Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm. Diyelim ki dul bir bayan öldü ve geride iki kızı kaldı. Bayanında annesi babası yok. Bu durumda miras kime kalır? Bayanın kardeşleri kendi çocukları varken pay düşer mi? Bildiğim kadarıyla kız olsun erkek olsun bayanın çocuğu varsa ve anne babası vefat etmiş ise bayanın kardeşlerine pay düşmez bu doğru mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. Ölmeden önce yapılacak bir paylaşmada çocuklar arasında eşit şekilde paylaşmanız uygun olur.
Selamünaleyküm. Kızlar olarak % 33,333'er hisseniz, hanımının %12,5 hissesi vardır. Babanız öldüğünde sağ olan kardeşleri de iki kişi iseler %10,417, üç kişi iseler %6,944 oranında hisse alırlar. Şu anda sattığınız değer üzerinden bölebilirsiniz. Allah babanıza rahmet etsin.
Babanız %25, Kız kardeşiniz % 10,714, Erkeklerin her biri % 21,429 hisse alır. Başka mirasçısı da yoktur.
Selamünaleyküm. Kızların her biri % 14,583; erkek %29,167 ve anneniz % 12,5 alır.
Selamünaleyküm. Ölenin eşine yani anneye % 12,5, erkek çocukların her birine %15,909 ve kızların her birine % 7,955 oranında hisse verilir.
Aleykümselam. Annenize % 12,5; kız çocuğuna % 12,5 ve erkek çocukların her birine % 25 oranında verilmelidir kalan mal. Baliğ olan çocuklar ve anneniz sizin adınıza feragat ediyorsa sizin onu almanızda sakınca olmaz. Küçük çocuğun payına düşen ise ona bırakılacak.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Hayat bir mücadele içinde geçer. Hemen hemen her insanın inişleri çıkışları olur. Eşinizin de böyle bir süreci yaşadığını düşünün. Size tavsiyemiz, onunla ikili kısır tartışmalara girmemenizdir. Aksi takdirde onu daha fazla batırırsınız. Ona karşı kadınlığınızı bir sanata dönüştürmeye çalışın. Onu sevdiği renkleri giyinmeye varıncaya kadar her şeye onun penceresinden özen gösterin. Biiznillah sizin umduğunuzdan daha iyi olur. Duayı da ihmal etmeyin. Yılmayın, yıkılmayın; sabırlı olun.
Selamünaleyküm. Yanlış düşünüyorsunuz. 'Evlenememiş' denecek yaşta değilsiniz. Siz kendi kendinize biçtiğiniz vakitten ötürü darlık çekiyorsunuz. Hayatın neresinde ne ile karşılaşacağımıza bir karar veremeyiz. Sabırlı olmanız gerekir. Boş vakit bırakmayın kendinize. Okuyun, yazın, şiir yazın. İbadetlerinizi ihmal etmeyin, nafile namazlar kılın. Ayda bir kere hatim indirecek şekilde Kur'an okuyun. Göreceksiniz ki, rahat bir hayatı gereksiz yere sıkıntıya sevk ettiğinizi anlamış olacaksınız. Allah kalbinize huzur versin.
Selamünaleyküm. O şekilde yapılması sünnet değildir ama yapılmasında da sakınca yoktur.
Selamünaleyküm. Satın alma sürecinde bir hileye başvurulmadı ise alınabilir.
Selamünaleyküm. Zararı da yoktur yararı da. Böyle bir işi caiz olduğuna dair hadisi şerif vardır. Sahabeden biri, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin bir giysisini kefeni olarak kullanmak üzere istemiş ve almıştır. Buna göre de caiz olmasında bir sakınca yoktur. İmam Şafii rahmetullahi aleyh ise, böyle bir şeyi kerih görmüştür. Kerih görme nedeni de, insanın ihtiyacı olmadığı bir zamanda böyle bir harcama yapmasıdır.
1- Mezarlıklarda muayyen olarak yapılması gereken bir okuma Sünnet'i yoktur. İbadet olan Kur'an'ın okunmasının diriye de ölüye de fayda vereceği ise kesindir. Mevcut riyakâr ve ekonomik maksatlı okumalar dışında ihlaslı bir okumanın ise biiznillah faydası vardır. Esas olan, mü'min ölüye selam vermektir. Bunun ötesi ise bir umuttur. Allah Teâlâ'dan önceden salih amellere bizi muvaffak kılmasını dileriz. 2- Muhiddin Arabî hakkında iki zıt kutup niteliğinde görüşler vardır. Bir görüş onu, zirvelerin zirvesinde görürken bir görüş de en dipte görmektedir. Bu da onun tartışılabilir bir kimlik sahibi olduğunu gösterir. Nitekim İmam Rabbanî de onu diğer evliya gibi müdafaa etmemektedir. Son şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi ise onun hakkında çok ağır sözler kullanmaktadır. Hesabı Allah'a havale edilmiş biri olarak görüp durmak en güzelidir, diye düşünüyorum. 3- Ölmüş mü'minin ardından ibadet olan her şey on sevap olması için yapılabilir ama bunun ticari olmamamsı, herhangi bir ibadetin kabulüne mani bir aksaklık olmadan yapılması şarttır.