Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben geçen sene tıbbi laboratuvar bölümden mezun oldum. Aynı zamanda Açıköğretimden İlahiyat okumaya başladım. İlahiyat okumaya başlamamın birçok nedeni oldu, dini anlamda eksikliğim ve hastane ortamının verdiği sıkıntı en önemlileriydi. Eksikliğimi sadece İlahiyat okuyarak gideremeyeceğimi biliyorum ama ailevi sebeplerden dolayı ancak bunu yapabiliyorum. Hastane ortamının verdiği sıkıntılara rağmen feracem ve uzun bağladığım örtümle hastanede hizmet etmek beni çok mutlu etti. Ancak karma ortam olduğu için elimden geldiğince uygun ortamı seçip dikkat etmeye çalıştım. Buna rağmen çok rahat bir ortamımız olmadı. Hocam, tıbbi laboratuvar bölümünün hemşireliğe geçişi var fakat ferace giymeme izin vermedikleri için devam etmek istemedim. İstememin sebebi ise, Allah’ın varlığını unutarak daha doğrusu Allah yokmuş gibi, dini unutarak ve hizmet ettikleri alanının insan olduğunun farkında olmadan yapılan meslek olduğunu görmek oldu. Kitabınızda hemşire formasının pantolonunu bol ve üzerine de geniş bir önlük giyerek vücut hatları belli etmeyecek şekilde olabileceğini söylemişsiniz. Yazınızı görünce duraksadım ve seçimim üzerine tekrar düşünmeye başladım. Hemşireliğin ihlasla hizmet edilmesi gereken önemli bir bölüm olduğunu düşünüyorum fakat maalesef şu an bu bölüm dini anlamda gerilemiş durumda. İlahiyatta çok iyi olmasa da hizmet ediliyor ancak hemşirelik alanı çok eksik. İlahiyat benim için rahat bir ortam olacak ancak isteğim Rabbimin unutulduğu ortamlarda bunu hatırlatarak ve dinimizin de böyle bir bölümün içinde olması gerektiğini göstererek hatta bunu gerekirse en iyi yere gelerek hizmet etmeye çalışmak olacak. Hocam ayrıca maddi sebeplerden dolayı bir süre de olsa çalışmak mecburiyetindeyim. Bunu yaparken de Rabbimin razı olacağı yerde ve dinimi hakkıyla yaşamaya çalışarak yapmak istiyorum. Şimdi bir seçim yapmam ve o yolda ilerlemem gerekiyor. Ancak bunu ilahiyattan mı yoksa hemşirelikten mi yapmamı önerirsiniz.
Cevap
Benzer fetvalar
Doğru şeyleri masa başında düşünmüşsün, seni tenkit edenler çok haksız değiller. Ortasını bulabileceğin bir yöntem geliştirmelisin. Bir kere senin yaşın her şeyi en doğrusu ile değerlendirebilme yaşı değildir. Kendine Allah için sana yardım edecek, istişarelerine cevap verecek bir ağabey bulmalısın. Onunla beraber düşün, biiznillah daha hayırlı sonuçlar elde edersin.
Selamünaleyküm. Bir kere ilahiyat fakültesi düşmanlığımız olamaz, yoktur da. Ama ilahiyat fakültesinin Şeriat ilimlerini öğreten bir yer olduğunu iddia etmenin yanlış olduğunu söylüyoruz. İkincisi, insanlar ilahiyat fakültesini, iffet açısından güvenli zannediyorlar ki bu bir tuzaktır. İnsanın şeytana karşı güvenli bir yer bulunabileceğini zannetmesi tuzağa düşme nedenidir. Bu iki hassasiyete dikkat edilip gerekli tedbir alındıktan sonra ilahiyat da okunabilir. Boş yakalanma tehlikesine dikkat edilmesi gerekmektedir. Mesela sizin emelinizle ilahiyatlar uyuşan yerler değildir. Siz, Diyanette veya MEB'de görev almak için okuyacak olsaydınız diyeceğimiz yoktu. İlahiyat yerine ne yapılabilir sorusu ise herkes için değişkendir. Sizin yaşınız, kapasiteniz, ailenizin durumu, size verecekleri iznin niteliği gibi soruların cevabına bağlı olarak sizin ne yapabileceğinize de cevap verebiliriz. Ama her şeyden önce gereken şey olan ALLAH’A ADANMIŞLIĞA HAZIR OLMAK sizde samimi ise mesele yoktur, sizin aşamayacağınız yoktur, elinize geçmeyecek nimet olamaz.
