Fetva Meclisi
Soru
Bugün Türkiye'de bir Müslüman, apartman görevlisi olarak çalışabilir mi? Yoksa ancak mecburiyet/açlık durumunda mı bu iş tercih edilmeli? Çalışabilirse nelere dikkat etmesi gerekir?
Cevap
Benzer fetvalar
Müslüman olarak evimizde temizlik veya başka bir ihtiyaç için hizmetli bulundurmamızın bir sakıncası yoktur. Ortada bir israf, gereksizlik, başkalarını taklit gibi bir sakınca yoksa çalıştırılabilir. Şu hususlara da dikkat edilmesini tavsiye ederiz: - İnsanlık ve Müslümanlık inceliklerimizi yıpratan bir çalıştırma olmamalıdır. Hizmetlinin insanlık onuru en ince ayrıntılarına kadar korunmalıdır. Asla hor görülmemeli, fakirliği veya muhtaçlığı ona hissettirilmemelidir. - Ücret olarak ne sözleşilmiş ise o gününde muhakkak verilmelidir. Ücretlendirmede de makul olandan azı teklif bile edilmemelidir. Bilhassa kişinin muhtaçlığı ve çaresizliği sömürülür ise bu kabul edilemez bir durum olur. - Hizmetlinin evde yenen yemekten yemesi sağlanmalı, ikinci sınıf bir yemek yemesi istenmemelidir. - Evdeki mahremiyet ölçülerinden hiçbir şekilde taviz verilmemelidir. - Affedilebilir hatalarını affetmek daha Müslümanca bir davranış olur. - Hizmetliye dua edilmeli dua etmesi beklenmelidir yani duasına önem verilmelidir. - Gönül alma olarak düşünülebilecek hediyeler ve benzeri iyilikler unutulmamalıdır.
Vakıflarda kural, vakfedenin koyduğu şarta uyulmasıdır. Vakıf idare edenler, o şarta veya şartlara uymadıkları takdirde vebal altında kalırlar. Müteahhide verildiğini söylediğiniz arsalar bu açıdan değerlendirildiğinde, vakıf yönetiminin böyle bir mülahazayı dikkate almış olması gerekmektedir. Ya da başka türlü değerlendirilemeyecek durumda bir arsadır. Her halükârda sizin o binadan daire almanızın yüzeysel olarak bir sakıncası yoktur. Çünkü mesuliyet vakıf yönetimi üzerindedir. Fakat siz en baştan sizi tereddüde sevk eden bir işten uzak kalın; daha rahat edersiniz. Allah yardımcımız olsun.
Bütün apartmana veriyor olması gerekmez. İkram, helal olsun diye herkese verilecek şeklinde bir şart yoktur. Siz bu konuda biraz abartıyorsunuz. Allah kabul etsin.
Değerli kardeşim: Biz bir ümmetiz; iyilerimiz ve kötülerimiz, çalışkanlarımız ve tembellerimiz, sadıklarımız ve hainlerimiz hep bir arada ümmetiz. Hayal üzerinden değil, gerçekler üzerinden yaşamak zorundayız. Sizin şikâyet ettiğiniz durumu bir camide de bulabilirsiniz. Camiyi mi terk edeceksiniz? Madem biz bir ümmetiz, bir arada olmaya mecburuz. O zaman bir arada olmanın gerektirdiği zorunluluklara da katlanacağız. Her terslik gören bırakıp giderse ne olur ümmetimizin hâli? Şöyle yapmanızı tavsiye ederim: Ortada açık bir haram varsa hiç tereddüt etmeyin; hemen ikaz edin. Düzelirse ne ala, düzelmez ve haram devam ederse terk edin. Bir gün bile beklemeyin. Ortadaki haram değil de hata denebilecek şeyler ise siz yine ikaz edin, doğru bildiğinizi söyleyin. Düzelirse ne güzel, düzelmezse iki seçenekten birini uygulayacaksınız: Söz konusu yanlış, ciddi bir zarar ve vebal oluşturacak noktaya kayıyorsa siz oradan uzaklaştırılma veya pasifiz edilme pahasına da olsa yanlışı yapmayın, yapılmasına izin vermeyin. Bu düzeyde değilse vebali onlara ait olacak şekilde işinize devam edin. Gerektiğinde şerh koymayı bilin. Fitneci ve her şeye itiraz eder duruma düşmeden gördüğünüz yanlışı düzeltebileceğini zannettiklerinle konuş, toplantılarda konuş. Faydası olmasa bile sen vebale iştirak etmemiş olursun. Yalnız ikaz etmek dedikodu üretmek veya iştirakçisi olmak değildir. Hatalı gördüğün alanın dışındaki işlerde bir aksatma veya gevşeklik yapmamalısın. Neticede siz kişilerle değil hata ile uğraşıyorsunuz. Yayacağınız sözlerin ve ortaya koyacağınız tavırların bir vakıftaki hatayı düzeltme amacı ile başladıktan sonra ümmetinize, yarınlardaki Müslümanlığa ne kaybettirebilir olduğunu da düşünmeniz gerekir. Düzeltmeye çalışırken yaralamaya sebep olmamalısınız. Şunu unutmayınız: Namaz, dinimizin direği, Müslümanlığımızın göstergesidir. Camide cemaatle kılınan namaz ise bunun yirmi beş katı daha değerlisidir. Bir camide mesela bir Cuma namazı bir Müslüman için dini ve hayatı demektir. O namazı kıldıran ise bu oranda büyük bir konumda durmaktadır. Bütün bu büyük gerçeğe rağmen dinimiz, “kötü adam” nitelikli birinin arkasında kılınıyor olsa bile camiyi/cemaati/namazı/bir arada olmayı terk etmememizi emretmektedir. Her şeye rağmen, her duruma rağmen… Çünkü biz ümmetiz, meleklerden oluşmuyoruz, insanlardan oluşuyoruz. Böyle başladık böyle devam edeceğiz. Bizden öncekiler böyle kazandılar biz de böyle kazanacağız biiznillah.
