İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Selamünaleyküm hocam Yanlış anlaşılmaların önüne geçmek için Mürşid-i kâmillik ile ilgili görüşlerinizi açıklar mısınız?

Cevap

Güzel kardeşim. Bir tasavvuf literatürü olarak ‘Mürşid-i Kâmil’i, usûl ve erkan öğretmede yüksek mertebeler kat etmiş üst hocaefendi/mürşid kimliği olarak anlayacaksak eğer, bunda ne sakınca olabilir? En büyük ve yegâne mürşid-i kâmiliz ise, fahr-i kâinat Rasûlullah salallahu aleyhi ve sellem efendimizdir. Diğer taraftan ‘kâmil’ ifadesi ile ‘eksiksizlik/kusursuzluk’ kastedilecek olursa bu noktada sıkıntı vardır. Kemâl sıfatı, sadece ve sadece Allah’a mahsustur. Yani bu manada "Kâmil" olan Allah'tır. ‘Abd’ yani kul olanın ve nefis taşıyanın ufak tefek de olsa insani eksiği olur. Çünkü insan olmak bunu gerektirir. Aksi halde Rabbimize mahsus olan ‘Kemâl’ sıfatı nasıl tahakkuk edecek? Peygamber efendimiz, insani vasıflar göz önüne alındığında insanların en değerlisi ve en yücesidir. 2014 tarihli bir sohbetimizde mürşid-i kamilliğin, Rabbimize mahsus olan kemal sıfatındaki gibi ‘kusursuzluk’ olarak anlaşılması durumunda, ‘kul’ olan hiçbir insanın kemal sıfatı taşıyamayacağını söylemiş ve ‘Kâmil olma’ vasfını bu anlamda anlamanın velevki peygamberler için olsun doğru olmayacağını ifade etmiştik. Kasıt ve niyetimiz bu yöndeydi. Zira peygamberlerin ictihat hatası yapabilecekleri neredeyse bütün alimlerin kabul ettiği bir görüştür. Açıklamamızı, hâşâ risalet görevindeki bir eksiklik veya kusur olarak algılamak çok büyük bir bühtandır. Bundan Allah’a sığınırız. Meramımızı daha iyi ifade etmek adına Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin şu hadisi şerifine dikkat buyurunuz: “Hristiyanların Meryem oğlu İsa’ya yaptıkları gibi, beni aşırı şekilde övmeyin! Ben ancak Allah’ın kuluyum. Bana ‘Allah’ın kulu ve Rasûlü’ deyin!” (Buhari, Enbiyâ, 48) Yanlış anlaşılmaları tavzih etmek adına tekrar ifade edelim: Peygamber sallalahu aleyhi ve sellem efendimiz, nebi ve rasullük görevini en mükemmel şekilde ifa etmiştir. Bunun aksini iddia edenin Müslümanlığından şüphe ederiz. İnsani vasıflar açısından da insanlığın en üstün ve en yücesi O’dur. Peygamberlerin ‘ismet’ sıfatı vardır. Peygamberlik öncesi ve sonrasında işlemiş oldukları zelleler affedilmiştir. Peygamberler, Bakara suresi 151. Ayette ifade edildiği üzere içimizden bir peygamber olarak insanlığa gönderilmişlerdir. Ve başta Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem olmak üzere tüm peygamberler kendilerini ‘kul’ olarak tanımlamışlardır. İnsanî şartlarda görevlerini ifa etmişlerdir. Kemâl sıfatı Rabbimize, ismet sıfatı ise başta peygamber efendimiz olmak üzere tüm peygamberlere mahsustur.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm.Biz bu sitede dini meseleleri tartışmıyoruz. Tartışmanın gereksizliğinden değil ama insanların zaruri bilgilenme ihtiyacını karşılamanın daha önemli olduğuna inandığımızdan böyle yapıyoruz. Sizinle de bu meseleyi tartışmayı uygun bulmuyorum. Sadece şunu belirtebilirim:Bu ümmetin, sabahlara kadar teheccüd kılan, vakıf malıdır diye cami çeşmesinden bile su içmeyen ulemasından binlercesi, belki de yüz binlercesi on dört asırdan beri sözünü ettiğiniz meselelerde bir görüş üzerinde hareket ediyorlardı. Sözünü ettiğim bu ulemaya sahabenin uleması da dâhildir.Şimdi ise laik bir ülkenin, Şeriat Fakültesi diye isim bile vermeyi tenezzül etmeyip İlahiyat Fakültesi diye kurduğu kurumlarda yetişerek, oralarda unvan sahibi olarak ilim öğrenen insanların ortaya attığı görüşler vardır. Bir de bunlar, teheccüdle de hatta sabah namazını camide kılmakla da pek alakası olmayan kimselerdir. Sekreterleri ile oturabilen tipler olmaları da muhtemeldir. Yeni cephede de bunlar vardır. İzin verin ben, başını Aişe anamızın çektiği bin dört yüz yıllık büyük kitlede kalayım. Onların, bu modernler tarafından ilan edilen hatasına razıyım. Sabah namazını camide kılmazların doğrusundan ise, secdede iken gözyaşı akıtanlarla, ellerinde kılıçlarla meydanlarda şehit düşenlerle beraber bulunayım. Bırakın, o hatalar ve sahipleri ile kalalım. Zira bunlarınki, olsa olsa hatadır. Tezlerini geçirmek veya TV ekranlarına çıkmak için değildir sözleri. Bırakın doğal kalalım. Suni dinden ise doğal dinimiz olsun. Size de tavsiyemiz budur. Bunun hesabı daha kolay olsa gerek mahşerde. Allah'a emanet olunuz.

