Fetva Meclisi
Soru
Hocam takke takmak sünnet ama günümüz insanlarını biliyorsunuz, böyle şeylerle dalga geçip hor görüyorlar. İnsanlardan çekinip takke takmamak riyaya girer mi? Aynı şekilde cübbe ve şalvar içinde aynı şey geçerli mi? Bir de, sakal bana yakışmıyor diye sadece çok kısa sakal bırakmak sünnete hakaret olur mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. Takke çıkarmanızın dinen bir sakıncası yoktur. Evet, takkeli olmak Müslüman kültürümüzün gereğidir ama şu anda takkeden daha elzem konularla yoğrulmuş bir gündem yaşıyoruz. Sakalınıza ise okuldan ötürü dokunmanız gerekmez. Öyle bir yasak yoktur.
Selamünaleyküm. Tespitiniz doğrudur; saç uzatmak da Sünnet'tir. Ancak şu iki şeyi bilmeniz gerekir. Birincisi, sakal emredilmiş bir Sünnet'tir. Saç ise emredilmemiş serbest bırakılmıştır. Takdir edersiniz ki ikisi arasında çok fark vardır. İkinci durum ise, serbest olan bir meselede, kâfirlere benzeme endişesini esas alarak saç kesmeyi tercih eden ulemamız bir taktik savaşı gütmüşlerdir. Allah hepsine rahmet etsin.
Selamünaleyküm. Mühim bir Sünnet'i yapmamayı emretmek kimsenin haddi değildir. Böyle bir emre itaat edilmez.
Sakal dinimizin, “din değeri taşıyan sembol” olarak önümüze koyduğu ibadetlerden biridir. Müekked bir sünnettir. Şekli de bellidir. TOP SAKAL denen şekil, bu ümmetin kültürüne ait bir şekil değildir, sakal da değildir. Düzgün sakala dönerek bir ecir fırsatını kaçırmamış olun. Allah’a emanet ederiz sizi.
Selamünaleyküm. Mühim bir Sünnet'i yapmamayı emretmek kimsenin haddi değildir. Böyle bir emre itaat edilmez.
Aleykümselam. Sarığın Sünnet olduğu apaçık bir durumdur. Bir mü'minin sarık kullanması da pek güzeldir ama sabah namazını camide kılmak mesela sarık sarmaktan yüz kere daha önemlidir. Bir sayfa Kur'an okumak, bir kere sarık sarmaktan yüz kere daha değerlidir. Bunun gibi yüzlerce örnek bulabiliriz. Dikkat et. Asıl görevleri bitirip sarığa geçti isen sen haklısın. Sarığı takıntı yapıp onunla kendini avutuyorsan aldanıyorsun, ailen haklısın dediler. Dengeli olmaya çalış. Anne babanı üzmeden yol almaya çalış.
cübbe konusundaki diğer fetvalar
Mezuniyet töreni mecburi bile değil sadece gençlerin havası alınıyor, nefisler pohpohlanıyor, elbette giymeyin ve katılmayın. Sadece kıyafet mi, oradaki diğer menhiyattan da kendinizi korumanız gerekir.
Keşke imamlarımız takvaları, kıraatleri ve sosyallikleri ile öne çıkabilseler de cübbelerine nakış yapmakla iyileşmeye ihtiyaçları olmasa idi! Yine de kişinin imam olsun veya olmasın üzerindeki nakışların, süslerin namaza zararı yoktur. Canlı resmi denebilecek bir resim için kerahetten söz edilebilir.
