Fetva Meclisi
Soru
Ben 15 yıllık trafik polisiyim. İşimi hakkıyla yapmaya çalışıyorum ama son yıllarda yaşadıklarım beni ve arkadaşlarımı bezdirdi. Devlet bize araç, üniforma, benzin, silah, maaş ve kanun vermiş; bize, yola çık, araçları denetle ve gereğini yap demiş, bu kısımda bir problem yok. Ancak yola çıkınca yolda karşılaştığımız birçok vatandaş öyle veya böyle bizden daha yetkili oluyor; birinin yakını veya bir siyasetçinin akrabası… Görevini yapmak istediğinde validen emniyet müdürüne kadar çeşitli zulme, sürgüne ve eziyete mahrum kalıyoruz. Bir üst kademe, koltuğunu düşünüp memuru harcıyor. Sıkıntını kimseye iletemiyorsun. Eşin, çoluk çocuğunun ve kendin mağdur oluyorsun. Üzerinde bir etkin söz konusu olmayan bir sürü adam varken gariban vatandaşa da kanunları uygulamayı bizim vicdanımız almıyor. Birim değiştirmek istediğimizde de olmuyor. Böyle bir sürü sıkıntımız var. Böyle durumlarda gözümüzü yummak zorunda kalıyoruz. Bu sefer de maaşımızı hak etmiyoruz. Bu durumda nasıl hareket etmeliyiz?
Cevap
Benzer fetvalar
Allah yardımcınız olsun. Mesleğiniz bıçak sırtı denebilecek bir zeminde duruyor. Kanaatim odur ki: Sizin mesleğinizde yüzde yüz adalet neredeyse mümkün değildir. Bu nedenle iki ölçüyü ve bir temel prensibi kaçırmayacaksınız. Bilerek yanlış yapmayın. Siz bir memur olduğunuza göre amirinizin emrine uyun. Bu iki ölçü sizin için biiznillah kurtuluştur. Temel prensibiniz de şu olacak: Allah’ın açık emirlerinden bir emri, yasaklarından bir yasağı çiğnemeyeceksiniz. Mesela masum olduğunu bildiğiniz bir insanı öldürmek, malına haksız yere el koymak gibi bir işi yapmayın. Bunların haricinde yaptığınız iş neticede bir memurluktur ve memurluğun hangi türü olursa olsun bir riskler yumağıdır. Allah Teâlâ sizi muhafaza buyursun.
Namaz dinin direğidir. Dinimizin direği ne ise o bizim hayat dinamiğimizdir. Namazı hava gibi su gibi görmeliyiz. İş yeri şartlarımız, ev ve çevre seçimimiz, evliliğimiz ve benzeri temel hayat ihtiyaçlarımız namaz eksenli bir seçime göre olmalıdır. Her şeye rağmen iş yeri şartlarında namazı eda etme zorluğu ile karşılaşırsak, namazın sünnetlerini kısabiliriz. Sadece farzları kılarak geçici de olsa bir tedbir üretebiliriz. Mesela öğlen namazı veya ikindi namazı farz olarak kılındığında beş dakikadır. Beş dakikalık bir fırsatı muhakkak yakalarız. Abdestimizi önceden ayarlamamız halinde namaz bir sorun olmayacaktır. Buna rağmen namaz kılınamıyorsa, tenzili rütbe bile olsa farklı bir yere intikal ederek ve hatta rızkımızı başka bir yerden temin etmeye varıncaya kadar alternatiflere başvurmalıyız. Bunun adı namaz; herhangi bir şekilde tavizi asla yoktur. Ancak en ağır memuriyet şartlarında bile namazın sorun olmayacağını düşünüyorum. Siz, kapasitenizi ve samimiyetinizi amirlerinize başka zamanlarda ispatlamanız halinde size beş dakikayı çok görmeyeceklerdir. Şunu da zikretmek gerekiyor: Namazın ve İslam'ın önü açıktır. Merak etmeyin, namazın değil onu terk etmenin sakıncalı olduğu günlerimiz yakındır biiznillah. Allah'a emanet olunuz.
Böyle bir durumda hakkınızı aramanız makuldür. Hakkınızı arayın, devletin ona vereceği ceza olarak size verilecek tazminattan yaptığınız masrafları düşün. Bedensel bir zararınız yani organlarda bir eksiklik oluşmadı ise sizde manevi tazminat olarak alacağınız parayı kullanmasanız daha iyi edersiniz. Bir hayır kurumuna verin. Bedeninizde bir eksiklik oluştu ise mesela parmağınız koptu ise zaten maddi tazminat hakkınızdır. Fıkıh kitaplarımızda manevi zararlar için maddi tazminat alma şeklinde bir tazminat yoktur. Muasır ulemanın bir bölümü böyle bir tazminatı kabul ediyorsa da alınmaması yönündeki görüş daha takvaya yakındır. Öte yandan trafik canavarlığı yapan birini terbiye etmenin de başka bir yolu bulunamadığı için böyle bir cezalandırmanın yapılması gerekmektedir. Bunun için 'alın, masrafları düşün, gerisini bir fakire veya hayra verin' görüşünü size tavsiye ettik. Geçmiş olsun, Allah Teâlâ beterinden muhafaza buyursun.
a- Meri yasalara uygun ve insana zulüm olmayan, Allah’ın Şeriat’ına muhalif olmayan her emre uymaya mecbursunuz. b- Sizin açınızdan net bir iyilik olmayan ama aykırılığını da belgeleyemediğiniz emirlere de uymak durumundasınız. c- Açık bir haram veya açık bir zulüm olan işlerde ise İKAZ ETMEK durumundasınız. İkazınız fayda vermiyorsa haram ve zulme maşa olmayacaksınız. Yasal haklarınızı ve benzeri fırsatları değerlendireceksiniz. Buna rağmen emir veriliyorsa itaat etmeyeceksiniz. İşinizden atılmanız aç kalmanız demek olmaz. Rızık Allah’ın elindedir.
Kesinlikle hakkınızı yasal yollarla aramalısınız. Söz konusu kişi akraba bile olsa hakkımızı yemesine ve bizi aldatılan duruma düşürmesine izin veremeyiz. Bir sonuç elde edemeyecek olsanız bile önünüzdeki hak arama yollarını meşru bir şekilde kullanmalısınız. Ayrıcı bu olayı da yarınlarınız için iyi bir ders olarak görün.
Selamünaleyküm. Dışa karşı babanızın onurunu koruyun. İçeride ona asi olmayın. Kendinizi de ezdirmeyin. Maaşınızın bir bölümünü ona vermeyecek bir yol bulabilirsiniz. Onun hataları onun hesabını vereceği şeyler olsun, siz temiz kalın.