İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Diyanet Fetva Kurulu

Soru

Keffâret orucu tutan bir kimse yolculuğa çıktığında, keffâret orucuna ara verebilir mi?

Cevap

Başlanan bir Ramazan orucunu meşru bir mazeret olmaksızın bilerek bozan bir kimsenin gücü yetmesi hâlinde peş peşe iki kamerî ay veya altmış gün keffâret orucu tutması gerekir. Hanefîlere göre, kadınların âdet hâlleri hariç hiçbir sebeple keffâret orucuna ara verilmez. Sefer ve benzeri bir sebeple ara verilmesi hâlinde daha önce tutulmuş olan oruçlar nâfile yerine geçer. Bu durumda keffâret orucuna baştan başlanır. Çünkü keffâret orucunun ara verilmeksizin tutulması gerekir. (İbn Nüceym, el-Bahr, 2/278) Bununla birlikte tutulmakta olan keffâret orucuna hastalık ve yolculuk mazeretine binaen ara verilebileceğini, bu mazeretler sona erince ara vermeden kaldığı yerden devam edilebileceğini söyleyen mezheplerin görüşleriyle de amel edilebilir. (bk. Mevvâk, et-Tâc, 5/448)
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Keffâret orucu ara vermeden tutulmalıdır. Ancak kadınların keffâret orucu tutarken araya giren âdet günleri bunun dışındadır. Çünkü onlar bu günlerinde oruç tutamazlar, âdet hâlleri bitince ara vermeden, keffârete kaldıkları yerden devam ederler. İki ayı tamamlarlar. Şayet âdetin dışındaki bir sebeple ara verirlerse, keffâret orucuna baştan başlamaları gerekir. (İbn Nüceym, el-Bahr, 4/115)

Oruç keffâreti tutan bir kadın âdet dönemi esnasında tutamadığı günler için ne y
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Ramazan’da sefer mesafesi (en az doksan km) kadar bir yere gitmek için yola çıkacak olan kimse, geceden oruca niyet etmeyebilir. Fakat niyet ettikten sonra gündüz yolculuğa çıksa bu yolculuk esnasında meşru başka bir mazereti bulunmazsa orucunu bozmamalıdır. Başlanan bir ibadetin mazeret yoksa tamamlanması gerekir. Buna rağmen sefer bir mazeret olduğu için kişi orucunu seferîliği başladıktan sonra bozarsa kendisine keffâret gerekmeyip sadece kaza gerekir. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/421-424) Hz. Peygamber’in (s.a.s.) Mekke’nin fethi için sefere çıktığında oruçlu iken, Kedîd denilen yere varınca orucunu bozması (Buhârî, Savm, 34 [1944]; Müslim, Sıyâm, 88 [1113]) savaş şartlarının gereği olarak değerlendirilebilir.

Ramazan’da oruçluyken yolculuğa çıkan kimse, yolculuk sebebi ile orucunu bozarsa
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Tutulmayan orucun yerine KAZA yapılır. KAZA, tutulamayanı eksik veya fazla yapmadan aynıyla tutmaktır. Bir güne bir gün iki güne iki gün şeklinde. Eğer oruca niyetlendikten sonra caiz olmayacak bir şekilde yeme içme veya cima yoluyla oruç bozulursa bu bozmanın cezası olarak KEFFARET devreye girer. KEFFARET altmış gün peş peşe oruç tutmaktır. İlave olarak da kaç günün orucu bozulmuşsa o da ilave edilir. Ramazan gününün orucuna hiç niyet etmemek, günü oruçsuz geçirmek ise keffareti gerektirmez. Çünkü keffaret, sözkonusu günahın cezasına katlanıp ondan kurtulmaktır. Hiç niyet etmeme kabalığını keffaretin kaldırması mümkün değildir. Onu yıllarca süren göz yaşları ve büyük bir tevbe paklayabilir. Sonra da tutmadığı kadar orucu kaza eder. Allah Teala nefislerimize uymaktan bizi muhafaza buyursun.

Kişinin ramazanda niyetlenmediği (hiç tutmadığı) oruç için kaza mı tutması gerek
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Ramazan ayında her günün orucu başlı başına müstakil bir ibadettir. Bundan dolayı her gün için oruç tutmaya niyet etmek gerekir. Dolayısıyla bir günün orucundaki bozukluk, diğer günün sıhhatine engel olmaz. Bu itibarla Ramazan orucu tutmaya başlayan bir kimse daha sonraki günlerde mazeretsiz olarak oruç tutmaktan vazgeçerse, sadece tutmadığı günlerin orucunu kaza etmesi gerekir, keffâret gerekmez. Zira keffâret, oruç tutmamanın değil, orucu Ramazan ayında mazeretsiz olarak kasten bozmanın cezasıdır. Ancak Ramazan orucunun mazeretsiz olarak tutulmaması büyük günah olup, kazasıyla birlikte tövbe etmek de gerekir. Ayrıca Ramazan’dan sonra tutulan oruç, Ramazan’da tutulan orucun sevabını karşılamaz. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/403) Hz. Peygamber (s.a.s.) bir hadisinde, Ramazan’da mazeretsiz olarak tutulmayan bir günü, bir sene boyu tutulan orucun karşılamayacağını belirtmiştir. (Ebû Dâvûd, Savm, 38 [2396]; bk. Buhârî, Savm, 29)

