Fetva Meclisi
Soru
Ölümü bir komedi malzemesi olarak kullanan dizileri izlemek günah mı? Ölümle dalga geçilmiş oluyor. İzleyen kişinin dalga geçme niyeti olmasa ama yine de izlese bu kişiyi günaha sokar mı? Küfre düşürür mü?
Cevap
Benzer fetvalar
Bir haramın görülmesine, yayılmasına, taklit edilmesine sebep olan o haram işlenmeye sebep olduğu sürece onu işleyenler kadar günah yazılır ona. O günahı taklit edip işleyenlere de günah yazılır. Ahirette de hesap yerinde hesabı bu toplam üzerinden sorulur maazallah. Dizi ve filmler bunun en canlı örneği kabul edilebilir. Mümin insan dizilerden oyuncu veya izleyici olarak uzak durmalıdır.
Her an ölmeye hazır olması gereken bir insanın ölürken üzerinde bulunmak istemeyeceği şeyi yapmaması gerekir. TV, hiç değilse vakit zayiatıdır. Göz zinası için şart başkadır. Bakılması haram olan şeylere bakıldığında göz zinası denen şey gerçekleşir. TV'de de bu her pozisyonda olmayabilir. Ama saniyelerle sınırlı bir ömrü, asırlarca sürecekmiş gibi rahat harcamanın hangi mantığı olur? Bunlar boş kalmanın, hedefsiz yaşamanın, cemaat ehli olmamanın, insanlığa hizmetten lezzet alamamanın sonuçlarıdır. Allah yardımcımız olsun.
Ölüm korkusu ve ahiret kaygısı aslında kötü bir şey değil. Çünkü bu korku bizi daha iyi bir kul olmaya, günahlardan sakınmaya ve Allah’a yönelmeye teşvik eder. Ancak bu korku ümitsizliğe, huzursuzluğa ve günlük hayatını zorlaştıran bir endişeye dönüşüyorsa burada bir denge kurmak gerekir. Ölüm Korkusunu Hafifletmek İçin Neler Yapılabilir? Allah’a olan güveni artır: O’nun sonsuz merhamet sahibi olduğunu sık sık hatırla. Günlük tövbe alışkanlığı edin: Yatmadan önce istiğfar et. Peygamber Efendimiz bile günde 70-100 kez tövbe ederdi (Buhârî, Daavât, 3). Allah’ın rahmetini düşün: Hadiste geçtiği gibi, "Eğer Allah’ın merhametini bilseydiniz, günah işlemekten korkmazdınız."(Müslim, Tevbe, 22). İbadetlere yönel: Küçük de olsa düzenli ibadetler (namaz, dua, sadaka vb.) yap. Çünkü Allah, “Kim bana bir adım atarsa, ben ona koşarak gelirim.”buyuruyor (Buhârî, Tevhid, 50). Ölümü güzel bir şey olarak görmeye çalış: Ölüm, yok olmak değil, Rabbimize kavuşma anıdır. Allah seni ve bizleri iman üzere yaşatsın ve iman ile can vermeyi nasip etsin. Kendini kötü hissettiğinde dua et, tesbih çek, Kur’an oku. Bunlar kalbe huzur verir.
İnsanın bir bedeni bir de ruhu vardır. Ölümle beraber bedende değişiklik olur ama ruh kalır. Ölümle değişen sadece bedendir. Ruh ebedi kalmaktadır. Bu yüzden bir mezardaki ölüye selam verildiğinde selamı aldığı kabul edilmektedir. Ölümün bizim için beden olarak en ağır yarası sekarat hâlidir. Ancak tadanın bilebileceği ve onun da kimseye çektiğini anlayamayacağı yaklaşık olarak bir on dakikalık zaman dilimi, insanın hayattaki o son on dakikası ölümün en ağır yönüdür. Öldükten sonrası ise ruhun yaşadığı acılar veya nimetlerle doludur. Sekarat hâlinin en zor bölümü, İblis’in o anda iman çalmak için gelmesi durumudur. Bu sebeple akıllı bir mü'min “son nefes endişesini” asla kaybetmez. Onun için gayret eder, dua eder. O anda meleklerin görüldüğü Kur'an ile sabittir. Bu an, insanın tıbben yüzde yüz ölmüş olduğu andır. Hayat devam ediyor kabul edilebilecek bir durum için ölüm denemez. Bitkisel hayat dense de ona biz yine hayatta deriz. Tıbbın bu konudaki kararlarını fıkıh ilmi de benimser. Yani önce kalp mi ölür, beyin mi ölür; bu önemli değildir. Kişinin hayatı bitti ise veya dini ifade ile ruhu çıktı ise öldü kabul ederiz. Müslüman, ölümün felsefesi ile değil ondan sonrası ile ilgilenmelidir. Ölüm sonrasındaki berzah âlemi (kıyamete kadarki kabirde geçecek olan zaman) her müminin derdi ve gayret konusu olmalıdır. Allah Teâlâ’dan bize o günümüzde rahmet etmesini dileriz.
Bu sana Allah’ın bir lütfudur diye umuyorum. Zira senin mesleğin öyle bir etkilenme ile yürütülemez bir meslektir. Özde ölümü hesap eden ama olaydan etkilenmeyen bir kimliğin olması daha iyidir. Mesleğinde güçlü olman için bu gereklidir. Allah Teâlâ yardımcın olsun, elinden şifalar dağıtsın.
Kanun şudur: İman edenin Allah rızası için, Allah’ın istediği şekilde yani dinine uygun olarak yaptığı işler ahirette sahibine yarar. Bunun dışında bu dünyadaki iyi işlerin ahirete geçmesi söz konusu değildir. Bela geldiğinde o beladan zarar görüp ölen mü'min ise o bela onun için günah temizleyicisi olur. Kâfir için ise böyle bir umut yoktur. Kâfir iyi işler yapan birisi ise o, yaptığı iyi işlerin karşılığını bu dünyada rahatlık, mal ve huzur olarak alır. Ahirette alabileceği bir şey yoktur, dünyada yaptıkları heba olup gidecektir.