Diyanet Fetva Kurulu
Soru
İş elbisesi ile namaz kılınabilir mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Namazın şartlarından birisi necasetten (pislikten) temizlenmektir. Namaz kılacak kişinin elbisesinin, bedeninin ve namaz kılacağı yerin, el ayası miktarında ve daha fazlasında kan, idrar gibi necasetler bulunursa namaza mani olur. Bu miktardan az olan necaset ise ruhsat kapsamında olup namaza engel teşkil etmez. Ancak kişinin bedeninde, elbisesinde veya namaz kılacağı yerde bulunan az veya çok her türlü necaseti temizlemesi namazın ruhuna uygun bir davranış olduğundan, temizleme imkanı olduğunda az da olsa bu pislikle namaz kılmak mekruhtur (İbnü’l-Hümâm, Fethu’l-kadîr, I, 202-205; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, I, 506, 522-526). Bu itibarla hasta ya da sağlık personelinin üzerine kan sıçramış kıyafeti değiştirme imkanı varsa, namazı temiz giysiyle kılmaya dikkat etmeleri uygun olur. Bunun mümkün olmadığı durumlarda ise yukarıda belirlenen miktarı aşmadıkça kan sıçramış elbiseyle namaz kılınabilir.
Namazın sahih olması için bedenin, elbisenin ve namaz kılınacak yerin temiz olması gerekir. Dolayısıyla elbiseye veya bedene yapışık olan kurumuş necasetin bulunması namaza mâni olduğundan temizlenmesi gerekir. Ancak necasetin, elbisede iz bırakmayıp sadece değmiş olması namaza mâni olmaz.
Aleykümselam. Allah Teâlâ işinize kolaylık, kazancınıza bereket versin. Madeni kirler, iş yapmaktan kaynaklanan kirler namaza mani değildir. O elbiselerde bir necaset bulunmadıkça namaz kılabilirsiniz. Yalnız camiye giderseniz camiye temiz elbise ile gidin.
Namaza mani olacak kadar büyük bir necasetle namaza durulmaz. En azından o necasetli bölgenin yıkanması gerekir. Fakat namaz vakti geçecekse ve kesinlikle temizleme imkânı da yoksa, necasete rağmen kılmalı ve o namazı daha sonra ihtiyaten iade etmelidir.
Elbette, normal zamanlarda o kıyafeti giymiyorsundur. Dolayısıyla bu sorun, senin günlük mesai içinde namaz kılarken ki durumla alakalıdır. O durumda da: Üzerinde bir necaset yani tuvalet atığı diyebileceğimiz bir necaset biliyorsan namaza durma. Necaset ile pislik arasını da ayır. Seninki necaset değil pisliktir. Temiz olmaya çalış, namaz kaçırma riski varsa o elbise ile namazını kıl. Allah kabul buyursun.
Temas ile beraber bulaşma ihtimali olmayan bir necasetin üzerine oturmakla elbise kirlenmiş olmaz.
NAMAZ konusundaki diğer fetvalar
Hz. Peygamber’in (s.a.s.) çorapsız olarak namaz kıldırdığı kaynaklarımızda sabittir. (Ebû Dâvûd, Salât, 89 [653]; İbn Mâce, İkâmetü's-salavât, 66 [1038]) Bu sebeple çorapsız olarak namaz kılmakta bir beis yoktur. Ancak mescitlere çorapsız girmek sağlık, temizlik vb. nedenlerden ötürü örfte hoş karşılanmıyorsa, bundan kaçınmak uygun olur. Çorap giyenlerin de çorapları temiz olmalıdır.
Kadınların ayakları Hanefî mezhebinde tercih edilen görüşe göre avret mahalli olmadığından, topuklarından yukarısı açık olmamak kaydıyla çorapsız namaz kılabilirler. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/45; Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/46) Diğer mezheplerde ise kadınlar açısından ayaklar da örtülmesi farz olan yerlere dâhil olduğundan örtülmesi gerekir. Bu görüşe göre kadının ayakları çıplak olarak kıldığı namaz sahih olmaz. (İbn Kudâme, el-Muğnî, 1/431; Şirbînî,Muğni’l-muhtâc, 1/397) İhtiyatlı olan, kadınların namaz kılarken ayaklarını örtmeleridir.
