Fetva Meclisi
Soru
Kadının erkeğe erkeğin kadına benzemesinin sınırları var mıdır, bu lanetlenmiş benzeme ile ne kastedilmektedir?
Cevap
Benzer fetvalar
Erkeğe ve kadına Allah’ın nimetlerinden biri elbise nimetidir. Bu nimeti insanoğlunun Allah’ın dinine ve fıtratına göre kullanması gerekir. Fıtratı aşan giyinme kabul edilemez giyinmedir. Bu nedenle mesele sadece setr-i avret/avreti örtme meselesi olarak anlaşılmamalıdır. Kadının kıyafetinde bütün bedenini örtme, kıyafetinin “bak bana” nitelikli olmaması, parfümü dikkat çekmeme ve erkeklerin kıyafetine benzememe şartı vardır. Dört mezhep fukahası kadının kıyafetiyle erkeğe benzemesini haram görmüşlerdir. Bu benzeme noktasındaki ölçüler şöyledir: Din ve toplum örfü olarak erkeğe mahsus bilinen kıyafetler kadının erkeğe benzemesine neden olur. Bu konuda örfü önemli görürüz ama örfün mesela batı kültürüne kaymış bir örf olmamasını da önemseriz. Bir işin niyetle beraber suç veya ibadet olması gerçekleşir. Kadının bir kastı olmadan sıradan bir benzeme ile birisinin kıyafetine benzeyen şey giymesi bu anlamı taşımaz. Zira sözünü ettiğimiz benzeyecek giyinmenin fıkıhtaki karşılığı hüküm olarak haramdır. Kâfirlere benzeme söz konusu olduğunda da onların dini bir değer yükleyerek giydikleri ya da belli bir batıl kültürlerini simgeledikleri şey giyilmesi yasak olur. Mesela haç işareti bulunan kıyafetler bu hükme dâhildir. Kullanıcı anlamını bilmese de yabancı dilde kimi müstehcen kimi din içerikli sözlerin yazılı olduğu kıyafetlerin kullanılması da en azından sakınca oluşturur. Mesele sadece kâfirlere benzemek olarak da görülmemelidir. Fasıkların fıskına destek sayılabilecek bir tanıtım da yapılıyorsa ona da sakıncalı gözle bakarız. Canlı figür bulunan resimli kıyafetler giyilmemelidir.
Elbette kul olarak erkekler de dinlerinin emrettiği gibi giyineceklerdir. Erkekler için de bir kıyafet kuralından söz edilebilir. Bu konuyu şu şekilde derleyebiliriz: Erkeğin avreti kadının avreti gibi değildir. Tesettür avreti örtmek olduğuna göre erkeğin örteceği avreti kadınınkine göre daha az olur. Giyimde asıl olan mubah olmaktır. Bu şu anlama gelir: Temel kural olarak kimin ne giyeceği konusunda renk, şekil kuralı yoktur. Kadın ve erkek için tesettür vardır. Bu sağlandıktan sonra temel şart yerini bulmuş olur. Erkeklerin ipek ürünü bir şey giymeleri haramdır. Erkek de olsa avreti teşhir eden şeffaf bir kıyafet giyilemez. Müşrik ve kâfirlere benzeşme nitelikli bir kıyafet giyilemez. Erkeği kadına benzeten bir kıyafet giyilemez. Şöhret getiren yani gözleri kendisine çeken zıt ve aykırı bir kıyafet giyilemez. Yöre açısından tamamen farklı duruma düşürecek bir kıyafetin giyilmemesi tavsiye edilir. Mesela Arap kıyafeti olarak bilinen bir kıyafeti sünnete daha uygun olsun diye giymek güzel olabilir ama toplumun aykırısı duruma düşürüyorsa ve toplumdaki kıyafet de haram bir kıyafet değilse o giyilmemelidir. Bu ayrıntıların dışında helal olan, sağlığa zarar vermeyen bir kıyafet erkek kıyafeti olarak giyilebilir.