Kalbinin sesini dinlemelisin.
Selamünaleyküm. Bulunduğun ortamda açık bir haramla yüz yüze geliyorsan orayı terk etmelisin. Tereddütlü ortamlarda ise kendini korumalısın. İçindeki duyguları ebeveyninle istişare et. Onların da rızası olan bir tercihi yerine getir. Medreseye gitmek için yaşın uygun olmayabilir. Bilhassa annenin seninle alâkalı tespitlerine önem vermen gerekir. Allah sana yardım etsin. Azmini güçlü, ayağını sabit kılsın.
İlahiyat eğitiminin sonucu olarak hemşirelikten daha iyi bir durumda olacağınızı garanti edemezsiniz. Yaptığınız iş mübarek bir iştir. Her işin belli riskleri olabilir. Siz kendinizi korumada gayretli olun. Gevşek davranmayın, yüzgöz olmayın. Aleni bir harama çekilmek istendiğinizde istifa dâhil her türlü korumayı yapmaya hazır olun. İş nedeniyle başta namaz olmak üzere ibadetlerinizi aksatmayın. Evli iseniz eş olma ve anne olma yönünüzü ezdirmeyin. Gerisini de Allah'a havale edin.
Değerli kardeşim, Dinimiz İslam sayesinde ebedi cennetler göreceğiz biiznillah. Dünya ve ahiret saadetimizdir dinimiz. Dinimiz bize cennet verecekken biz ona neden bir şeyler vermeyelim? Çok doğru ve hassas düşünmüşsünüz, Allah sizden razı olsun. Dinimize hizmet asla ilahiyat okumuşların veya hocaların tek başına yapacağı bir iş değildir. Maalesef, diyebilirim ki o zikrettikleriniz umumiyetle dinden geçinmekle bilinirken sizin gibi büyük düşünenler dinlerini ayakta tutuyor olabilmektedir. Allah Teâlâ sizi de bizi de dinine hizmette muvaffak kılsın. Size özet olarak şu noktaları yazabilirim, inşaallah başarılı olur ve meleklerin defterlerinize salih ameller yazmasına vesile olur. Her şeyden önce bu mesele İSLAM İÇİN VE İSLAM İLE YAŞAMA meselesidir. Zihniniz ve hissiyatınız bununla dolu olmalıdır. İslam için yaşamayı bir ideal olarak görmelisiniz. Size bu düşünceyi veren ya da bunu artıran kitapları okuyun, arkadaşlar edinin, sohbetler dinleyin. Kendi ekseninde kalmayı yoğunlaştıran kitapları okumayın, sohbetleri dinlemeyin, o tür arkadaşlardan ve ortamlardan uzak durun. Siz Müslümansınız, İslam için var olacaksınız elbette. Hiç kimse kalmasa da siz var olacaksınız. Dininize hizmet heyecanınız rüyalarınıza kadar sirayet etsin. Yapabileceğini bir işin muhakkak var olduğuna inanın her zaman. İslam için bir şeyler yapmak sıradan bir iş hatta bir ibadet değildir. Bilakis en şerefli amellerden biridir. Zira İslam’a hizmetin diğer bir adı da ‘Allah’a davettir.’ Allah’a davet en şerefli ve en kazançlı iştir. Allah’a yani tevhide davet etmek peygamberlerin başını çektiği büyük bir mesleğe sahip olmak demektir. Fussilet suresinin otuz üçüncü âyeti bunu gayet açık bir dille beyan etmektedir. Sahih bir hadiste Peygamber aleyhisselam efendimiz, bir kişinin hidayetine sebep olmayı dünyadaki pek çok şeyden daha hayırlı göstermiştir. İslam’a hizmet etmek yani ona davet etmek elbette bir uzmanlık, belli bir ilim birikimi ister ama bu durum, bildiğin kadarının hocası olmaya mani değildir. Doğru olarak bildiğini bilmeyene öğretmek, bir ibadetin yapılmasına vesile olmak, kendisi bilemeyenin bir bilene gitmeyi öğretmesi âlim olmadan da yapılabilecek işlerdendir. Alkolün haram olduğunu söylemek mesela âlim olmayı gerektirecek çapta bir bilgi değildir. Herkes