Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm hocam. Aile ile ilgili sohbetlerinizi dinliyorum ve bu cesaretinizi bütün müminlere ve hatiplere ihsan etmesini yüce Allahtan niyaz ediyorum. Hocam yalnız ben bir tarikat mensubuyum ve sizin sohbetimizde sakallı cübbeli çarşaflıları tarikatlı kimselerin kötü yönlerini anlattığınızı duydum kötü bir şeye örnek verirken cübbe şalvardan örnek veriyorsunuz. Tarikata İslami kisveye karşı mısınız yoksa bunları istismar edenlere mi karşısınız şimdiden teşekkür ederim.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Bu sözlerin, yörenizde nasıl anlaşılıyorsa hükmü de o şekilde olur. O sözlerden müstehcenlik, ahlâk dışılık ve hakaret anlaşılmıyorsa sakıncası olmaz. Yine de mü'min nezaketini korumak gerekir.
Selamünaleyküm. Hayat bir mücadele içinde geçer. Hemen hemen her insanın inişleri çıkışları olur. Eşinizin de böyle bir süreci yaşadığını düşünün. Size tavsiyemiz, onunla ikili kısır tartışmalara girmemenizdir. Aksi takdirde onu daha fazla batırırsınız. Ona karşı kadınlığınızı bir sanata dönüştürmeye çalışın. Onu sevdiği renkleri giyinmeye varıncaya kadar her şeye onun penceresinden özen gösterin. Biiznillah sizin umduğunuzdan daha iyi olur. Duayı da ihmal etmeyin. Yılmayın, yıkılmayın; sabırlı olun.
Selamünaleyküm. Bir şey dememiz gerekmiyor ama ibret almamız gerekiyor. Zira bir şey denmesi mümkün olamayan bir durum var ortada. Herkes öncelikle ailesini korumalı, öyle bir zamana geldik.
Selamünaleyküm. Kızım, iyi şeyleri uçuk düşünerek uygulamamaya gayret et. Annen babanla sürtüşmek seni yıpratır. Mezheple, tarikatla uğraşmanı için yaşın erken henüz. Daha dengeli davran, daha dengeli düşün.
Selamünaleyküm. Böyle bir şey edebine uyarak yapmanızda sakınca yoktur. Bunu yapın,bundan sonrasında ayağınıza dikkat edin. Allah kolay etsin.
Aleykümselam. Böyle bir riski göze alma, kendine başka bir nasip bul.
cübbe konusundaki diğer fetvalar
Aleykümselam. Bir sakıncası olmaz. Ne yapabilirseniz onu kâr sayın.
Dinimiz İslam, akide ve amel dinidir. Yeryüzünde Allah’ın hükmü icra edilsin, batıl sesini yükseltmesin diye vardır. Kılık-kıyafet gibi tali meseleler İslam’ın ana meseleleri değildir. Gerek erkeklerin ve gerekse kadınların kıyafetlerinde şekiller değil ölçüler vardır. O ölçülere bağlı kalındığında renk ve şekil önemli değildir. Şalvar, cübbe bir şekildir. O şekille sınırlı bir kıyafetten söz etmemiz doğru olmaz. Bilhassa, Müslüman halklardan bir halkın kıyafetini, İslam’a mal etmek ve o kıyafette olmayı Müslümanlık, o kıyafet dışında kalmayı kâfirlik gibi görmek asla doğru olmaz. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin ve ashabının uygulamalarını elbette kendimiz için temel örnek olarak görürüz. Eğer sarık kullanmayı bize de emir buyurduysa, artık sarık bizim için dinin bir parçası olur. Onu sarmayı sevap vesilesi görürüz. Cübbe de böyledir, şalvar da. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem sarık kullanmıştır. Sarık sünnettir. Buna itiraz edilemez. Ama cihad etmek, İslam’ın izzetini korumak bin sarıktan önemli ve önceliklidir. Biri bir Müslüman’ın başında semboldür, diğeri ise İslam’ın varlığı veya yokluğu ile ilgilidir. Âlimlerin asırlardan beri yazdıkları eserleri incelediğimizde şunu görmekteyiz: İslamî elbise şöyle olacak demekten çok, elbisede şu özellikler olacak demişlerdir. Mevsimlerin farklı yaşandığı yörelere göre dikkate alındığında, ashabın kıyafetini aynen