Bu soruda bir ezilmişlik görüntüsü okunmaktadır. Allah’ın dini İslam, erkek ve kadın bütün insanlarındır. Erkek olmak veya kadın olmak değil mü'min ve muhlis olmak sonucu değiştirmektedir. Nahl Suresinin 39, Âl-i İmran suresinin 195. âyetleri bu gerçeği beyan etmektedir. Din açısından kadın ile erkek arasındaki fark, her ikisinin de yaratılış farklılıklarının üzerine belirlenmiş farklardır. Evet, Nisa suresinin 34.ayeti erkeklerin bir puan önde olmalarını emretmektedir. Bu önde olma bir erkeğin bir kadından bir puan önde olması değildir. Erkek cinsinin kadın cinsinden sorumluluklar açısından önde olmasıdır. Nice kadınlar vardır ki benzeri erkek az yaratılmıştır. Erkek olmak tek başına önde olmaya yeterli değildir. Cennet aynı cennettir ve herkese kadın ya da erkek olarak aynı şartlarda sunulmuştur. Yaşanan hayatta feminist anlayışların Müslüman nesillere etkisinden kaynaklanan endişelerden uzak durulmalıdır. Allah Teâlâ hepimizi razı olacağı hayata yönlendirsin.
Meseleye şöyle bakabiliriz: Kadının sesi erkeğe, özellikle bir salma ve savrulma denebilecek ölçüsüzlük yoksa haram değildir. Bu şu anlama geliyor: Kadının sesi ile erkeğe hitap etmesi yasak değildir. Kadının, çarşıda pazarda bulunması da kıyafeti ve konumu açısından sıkıntı yoksa yasak değildir. Buradaki kıyafet ve konum zaten mü'min kadının genel tavrına dâhildir, özellikle izah edilmesi gerekmez. Bu hassasiyetin korunabildiği bir salonda da bulunması haramdır denemez. İnsanların izleyeceği bir TV programında ya da benzeri bir ortamda bulunması ve konuşması meselesi yeni bir durum olduğu için kaynaklarımızda özellikle bunu açıklayan bir bölüm bulunamaz. Bunun da içine dâhil olduğu genel kurallar vardır. Prensip olarak kadının bir film üzerinden konuşma yapmasının evla olmayan tercih olacağını söylemeye bile gerek olmadığı kanaatindeyiz. Ortada bir ihtiyaç varsa ve kadın da kendisini yeteri kadar muhafaza edebildi ise mesela asgari olarak çekiciliğini yok duruma getirdi ise öyle bir ortamda zaruri olan konuşmayı yapabileceğini söyleriz. Yalnız burada, “asgariye indirme” durumunun ne kadar gerçekleşebileceği herkesin imanı ve takva idraki ile alakalı bir durumdur.
Kadının erkeği, erkeğin kadını arayıp sorması esasen yasak değildir. Yasak olan mesela kadının eşinin razı oymayacağı bir şekilde bunu yapması veya fitne oluşturma ihtimalinin bulunduğu bir zemin ve ortamda bunu yapmaktır.
Kimsenin dini üzere yaşayıp gitme garantisi yoktur. Gece ve gündüzün birbirini kovaladığı gibi bir macera içinde kendimizi ölünceye kadar sürecek bir mücadele içinde tutmalıyız. Yılmak ve yıkılmak yoktur. İmtihandır bu, biiznillah kazanıncaya kadar sürdüreceğiz o mücadeleyi. Asıl olan Müslüman kadının evinde kalıp çalışmamasıdır. Kadın, evinin kraliçesi gibi olmalıdır. Asıl olan budur. Kadın, ağır hayat şartları gibi bir nedenle çalışabilir. Bu haram değildir. “Kadın çalışmaz, haramdır” diye bir kural yoktur. Kadın, kendisini yabancıların suyunda kaybetmez diye bir kural vardır. Herkes çalıştığı için çalışmak olmaz. Kadınlığın ve anneliğin zarar görmeyeceği bir işte çalışılabilir. Bir önemli husus da iş nedeniyle haramla temas sorunudur. Kadın erkek karma ortamlar, erkeklerin tacizi ile karşılaşma gibi durumlar söz konusu ise çalışma için de yasak devreye girmiş demektir. Böyle bakıp değerlendirebilirsiniz.
