Fetva Meclisi
Soru
Hocam beş vakitten az kazası olan kişi (sahib-i tertib) kazasını kılmadan diğer vakitlerin farz namazlarını kılarsa kazasını kılmadığı için kıldığı diğer namazlar da kazaya mı kalmış oluyor?
Cevap
Benzer fetvalar
Namazı kazaya kalan kişinin daha önce kazaya bıraktığı namazlar varsa ve bunların sayısı altıyı bulmamışsa, yani kişi "sahib-i tertip" ise bu kimse önce kazaya kalan namazını, sonra da o vaktin farzını kılmalıdır. Kazaya kalan namazları altı vakit veya daha fazla ise yani kişi "sahib-i tertip" değilse, kaza namazını vakit namazından önce ya da sonra kılabilir. (Haddâd, el-Cevhera, 1/67; Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/64-65)
Kaza edilecek namazlar arasında sıra gözetilip gözetilmeyeceği bu namazları kılacak kimsenin durumuna göre değişir. Buna göre “sahib-i tertip” kimseler yani altı vakit veya daha fazla namaz borcu olmayanlar, vaktinde kılamadıkları ilk namazdan başlayarak sırayla kılarlar, ardından içinde bulundukları vaktin farzını kılarlar. Sahib-i tertip olanlar için bu sıraya uymak Hanefîlere göre vaciptir (Semerkandî, Tuhfe, II, 231; Aliyyü’l-kârî, Fethu bâbi’l-‘inâye, I, 357). Sahib-i tertip olmayanların ise kaza namazları için sıraya uyma zorunluluğu yoktur.
Rabbimiz ibadetlerinizi kabul buyursun. Bahsettiğiniz böyle bir görüş olmuş olsa da bu yaygın değildir. Namazlarımızda çift niyet olmaz. Ya kazaya ya da nafileye diyerek niyet edilmelidir. Kaza namazı kılarken o vaktin farzı için örneğin “üzerime kaza kalan son sabah namazı” diyerek bir namazı kaza edebilirsiniz. Kaza namazı olan sünnet namaz kılamaz diye bir kaide yoktur. Özellikle sabah namazının sünneti, öğlenin sünnetleri ve akşam namazından sonraki sünneti için “bu sünnetler terk edilmemeli, kazası olan da bunları kılmalı” denmiştir. Diğer sünnetler için ise onların yerine kazaya niyet edilebilir deriz. Böyle bir dengeleme yapabilirsiniz. Allah kabul etsin.
Selamünaleyküm. Normal eda edilirken bile iki rekât yerine dört kılınması namaza zarar vermez. Dolayısıyla yaptığınız usulde bir yanlışlık yoktur. Allah tamamına muvaffak kılsın.
Selamünaleyküm. Şu 'namaz kazaya kaldı' ifadesini kullanmamaya çalışın. Mü'min, ölüm gibi bir neden olursa o zaman namazının kazaya kalmasını konuşabilir. İkinci olarak da kural şudur: Bir namazın vaktinin 13'te başladığını ve 17'de bittiğini kabul edelim. O namazı kılmak için yeterli süreyi de on dakika sayalım. Buna göre o namazı kılmak için son süre 16.50’den itibaren ki son on dakikadır. Namazın kazaya kalması veya kılınıp eda edilmesi o on dakika ile alakalıdır. Kazaya kalma, borç durumuna düşme o on dakika ile alakalıdır. O on dakika içinde mü'min seferi durumda ise namaz da seferi şartlarda kazaya kalmış demektir. Mukim durumda ise mukim şartlarda kazaya kalmıştır. Kaza ederken de nasıl kazaya kaldı ise öyle kaza edecektir.
Selamünaleyküm. Bayan olarak yaptığınızın bir sakıncası yoktur. Allah kabul buyursun. Vitri de altıncı bir vakit gibi görerek kılın.
beş vakit konusundaki diğer fetvalar
Kur'an'da namazın ısrarla kılınması emredilmiştir. Ama gerek vakitleri gerekse kılınışı Peygamberimizin öğretisine bırakılmıştır. Kur'an'da namazın beş vakti işaretle vardır. Açıkça zikredilmemiştir. Söyleminiz küfür değildir.
İşe bulunduğunuz çevreden başlayın. Namaz kılan bir arkadaş muhiti oluşturmaya çalışın. Namazla ilgili kitap da okuyabilirsiniz.