Dinimiz İslam, akide ve amel dinidir. Yeryüzünde Allah’ın hükmü icra edilsin, batıl sesini yükseltmesin diye vardır. Kılık-kıyafet gibi tali meseleler İslam’ın ana meseleleri değildir. Gerek erkeklerin ve gerekse kadınların kıyafetlerinde şekiller değil ölçüler vardır. O ölçülere bağlı kalındığında renk ve şekil önemli değildir. Şalvar, cübbe bir şekildir. O şekille sınırlı bir kıyafetten söz etmemiz doğru olmaz. Bilhassa, Müslüman halklardan bir halkın kıyafetini, İslam’a mal etmek ve o kıyafette olmayı Müslümanlık, o kıyafet dışında kalmayı kâfirlik gibi görmek asla doğru olmaz. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin ve ashabının uygulamalarını elbette kendimiz için temel örnek olarak görürüz. Eğer sarık kullanmayı bize de emir buyurduysa, artık sarık bizim için dinin bir parçası olur. Onu sarmayı sevap vesilesi görürüz. Cübbe de böyledir, şalvar da. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem sarık kullanmıştır. Sarık sünnettir. Buna itiraz edilemez. Ama cihad etmek, İslam’ın izzetini korumak bin sarıktan önemli ve önceliklidir. Biri bir Müslüman’ın başında semboldür, diğeri ise İslam’ın varlığı veya yokluğu ile ilgilidir. Âlimlerin asırlardan beri yazdıkları eserleri incelediğimizde şunu görmekteyiz: İslamî elbise şöyle olacak demekten çok, elbisede şu özellikler olacak demişlerdir. Mevsimlerin farklı yaşandığı yörelere göre dikkate alındığında, ashabın kıyafetini aynen giymenin mümkün olmadığı da anlaşılacağından, zorlamaya meydan vermeden bir din yaşamanın bu usulle daha doğru olacağı anlaşılır. Müslüman bir erkek veya kadının kıyafetinde temel karakterler avreti örtmek, temiz olmak, kibir vesilesi yapmamak ve başka milletlerin din kisvesine benzememektir. Bu karakterlere uyulduğunda kıyafet kıyafettir ve mubahtır. Bizim böyle bir meseleyi incelerken özellikle vurgulamamız gereken bir nokta daha vardır. Müslüman ‘yaptım oldu’ mantığıyla yaşadığında Allah’ın rızasına eremeyebilir. Dinin istediği şeyleri, onun istediği gibi yapmak ilke olmalıdır. Yaygın kullanılan bir kelime olarak tesettür, özellikle örtünmekle tanıtılabilecek bir kavram değildir. Tesettür, tam anlamıyla karşı gözlerden korunmaktır. Eğer bir kıyafet, kadının üzerinde iken erkeğin dikkatini çekiyor ve kadını daha cazip hale getiriyorsa, o kıyafetin tesettür mağazasında satılması İslamî olmasını gerektirmez. Hatta tesettür adı altında şeytana hizmet edilmiş bile olabilir. Çünkü asıl olan giyinmek değil, korunmaktır. Erkek baktığında, onu ikinci defa bakmaya zorlayacak çekicilikteki bir kıyafet bu açıdan tartışılır niteliktedir. Benzer şeyleri erkek için de söylemek mümkündür. Erkeğin avreti kadının avretine göre farklı olmakla beraber, avret olan bölgenin örtülmesi, daha dikkat çeker hale getirilmesi olarak uygulanıyorsa yine bir yanlış anlaşılma var demektir. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin aynen taklit edilmesi kadar güzel bir amel olamaz elbette. Ama biz, dinimizi yaşarken önemliler ve öncelikliler, farzlar-vacipler, haramlar-mekruhlar gibi tasnifler yaparak yaşıyoruz. Bir konunun önemli olmasıyla öncelikli olması aynı görülemez. Allah’ın kullarına emirleri böyle bir tasnife tabi tutulup yaşanmalıdır. En mühim ibadetimiz olan namazı esas alarak konuşacak olursak namaz, her zaman önceliklidir. Sürekli bir numaradır. Bu örneklemeden yola çıkarak şunu kaydedebiliriz: Bir kıyafet tesettürü -karşı gözden korunmayı- sağladıktan sonra, şekli üzerindeki ayrıntılarda ele alınan bir kıyafet şeklini namaz düzeyinde bir numaralı konu olarak göremeyiz. Ama tesettürü namaz düzeyinde görürüz. O da önceliklidir ve sürekli bir numaradır. Daha şuurlu ve lezzet veren, iz bırakan bir Müslümanlık için bu kurallara dikkat ederek yaşamamız gerekiyor.
Aleykümselam. Bir sakıncası olmaz. Ne yapabilirseniz onu kâr sayın.
Selamünaleyküm. Güzel kardeşim, Benim görüntüm neden yana olduğumu göstermiyor mu? Bize ait olanı, yabancılara göre kullanana bırakın da 'çıkar onu, lekeleme bizi' deme hakkımız olsun. Eşine zulmedenin sarığı, cübbesi onu kurtaracak mı mahşerde? Demeye çalıştığımız budur.