çocuk konusundaki diğer fetvalar
BBacı, Allah sana yardım etsin. Bir anne kırk evlat büyütür ama bir çocuk eğitmesi zor gelebilir. Hele bu zamanda, hele bu zamanda. Allah Teâlâ rahmeti ile bize yardım etsin. Derdinizi o kadar iyi anladım ki, sizin gibi binlerce annenin feryadını dinliyorum. Şöyle yapmaya çalış: • İçinden azimli ol, elli sene de sürse bu mücadele yılmayacaksın. • Yalnız kalsan da yılmayacaksın. Bacılarını, eltilerini kimi karşında bulursan aykırı olarak çekilmeyeceksin. Kimse ile de kavga etmeyeceksin. • Çocuğuna bu dönemde sevgini arttır. Ona nasihat edeceğin zaman onunla bir geziye çık veya balkonda onun sevdiği bir kek veya özel bir menüyü hazırla, anne oğul baş başa muhabbet ederken bu nasihatleri yap. Nasihatini de “öyle yapma” tarzında değil de “öyle yapılmaz” tarzında yap. Göreceksin çocuk senden daha fazla sahiplenecek dinini. Buradaki en güçlü silahın onu herkesten çok sevdiğini hissetmesidir. • Ve şu dua silahın var ya onu hiç bırakma. Sabah, akşam, namazda, yemekte her vakit dua et ki melekler seninle olsun. • Babası ile senin fikir ayrılığın olmasın, olursa da o bunu hissetmesin. • Acele etme, hiç acele etme, tek tük yanlışlarda yılma, kırk kere yıkılsa bile kırk birinci kalkışa hazırlıklı ol, umutlu ol. Allah yardımcın olsun.
Rabbimden yavrumuza afiyet size sabırlar dilerim. Özellikle de annemize derin sabırlar dilerim. Bizim için: • Ölüm ve • Hayat meçhuldür. Ne yaşamamız bizim garantimizdedir ne de ölümümüz. Ölümü geldi buldu zannetmek de yanlıştır. Yarınlar tıpkı bugünler gibi Allah’ındır. Ona teslim olan rahat eder. Yavrumuzun hastalığı elbette elem vericidir. Dilerim şifası acil olur. Yalnız becerin bu hastalık günlerini kazanca çevirin. Hastanıza hizmet edin kazanın. Sabredin kazanın. Ağlayın ama isyan etmeyin kazanın. İyileşirse de başka bir şey olsa da siz, siz olun. Nasıl olsa sonucu değiştiremeyeceksiniz, bari kendinizi helak etmeyin. Doktorlara itimat edin ama onların can verip can almadıklarını iyi bilin. Becerin, bugünleri kazanç günlerine çevirin. Allah yardımcınız olsun, işinizi kolay etsin. Melekler elinizden tutsun. Yüreğiniz güçlü olsun, sabrınız yüksek olsun. Sizi ve yavruyu Allah’a emanet ederim.
Çocuğunuzun zararını karşılamanız gerekir. Telefon kıymeti/fiyatı belli bir alettir. Kıymeti üzerinden zararı ödemelisiniz. Telefon kırıldığı günkü fiyatı ne ise onu vermeniz yeterlidir.
Bu durumda İSTİHARE zamansız olmuş, önce güzel bir İSTİŞARE etmelisiniz. Mesela bir doktora bunu danışmalısınız. Kendinize sormalısınız: Çocuksuz bir evlilik senin için ideal mi? İyi düşünmeyen iyi sonuçlar göremez. Duygusallıktan uzak durup hayat boyu sürecek bir yürüyüşe hazır olmalısınız. Geç kalmadan böyle yapın, kırk ölçün bir biçin.
Başka bir noktayı öncelikle size hatırlatmam gerekiyor. Bayan veya erkek bu tür faaliyetleri yapanların ayak kayması, yanlış yapması diğer insanlara göre daha yüksek bir ihtimaldir. Aman dikkat edin, şeytan sizi maddi/manevi yardıma muhtaç duruma getirmesin. Çocukların ve kadınların bu tür faaliyetlerde resimlerinin alınması faaliyetin hızlanması bakımından güzel sonuçlar veriyor ama bilhassa çocukların geleceği bir daha düzelmeyecek şekilde damgalanıyor olabilmektedir. Benim kanaatim bu tür reklamlarda çok yaşlı olanların yani geleceğinde iz bırakma ihtimali olmayanların resimleri alınsın, diğerleri alınmasın. Onur kaybı açlıktan da ağır olabilir.
Hiçbir sakıncası olmaz. Biiznillah namazları kabuldür. Bundan sonra dikkat etsin, düzgün okusun.