Fetva Meclisi
Soru
Çocuklara harçlık verirken adil olma ölçüsü nasıl uygulanabilir?
Cevap
Benzer fetvalar
Baba veya anne çocuklarına normal günlük harcamalarında da özel ikramlarında da adil olmak zorundadır. Buradaki adil olmak herkese aynı rakamı vermek olmayabilir. Engelli bir çocuk veya ailesini geçindirmekte zorlanan bir çocuk için farklı destek olabilir. Buradaki farklılık bir hileyi yansıtıyorsa o sakıncalı olur. Bunun haricinde özel durumların özel fark gerektirdiğini inkâr edemeyiz.
Çocuğun ihtiyacını gidermek baba veya annesinin vazifesidir. Harçlık bir ihtiyacını gidermesi için ise vermek farz olur. Neşelensin, mutlu olsun diye verilirse müstehap olur. Yanlışa harcayacağını bilerek ya da israf olacak şekilde vermek ise mekruh olur hatta haram bile olabilir.
Baba ve annenin çocukları arasında adil olması mü'min ahlakı ile yaşamanın gereklerindendir. Adil olmayan ise vebale girmiş olur. İhtiyacı olan çocuğa borç vermek adaletin aranabileceği alanlardan biridir. Ancak borç verme ile çocuklardan birini diğerlerinin aleyhine olacak şekilde kayırma gibi bir durum olursa adaletsizlikten söz edebiliriz. Diğerlerinin ihtiyacı yok iken borç vermede adalet aramaya gerek yoktur.
Selamünaleyküm. Mevcut şartlarımızı dikkate alarak bu cevabı veriyorum: 1-) Kız veya erkek çocuklarımızın, ilk öğretimden yoksun bırakılmasının doğru olmayacağını düşünüyorum. Onun yerine koyabileceğimiz, tecrübelerle ispatlanmış alternatif eğitimimiz yoktur. Konuyu sadece 'okul okuma, bilgi edinme' olarak ele alamayız. Bir de çocuğun sosyalleşme boyutu vardır. Bu boyut, evlerde doldurulabilir çapta küçük değildir. 2-) Çocuklarımızın -devlet veya özel- okullarda okumasının bizim açımızdan sorun oluşturması, kızlarımızın karma bir ortamda, kıyafet açısından mahzurlu olacak şekilde bulunmaları ile sınırlandırılması hatalıdır. Akidemiz bakımından dikkat etmemiz gereken yönler de vardır. Okullar, sağlık açısından nasıl grip bulaştırmada ilk dikkat edilen yerler oluyorsa; ahlâk erozyonu bakamından da ilk dikkat edilecek yer olmak durumundadır. Meselâ devlet okullarında şu veya bu nedenle çocuğun bulunması sakıncalıdır denirken, özel okullarda genellikle zengin ailelerin şımarık çocuklarının bulaştırdığı hastalıkların ne denli risk taşıdığı, dikkatimizden kaçabilmektedir. Kız ve erkek çocukların ayrı okullarda okuması da sorunu çözmüyor. Sadece kızların devam ettiği okulları zemzemle yıkanmış gibi göremeyiz. İHL çok önemli bir alternatif olmakla beraber nihaî çözüm değildir. İHL'yi yeterli bulup rahat eden aileler sonunda zarar ettiklerini görebilmektedirler. 3-) Burada zikredeceğimiz öneriler, kesinlikle çare değildir. Çareye en yakın şeylerden söz edebiliyoruz. Bunu özellikle belirtmek gerekmektedir. 4-) Kız çocuklarımız veya erkek çocuklarımız, zorunlu olan ilk dört yıldan sonra muhakkak İHL' ye gitmelidirler. Şu durumda İHL'ler, diğer okullara göre maddi ve manevi açıdan en uygun durumdadır. Şahsi kanaatim odur ki: Bilhassa kız çocuklarının İHL' ye rağmen başka bir okulda bırakılması vebaldir. Bunu, alkolsüz ilaç varken alkollü ilaçla tedavi olmaya benzetebiliriz. Bu zikrettiğim düşüncem, özel okullar için de geçerlidir. 5-) İkinci dört yılda ise, yani lise bölümünde AÇIK LİSE imkânının Müslümanların önünde büyük bir nimet olarak durduğu kanaatindeyim. Erkek veya kız, çocuklarımız, evlerinden de liseyi bitirebilirler, bir medreseye devam ederek de bitirebilirler. Bu dönemde, başta Cuma namazı olmak üzere pek çok riski göze alarak çocukların dört yıl lise sıralarında tutulması büyük bir israftır. Bazı Kur'an kurslarının, sırf kursun kapanmaması için, çocukları bünyelerinde tutup vakitlerini heder etmelerine de yol açılmadan; iyi bir Kur'an kursu ortamında çocuklarımız hem Kur'an ile buluşma hem de iyi bir lise bitirme imkânına sahiptir. Gençlerin şehvetlerinin kaynadığı