Ramazan orucu tutmaya başlayan bir kimse daha sonraki günlerde oruç tutmaktan va
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Farklı Ramazan aylarında da olsa bir kimsenin meşru mazereti olmaksızın kasten bozduğu bütün oruçlar için bir keffâret ödemesi (peş peşe iki kamerî ay veya altmış gün oruç tutması) yeterlidir. Ayrıca bozduğu her orucu kaza etmesi gerekir. Ancak keffâretin ödenmesinden sonra başlanıp kasten bozulan Ramazan orucu için yeni bir keffâret gerekir. (İbnü’l-Hümâm, Fethu’l-kadîr, 2/338-340)

Ramazan aylarında birden fazla oruç bozulması durumunda bu oruçların her biri iç
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kadınlar, kefaret orucunu tutarken adet olduklarında oruca ara verirler. Gusül aldıklarında, kefaret orucunu tutmaya devam ederler. Yani gusül aldıklarında araya oruç tutmadıkları bir gün fasılası sokmadan kefaret orucunu tutmaya devam etmeleri gerekir.

Hocam, kadınların hayız hâli varken aralıksız oruç tutmaları mümkün olmuyor. Bu

ORUÇ konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Fakihlerin çoğunluğu, “Oruç tutmaya güç yetiremeyenler, bir yoksul doyumu kadar fidye öder.” (el-Bakara, 2/184) âyetinden hareketle, mazeretli veya mazeretsiz oruç tutmamış ve kaza etmeden ölüm döşeğine düşmüş kimselerin oruç borçları için fidye ödenmesi vasiyetinde bulunmalarının müstehap olacağını söylemişlerdir. Eğer vasiyet etmişse mirasçıları malının üçte biri oranında bu vasiyeti yerine getirirler. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/124; bk. Serahsî, el-Mebsût, 3/89; İbn Kudâme, el-Muğnî, 3/152-153) Fidye, ölenin bıraktığı maldan teçhiz, tekfin masrafları ve borçları çıkarıldıktan sonra, kalan malın üçte birinden verilir. Şayet fidye üçte birden çok tutarsa, fazla olan kısım ancak vârislerinin rızası ile ödenebilir. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/425) Şâfiî mezhebine göre ise bir kimse imkânı olduğu hâlde fidyeyi vermeden ölürse, vasiyete gerek olmaksızın bıraktığı mirastan ödenir. Zira onun fidye ödemesi, hasta ve yolcunun orucu kaza etmesi gibidir. (Nevevî, el-Mecmû’, 6/259)

Tutmadığı oruçları kaza etmeden oruç tutamayacak hâle gelen kimse ne yapmalıdır?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Namaz, imsak ve iftar vakitlerinin tespitinde takvimlere göre hareket etmek asıldır. Diyanet İşleri Başkanlığınca hazırlanan takvimlerde namaz vakti gösterilen yerlerin yükseklik ve mesafe farkından dolayı akşam namazı vaktinin girişinde temkin uygulanmaktadır. Söz konusu takvimlerin gösterdiği güneşin batma vaktinden yanlışlıkla iki-üç dakika önce akşam namazına başlanması veya iftar edilmesi hâlinde namaz ve oruç geçerli olur. Ancak daha erken iftar edilirse oruç bozulmuş olur ve kaza edilmesi gerekir.

Akşam ezânının yanlışlıkla bir-iki dakika erken okunmasından dolayı orucunu açan
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Orucu kasten, yani mazereti olmadığı hâlde bilerek bozmak, Ramazan’ın hürmetine saygısızlıktır ve büyük günahtır. Hz. Peygamber (s.a.s.), orucunu bu şekilde bozanların keffâret ile yükümlü olacaklarını belirtmiştir. (Buhârî, Savm, 30 [1936]; Müslim, Sıyâm, 81-84 [1111]; Ayrıca bk. Dârekutnî, es-Sünen, 3/167 [2308]; Serahsî, el-Mebsût, 3/73) Oruç keffâreti, iki kamerî ay veya 60 gün ara vermeksizin oruç tutmaktır. Buna da gücü yetmeyen kişi, 60 fakiri bir gün ya da bir fakiri 60 gün doyurur. Bu keffâretin yanında ayrıca, tövbe edilmesi ve bozulan orucun da kazası gerekir. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/122-123)

Orucu kasten bozmanın hükmü nedir?

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.