Namaz kılanın huşû ve huzur içerisinde olması esastır. (el-Mü’minûn, 23/2) Mümkün olduğu kadar namaza odaklanmak gerekir. Bunun için Allah Teâlâ’yı (c.c.) görüyormuşçasına (Buhârî, Îmân, 37 [50]; Müslim, Îmân, 5-7 [9-10]) ibadet etmek ve namazı, kılınan son namaz gibi düşünerek O’na yönelmek (İbn Mâce, Zühd, 15 [4171]) tavsiye edilmiştir. Diğer taraftan namaz kılarken, dünyevî düşüncelerin akla gelmesi, birçok insanın karşılaştığı bir durumdur. Namazda harici düşünceler ile ilgili olarakHz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “Namaz için ezân okunduğu zaman şeytan, ezânı işitmemek için geriye dönüp olanca hızıyla yellenerek kaçar, ezân bitirildiği zaman gelir. Namaz için kâmet getirilince yine geri dönüp kaçar. Kâmet bitirilince yine gelir, insan ile kalbi arasına sokulur. Filan şeyi hatırla, filan şeyi hatırla, diyerek (namaza başlamadan evvel insanın) hiç de aklında olmayan şeyleri hatırlatır durur. Nihâyet insan kaç rek’at kıldığını bilemez olur. İşte herhangi biriniz kaç rek’at; üç rek’at mı, yoksa dört rek’at mı kıldığını bilmediği zaman, oturur hâlde iki kere secde (sehiv secdesi) etsin.” (Buhârî, Sehiv, 6-7 [1231-1232]; el-‘Amelu fi’s-salât, 18 [1222]; Müslim, Salât, 16-19 [389]) İslâm âlimleri bu hadis-i şeriften hareketle namazda, akla ve kalbe gelen düşüncelerden dolayı, namazın bozulmayacağını ifade etmişlerdir. (Kâsânî, Bedâ’i, 1/215; Şevkânî, Neylü’l-evtâr, 2/397-398 [861]) Ancak akla gelen dünyevî düşüncelerle meşgul olmamak gerekir. Zira kişinin bu tür düşüncelerden sıyrılmaya çalışmayıp bunlarla meşgul olması, namazın hem çirkinliklerden alıkoyma gücünü hem de sevabını azaltacaktır. Dolayısıyla namazda iken akla gelen haricî düşüncelerin peşine düşmemek ve Allah Teâlâ’nın huzurunda olduğunu hatırlayarak zihni toparlamaya çalışmak gerekir.
Başka yerlerde olduğu gibi Mescid-i Haram’da namaz kılan kimse de secde edeceği yere bakar. Zira Resûlullah (s.a.s.), namazda kıyam hâlinde secde mahallinebakardı. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/48; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 1/477) Başını çevirmeden gözünün görüş alanına giren bir noktaya bakmasında da kerâhet yoktur. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/64) Buna göre, namaz kılan kimse Kâbe’ye de bakabilir.
Namazda aslolan kulun Rabbinin huzurunda olduğu bilinciyle huşû içerisinde kılınmasıdır. Fakat elde olmayan sebeplerle meydana gelen gülmenin namaza etkisi üç şekilde değerlendirilir: a) Namazda iken yanındakilerin duyabileceği şekilde sesli olarak gülmek: Bu şekilde gülmekle Hanefîlere göre hem abdest hem de namaz bozulur. (Serahsî, el-Mebsût, 1/77; Merğînânî, el-Hidâye, 1/18) İbn Üsâme’nin babasından naklettiği bir hadiste şöyle denilmektedir: “Biz Resûlullah’ın peşinde namaz kılarken görme özürlü birisi bir çukura düştü. Biz de adamın hâline güldük. Bunun üzerine Resûlullah yeniden abdest alıp namazı baştan itibareniade etmemizi emretti.” (Dârekutnî, es-Sünen, 1/295-296 [601]; Ebû Dâvûd, Merâsîl, 75 [8]; Beyhakî, es-Sünenü’l-kübrâ, 1/226 [679]) b) Şâfiîlere göre kahkaha namazı bozsa da abdesti bozmaz. Çünkü namazın dışındayken kahkaha abdesti bozmadığına göre namazdayken de bozmaz.(Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 1/140) c) Namaz kılan kimsenin kendisinin duyabileceği kadar gülmesiyle yalnızca namaz bozulur. Kişinin kendisinin ya da yakınındakinin işitmeyeceği şekilde gülümsemesi namazı da abdesti de bozmaz. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/11)
Kur’ân-ı Kerîm’de huşû ile namaz kılmak, müminin ayırıcı niteliklerinden biri olarak zikredilir. (el-Mü’minûn, 23/2) Resûlullah (s.a.s.), “Namaz gözümün nuru kılındı.” (Nesâî, ‘İşratü’n-nisâ, 1 [3939-3940]) buyurarak namazın özel durumuna işaret etmektedir. Namazda huşû; dikkati dağıtacak dış etkenlerden uzak olup kalbin Allah’a (c.c.) bağlanabilmesi ile gerçekleşir. Kişinin iç dünyasında yaşadıkları, düşünceleri namazındaki huşûunu etkiler ve davranışlarına da yansır. Bu sebeple namaz kılarken kişi Allah’ın huzurunda bulunduğunun bilincinde olmalı, zihin ve gönül dünyası ile namaza yönelmeli; sağa sola bakmak, elbisesiyle oynamak ve ta’dîl-i erkânariâyet etmemek gibi hâl ve hareketlerden kaçınmalıdır. Okuduğu sûre ve zikirlerin anlamına odaklanmaya çalışmalıdır. Bunun yanında namazda iken akla gelen haricî düşüncelerin peşine düşmemeye ve Rabbinin huzurunda olduğunu hatırlayarak zihnini toparlamaya gayret etmelidir.