bir dönemde lise şartlarında bulunmaları büyük bir risktir. Lise de okunabilir ama bu alternatif özellikle değerlendirilmelidir. Çocukların, liseyi istemelerinin yani açık liseyi benimsememelerinin nedeni, üniversite ve benzeri sebepler değildir. Asıl sebep biraz önce zikrettiğimiz sosyal nedendir. Genç bir çocuk kendisi gibi yüzlerce gençle paylaşılan bir günlük hayatı tercih etmektedirler. Serbest bir ortamda da şeytanın onları nasıl yönlendireceğini tahmin etmek güç değildir. En ideal olan açık lise döneminin zeka yapısına göre hafızlık veya başka bir din eksenli takviye ile yetiştirmektir. 6- Üniversite dönemine gelince: a- Kesinlikle fıtrat öncelikli bir üniversite tercihi yapılmalıdır. Kabiliyeti ne ise ona göre olmalıdır. b- Asla evlilik zamanı gelmiş kız veya erkek bekar bırakılmamalıdır. c- Kızlarımız, tıp ve onun alt branşı niteliğindeki branşların dışında bir alanda kendilerini harcamamalıdırlar. Zeka açısından iyi durumda olan kızlarımız, ailelerinin bulunduğu şehirlerde ve ailesinin yanında olmak kaydıyla tıpla alakalı tahsil görmeleri mümkündür. Bunu zaruret dairesinde görebiliriz. Zaruret dairesinde gördüğümüz bir iş için de o dairenin ruhsatları kullanılabilir. Yalnız bu süreçte aile, yükümlülüğünün kat kat arttığının şuurunda olmalıdır. d- Erkekler de dahil olmak üzere üniversite ortamının tam anlamıyla bir FİTNE ORTAMI olduğunu unutamayız. Ona göre tedbir alacağız, ona göre karar vereceğiz. e- Üniversite esnasında gençler muhakkak bir faaliyet içinde olmalıdırlar. Bu faaliyetin aşırı bir uç olmamasına da dikkat edilmelidir. 7- Diplomayı gerekli görebiliriz. Put olarak gördüğümüzde ise yanlışa saplanmış oluruz. Diplomasız ahlâklıyı, diplomalı ahlâksıza tercih etmeye mecburuz. Ahlâkı, din olarak görmemizin gereği budur.
Yasaların size izin verdiği bir işi, hile ve aldatma olmadan yapmanızda hiçbir sakınca yoktur. Böyle bir kul hakkı oluşmaz.
Selamünaleyküm. Çocuğa zekat vermek caizdir ancak paranın kıymetini bilmeyecek bir çocuğa verilecek zekatı onun adına velisine vermek daha doğrudur.
adil konusundaki diğer fetvalar
Kadın veya erkek bir insanın elindeki malı ölmeden önce çocuklarına hibe etmesinde bir sakınca olmaz. Böyle bir hibeyi yaparken şu noktalara dikkat edilmesi gerekir: Hibeyi yapanın akli sağlığı yerinde olmalıdır ve ölüm yatağında denebilecek bir hastalık içinde olmamalıdır. Çocukları arasında adil olmalıdır yani herkese eşit vermelidir. Hibe ettikleri kendilerine yapılan hibeyi kabul edip teslim almalıdırlar.
Babanın çocuklarının nafakasını/geçimini temin etmesi başka şey çocuklarına hibe yapması başka şeydir. Evlenen çocuğuna ev ihtiyacına yardım etsin diye oturacağı daire tahsis etmesi hibe değildir. O ölünce daire öyle veya böyle mirasa dâhil olacaktır. Baba çocuklarının ihtiyacına göre onlara destekte bulunursa bu geçinmelerine yardım etmektir. Hiçbir şekilde bu yardımında eşin olması gerekmez. Kimin neye ihtiyacı varsa onu verir vermelidir de. Malını çocuklarına hibe yoluyla dağıtacaksa o zaman aralarında adil bir taksimat yapar. Kardeşleriniz babanıza karşı yanlış yapmış sayılırlar, fırsat geçmeden babanızın gönlünü almalıdırlar. Tabii ki durum tam sizin anlattığınız gibi ise.
Baba evladına verirken adil olmak zorundadır. Adil olmazsa vebale girer. Çocuklar babanın farklı verme şeklindeki uygulamasından memnun iseler bir şikâyetleri yoksa bunun dinen de bir sakıncası olmaz. Çocuklardan birinin babaya veya anneye karşı asi olması gibi yaptığı haram bir durumu cezalandırmak için babanın yaptığı bu iş yapılan uygulamayı haram bir iş olmaktan çıkarır, baba yanlış iş yapmış olmaz. Böyle bir haklı cezalandırma olmadan babanın yapacağı farklı uygulamayı evlatları en azından babalarının vefatı üzerine yeniden mirasa göre paylaşmaları tavsiye edilen bir iş olur. Onların ve babalarının ahiret açısından doğru olan odur.