Fetva Meclisi
Soru
Babamla bir konuda ters düştük. Olay şöyle: Geçen sene bir üniversitede bahar şenliğinde bir kız kardeşimiz karşı cinsten birinin omuzları üzerinde eğlenirken fotoğraflanmış ve bu fotoğraf internet ortamına düşmüştü. Bu olay üzerine bir hocamız sohbetinde bundan bahsedip bu tarz şeylerin, bahar şenliği gibi kızlı erkekli lakayt ortamların Müslümanlara uygun olmadığı üzerine konuşmuş ve bu sözler sosyal mecralarda paylaşılır olmuştu. Ben de babama, bunu paylaştığımı ve benim çevremdeki insanların bundan bir ders çıkaracağını düşündüğümü söyledim. O ise, ‘bir Müslümanın yaptığı hatayı yayarak ayıbını örtmek yerine yayıyorsunuz. Birinin hatası üzerinden tebliğ olmaz’ diye benimle münakaşaya girdi. Aslında dediği mantıklı. Yani bir Müslümanın ayıbı yayılmış oluyor. Bu, bana ve tanıdığım bir kişiye bu tarz ortamlardan katiyen uzak durmamı hatırlattı. Aslında iyi bir şeye vesile oldu çünkü ikimiz de şenliğe gitmeyi düşünüyorduk bir ara, sonra vazgeçtik. Ben bu olayın böyle bir etki oluşturduğunu, aslında iyi bir şeye vesile olduğunu söylediysem de babam fikrinden dönmedi. Burada bir Müslümanın ayıbını yayarak bizim bunun üzerinden ders çıkarmamız ne kadar doğru? Peygamber efendimiz zamanında böyle hatalardan çıkarılan dersler belirtilmiş midir? Sonuçta burada kişi belirtilmiyor ve onunla alakalı bir bilgi yok, yine de bu dedikodu olur mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Bacım, size hasseten aile içi ilişkinizi, eşinizle muhabbeti bu konudan daha önemli görmenizi tavsiye ederim. Şeytanı sevindirecek kıvılcımlar çıkabilir aranızda. O tür ortamlar oluşturan ailelerle ben şahsen mesafeli durulması gerektiği tarafıyım ama belirttiğim gibi aile içinde söz birliği yoksa bu ikinci fitnelere yol açar. Bunu bir tartışma konusu yapmamaya çalışın. Allah yardımcımız olsun. Dinimizin garip olduğu bir zamanda yaşıyoruz.
Selamünaleyküm. Bu hususta toplumumuzun bütününde bir sıkıntı vardır. Belki de en ağır tavizlerimizden biridir bu husus. Mümkün olduğunca kendimizi şeytana teslim etmeyeceğiz. Bu birinci ilkemiz olsun. İkincisi de, insanların ne dediğine dikkat edersek nefes bile aldırmazlar bize. Üçüncü ilkemiz de, konuyu farzlar, sünnetler diye ayırabiliriz. Farzları hiç taviz verilemezler olarak görürüz, diğerlerinde ise pozisyon kollarız. Sabırlı olun, adım adım yol almaya çalışın. Kendinizi kollarken ise bir bütün olmaya çalışın.
Bu hayatı bir imtihan olarak yaşıyoruz. Ne yazık ki, mevcut dönemdeki imtihanımız kendi toprağımızda garip kalmamız şeklinde tecelli etmiştir. Ezan okunan şehirlerde Allah'ın Şeriat'ının garip olması kahredicidir. Sizin o tür tartışmalara iki nedenle katılmanızı tavsiye etmeyiz. Birincisini siz de tespit etmişsiniz zaten, ortada bir mahremiyet var. Sizin mahremiyetinize zarar gelmesi, oradaki tartışılacak konudan daha ağır bir risktir. Tartışmayın, mahremiyetinizi koruyun. İkincisi ise, oradaki bayan arkadaşlarınızla da olsa tartışma siz yine zararlı çıkarsınız. Zira o tartışmada boş atışları yapanların kaybedecekleri bir şeyleri yoktur. Sizin ise kaybetme riskinizi olan imanınız, heyecanınız ve umudunuz vardır. Bayanlarla da olsa tartışmalara girmeyin. Oradan en erken ve en kestirme yolla mezun olup mümince yaşama yollarına yürüyün. Derin düşündüğünüzde görürsünüz ki, o tartışmalarla hakkı bulup istiğfar etmiş kimse neredeyse yoktur ama o tartışmaların akabinde umut ve heyecanını kaybetmiş pek çok kimse vardır. Rabbim sizi korusun.
Babanız çocuklarının birinin yanına gitmeyi kabul eder de yine kimse bakmazsa o zaman bedduasında tam haklı olur. Bu durumuyla da evladı açısından elbette nahoş bir durum ve onun üzülmesi bir vebal ama babaya bakmamak, ayağına gitmemek değil de onu çaresiz bırakmak olarak ortaya çıktığında büyük bir vebal olur. Sizin eşinizin durumu da şu şekilde olabilir: Eşiniz babanızla dar bir evde aynı çatıda yaşamak için oraya gideceğinizde kabul etmeyecekse bunda hakkı vardır. Babanızın bulunduğu veya herhangi bir şehre gittiğinizde gelmeme gibi bir hakkı yoktur. Nikâh akdinde böyle bir şart koşmuş siz de kabul etmiş olsa idiniz şimdi haklı olurdu. Sizin de boşanma gibi bir afeti aklınıza getirmeniz hiç doğru değil, dert içinde neden dert üretiyorsunuz? Eşinizin aile büyüklerinden de yardım alarak ve siz de verdiğim örnekte olduğu gibi durumu biraz esneterek çözüm üretmeye bakın. Hayat bu, böyle geldi böyle gidecek. Eşinizi de bir gün bakıp bakmamayı konuşacak doğurdukları. Gelecek uzak değildir. Allah yardımcımız olsun.
Her şeyden önce eşini bakımlı ve ilgili hale getirmeye çalış. Tek çaren eşindir, seveceğin şeyleri onun üzerinde artırmaya bak. Onu yüzüne karşı öv. Cinselliği sadece yatak ilişkisi olarak anlama, ön sevişme ve benzeri birliktelikleri artır. Onunla bu içerikteki muhabbetleri iyi değerlendir. Allah yardımcın olsun. Asla yılma, bittim tükendim zannetme. Yaşının getirdiği geçici bir sıkıntıdır bu.
Babanızın rızası olmayan bir işten hayır görmezsiniz. Ailenizden birilerini aracı yapın, yalvarın ama onun gönlünü yapın. Babanız, evlilik sizin için artık farz haline geldiği hâlde evlenmenizi engeller ve size evlenebileceğiniz uygun başka bir alternatif göstermezse o zaman sizin istediğiniz evliliği yapmanızda bir sakınca olmaz. Allah'a emanet olun.