a- Meri yasalara uygun ve insana zulüm olmayan, Allah’ın Şeriat’ına muhalif olmayan her emre uymaya mecbursunuz. b- Sizin açınızdan net bir iyilik olmayan ama aykırılığını da belgeleyemediğiniz emirlere de uymak durumundasınız. c- Açık bir haram veya açık bir zulüm olan işlerde ise İKAZ ETMEK durumundasınız. İkazınız fayda vermiyorsa haram ve zulme maşa olmayacaksınız. Yasal haklarınızı ve benzeri fırsatları değerlendireceksiniz. Buna rağmen emir veriliyorsa itaat etmeyeceksiniz. İşinizden atılmanız aç kalmanız demek olmaz. Rızık Allah’ın elindedir.
-Şöyle bir planlama ile yaşamaya çalış: 1-Mü'min olduğunu unutma; iman senin için bir dava olsun. Kaybetmeyeceğin yegâne değerin imanın olmalı, ona yatırım yap. Hayatını ona göre belirle, işini ona göre tanzim et. 2-Haramlardan kaçın. Her haramı imanına salınmış bir kurtçuk gibi görmelisin. Haramlar senin içinde iken senin kendini iyi mü'min yapman da zorlaşacak demektir. 3- Allah'ın farzlarını eksiksiz yerine getirmeye çalış. 4- İnsanî görevlerini ihmal etme. Anne baban başta olmak üzere diğer insanlara karşı vazifelerin, hakların ve sorumlulukların açısından görevin olarak önünde olmalıdır. 5- Sağlığını önemli bir emanet olarak bil ve koru. 6- Sünnetler üzerinden genişleyebildiğin kadar dinde genişlemeye gayret et. Bu bölümden biri olarak ilmi faaliyetlerde bulun, oku, öğren, dinle. 7- Mü'minler arasından seçilmiş kardeşlerin bulunsun. Onların kıymetini bil, senin kıymetini bilmelerini sağla. Beraber olmakla zevk aldığın, iman ve heyecanının arttığı kardeş grubun olmadıkça lezzetli bir iman yaşayamazsın, iyi bil bunu.
Apartman konusundaki diğer fetvalar
Bir binanın çatı ve sonrası, o binada hakkı bulunan bütün mal sahiplerinin ortak malıdır. Onlardan biri izin vermedikçe ortaklardan biri orayı kendi özeli için kullanamaz. Siz ancak sizin hakkınız kadar kullanabilirsiniz. O hak oranınızı da belirlemek mümkün değildir. Zira size ait olan kısım sabit değildir, ortaklar toplanıp herkesin yerini tespit etmeli ve ona göre kullanmalıdır. Siz oraya iki minder koyunca tamamını kullanmış gibi olursunuz. Bütün maliklerin ortak şekillendirme yapması sonrasında o tür yerler kullanılabilir. Dolayısıyla sizin yaptığınız yanlıştı, bir kul hakkı ihlali idi. Sizin onlardan özür dilemeniz gerekir. Fıkhen durum böyledir.
Ortak dairelerin bulunduğu binalardan daire alanlar, ortak alan yönetmedeki örfü ve yasal kuralları da kabul etmiş sayılmaktadır. Dolayısıyla binadan daire alan örfe uymak zorundadır. Uymadığında vebale girer.
Bu konuda komşunuz haklıdır. Komşuluk ortamı sizin onun kapısının içini gözlemenizi size sağlamaz. İzin verirse koyabilirsiniz ama izin vermediği sürece kamera koymanız hata olur. İzin vermesi de yanlış olur. Evlerimizin içi bizim mahrem alanlarımızdır. Bu hassasiyeti siz gözetlemeliydiniz. Komşunuzdan özür dileyerek aranızı düzeltmeye bakınız.
Bu gibi meseleler küçük görünür ama komşuluk hukukunun zedelenmesi gibi büyük sonuçlar doğurur. Sorunuzun genel ilkeyle cevabı, “Bu konudaki ortak kullanım mevzuatı belirleyici olmakla birlikte bir apartmanın bahçesi veya benzeri alanlar, tapuda ve fiiliyatta ortak kullanım alanı olarak geçiyorsa, bu alan üzerindeki tasarruf hakkı tüm maliklerin ortak hakkıdır. Bu durumda bir kimse kendi suyunu ve emeğini kullanarak bile olsa, izin almadan bu alana bir ağaç dikmişse, o ağacın meyvesi veya yaprağı yalnızca onun özel malı sayılmaz” şeklindedir. Dolayısıyla sorunuzda geçen bu kimse üzüm asmasını dikmiş ve onunla bizzat kendisi ilgilenmiş olsa bile bu asma ortak kullanım alanında olduğundan dolayı diğer komşularını bu asmadan yararlanmasını engelleyemez. Ayrıca bu konuda hocamızın site yaşamında dini ölçü ve hassasiyetler fetvasına bakabilirsiniz. https://fetvameclisi.com/fetva/site-yasaminda-dini-olcu-ve-hassasiyetler