giymenin mümkün olmadığı da anlaşılacağından, zorlamaya meydan vermeden bir din yaşamanın bu usulle daha doğru olacağı anlaşılır. Müslüman bir erkek veya kadının kıyafetinde temel karakterler avreti örtmek, temiz olmak, kibir vesilesi yapmamak ve başka milletlerin din kisvesine benzememektir. Bu karakterlere uyulduğunda kıyafet kıyafettir ve mubahtır. Bizim böyle bir meseleyi incelerken özellikle vurgulamamız gereken bir nokta daha vardır. Müslüman ‘yaptım oldu’ mantığıyla yaşadığında Allah’ın rızasına eremeyebilir. Dinin istediği şeyleri, onun istediği gibi yapmak ilke olmalıdır. Yaygın kullanılan bir kelime olarak tesettür, özellikle örtünmekle tanıtılabilecek bir kavram değildir. Tesettür, tam anlamıyla karşı gözlerden korunmaktır. Eğer bir kıyafet, kadının üzerinde iken erkeğin dikkatini çekiyor ve kadını daha cazip hale getiriyorsa, o kıyafetin tesettür mağazasında satılması İslamî olmasını gerektirmez. Hatta tesettür adı altında şeytana hizmet edilmiş bile olabilir. Çünkü asıl olan giyinmek değil, korunmaktır. Erkek baktığında, onu ikinci defa bakmaya zorlayacak çekicilikteki bir kıyafet bu açıdan tartışılır niteliktedir. Benzer şeyleri erkek için de söylemek mümkündür. Erkeğin avreti kadının avretine göre farklı olmakla beraber, avret olan bölgenin örtülmesi, daha dikkat çeker hale getirilmesi olarak uygulanıyorsa yine bir yanlış anlaşılma var demektir. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin aynen taklit edilmesi kadar güzel bir amel olamaz elbette. Ama biz, dinimizi yaşarken önemliler ve öncelikliler, farzlar-vacipler, haramlar-mekruhlar gibi tasnifler yaparak yaşıyoruz. Bir konunun önemli olmasıyla öncelikli olması aynı görülemez. Allah’ın kullarına emirleri böyle bir tasnife tabi tutulup yaşanmalıdır. En mühim ibadetimiz olan namazı esas alarak konuşacak olursak namaz, her zaman önceliklidir. Sürekli bir numaradır. Bu örneklemeden yola çıkarak şunu kaydedebiliriz: Bir kıyafet tesettürü -karşı gözden korunmayı- sağladıktan sonra, şekli üzerindeki ayrıntılarda ele alınan bir kıyafet şeklini namaz düzeyinde bir numaralı konu olarak göremeyiz. Ama tesettürü namaz düzeyinde görürüz. O da önceliklidir ve sürekli bir numaradır. Daha şuurlu ve lezzet veren, iz bırakan bir Müslümanlık için bu kurallara dikkat ederek yaşamamız gerekiyor.
Keşke imamlarımız takvaları, kıraatleri ve sosyallikleri ile öne çıkabilseler de cübbelerine nakış yapmakla iyileşmeye ihtiyaçları olmasa idi! Yine de kişinin imam olsun veya olmasın üzerindeki nakışların, süslerin namaza zararı yoktur. Canlı resmi denebilecek bir resim için kerahetten söz edilebilir.
Mezuniyet töreni mecburi bile değil sadece gençlerin havası alınıyor, nefisler pohpohlanıyor, elbette giymeyin ve katılmayın. Sadece kıyafet mi, oradaki diğer menhiyattan da kendinizi korumanız gerekir.
Sakal konusunda “yakışıyor/yakışmıyor” takıntısı tehlikelidir. Sakal müekked bir sünnettir; her türlü uzatılacaktır. Bir kasıt ve tahkir olmadıkça belirttiğiniz şekilde kısa tutulması ise inşaallah iman açısından bir tehlike oluşturmaz ama sevap kaybı olduğunu da bilmeliyiz. Aynı şeyleri takke, sarık ve cübbe için söyleyemeyiz. Onlarda iki ölçü önemlidir. Birincisi kâfirlere benzememek ikincisi de selefimize itibar edene yakın olmak. Bunları da toplumsal zaruretler bulunduğunda o zaruretler ile sınırlı bir uygulamada tutabiliriz. Allah Teâlâ içimizi ve dışımızı şeriatına uydurmaya hepimizi muvaffak kılsın.