: Allah Teâlâ erkeklere neler vereceğini yazdı kitabında ama cennetlik mü'min kadınlara erkeklere vaat ettiğinin muadilini yazmadı. Neden? Çünkü mü'min kadınlar hayâ sahibidirler, onların adına benzer şeylerin zikredilmesi onları hayâları nedeniyle incitebilir. Onların ödüllerini o muhteşem güne sakladı Allah. Şimdi ise Müslüman kadınlar ne konuşuyor, eyvah hâlimize demeyelim mi bacım?

Hocam bir arkadaş ortamında şöyle bir tartışma yaşandı ve ben imanım açısından n
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Anne de baba gibi verirken adil olmak zorundadır. Gelinlerini beğenmesine göre bir tercih yaparsa zulmetmiş olur. Zulmü de haramdır.

Hocam baba evladına daire ve benzeri şeyler verirken adil olması gerekir diye bi
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Adalet bugün siyasi bir kavram olarak kullanılıyor olabilir. İnsanların adaletten beklentisi ekonomik ve sosyal menfaatleri olabilir. Biz iman edenler olarak adaleti daha farklı görürüz. Adalet göklerin ve yerin iki temel taşından biridir. En’am suresinin 115. âyeti Allah’ın bütün hükümlerinin iki temel üzerine oturduğunu haber vermektedir: “Rabbinin sözü hem doğruluk hem de adalet bakımından tamamlanmıştır.” Nahl suresinin 90. âyeti de adaleti emretmektedir. Hadid suresinin 25. âyeti peygamberlerin gönderiliş nedeninin adalet olduğunu bildiriyor. Bizim için adalet iki insan arasında dengeli olmanın çok ötesinde bir anlayışı yansıtıyor: Allah’ın rızasını kazanmamızın temel esaslarından biridir adalet. Biz, adaleti seçim kazanmak için gerçekleştiren siyasetçinin düzeyinde değiliz. Cenneti kazanma vesilesi gördüğümüz adalet kâfirlerin adaleti ile benzeşemez. Zamana ve mekâna göre değişmeyen, kişilere göre farklılık göstermeyen, zayıfa ve güçlüye aynı oranda uygulanan, savaş ve barışta, darda ve bollukta, ticaretten aileye kadar her alanda bizden istenen değerin adı adalettir. Kâfir bunu gerçekleştiremez. Ahirete inanmayan adalet sağlayamaz. O dengeleri korur, geleceğini garanti eder sadece. Müslüman kâfirin ona sağlayacağı adalete muhtaç olabilir ve ondan tatmin olabilir ama bu genelleme yapılabilir bir gerçek değildir.

Hocam, şöyle bir merakım var: Biz adaletin gerçekleşmesini kâfirden de umabilir

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.