Selamünaleyküm Hocam. Ben 23 yaşında ailevi hayatıma, yaşantıma göre daha yeni y
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’i övmek kadar büyük bir meziyet olabilir mi? Keşke becerebilsek, keşke en güzel mevlidi ben yazabilsem! Ama Kur'an gibi görülecek bir mevlüt değil, duygularımı yansıtacak bir mevlit olacak! Sıkıntıyı anlamış bulunuyorsunuz, mevlit ne için yazıldı ne için kullanılıyor, nerede kullanılıyor? Mesele buradadır.

Selamünaleyküm Hocam. Ramazan Risalesi adlı kitabınızı okudum. Kitabın sonuna do
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Mücahit: Allah yolunda cihat edendir. Allah'ın adının yücelmesi için ne yapılması gerekiyorsa onu yapanın yaptığına cihat denir. Müceddit: Müslümanlar arasında ortaya çıkan din hususlarındaki gevşekliğe karşı onları ikaz eden ve dini hususlarda canlılık için mücadele eden ve başaran âlim insan demektir. Bu ikisi arasında kimin üstün kimin ikinci olduğunu ancak Allah Teâlâ bilir. Kimi durumlarda müceddidin yaptıkları, pek çok mücahidin yaptığından daha büyük bir önem arz edebilir. Âlim, Kur'an'ımızın kullandığı kelimelerden biridir; dini hususlarda bilgisi olan, Allah'ı herkesten daha iyi tanıyan ve korkan demektir. 'Mürşid-i Kâmil' kavramı, ashabı kiramın bildiği kavramlardan değildir. Kâmil olmak Allah'a mahsustur. Kullar hep eksiktirler. İnsan kul oldukça kâmil olmaz.

Esselâmu aleykum hocam mücahid ile müceddid arasınde ne gibi fark vardır? Hangis
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Allah'ın kulları arasında kâmil olanı yoktur. Hep kusurluyuz, hatalıyız. Kim bize hatamızı gösterirse onun elini bile öperiz. Yeter ki gaye, hakkı göstermek olsun. Teşekkür ederim, dualar ediniz.

Selamünaleyküm. Ben Konya’dan sizi elimden geldiği kadar takip etmeye çalışıyoru
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Muhakkak bir doktora görünmelisiniz.

Selamünaleyküm hocam bana dini konularda çok vesvese geliyor haşa Allah hakkında
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Mü'minler, bir vücudun azaları gibidirler; bir yerdeki sızıyı her yerden hissetmek zorundadırlar. Bir mü'min kardeşin, hatasını görüp de onu hissetmemek bize ait bir tavır değildir. Şu kadar ki, daha ağır bir hataya mesela onun 'boş ver' demesine neden olacak davranışı da kabul etmeyiz. Duruma bakın, yararlı olacak zannederseniz nezaketle ikaz edin. Aksi takdirde susmayı yeğleyin. Siz niyetinizle ve samimiyetinizle kazanırsınız. Nefisleri kabartmadan, incitmeden ve kınamadan yapmak gerekiyor. En azından imamlara, böyle bir hata gördüğünüzü hatırlatarak onlara söyletebilirsiniz. Allah'a emanet olun.

Selamünaleyküm. Hocam her daim duacıyız inşallah. Rabbim sizi başımızdan eksik e

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.