Fetva Meclisi
Soru
Hocam kardeşlerimizden biri babamı üzdü. O kadar ki evi terk etti. Nerede kaldığını da bilmiyoruz. Annem rahatsızlandı, arayıp ilgilenmedi. Bunun üzerine babam ondan intikam almak için bize birer daire verdi. Ona daire vermedi. Kardeşimiz bunu duyunca haktan, dinden ve adaletten söz etmeye başladı. Bize de siz de zalimsiniz dedi. Şimdi biz de tereddüt ediyoruz, bu daire bize helal midir?
Cevap
Benzer fetvalar
Anne de baba gibi verirken adil olmak zorundadır. Gelinlerini beğenmesine göre bir tercih yaparsa zulmetmiş olur. Zulmü de haramdır.
Babanın çocuklarının nafakasını/geçimini temin etmesi başka şey çocuklarına hibe yapması başka şeydir. Evlenen çocuğuna ev ihtiyacına yardım etsin diye oturacağı daire tahsis etmesi hibe değildir. O ölünce daire öyle veya böyle mirasa dâhil olacaktır. Baba çocuklarının ihtiyacına göre onlara destekte bulunursa bu geçinmelerine yardım etmektir. Hiçbir şekilde bu yardımında eşin olması gerekmez. Kimin neye ihtiyacı varsa onu verir vermelidir de. Malını çocuklarına hibe yoluyla dağıtacaksa o zaman aralarında adil bir taksimat yapar. Kardeşleriniz babanıza karşı yanlış yapmış sayılırlar, fırsat geçmeden babanızın gönlünü almalıdırlar. Tabii ki durum tam sizin anlattığınız gibi ise.
Meseleye şöyle bakarız: a. Baba ve annelerin çocuklarına bağışlarında, hediyelerinde adil olmalıdırlar. Özellikle de gayrimenkul hibelerinde bu daha da dikkatle korunmalıdır. Aksi takdirde bilmeden de olsa çocukları arasında kin ve nefretin tohumlarını atmış olabilirler. b. Baba veya anne böyle bir haksızlığa neden olup herkese adil davranmadan ölecek olursa, fazladan pay alanın elindeki maldaki fazlalığı diğer mirasçılarla paylaşmalıdır. Böylece kendisi ve kardeşleri için daha iyi ve faziletli olanı yapmış olur. c. Çocuklardan birinin babanın evinin üstüne bir daire yapması babanın çocuğuna hibesi sayılır. Ölmeden önce ilave daire ile alakalı hibe etme ve kabul etme işlemi tamamlandı ise tutum açısından uygun bulunmuyor olsa da hukuk olarak daire çocuğundur. Bu hibe mirasa dâhil olmaz. Bu hibe sadece o daire ile sınırlı olur. Yaptığı dairenin üstü mirasta ortaktır. Yani diğer mirasçılardan biri onun üstüne bir daire daha yapabilir. d. Böyle bir hibe yapacak baba veya annelerin yaptıklarını resmi dairelerde kayıt altına aldırmalıdırlar ki kendilerinden sonra tartışma kapısı açık bırakılmış olmasın.
Bir insanın ölmeden önce malını çocukları arasında pay etmesi iki şekilde olabilir. Birincisi, 'ben öldükten sonra şöyle şöyle paylaşırsınız' der. Bu caiz değildir. İnsanın malına zaten varis olacak birilerine malını paylaştırması yani mirasını sağlığında uygulaması caiz değildir. Eğer dedeniz bunu yaptı ise yaptığı yanlıştı. Annenizi mahrum etmesi de hata idi. Annenizin hakkını alması caiz olabilir. İkincisi ise kendi sağlığında herkese bir payı hibe olarak teslim edip malını bölüştürmesi şeklidir. Bu durumda da evladı arasında adaletli davranması gerekirdi. Ortada bir yok sayma varsa, bu bir zulümdür. Annenizin bu durumda manen haklı olması mümkündür ama bir mahkeme ile hakkını talep etmesini tavsiye edemeyiz. Zira baba sağlığı yerinde iken böyle bir iş yapmıştır. Eğer babası bu uygulamayı yaptığında aklı yerinde değildi ise veya ölümcül denebilecek bir hastalık içinde idiyse anneniz buna da itiraz edebilir, aldığı da Şeriat'ın ona verdiği kadarı ile helal olur. Öyle veya böyle dünya malı için Allah'ın en önemli emirlerinden biri olan sılayırahimi eskitmemek gerekir.
Diğer kardeşler razı ise babanın veya annenin çocuklarından birine makul bir gerekçe ile farklı bir muamele yapmasında sakınca olmaz.
Babanızın o öldükten sonra uygulanmak üzere yaptığı vasiyette erkek çocuklarına belirlediği miktarın hiçbir bağlayıcılığı yoktur. O vasiyeti kabul etmeyerek de günaha girmezsiniz. Bilakis erkek kardeşleriniz haram mal almış olurlar. Kur'an'ımızın size tanıdığı hakkı vasiyete rağmen alın. Vermezlerse hakkınızı helal etmek zorunda değilsiniz.
adil konusundaki diğer fetvalar
Baba veya anne çocuklarına normal günlük harcamalarında da özel ikramlarında da adil olmak zorundadır. Buradaki adil olmak herkese aynı rakamı vermek olmayabilir. Engelli bir çocuk veya ailesini geçindirmekte zorlanan bir çocuk için farklı destek olabilir. Buradaki farklılık bir hileyi yansıtıyorsa o sakıncalı olur. Bunun haricinde özel durumların özel fark gerektirdiğini inkâr edemeyiz.
Kadın veya erkek bir insanın elindeki malı ölmeden önce çocuklarına hibe etmesinde bir sakınca olmaz. Böyle bir hibeyi yaparken şu noktalara dikkat edilmesi gerekir: Hibeyi yapanın akli sağlığı yerinde olmalıdır ve ölüm yatağında denebilecek bir hastalık içinde olmamalıdır. Çocukları arasında adil olmalıdır yani herkese eşit vermelidir. Hibe ettikleri kendilerine yapılan hibeyi kabul edip teslim almalıdırlar.
Baba ve annenin çocukları arasında adil olması mü'min ahlakı ile yaşamanın gereklerindendir. Adil olmayan ise vebale girmiş olur. İhtiyacı olan çocuğa borç vermek adaletin aranabileceği alanlardan biridir. Ancak borç verme ile çocuklardan birini diğerlerinin aleyhine olacak şekilde kayırma gibi bir durum olursa adaletsizlikten söz edebiliriz. Diğerlerinin ihtiyacı yok iken borç vermede adalet aramaya gerek yoktur.
Bu husustaki adil olma İHTİYACI KARŞILAMA şeklinde olmalıdır. Mesela üniversitedeki çocuğa harçlık vermek ile ilköğretimdekine harçlık vermek aynı olmaz. Rakamlara değil ihtiyaca bakarak adil oluruz. Bir başka örnek de kız ve erkek çocuklarının ihtiyaçları üzerinden farklılığa dikkat etmek olacaktır. Bu örnekleri çoğaltabiliriz; hepsinde sonuç ihtiyacın karşılanması olacaktır.