Kur'an öğretemeyebilir ama Kur'an öğretmeyi teşvik edebilir, propagandasını yapabilir. Herkes bir cami yaptırma kudretinde olmayabilir ama yapabileceği teşvik edebilir. Bununla da hayra vesile olduğu için o hayrı yapan gibi sevap kazanır. Herhangi bir hayır çeşidi için durum böyledir. İyi iş yapmak ve bunu İslam için değerlendirmek sadece insanlara ‘Müslüman ol!’ demekle sınırlı tutulabilecek düzeyde değildir. Öyle bir din tebliği şüphesiz önemli ve gereklidir ama insanlar arasındaki dargınlıkları gidermek, yetimlere sahip çıkmak, yemek yedirmek, kimsesizlerin kimsesi olmaya çalışmak da yapılabilecek işler arasındadır. Herkesin mesleğini ve işini dinine hizmete dönüştürmesi mümkündür. İyi bir niyet ve örnek insan olma gayreti bu alanda yapılabilecek işlerdendir. İslam’a yapılabilecek en büyük hizmetlerden biri de ona zarar vermemektir. Müslümanlar arasında parçalanma nedeni olmamak, bireysel hayatta kötü örnek olmaktan kaçınmak gibi hassasiyetlere dikkat edilmesi bile din için yapılabilecek ve yapılması gereken işlerdendir.
çalışmak konusundaki diğer fetvalar
Kimsenin dini üzere yaşayıp gitme garantisi yoktur. Gece ve gündüzün birbirini kovaladığı gibi bir macera içinde kendimizi ölünceye kadar sürecek bir mücadele içinde tutmalıyız. Yılmak ve yıkılmak yoktur. İmtihandır bu, biiznillah kazanıncaya kadar sürdüreceğiz o mücadeleyi. Asıl olan Müslüman kadının evinde kalıp çalışmamasıdır. Kadın, evinin kraliçesi gibi olmalıdır. Asıl olan budur. Kadın, ağır hayat şartları gibi bir nedenle çalışabilir. Bu haram değildir. “Kadın çalışmaz, haramdır” diye bir kural yoktur. Kadın, kendisini yabancıların suyunda kaybetmez diye bir kural vardır. Herkes çalıştığı için çalışmak olmaz. Kadınlığın ve anneliğin zarar görmeyeceği bir işte çalışılabilir. Bir önemli husus da iş nedeniyle haramla temas sorunudur. Kadın erkek karma ortamlar, erkeklerin tacizi ile karşılaşma gibi durumlar söz konusu ise çalışma için de yasak devreye girmiş demektir. Böyle bakıp değerlendirebilirsiniz.
Kadının ticaret yapmasında bir sakınca yoktur. Kadının ticaret yaparken kadınlığı açısından dikkat etmesi gereken incelikleri ezmesinde sakınca vardır. Mahremiyetinizi koruyarak ticaret yapabilirsiniz. Onu koruyamıyorsanız o zaman tezgâhtan uzak durun. Allah yardımcınız olsun.
Sadece haram olan bir işi yapıyor olmak orada işçi bile olsa kişi kazancını haram yapar. Geneli haram olmayanlardan oluşan ama haram olanın da bulunduğu mesela bir markette çalışan kişi, bizzat o haram olan bölümde çalışmıyorsa kazancı için haram demeyiz. Elbette en helal olanı aramak ve bulmak asıl hedefimiz olmalıdır.
Neden olmasın? Kazanamazsan da sonucuna katlanmayı kabul ettiriyorsan kendine yeniden sınava gir. İbadetlerine ve bilhassa namaza, Kur'an okumaya önem ver ki, için açılsın.
Hayır kurumlarına verilen paralar, özellikle bir şart üzerine verilmedi ise yani genel bağış olarak yapıldı ise o vakfın personel ve benzeri giderlerinin yapılan bağışlardan karşılanmasında sakınca olmaz. Elbette bu hususta fıkhî kaidelere uyulup uyulmadığı vakıf yöneticilerinin imanı ile alakalı bir durumdur, bir ayrıntı olarak onu bilemeyiz.
Elbette vebalin vardır. Ders çalışmak için daha nezih bir ortam seçebilirsin.